Gazeteci Özlem BAY’ın Haber Ajandası: İş yerine taşınan hayat, yüzde 30 verim kaybı yaratıyor
* Gazeteci Özlem BAY, bu haftaki ‘Haber Ajandası’nda “İş yerine taşınan hayat, yüzde 30 verim kaybı yaratıyor” konusunu ele alıyor.
* İşte detayı!…
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
İSTANBUL, 13 ŞUBAT 2026
İş yerine taşınan hayat, yüzde 30 verim kaybı yaratıyorİş yerine taşınan hayat, yüzde 30 verim kaybı yaratıyorİş dünyasında son yılların en sık kullanılan kelimelerinden biri ‘esenlik’… Uzun süre bu kavramı daha çok bireysel dayanıklılık, stres yönetimi ve kişisel iyi olma hâli üzerinden konuştuk. Oysa bugün tablo bize başka bir şey söylüyor. İnsan yalnızca iş yüküyle değil, hayatın tamamıyla işe geliyor.
Wellbees’in yayımladığı ‘2025 Esenlik Haritası’ da bu geçiş anını yakalayan veriler sunuyor. Küresel ekonomik belirsizliklerin ve uzun süren bir ‘polikriz’ döneminin ardından çalışanların zihinsel ve duygusal dünyasında bir kırılma yaşanıyor. Artık mesela “Nasıl dayanırım?” sorusunun yerini, “Neden dayanıyorum?” sorusu alıyor.
Bu sorgulamanın izleri psikolojik destek başvurularında net biçimde görülüyor. 2025’te her üç çalışandan biri kaygı ya da stres nedeniyle bir uzmandan destek almış durumda. Kaygı, stres, depresyon, öfke ve iletişim problemleri gibi başlıkların toplamda yüzde 56,5’e ulaşması, iş dünyasının görünmeyen yükünü gözler önüne seriyor. Ancak bu yılın asıl dikkat çekici noktası, listenin zirvesine yerleşen başlık: evlilik ve ilişkiler…
Z VE X KUŞAĞINDA ‘KAYGI’ PROBLEMİ VAR
Psikolojik destek başvurularında ilk sıraya yükselen evlilik ve ilişkiler konusu, bir önceki yıla göre ciddi bir artış göstermiş. Buna ebeveyn-çocuk ilişkileri de eklendiğinde, çalışanların özel hayatlarında yaşanan gerilimlerin artık ertelenemediği anlaşılıyor. İş ile hayat arasındaki sınırın kağıt üzerinde kaldığı, duygusal yüklerin kapıda bırakılmadığı bir dönemdeyiz.
Bu tabloyu daha da ilginç kılan bir başka detay ise cinsiyet ve kuşak farkları. Kadınlar daha çok kaygı nedeniyle destek ararken, erkeklerde evlilik ve ilişkiler başı çekiyor. Y kuşağında ilişkiler öne çıkarken, Z ve X kuşaklarında kaygı daha belirgin. Tek tip çalışan profiliyle tasarlanan esenlik politikalarının neden yetersiz kaldığı da tam bu noktada ortaya çıkıyor.
PRESENTEİZM ARTIYOR, KARAR VERME BECERİSİ AZALIYOR
Zihinsel yük kadar bedensel iyilik halinde de bir dönüşüm var. Beslenme danışmanlığı başvurularında uzun süredir ilk sırada yer alan kilo kontrolünün yerini egzersiz ve sporcu beslenmesine bırakması, çalışanların bedenleriyle kurduğu ilişkinin değiştiğini gösteriyor. Spor ve egzersiz danışmanlarına başvurularda ise hala en güçlü motivasyon, sürdürülebilir bir alışkanlık kazanma isteği.
