Türkiye mevcut küresel ve bölgesel diplomatik angajmanları ve Terörsüz Türkiye süreci bağlamında Suriye’de Fırat’ın doğusuna ilişkin “stratejik bir sabır” gösteriyor ancak bu sabrın da bir sınırı olduğu çok açık.
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
Can ACUN, SETA Dış politika Araştırmacı
ANKARA, 22 ARALIK 2025
Suriye’de muhaliflerin Esed rejimini devirmeye yönelik bir harekata giriştiği dönemde hem rejimle tarihsel ilişkisi hem de rejimin varlığı ortadan kalktığı takdirde ilk hedefin kendisi olacağı bilinciyle SDG/YPG, rejimin boşalttığı alanları özellikle Halep bölgesinde doldurmaya çalışmıştır. Ancak gelinen aşamada SDG/ YPG, Tel Rıfat ve Menbiç’in kaybı sonrasında rejimle paralel biçimde sahada güç kaybeden aktörlerden biri konumuna sürüklenmiştir.
8 Aralık sonrasında Suriye haritasına bakıldığında geriye yeni Şam hükümetiyle SDG’nin kaldığını ifade edebiliriz. Ardından bu sürece İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgalleri ve yine Tel Aviv’in Şam hükümetini hedef alma pahasına desteklediği Dürzi milislerin eklendiği görülmektedir. Ancak yine de haritaya bakıldığında ve rasyonel bir değerlendirme gerçekleştirildiğinde ayrılıkçı bir gündem inşa etmeye en yakın unsurun SDG/YPG yapılanması olabileceği iddia edilebilir.
Nitekim İsrail’in Suriye’de askeri anlamda ağırlığını koymadığı bir denklemde, bahse konu devrimci trend ve ABD’nin diplomatik baskılarıyla birlikte SDG, Şam hükümetiyle 10 Mart Mutabakatı’nı imzalamak durumunda kalmış ve kağıt üzerinde de Şam hükümetine entegre olmayı kabul etmiştir. Ancak SDG, bu süreci bir zaman kazanma aracına dönüştürmüş ve uzlaşmaz bir tutum sergilemiştir. SDG/YPG’nin uzlaşmaz tutumunun belirginleşmesinde şu üç temel faktör rol oynamıştır:
İsrail’in Dürzi Milislere Desteği: Süveyda krizinde Tel Aviv’in Dürzi milisleri korumak adına Şam hükümetini askeri olarak hedef almasıyla birlikte SDG/YPG müzakerelerde konumunu güçlendirmiş ve İsrail ile kurulan angajmandan destek alarak taleplerini maksimize etme yoluna girmiştir.
Türkiye Konjonktürü: Türkiye’nin PKK’nın tüm bileşenleriyle silah bırakmasına ilişkin yürüttüğü “Terörsüz Türkiye” sürecinde Ankara’nın askeri bir operasyona başlamayacağı yönündeki kanaat de SDG’nin uzlaşmaz bir tutumla müzakereleri sürdürmesine olanak tanımıştır.
Şam’ın Uzlaşmacı Yaklaşımı: Şara yönetimi başta ABD olmak üzere Batı dünyasıyla ilişkilerini geliştirmek, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını sağlamak ve uluslararası sisteme entegre olabilmek için askeri tedbirleri geri planda tutmaktadır.
Zikredilen konjonktürel avantajların yanı sıra SDG/YPG’nin aleyhine üç temel yerel faktör bulunmaktadır:
Demografi: SDG’nin kontrol ettiği bölgelerde nüfusun en az yüzde 80’ini Araplar oluşturmaktadır.10 Kürt nüfus, Türkiye sınırına paralel bir şekilde dar bir alanda (M4 yolunun kuzeyindeki yaklaşık 30 kilometrelik bir derinlikte) mukimdir. Bu durumda başta Deyrizor, Rakka, Tabka ve Haseke gibi şehirler tamamen Araplardan oluşmakta ve buradaki nüfusun Şam’dan ayrı bir özerklik arayışı bulunmamaktadır.
Doğal Kaynaklar: Ülkenin doğal kaynaklarının (petrol, doğal gaz, su) büyük bir bölümü SDG’nin kontrol ettiği alanlarda
bulunmaktadır. Özellikle petrol ve doğal gaz kaynakları Şam hükümetinin ekonomik bağımsızlığı adına kritik öneme sahiptir. Fırat Nehri’nden kaynaklı olarak hem su hem de barajlardan (Tişrin, Tabka, Baas) elde edilen elektriğin büyük önemi haizdir.11 Nitekim bu kaynakları da kapsayacak şekilde Şam hükümetinin başta ABD olmak üzere uluslararası aktörlerle de mutabakatlar sağladığı bilinmektedir. Bu durum ayrıca SDG’yi zorlayıcı unsurlar arasında görülebilir.
