enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
20:10 Halep krizi tamamen bitti mi? Suriye’yi şimdi ne bekliyor?
17:52 Bakan Fidan, Gazze barış planının ikinci aşamasına ilişkin toplantıya katıldı
11:00 Bazı bölgelerde barajlar dolmuyor, Su sürekli azalıyor!
08:39 Dr. Elvin Abdurahmanlı, “Bölgedeki kalıcı barış ve Türk birliğinin caydırıcı gücü en önemli unsur”
06:51 Brüksel’den Yükselen Uyarı: Türkiyesiz Güvenlik Olmaz
00:53 Türk Dünyası’nın Kültürel Mirasını ve Küresel Etkileşimini öne çıkaracak ‘Viyana’da Türk Haftası’ bugün başlıyor…
00:36 Bakan Göktaş, 2002’de 5 bin 777 olan engelli memur sayısı 82 bin 626’ya ulaştı
00:34 Hollanda Türk Gazeteciler Birliği, 10 Ocak’ı bu kez “Anma” ruhuyla yaşattı
00:28 Küresel Gazeteciler Konseyi’nden (KGK) İstanbul ve Ankara’da 10 Ocak buluşmaları
00:24 Türkiye’de rüzgardan elektrik üretimi 3 Ocak’ta 259 bin 76 megavatsaatle günlük bazda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı
00:19 Yüzyılın konut projesinde yeni haftanın kura takvimi
00:16 Türk Dünyası’ndan Haberler!
00:13 Milli Savunma Bakanı Güler, “Gazze Şeridi’nde İsrail için bir tehdit oluşturmuyor”
00:10 Oğuz Türklerine ait 9-10. yüzyıldan kalma Kültöbe Yazıtı keşfedildi
07:36 2026’nın merakla beklenen 20 filmi
06:19 BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin başta olmak üzere birçok ülkeden ABD’ye sert tepki
06:16 Bir bardak portakal suyunun şaşırtıcı faydaları
00:37 2026’da emekli aylıkları yaşam maliyetine kıyasla ne seviyede?
00:37 Türkiye’nin 2026’da dış politikada öncelikleri neler olacak?
00:26 İran’da sokağa çıkma çağrıları yapan sürgündeki Rıza Pehlevi kimdir?
TÜMÜNÜ GÖSTER →

İsrail’in Kademeli Planı

İsrail’in Kademeli Planı
A+
A-

İsrail’in Filistinlilere karşı başlattığı soykırım savaşının bir yılı doluyor. Bugüne kadar 42 bine yakın Filistinli katledildi. Lübnan’a kalıcı olarak yerleşmek isteyen İsrail, kara harekâtı başlattı. İsrail’in hedefinin en başından itibaren Gazze ile sınırlı olmadığı biliniyordu. 7 Ekim saldırıları sonrası, bölgesel bir savaşı amaçladığı belliydi.

Nebi Miş | Yazar | Kriter Dergi

Doç. Dr. Nebi MİŞ & SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü

Batılı ülkelerin, savaşın ilk aylarında bölgesel bir savaş riskine karşı İran ve vekillerini kontrol altında tutmaya dönük baskılarının, aslında İsrail’in kademeli bölgesel savaş planına hizmet etmeye dönük olduğu bugün daha iyi anlaşılıyor. Bugüne kadar ABD ve Batılı ülkeler, İsrail’in katliamlarına askeri, siyasi ve ekonomik destek verdiler. İsrail’i ateşkese zorlamak yerine, Netanyahu’yu bölgesel savaşa cesaretlendirdiler. Netanyahu yönetiminin soykırım ve savaş suçu işlemesi karşısında uluslararası hukukun işlemesini engellediler. İsrail’e karşı özellikle Batı kamuoyunda yükselen tepkileri azaltmak için her türlü baskıyı devreye soktular.

