enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
17:15 Bir Terk Etme Hikayesi
11:19 DEM Partili Gergerlioğlu’nun oğlundan Sabiha Gökçen için küstahça bir paylaşım
11:00 Bir Geri Gidiş: Savunma Bakanlığı’ndan Savaş Bakanlığı’na
10:27 Kayseri Valisi Gökmen Çiçek,Kocaeli’den Gelen Spor Basınını Ağırladı
06:39 (TİM) Başkanı GÜLTEPE, “2026 yılına mal ve hizmet olmak üzere toplam 410 milyar dolarlık ihracat hedefiyle başladık”
00:57 Analiz: Türkiye-Mısır Yakınlaşmasının Stratejik Anlamı
00:52 Avrupa Haberleri: AB’den Rusya’ya yeni yaptırım hamlesi: Petrol taşımacılığı hedefte
00:51 Avrupa Haberleri: Rusya, Alman ordusuna karşı hibrit bir savaş mı yürütüyor?
00:44 Dış Bakış Cilt 3 Sayı 1 yayınlandı
00:44 İran Ordusu Genel Komutanı Emir Hatemi: Her türlü kötülüğe karşılık vermeye hazırız
00:42 ‘PayPal mafyası’ndan kriptoparaya: Epstein’in Silikon Vadisi’yle ilişki haritası
00:27 Tahran’dan Washington’a uyarı: Saldırı olursa ABD üslerini vururuz
00:24 Türk Hava Kuvvetleri’ne ‘milli uçaklar’ geliyor
00:08 Halid Meşal: Hamas silah bırakmayacak
07:11 e-Birliktelik kampanyasıyla 12 bin işletmeye 21 milyon destek
00:53 Mamdani’den Farage’a: Epstein dosyaları ardından yapay zeka ile üretilmiş görüntüler yayılıyor
00:52 Zelenskiy: ABD, barış anlaşması için Rusya ve Ukrayna’ya Haziran ayına kadar süre verdi
00:39 Umman görüşmesi: İran ve ABD nükleer müzakereleri sürdürme kararı aldı
00:34 Eurobarometer anketi: Avrupalılar için savaşlar ve dezenformasyon en büyük endişe kaynağı
00:21 Orta Asya’da Su ve Enerji Güvenliği: İklim Değişikliği ve Bölgesel Kırılganlıklar
TÜMÜNÜ GÖSTER →

ABD’nin SDG’den Neden Vazgeçti

ABD’nin SDG’den Neden Vazgeçti
02.02.2026
A+
A-

* Suriye’nin kuzeyinde son on yılda yaşananlar, büyük güçlerin bölgeye nasıl baktığını anlamak açısından öğretici bir örnek sunuyor.

Prof. Dr. Ata ATUN, KKTC

Suriye’nin kuzeyinde son on yılda yaşananlar, büyük güçlerin bölgeye nasıl baktığını anlamak açısından öğretici bir örnek sunuyor. 2026 Ocak ayında ABD’nin Suriye De-mokratik Güçleri’nden (SDG) desteğini fiilen çekmesi, birçok kesim için “ani” bir karar gibi algılansa da, aslında bu adım uzun süredir biriken stratejik tercihler zincirinin son halkasıydı. Bugün tartışılması gereken soru, ABD’nin neden vazgeçtiğinden çok, ne-den bu noktaya gelindiğidir.

ABD–SDG ilişkisi, hiçbir zaman eşit ortaklığa dayanan bir ittifak olmadı. Bu ilişki, IŞİD’le mücadele gibi somut ve sınırlı bir hedef üzerine kuruldu. Washington açısından SDG, sahada Amerikan askerlerinin yerini alabilecek işlevsel bir güçtü. Ne daha fazlası ne de daha azı. Sorun, bu askeri işbirliğinin zamanla siyasi bir projeye dönüşmesi bek-lentisiydi. SDG, ABD’nin askeri varlığını kalıcı bir güvence olarak okudu; oysa ABD için bu varlık her zaman geçici ve koşulluydu.

Zaman içinde sahadaki koşullar değişti. IŞİD’in askeri kapasitesi büyük ölçüde kırıldı, Suriye’de merkezi yönetim yeniden güç kazandı ve Şam, uluslararası sistemle yeniden temas kurmaya başladı. Bu tablo, ABD’nin “vekil güç” ihtiyacını azalttı. Bir devletle mu-hatap olmak, bir silahlı örgütle muhatap olmaktan daha az riskli ve daha öngörülebilir hale geldi. Dolayısıyla Washington, maliyeti artan bir ortaklığı sürdürmek yerine, stra-tejik önceliklerini güncellemeyi tercih etti.

Bu tercihte Türkiye faktörünü görmezden gelmek mümkün değil. SDG’ye verilen des-tek, yıllardır Ankara–Washington hattında ciddi bir gerilim başlığıydı. NATO müttefiki bir ülkenin güvenlik kaygılarının sürekli ertelenmesi, ABD açısından sürdürülebilir de-ğildi. Yeni dönemde ABD, Ortadoğu’da askeri yükünü azaltmayı ve bölgesel aktörlerle çalışmayı öne çıkaran bir çizgiye yöneliyor. Bu çerçevede Türkiye gibi devletler öne çıkarken, SDG gibi yapılar geri planda kalıyor.

SDG açısından bakıldığında ise yaşananlar kaçınılmaz bir hayal kırıklığı yarattı. ABD desteği çekildiğinde, örgütün sahadaki hareket alanı daraldı; Arap aşiretlerinin mesa-fesi ve Şam’ın askeri baskısı, özerklik iddialarını fiilen boşa çıkardı. Bugün gelinen noktada “entegrasyon” söylemi, birçok SDG mensubu için bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor.

Bu tablo, büyük güçlerin duygusal değil, çıkar temelli hareket ettiğini bir kez daha gös-teriyor. ABD’nin SDG’den vazgeçmesi, ahlaki bir tartışmadan ziyade stratejik bir he-saplamanın sonucu. Suriye sahasında artık yeni bir denge kuruluyor ve bu dengede silahlı vekil yapıların alanı daralıyor.

Sonuç olarak, ABD’nin SDG’den çekilmesi bir son olduğu kadar bir uyarıdır da. Bölge-deki tüm aktörler için mesaj nettir: Büyük güçlerin desteği kalıcı değil, koşulludur. Ger-çek güvence, dış aktörlerin vaatlerinde değil, bölgesel uzlaşı ve gerçekçi siyaset zemi-ninde aranmalıdır.

***

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

Akademisyen,

KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.