
İsrail’in sözde güvenlik doktrininin “önleyici saldırı” ve “caydırıcılık” üzerine kurulu olduğu ve bunun da zaman zaman askeri operasyonların ve savaşların artmasına neden olurken tarihsel süreçte yaşanan 1948 Arap-İsrail Savaşı, 1967 Altı Gün Savaşı ve 1973 Yom Kippur Savaşı gibi büyük çatışmalar, bu tartışmaların temel referans noktaları arasında yer alıyor.
Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkan Yardımcısı Mustafa Metin Kaşlılar, İsrail’in son dönemde giderek artan şekilde bölgesel dengeleri değiştirmeye yönelik bir strateji izlediğini ve bu stratejinin merkezinde “düşmanlaştırma” retoriğinin yer aldığını ifade etti.
Kaşlılar, İsrail’in söz konusu söylemi yalnızca askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve psikolojik bir araç olarak kullandığını, bu sürecin ABD ve Avrupa’daki lobiler üzerinden de desteklendiğini belirtti.
İsrail’in kuruluş sürecine de değinen Kaşlılar, Holokost hafızasının özellikle 1948 sonrasında güçlü bir siyasi retoriğe dönüştürüldüğünü ve bu söylemin günümüze kadar aktif biçimde kullanıldığını vurguladı.
İsrail’e yönelik eleştirilerin çoğu zaman “antisemitizm” olarak kodlandığını ifade eden Kaşlılar, bunun karşı tarafı dışlayan ve uluslararası alanda yalnızlaştırmayı hedefleyen bir mekanizma haline geldiğini söyledi.





