enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:55 Almanya: Kalifiye göçmenleri nasıl zorluklar bekliyor?
00:52 Kocaeli Ticaret Odası’dan: İşletmelerin Hibe ve Fonlara Erişimini kolaylaştırma
00:47 Türkçe düşünür, Türkçe rüya görürüz Türkçe yazar okuruz, ama, Türkçeyi bilmeyen okumuşlarız !!!
00:43 Hollanda’da Türkish Professional Network (Türk Profesyoneller Ağı) Dikkat Çekiyor: Direksiyonda yine kadınlar var!
00:42 Suriye Türkiye’de iç siyasi dengelere nasıl yansıyor?
00:21 Suriye Türkiye’de iç siyasi dengelere nasıl yansıyor?
00:20 İlklerin Adı: Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi
14:41 Türkiye’de 15 yaş altına sosyal medya yasağı geliyor
00:11 Avrupa’da ABD’siz savunmanın formülü: Avrupai NATO
00:06 MİT ve Emniyet’ten “casusluk” operasyonu: 6 gözaltı
00:05 Türkiye’nin bölünmüş yol ağı 30 bin kilometreye ulaştı
00:04 Bakan Göktaş’tan İBB kreşindeki iddialara ilişkin açıklama
00:04 Irak’ta ABD’nin karşı çıktığı Nuri Maliki kimdir?
00:04 Akif Çağatay Kılıç: İran ekseninde gerilimin çözülmesi için çabalarımız devam edecek
00:03 Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası bildiri yayınlandı…
00:03 Tokat’ın Niksar ilçesinde araç muayenesinde kredi kartı komisyonu yasal bulunmadı
00:02 Terörsüz Türkiye ve Bölge Hedefinin Geleceği
00:02 Davos’ta geç gelen itiraf
00:01 “Gaziantep’in Genç Yıldızları Ödül Töreni”nden notlar!
00:01 İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Steve Witkoff ile temas kurmadığını söyledi.
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Suriye Türkiye’de iç siyasi dengelere nasıl yansıyor?

Suriye Türkiye’de iç siyasi dengelere nasıl yansıyor?
30.01.2026
A+
A-

* Suriye’deki gelişmeler Türkiye siyasetindeki fayları hareketlendirdi. SDG’nin güç kaybı DEM Parti’yi iktidar karşısında kırılgan hale mi getirdi? Çözüm süreci nasıl etkilenir? CHP’nin tutumu nasıl olacak?

* İşte detayı!…

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Gülsen Solaker: Serbest gazeteci olarak her şeyi kendi başınıza yapmak zorundasınız | Haber Üsküdar

Gazeteci*Gülsen SOLAKER, DW

ANKARA, 30 OCAK 2026 – TÜHA / TÜRKUAZ DW Türkçeİnternational News Agency’n DW’ye dayandırdığı Gülsen SOLAKER’in haberine göre, Suriye’de son haftalarda yaşanan hızlı gelişmelerle Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) dağılma sürecine girmesi sadece dış politika açısından değil iç siyasi dengeleri sarsması açısından da tartışılıyor.

Omurgasını Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu SDG’nin sahadaki güç kaybı  ve Suriye’deki yeni dengeler, Türkiye’de çözüm sürecinin geleceği, AK Parti ile DEM Parti’nin izleyecekleri siyaset, Kürt seçmenlerin oy davranışları ve başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin tutumu gibi başlıklarda çok sayıda soru işareti oluşturdu.

Çözüm süreci nereye gidiyor?

Suriye’deki gelişmelerin etkilediği konuların başında Ekim 2024’te başlatılan ve henüz çok somut bir adım atılmasa da belli bir aşamaya gelen çözüm süreci bulunuyor.

İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı bu süreç için TBMM’de oluşturulan Milli Birlik ve Kardeşlik Komisyonu’nun ortak raporunun yazımının önümüzdeki haftalarda tamamlanması bekleniyor. Ancak bu rapora dair ilk sızan bilgiler DEM Parti’yi “umut hakkı” gibi konularda büyük oranda tatmin edecek adımlara şu an için yer verilmeyeceği yönünde.

TBMM'de kurulan süreç komisyonu salonu

TBMM’de kurulan süreç komisyonu raporunun gelecek haftalarda tamamlanması bekleniyorFotoğraf: ANKA

Ancak DEM Parti infaz yasası ile ilgili düzenlemenin raporun yayımlanmasının ardından özel yasa ile gündeme gelebileceği beklentisinde.

