Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter Dergi’nin 112. sayısı yayında…
* Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter Dergi’nin 112. sayısı yayında…
UHA / İnternational News Agency
ANKARA, 06 MAYIS 2026 – ABD/İsrail-İran Savaşının geleceğine dair müphemlik ve Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik sürerken, küresel jeopolitik de küresel ekonomi de sallantıda.
Bu sayımızda, yine geniş bir savaş dosyası ile karşınızdayız. Dergimizin ilk sayfalarında ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum’un bu yıl Türkiye’nin başkanlığı ile Antalya’da düzenlenecek olan COP31 Taraflar Konferansına dair hazırlıkları ve Türkiye’nin kritik rolünü detaylandırdığı yazısı bulunuyor.
Ateşkes ile şimdilik ara verilmiş görünen savaşta, Washington-Tahran hattındaki gerilimin tırmanma dinamiklerini İsmail Sarı inceledi.
Tahran’ın tutumunu, olası hamlelerindeki sebepleri, sonuçları ve elindeki muhtemel kozları Ali Çabuk değerlendirdi. Ali Hamaney sonrası İran içindeki reformist-muhafazakar kadroların iktidar için güç mücadelesini, aldıkları pozisyonlar üzerinden Yusuf Sosar detaylıca analiz etti. 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan savaşın bölgesel düzeyde en yoğun etkilerini hisseden Körfez ülkelerini, İsmail Numan Telci ele aldı. İsrail’in ateşkesleri bozma ve savaş ihlallerini normalleştirme eylemlerinin röntgenini, İran ve Lübnan örnekleri üzerinden Haydar Oruç çekti. Lübnan ve İsrail arasında giderek derinleşen çıkmazı ise Tuba Yıldız masaya yatırdı.
Uluslararası boğazlardan geçişler ve silahlı çatışmalar durumunda hukuki prensipleri, yansımalarıyla birlikte Hürmüz Boğazı bağlamında Yücel Acer işledi. Harun Türker Kara da Hürmüz Boğazı’ndaki krize Türkiye’nin nasıl alternatif çözümler üretebileceği sorusunun cevabını aradı. Arabuluculuk kapsamında Pakistan’ın yaptıklarına ve yapacaklarına sebepleriyle birlikte Hayati Ünlü ışık tuttu.
Tunç Demirtaş, Türkiye’nin çok katmanlı Somali stratejisinin yeni aşamasına, Çağrı Bey’in sondaj faaliyetleri üzerinden yoğunlaştı. AB ülkelerinin birlik ve parçalanma analizini, savaşın tazelediği kriz üzerinden Filiz Cicioğlu yaparken; Baki Laleoğlu, Macaristan seçimleri üzerinden post-liberalizmin dönüşümünü irdeledi. Muhterem Dilbirliği de sekiz Türk’ün hayatını kaybettiği NSU cinayetleri üzerinden Almanya’nın aşırı sağ ve ırkçılık ile sınavına odaklandı.
Zeki Karataş, Kahramanmaraş’taki okul katliamını gerçekleştiren katilin o noktaya nasıl geldiğine dair bir çerçeve sunarken; okullarda yaşanan şiddet olayları sonrası alınacak önlemleri yazan Zakir Avşar, güvenlik anlayışının sadece fiziki koşullarla değil iletişimle de desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Dijital çağın en büyük mağdurları olan çocukların dijital oyunlarla olan bağına ve ebeveynlerin rolüne Zeynep Esra Abay Çelik, dijital ebeveynlik üzerinden dikkat çekerken; Emrah Atila da dijital pandemi olarak tanımladığı yeni dönem için alınacak tedbirlerin nedenlerine ve sınırlarına yoğunlaştı.
Sağlığın ve hekimliğin tanımında dünden bugüne yaşanan değişimi açıklayan Şervan Gökhan, gelecekte; biyologların geliştireceği tedavilere, mühendislerin üreteceği cihazlara ve yapay zekâ sistemlerinin sunacağı önerilere ve hekimin bu üçgendeki yerine dikkat çekti.
Cenk Beyaz güncel verilerle dünyada ve Türkiye’de demografik yaşlanmanın meydana getirdiği ve getirebileceği muhtemel sonuçlar üzerinde dururken, Türkiye’de artan demografik yaşlanma hızını ve yaşlı yalnızlığının muhtemel sonuçlarını Beyza Ekici yorumladı. Faruk Taşçı da Türkiye’nin sosyal güvenlik anlayışını ve sistemin etkin parametrelerini çok boyutlu bir şekilde ele aldı.
Postmodern çağda sürdürülebilirlik ile kapitalizm arasındaki çatışma ilişkisine Elif Habip kapsamlı bir çerçeve sunarken; Hüseyin Arslan, iki araştırma raporu verileri üzerinden Türk tipi sekülerliğin yansımalarının ve coğrafi çeşitliliğin oluşturduğu mozaiğin üzerinde durdu.
Alp Cenk Arslan, dünyaya gelmekte zorlanan “tekno-politik cumhuriyete” dair kılavuzluk yaparken; Fatih Sinan Esen de yakın zamanda yaşanan kod sızdırılması üzerinden, yapay zekâ şirketlerinin tekelleşmesiyle oluşacak tehlikeleri dijital feodalite bağlamında işledi. Sefa Şengül ise yapay zekâ çağında hakikat inşası için lüzumlu başlıklara değinerek, kolektif çabanın gerekliliğini vurguladı.
Bu vesileyle Kurban Bayramınızı da tebrik ediyoruz.
Gelecek ay yeni sayımızda görüşmek üzere…
MUSTAFA CANER
GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ
