enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
14:34 TUDPAM Başkan Yardımcısı Kaşlılar: Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in ‘Düşmanlaştırma’ Retoriği
13:48 Kerkük’te Yeni Türkmen Vali ve Denge Arayışı
13:25 Kocaeli’n Kartepe ilçesinde ‘Kartepe Evleri’ ön satışa çıkıyor
12:23 Erivan’da bayrak provokasyonu
19:17 Dijital Tehditler ve Şiddetin Teşviki
11:13 Bir Kıssa Bin Hisse : Ağaç ve İnsan
10:41 Avrupa’nın yeni enerji krizinde fatura 28 milyar doları aştı
09:28 Su Kanunu Taslağı Görüşe Açıldı: SPD Görüş ve Önerilerini Hazırlıyor
15:28 Merkez Bankası faiz kararını açıkladı
15:13 CSO Ada Ankara’da 23 Nisan coşkusunu sahnelere taşıyor
14:12 Kocaeli Güneş Gazetesi’nden Eyüp Gencer yazdı: Helal olsun sana başsavcım!
09:47 Kocaeli Şehir Tiyatroları, “Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi” oyunuyla Bursa’da izleyiciyi büyüledi
09:25 (DEİK) Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanı Mehmet Yılmaz, Değerlendirmelerde bulundu
09:14 (MSB), Kara Havacılık Komutanlığına ait helikopterin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradı
23:48 Gazeteci Veysel KAVRAYAN’ın ‘Dünya Gündemi’nde dünyada olup bitenler
23:07 Orgeneral Bayraktaroğlu Arnavutluk’ta temaslarda bulundu
22:55 275 okulu hedef gösteren 389 hesap kullanıcısı gözaltına alındı
22:49 Türk denizciliğinin altın çağı: Aynı anda 50 gemi inşa edilecek
22:32 COP31 ev sahibi Türkiye kararların uygulamaya alınmasına odaklanacak
22:10 Kalıcı kilo kaybı için şok diyetler yerine yaşam tarzı değişikliklerine odaklanan 2 temel yöntem
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Müslümanların hayatında teori ve pratik arasındaki çelişki…

Müslümanların hayatında teori ve pratik arasındaki çelişki…
A+
A-

Zamanımızda var olan hiçbir dinin ve hiçbir ideolojinin teorisi/nazariyesi ile mensuplarının davranışları arasında, Müslümanlık ve Müslümanlarınki kadar terslik, uyuşmazlık, çelişki yoktur.

Günümüzde Müslümanların büyük çoğunluğu İslam’ın iyilik, güzellik, bilhassa dürüstlük adına verdiği buyrukların neredeyse hiçbirine uyma gereği duymadan, bu konuda en küçük çaba göstermeden hayatını sürdürüyor ve gerine gerine de, “Müslümanım!” diyorlar. Bunu söylerken de İslam’ı yalnızca namaz, oruç gibi belirli ibadetlerin yapılmasıyla; kadınların örtünmesiyle; alkollü içkilerden uzak durulmasıyla gereği

yerine getirilen bir din olarak algılıyorlar.

Müslümanlar; Müslümanlığın Hak ve adalete, kul (insan) haklarına riayete; verilen sözü tutmaya; yalandan, hileden, sahtekarlıktan mutlak bir şekilde uzak durmaya; gerçek Müslümanlığın ancak bunlarla mümkün olduğuna dair açık seçik buyruklarından hiç haberleri yokmuş gibi yaşıyorlar.

İslam’ın teorisi ile Müslümanların pratiği arasındaki en önemli çelişkilerden biri; hak ve adalete uyma, insan (kul) haklarına saygı gösterme konusunda yaşanmaktadır. Müslümanlığın üzerinde eşsiz bir duyarlılık gösterdiği ilke, her alanda hak ve adaletin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi; kimliği, aidiyeti, mensubiyeti ne olursa olsun hiçbir kimsenin ve hiçbir toplum kesiminin zerre kadar bir haksızlığa uğramamasıdır. Pratik ise bunun tam tersidir.

“Küfür ile âbâd olunur, zulüm ile âbâd olunmaz!”

Bu, tarihte İslam dünyasından yükselen; bir devletin dinsiz, inançsız bile olsa varlığını sürdürebileceğine; ama zulme saparsa yaşamasının mümkün olmayacağına güçlü vurgu yapan bir sestir.