Anahtar Parti kurucularından Kalkan: Memleketin sorunlarını çözme arayışına talibiz

Siyaset Bilimci Nurettin Kalkan

Siyaset Bilimci Nurettin Kalkan, DEM Parti için “kontrollü muhalefet” ihtimalini mümkün gördüğünü söyleyerek, Suriye’nin kuzeyindeki YPG ve SDG varlığının zayıflaması ve ABD’nin bu yapılara mesafe koymasının, DEM Parti açısından ciddi bir stratejik kayıp olduğuna dikkat çekiyor.

Kalkan’a göre DEM Parti bu süreçte iki seçenekle karşı karşıya: Ya siyasal çizgisini sertleştirecek ya da “kontrollü muhalefet” konumuna itilecek. Mevcut uluslararası dengelerin devam etmesi halinde ikinci seçeneğin daha olası olduğunu savunan Kalkan, DEM Parti’nin “Terörsüz Türkiye” sürecine “kendi iradesiyle değil, iktidarın inisiyatifiyle eklemlenmek zorunda kalabileceğini” belirtiyor.

DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan en son Yeni Yaşam gazetesine verdiği demeçte süreçte bir “kırılma ve güven krizi” olduğunu söyleyerek, iktidarın komisyon dışında pratik adımlar atmadığını belirtti. Bakırhan, Halep kriziyle sürece “sabotaj” yapıldığını da savunarak, “İktidar, Suriye politikasıyla hem bölgesel barışa hem de Türkiye’deki çözüm sürecine halel getirecek pratiklerde bulundu. Ama biz parti olarak barış ve çözüm imkanına sonuna kadar sahip çıkacağız” dedi.

CHP nasıl bir politika takip edecek?

Öte yandan Suriye’deki gelişmeler sadece DEM Parti’yi değil CHP’yi de zorlayan bir sürece dönüşmeye gebe.

DW Türkçe’ye konuşan CHP’li yetkililer iktidarın Kürt meselesi ve DEM Parti üzerinden yeni bir siyasal zemin inşa etmeye çalıştığını düşünüyor. CHP’ye göre anayasa tartışmaları bağlamında DEM Parti’ye baskı kuruluyor ve bu kapsamda anayasa değişikliğine destek verirlerse başka davranılacak, vermezlerse DEM Parti için “terörle yan yana durdular” denebilecek.

İktidarın ekonomiden dış politikaya kadar politikalarını köklü biçimde değiştirmesine rağmen tabanında ciddi bir kırılma yaşamadığı tespiti de yapan CHP’liler, buna karşılık kendileri hangi açıklamayı yaparsa yapsın eleştirildiklerini ve bunun bir refleks haline geldiğini belirtiyorlar.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in DEM Parti Eş Başkanlarının ziyareti sonrasındaki açıklamasının bazı bölümleri çeşitli kesimlerde eleştirilmişti.

Bu konuda Kalkan, iktidarın siyasal zikzaklarını tolere edebilecek geniş bir araç setine sahip olduğunu vurgulayarak, muhalefetin ise aynı imkânlara sahip olmadığını belirtiyor ve şöyle konuşuyor:

Türk siyasal hayatında bazı şeyler yalnızca iktidara mübahtır; iktidara mübah olan şeyler muhalefete günahtır.

Peki bu durumda CHP ne yapmayı planlıyor?

CHP’nin günlük olarak yaptırdığı anketler son gelişmelerin ardından Kürt seçmenlerin AKP’den kopma eğiliminde olduğunu gösteriyor. DEM Parti’nin yüzde 8-9 bandında görünen seçmeninin ideolojik bağlılığının güçlü olduğunu belirten CHP’li yetkililere göre CHP’den gelecek sert ve dışlayıcı bir söylem bu seçmeni tamamen kaybetme riskini getirebilir.

DEM Parti eş başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i parti merkezinde ziyareti sırasında ayakta fotoğraf için poz veriyor

DEM Parti eş başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları 27 Ocak Salı günü CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i ziyaret ettiFotoğraf: Anka

CHP seçmenlerinin homojen olmadığına da dikkat çeken parti yetkilileri, bu nedenle önümüzdeki dönemde partiden farklı isimlerin farklı toplumsal kesimlere hitap edecek şekilde ön planda olmasını hedeflediklerini kaydediyor.

Bu arada Kalkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şimdiye kadar çözüm sürecinde bir çeşit “hakem” gibi davrandığına, doğrudan inisiyatif alan bir aktör gibi davranmadığına işaret ederek, Erdoğan’ın süreçten çekilmesi halinde daha sert bir güvenlikçi ve milliyetçi paradigmanın devreye girebileceğini dile getiriyor.

