enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
17:40 İklim değişikliklerin dünyamıza Faturası: Susuzluk
12:55 Yüzyılın Konut Projesi’nde yeni haftanın kura takvimi
07:52 Petrol savaşları yerini ‘kritik mineral’ savaşlarına bırakabilir
00:31 Kuşadası Güvercinada Açık Hava Müzesi’ni 2025 yılında181 bin 419 kişi ziyaret etti
00:24 CHP Genel Başkanı Özel’in ‘ben 30 yıl yatarım, siz de yatarsınız’ sözlerine tepkiler sürüyor
00:22 TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency ve UHA / İnternational News Agency ’16 Ocak Basın Onur Günü’nde onurlandırıldı
00:20 16 Ocak Basın Onur Günü’nden notlar..
00:04 Aydın’ın Kuşadası’nda, Kurumlar Arası Gerginlik Hizmeti Aksatıyor
18:23 Ömer Çelik’ten CHP’ye tepki: Saldırganlık bir siyaset biçimi değildir
17:58 Sosyal medyada suç örgütlerini öven 325 şüpheli yakalandı
13:55 Türkiye, Sudan konulu beşinci istişare toplantısına katıldı
10:54 Binlerce Alıcı, Bebek ve Çocuk Ürünleri İçin İstanbul’a Gelecek
10:54 Ömer Çelik, “Karanlık siyasetlerin takip edildiğini görüyoruz”
10:09 Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan temassız kartlarda şifresiz işlem limiti artırıldı
00:47 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 kasım ayına ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı.
00:42 Bakan Göktaş, “Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı”nda konuştu
00:40 Devlet Bahçeli: ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir
00:37 Ticaret Bakanlığı tüm gümrük işlemlerinde dijitalleşme ve şeffaflık konularında yeni adım attı…
00:36 Hong Kong’da bulunan Sultan Boztepe, Türk Öğrenci Birliğinin kurulmasına öncülük etti…
00:36 Türkiye, Mısır ve Katar’dan Gazze açıklaması
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Türkiye’nin 2026’da dış politikada öncelikleri neler olacak?

Türkiye’nin 2026’da dış politikada öncelikleri neler olacak?
11.01.2026
A+
A-

* ABD’de Trump yönetiminin iş başına gelmesiyle hareketlenen küresel diplomasinin Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki çatışmalara odaklanması, Ankara’nın 2025’te dış politikada çok hareketli bir dönemden geçmesine neden oldu.

*İşte detayı!…

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Ayşe Sayın (@aysesayin) / Posts / X

Gazeteci* Ayşe SAYIN

ANKARA, 11 OCAK 2026 – Bu hareketliliğin, Türkiye tarafından “zirveler yılı” olarak tanımlanan 2026 boyunca artarak sürmesi öngörülüyor.

7-8 Temmuz’da Ankara’da NATO Zirvesi, 9-20 Kasım’da Antalya’da COP31 Zirvesi yapılacak.

Türkiye, “zirveler yılında” diplomatik görünürlüğünü ve etkisini daha da artırma arayışında olacak.

Bu hareketliliğin, Türkiye tarafından “zirveler yılı” olarak tanımlanan 2026 boyunca artarak sürmesi öngörülüyor.

7-8 Temmuz’da Ankara’da NATO Zirvesi, 9-20 Kasım’da Antalya’da COP31 Zirvesi yapılacak.

Türkiye, “zirveler yılında” diplomatik görünürlüğünü ve etkisini daha da artırma arayışında olacak.

23 Kasim 2025'te Güney Afrika'daki G20 Zirvesi'ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan

Kaynak,Reuters,23 Kasim 2025’te Güney Afrika’daki G20 Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan

 

Suriye-SDG entegrasyon süreci

8 Aralık 2025’te, 61 yıllık Baas rejiminin son bulmasının birinci yılını kutlayan Suriye, Türkiye’nin 2026’da öncelikli konularından olacak.

Suriye’de yeni yılda yönetimin kurumsallaşması, ülkenin yeniden imarı ve ekonominin canlanmasına yönelik çabaların sürecek.

Ülkede 2026’nın özellikle ilk döneminde gözler, Şam yönetimi ile omurgasını Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında süren entegrasyon müzakerelerinde olacak.

Taraflar 10 Mart 2025’te 8 maddelik bir mutabakat muhtırası imzalamış ve yaklaşık 50 bin kişiye yakın silahlı gücü bulunan SDG’nin yeni kurulan Suriye ordusuna entegrasyonunda uzlaşmışlardı.

SDG güçleri

Kaynak,AFP via Getty Images

Mutabakata göre entegrasyon sürecinin 2025 sonuna kadar tamamlanması öngörülüyordu ancak tarafların SDG birliklerinin ulusal orduya nasıl katılacağına ilişkin ayrıntılarda uzlaşamaması sürecin uzamasına neden oldu.

Bu sürecin hala tamamlanamamasından en fazla rahatsız olan ülke Türkiye.