Ünlü tarihçi Bernard Lewis soykırım iddiaları ile ilgili neler söylemişti?  - Son Dakika Dünya Haberleri | Cumhuriyet

ABD’li ünlü tarihçi Bernard Lewis

Yakınlarda vefat eden ABD’li ünlü tarihçi Bernard Lewis, Müslümanlıkta adalete verilen öneme; halkın dinli-dinsiz, Müslim-gayrimüslim ayrımı yapılmadan herhangi bir zulme ve herhangi bir haksızlığa uğramamasının temel amaç olduğuna her fırsatta değinmiştir. Lewis’e göre Batı’nın parlak devirleri nasıl özgürlükler sayesinde vücut bulduysa, Müslümanların parlak dönemleri de adalet sayesinde vücut bulmuştur. Yani Batı’nın yükselişinde özgürlük, Müslümanların yükselişinde adalet aynı role sahip olmuşlardır.

Son yüzyıllarda ve özellikle bizim yüzyılımızda İslam toplumlarında egemen olan uygulama, geçmişteki bu adalet duyarlılığıyla hiç örtüşmemekte; yolsuzluk, hırsızlık, sahtekarlık, kayırmacılık vb. görülmemiş bir hızla yayılmaktadır.

ABD’de yerleşmiş bir Müslüman akademisyenin İslam’ın iyi insan olmaya ilişkin esaslarına en çok hangi toplumlarda uyulduğuyla ilgili olarak çok yakınlarda yaptığı bir araştırmada en iyi Müslüman ülke bile 80’li sıralarda yer almıştır. En son sıralarda da yine Müslüman ülkeler bulunuyor. İlk sıralarda ise İskandinav ve Batı Avrupa ülkeleri bulunmaktadır. Teori ile pratik arasında çok göze batan çelişkilerden biri de Müslümanların para ve servetle ilişkisinde yaşanmaktadır.

Müslümanlıkta para ve servet, ancak ihtiyacımız ölçüsünde değer verilmesi gereken bir dünya metaıdır. Kimseye muhtaç olmamak için çalışmak ve kazanmak farzdır. Helal yollardan kazanmaya sınır da konmamıştır. Kazancımızdan lükse, gösterişe, savurganlığa düşmeden; zamana ve çevreye uygun olarak ihtiyacımız kadar harcayıp, vergimizi dürüstçe verdikten sonra, kalanı toplum yararına hayır işlerinde kullanmak dinde tavsiye edilen yoldur. Bunun tersine para ve serveti baş tacı yapmanın ve amaç haline getirmenin Müslümanlıkta asla yeri yoktur.

Bugün yaşanan bu anlayışın tam zıddıdır. Birçok Müslüman zengin, serveti amaç haline getirmiş; onun dünyada insanlığa hizmet için kullanılacak bir araç olduğu inancını terk etmiştir. Dindarlık iddialarına rağmen Müslümanlıkta şiddetle yasak olan lüks ve şatafata aşırı düşkünlük göstermişlerdir. En acısı da, Müslüman zenginler parayı ve serveti her fırsatta maddecilikle suçladıkları kesimlerden daha az sevdiklerini ispat edememişler; kibirden, lüks ve israftan kaçınmakta dindar olmayan insanlara örnek olamamışlardır.

Yine çok göze batan bir çelişki de, ülke yönetiminde gelinen makamlarda, sahip olunan otorite ve yetkilerin kullanılmasında yaşanmaktadır.

Birçok Müslüman ülkede dindar/muhafazakâr iktidarların lider kadroları ve onların makam sahibi yaptığı birçok bürokrat, kendilerine emanet edilmiş olan makamları halka hizmetin değil; saltanat sürmenin, halka tepeden bakmanın, egolarını tatmin etmenin, kişisel geleceklerini kurtarmanın bir aracı haline getirmişlerdir.

Burada çok önemli birkaçına değindiğimiz Müslümanlığın teorisiyle Müslümanların pratiği arasındaki çelişkiler istenirse çok daha uzatılabilir. Çünkü Müslümanların hayatının hemen her alanı bu tür çelişkilerle doludur.

Müslümanların hiçbir zaman akıllarından çıkarmaması gereken evrensel gerçek şudur: “Müslüman olmadan da iyi insan olunabilir; iyi insan olmak için Müslüman olmak şart değildir; ama iyi insan olmadan asla iyi bir Müslüman olunamaz!

Son söz, sözünü ettiğimiz çelişkilerden çok şikâyet etmiş olan Mehmet Akif’in olsun:

Müslümanlık” denilen ruh-i ilahî arasak, “Müslümanız” diyen insan yığınından ne uzak!

İki şey bağdaşmaz: Para sevgisi ve dindarlık - DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

ETİKETLER: , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.