Yerel Dinamikler: 8 Aralık devrimiyle birlikte Şam hükümetinin hakim olduğu bölgelerde kamu idaresinin tesisi başta olmak üzere özellikle elektrik altyapısındaki gelişim, bölgeler arasındaki farkı dramatik bir şekilde etkilemektedir. Uluslararası angajmanlarla birlikte Suriye’nin giderek küresel sistemin parçası haline gelmesi diğer yandan SDG’nin ayrılıkçı tutumu ve gayri yasal pozisyonu toplumsal desteği Şam lehine artırmaya devam etmektedir.
Öte yandan özellikle Arapların tıpkı devrim döneminde olduğu gibi Cuma eylemlerine başlaması da yerel dinamikleri Şam lehine etkilemektedir.
Sonuç olarak mevcut konjonktür SDG’nin varlığına ilişkin süreyi uzatsa da orta ve uzun vadeli dinamikler mevcut pozisyonunu oldukça zorlamaktadır.
Bu dinamiklerin mevcudiyeti Ankara’ya stratejik zamanlamayı gözeterek daha ihtiyatlı ve kontrollü adımlar atabilme imkanı sunmaktadır. Bu bağlamda Ankara Terörsüz Türkiye sürecinin ruhuna uygun olarak “stratejik sabır” gösterme eğiliminde olup diplomatik yaklaşımla ve Şam yönetimiyle koordineli biçimde ülke bütünlüğünü tahkim etme ve en optimum çözümü arama politikasını sürdürmektedir. Tüm bunlarla birlikte Türkiye’nin de desteğiyle Suriye ordusunun askeri operasyon gerçekleştirme olasılığı da seçenekler arasında güçlü bir şekilde
yer almaktadır.
TÜHA HABER / Türkiye ve Libya arasında deniz yetki alanlarına ilişkin imzalanan mutabakata benzer bir anlaşmanın Türkiye ve Mısır arasında da yapılması, Rum-Yunan ortaklığının Doğu Akdeniz’deki iddialarını hukuken bir kez daha akamete uğratacaktır. Hacı Mehmet Boyraz & SETA Araştırma Asistanı, Avrupa Araştırmaları, İstanbul Son yıllarda Türk dış politikasının ve uluslararası siyasi...
Son dönemde yaşanan gelişmeler Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesine yönelik tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Suriye Haber Ajansı’na göre Esad, Rusya Devlet Başkanı Putin’in özel temsilcisi Alexander Lavrentiev ile görüşmesinin ardından şunları söyledi: “Suriye, ülke topraklarının tamamı üzerindeki egemenliği ve terör ve terör örgütleriyle mücadeleye dayalı Suriye-Türkiye ilişkileri için her türlü girişime açıktır”....
TÜHA HABER / DW’den Marcel Fürstenau, eyalet seçimlerinde aldığı tarihi yenilginin ardından CDU’nun ileriye bakması gerektiğini, aksi takdirde federal meclis seçimlerinde bir felaketle karşı karşıya kalabileceği görüşünü savunuyor. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerindeki seçimlerde hiç bu kadar kötü bir sonuç almamıştı. Geçmişte güçlü olduğu, mutlak çoğunluğun nadir olmadığı...
NATO, bölgesel savunmacı karakterinden uluslararası krizlerle mücadele edebilecek bir hüviyete ve karaktere bürünmeye başlıyor.. Prof. Dr. Murat YEŞİLTAŞ, Dış Politika Araştırmaları Direktörü NATO, Soğuk Savaş sonrasında toplam 4 stratejik konsept yayınladı. Birincisi; 1991 yılında Sovyet mirasını müteakip yeni bölgesel ve uluslararası jeopolitik gerçekliği temel alıyordu. İkincisi; 1999 yılında ilan edilen...
İttifaklar ortak tehditler karşısında kurulurlar. Güçlü ve sürdürülebilir ittifaklar ise ortak değerler etrafında uzlaşırlar ve kendi siyasi aktörleri ve toplumları zamanla bu değerleri özümserler. Talha KÖSE, SETA Brüksel Koordinatörü, Toplum ve Medya Direktörü İttifaklar ortak tehditler karşısında kurulurlar. Güçlü ve sürdürülebilir ittifaklar ise ortak değerler etrafında uzlaşırlar ve kendi siyasi...
21. yüzyılın uluslararası ilişkilerinde küresel güç dengeleri hızla değişmektedir. Batı merkezli düzenin sorgulandığı, çok kutupluluğun öne çıktığı ve bölgesel güçlerin ittifaklar aracılığıyla küresel siyasette daha etkin roller üstlenmeye başladığı görülmektedir. TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency Mehmet Gökhan Özçubukçu, Uluslararası İlişkiler Uzmanı ANKARA, 06 EKİM 2025 21. yüzyılın uluslararası ilişkilerinde küresel...