Binlerce Filistinli sivil ölürken, aylarca ateşkes için koşulların oluşmadığını söylediler. İsrail’in haydut bir devlet gibi hareket etmesini her ne pahasına olursa olsun desteklediler. ABD’nin “kör desteği” karşısında İsrail, soykırımını kademeli olarak genişletti. Bölge ülkelerinin sessiz kalması ve Batı’nın koşulsuz desteğiyle, İran ve vekil güçlerine karşı önce bir yıpratma savaşı başlatarak onların tepkisini ve kapasitesini ölçtü. Gerekli koşulların oluştuğunu görünce de kademeli soykırımını artırdı. İsrail’in saldırganlığını yükselttiği her yeni durumda, bir sonraki aşamaya hazırlık için, “harekâtın kısıtlı olacağı“, “ateşkes zamanının geldiği” gibi ABD tarafından yapılan açıklamalar, İran başta olmak üzere bölge ülkelerinin dizginlemeye yönelikti. Ayrıca, İsrail’e zaman kazandırmaya dönük bu tür söylemler, uluslararası kamuoyunun tepkisini yönetmek içindi.

İsrail’in savaşı Lübnan’a yayması, Suriye, Yemen, İran ve Irak’a karşı sürdürdüğü operasyonları devam ettirmesi, Ortadoğu’da artık “yeni bir durumu” ortaya çıkardı. Bu yeni jeopolitik durumu iyi tahlil etmemiz ve üzerinde iyi düşünmemiz gerekiyor. Bu yeni gerçekliğin Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri açısından da birtakım ciddi sonuçları olacak. Herkes ABD seçimlerinin sonucunu beklese de, seçimlerden ne sonuç çıkarsa çıksın yeni dediğimiz süreç işleyecek. Jeopolitik ve güvenlik dengelerinin sarsıldığı bu yeni durumda, İran’ın bölgesel etkisi zayıflıyor. Vekil güçlerini artık eskisi gibi kullanamayacak. Bölgesel istikrarsızlığın daha da derinleşmesi, Arap Baharı sonrası oluşan “kısmı statüko“nun da tamamen değişeceği anlamına geliyor.

İsrail, Gazze ve Batı Şeria’yı tamamen kendi kontrolüne alıp, yaşamsal olarak gördüğü bu alanlardan geri çekilmeye yanaşmak istemeyecek. Lübnan’da istediğini elde ettikten sonra, sıra önce Suriye’ye gelecek. Eşzamanlı olarak, İran’ın iç kırılganlıklarının artması, vekil güçleri içinde yaşanacak ayrışmalar, bölgenin ekonomik ve demografik ve yönetimler düzeyinde daha da kırılganlaşması durumunda, İsrail bölgedeki diğer hedeflerine yönelecek. İsrail’in Filistin’le sınırlı olmayan hedeflerine engel olunmazsa, İsrail’in saldırganlığına bölge ülkeleri sessiz kalmaya devam ederse, ortak bir tutum takınmak için harekete geçmezlerse kendilerinin de güvende olmayacağını görmeleri gerekiyor.

İsrail sorunu devam ettiği müddetçe, sadece Ortadoğu değil, küresel sistem de kaosa sürüklenecektir. Bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “insanlık cephesinin kurulması” önerisi önemlidir. İsrail er ya da geç durdurulur. Ancak, bir an önce durdurulmazsa insanlık için maliyeti yüksek olur. Son olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü TBMM’nin yeni çalışma dönemi açılış konuşmasında ifade ettiği, “İsrail’in saldırganlığı Türkiye’yi de içine almaktadır” tespiti sıradan bir açıklama değildir. İsrail’in bölgesel savaş planı; çökmüş devletlere, yeni kitlesel göçlere, ekonomik kırılganlıklara yol açacaktır. Bundan en çok etkilenecek ülkelerden biri Türkiye’dir. Bu bağlamda “iç cepheyi sağlam tutmak” önem arz etmektedir. Bu süreçlerden iç siyasetin de etkilenmesi kaçınılmazdır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.