Melis Abacıoğlu
Tüm bu veriler bize şunu fısıldıyor: İnsanlar artık yalnızca ayakta kalmaya çalışmıyor; yaşadıkları hayatla bağ kurmak istiyor. Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu’nun da altını çizdiği gibi, büyük şokların ardından gelen görece durağanlık, içsel bir muhasebeyi tetiklemiş durumda. Kimlik, aidiyet ve anlam ihtiyacı en çok da ilişkilerde kendini gösteriyor.
Üstelik bu mesele yalnızca bireysel bir ruh hâli meselesi değil. Araştırmalar, aile ve ilişki problemleri yaşayan çalışanlarda yüzde 30’a varan verimlilik kaybına, artan presenteizme ve zayıflayan karar verme becerilerine işaret ediyor. Yani özel hayatta yaşanan kopuşlar, iş yerindeki ilişkilere, ekip dinamiklerine ve lider-çalışan bağlarına hızla sirayet ediyor.
ARTIK, ‘BAĞ KURABİLEN’ KURUMLARIN DÖNEMİ
Bu nedenle esenlik kavramını yeniden düşünmek gerekiyor. Yıllardır bireyin dayanıklılığına odaklanan yaklaşımlar, artık yerini daha ilişkisel bir bakışa bırakmak zorunda. Çünkü sistemin gücü, içindeki bireylerin ötesinde, bireyler arasındaki bağlardan geliyor. Psikolojik güvenliğin, açık iletişimin ve sosyal bağların güçlendirilmediği bir organizasyonda, bireysel iyi olma hali tek başına yeterli olmuyor.
Belki de 2025 Esenlik Haritası’nın en güçlü mesajı burada yatıyor: Zor zamanlarda bile konuşabilen, bağ kurabilen ve birbirine tutunabilen kurumlar, yalnızca performansı değil, insanı da koruyan gerçek güvenlik ağlarını oluşturabiliyor.
Esenlik artık bir yan hak olmanın çok ilerisinde, işin ta kendisi. Üstelik artık merkezinde yalnızca ‘ben’ değil, ‘biz’ var.
***
Yazar hakkında
ÖZLEM BAY :
Gazi Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde okuduğu yıllarda Anadolu Ajansı İç Haberler Bölümü’nde muhabirliğe adım attı. Mezun olduktan sonra 2000-2006 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde görev yaptı. Gazetenin ekler bölümünde başlayan muhabirlik yolculuğu, ekonomi servisinde devam etti. İş dünyası, KOBİ’ler ve insan kaynakları konularında uzmanlaştı. 2006 yılından bu yana Ekonomist Dergisi’nde editör olarak çalışıyor. Dergide; “Pazarlama” köşesinin yanı sıra enerji, ilaç, sağlık, tarım, savunma sanayii sektörlerine yönelik haberleri de yayımlanan Bay ayrıca, Start Up dergisinde girişimcilik ekosistemi, CEO Life dergisinde ise iş dünyasının lifestyle tarafını yansıtan haberler de yazıyor. Biyografi okumak, seyahat etmek, resim yapmak, doğal taş ve kuru yaprak boyamak hobileri arasında yer alıyor. İki kız çocuğu annesi olan Bay’ın, büyük kızı Zeynep’in resimlediği 20 masaldan oluşan ‘İçimdeki Çocuktan Masallar’ adında bir çocuk kitabı var. 2022 Kasım’da ‘Gözyaşların Ne Renk?’ isimli romanı, Mayıs 2023’te ise girişimci öykülerinden oluşan iş kitabı ‘Başaranlar Kulübü‘ okuyucularla buluştu.
Yaratıcı yazarlık konusunda çalışmaları olan Bay’ın, yeni nesil liderleri konuk ettiği ‘Yazı Tura’ adından bir Youtube kanalı da bulunuyor.
Konfüçyüs’un “Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız” sözüne katılıyor. Hayatının geri kalan kısmını sevdiği işi yaparak ve farklı konularda yazarak
geçirmeyi planlıyor.
obay@ekonomist.com.tr