Kalkan, böyle bir senaryonun DEM Parti ile CHP’yi daha fazla marjinalize edebileceğini ve iki partiyi yeniden birbirine yakınlaştırabileceğini de belirterek, şöyle konuşuyor:

“CHP-DEM Parti ilişkisinin ritmi büyük ölçüde iktidar tarafından ayarlanıyor. CHP ile DEM Parti’nin yakınlaştığı dönemler, iktidarın her iki partiyi de marjinalize etme ihtiyacından kaynaklanıyor. Mesafenin açıldığı dönemlerde ise iktidar, DEM Parti ile yeni bir müzakere alanı açmak istiyor. İktidar, sahip olduğu siyasi ve iktisadi imkânlar sayesinde DEM Parti’yi istediği an CHP’nin siyasal alanından çıkarabilir ve kendi kurduğu denklemde konumlandırabilir.”

İktidar meşruiyetini ne kadar dış politikadan alıyor?

Suriye gibi dış politika başlıklarının siyaseti ve iktidarın gücünü nasıl etkileyeceği de tartışma konusu. Uzmanlara göre normal koşullarda dış politika, seçmen eğilimlerini temelde etkileyen bir unsur değil iken, son dönemde dünyadaki gelişmelerle birlikte bu da değişiyor.

Kalkan’a göre Türk siyasal hayatı üç ana evrede ele alınabilir. 1923-1946 arasındaki dönemi “rasyonel dönem“, 1946-2017 arasını “pragmatik dönem” olarak nitelendiren Kalkan, 2017’deki sistem değişikliğiyle birlikte ise Türkiye’nin “opportunist döneme” geçtiği yorumu yapıyor.

Kalkan’a göre bu opportunist dönemde siyasal aktörler ve kurumlar güç ve nüfuz alanlarını koruyabilmek için ittifaklara bağımlı hale gelmiş durumda. Kalkan, AK Parti iktidarının ise iç politikadaki siyasal meşruiyetini uzun süredir iç politikadaki ekonomik başarıdan değil, uluslararası gelişmelerden ve bu gelişmelerin “kazanım” olarak sunulmasından sağladığını söyleyerek, son gelişmelerin de iktidar bloğu açısından moral ve meşruiyet tazeleyici bir işlev gördüğünü belirtiyor.

Seçmenler ne düşünüyor?

Suriye’ye ilişkin son harita ve durum ateşkesin 15 günlüğüne uzatılmasıyla henüz netliğe kavuşmazken, Türkiye’de seçmen davranışları da şimdiye kadarki gelişmelerden etkilenmiş görünüyor.

Ocak 2026 tarihli IstanPol ve ASAL Araştırma verilerine göre, Türk seçmeninin yüzde 57,6’sı Suriye’deki son gelişmeleri  Türkiye’nin “dış politika başarısı” olarak nitelendiriyor. Özellikle milliyetçi ve muhafazakâr seçmen grubunda sınır hattındaki “özerk yapı” tehdidinin ortadan kalkması iktidara puan kazandırmış görünüyor.

Güneydoğu illerinde yapılan araştırmalar ise halkın büyük bölümünün Suriye’deki akrabalarının akıbetinden endişe duyduğunu yansıtıyor.

SAMER Saha Araştırmaları Merkezi tarafından 16-19 Ocak 2026 tarihleri arasında 16 ilde 1507 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen araştırmaya göre, bölge halkı Türkiye’nin Suriye’de izlediği politikaları ülkedeki çözüm sürecinden bağımsız değerlendirmiyor. Araştırma verilerine göre, Türkiye’nin Halep merkezli gelişmelere karşı izlediği politikanın sürece etkisini olumsuz veya çok olumsuz bulanların oranı yüzde 61,1’e ulaşıyor.

Katılımcılara “Türkiye’nin en önemli birinci öncelikli sorunu nedir?” sorusu yöneltildiğinde yüzde 56,4’lük kesim “ekonomik kriz/işsizlik” yanıtı verirken, yüzde 22,3’lük kesim “Kürt sorunu” yüzde 6,1 ise “hukuk sisteminin mevcut durumu” diyor.

Seçmen eğilimleri incelendiğinde Kürt seçmen davranışında en büyük düşüşün ise yüzde 10,4 civarında bir farkla AKP’de yaşandığı, buna karşın kararsızlık ve oy vermeme eğiliminin de kayda değer düzeyde olduğu görülüyor.

Gülsen Solaker: Serbest gazeteci olarak her şeyi kendi başınıza yapmak zorundasınız | Haber Üsküdar

Gülsen Solaker Dış politika ve iç siyasi gelişmeler ağırlıklı olarak 1997’den beri çalışan gazeteci.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.