Ankara, 2025 boyunca sık sık YPG/SDG’yi “terör örgütü” olarak tanımladığını ve Suriye’de kendi özerk bölgesinde varlığını sürdürmesine izin vermeyeceğini sıklıkla ifade etti, 10 Mart mutabakatının tam ve eksiksiz şekilde uygulanması gerektiğini vurguladı.

Türkiye 2025’in son günlerinde, sabrının azaldığını kaydetse de yeni bir askeri çatışma başlatma niyetinde olmadığını ancak sürecin krize dönüşmemesi gerektiğini dile getirdi.

Ankara, Şam’a yapılan üst düzey ziyaretlerle eşgüdüm sağlamaya çalıştı.

Entegrasyona ilişkin ayrıntılar üzerinde uzlaşılması ve uygulanması 2026’da da Türkiye Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları ile Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) izleyeceği bir süreç olacak.

İsrail ile hem Gazze hem Suriye gerginliği

Türkiye-İsrail ilişkilerinde Gazze’de yaşanan savaş kaynaklı gerilim, 2025’te Suriye coğrafyasını da içine çekecek şekilde genişledi.

İsrail, Suriye’deki yeni yönetimi hedef alan saldırılar düzenledi, Süveyda bölgesinde Dürzi gruplara destek için tampon bölgeleri oluşturdu.

Bu faaliyetleri “İsrail yayılmacılığı” olarak tanımlayan Ankara, İsrail’i bölgesel istikrar açısından en ciddi tehdit olarak değerlendiriyor.

Türkiye, İsrail’in SDG’nin silah bırakmaması ve özerk yönetim hedefini sürdürmesi yönünde bir siyaset izlediğini iddia etti.

Ankara, bu yöndeki mesajlarını 2025’te göreve getirilen ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack aracılığıyla Washington’a birçok kez iletti. Suriye’nin merkezi yönetim modelini benimsemesi konusunda belli bir destek de aldı.

Gazze'de gıda yardımı bekleyen çocuklar

Kaynak,AFP via Getty Images

Türkiye, Gazze’ye asker gönderecek mi?

2026’da yanıtı aranacak sorulardan biri de Türkiye’nin Gazze’de oluşturulması hedeflenen Uluslararası İstikrar Gücü’ne (UİG) katılıp katılmayacağı.

İsrail, Türkiye ile yaşanan gerilim nedeniyle Ankara”nin bu güce katılımını açıkça veto ettiğini kaydetti.

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş için kritik önemdeki gücün oluşturulmasında yuaşanan sorunlar, 2025’in son günlerinde ABD’de yapılan toplantıda ele alındı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan; Türkiye, Katar ve Mısır’ın katıldığı toplantı öncesi yaptığı açıklamada, Türkiye açısından önemli olanın Gazze’de sivillerin yaşamını normalleştirecek ve güvenliklerini sağlayacak önlemlerin alınması olduğunu, bunu sahada hangi ülkelerin yapacağının ikincil önemde olduğunu kaydetti.

İsrail’in karşı çıkmasına rağmen ABD’nin Türkiye’nin bu süreçte mutlaka bir şekilde rol oynamasını istediği, bu nedenle bir formül bulmaya çalıştığı biliniyor.

Bu çalışmaların Ocak ayından itibaren yoğunlaşması ve Gazze anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesi sürecinde ele alınması öngörülüyor.

Rusya-Ukrayna barış masası kurulacak mı?

Rusya’nın işgaliyle başlayan ve dördüncü yılına yaklaşan Ukrayna savaşı, küresel ve başta Karadeniz olmak üzere bölgesel yansımaları nedeniyle Türkiye’nin dış politika ve güvenlik gündeminin ön sıralarında.

Trump yönetiminin bastırmasıyla yeniden hareketlenen müzakerelere doğrudan katkı veren Türkiye, 2025’te Rusya ve Ukrayna delegasyonları arasındaki üç doğrudan görüşmeye ev sahipliği yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birçok kez görüştüğü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiye “barış masasını” İstanbul’da kurma çağrısı yaptı.

Volodimir Zelenskiy

Kaynak,AFP via Getty Images

Türkiye’nin bu çabasını 2026’da da sürdürmesi öngörülüyor.

Ankara’yı 2025’in son aylarında çokça rahatsız eden gelişme ise Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz’de deniz güvenliğini tehlikeye saldırılar düzenlemesi oldu.

Ukrayna, Şubat 2022’de başlayan savaşta ilk kez Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesi içinde ticari gemilere saldırdı. Rusya da Ukrayna’daki bir limanında bulunan Türk gemisini aynı dönemde hedef aldı.

Denizde yaşanan gelişmelerin ardından 2025’in son günlerinde Türkiye’nin hava sahasına giren insansız hava araçları (İHA) gündem oluşturdu. Türkiye, denizde ve havada yaşanan bu gelişmelerden sonra Rusya ve Ukrayna’yı birden çok kez uyardı.

ABD ile ilişkilerde F-35/S-400 pazarlığı

ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni ve daha hareketli bir dönem başladı.

Erdoğan ve Trump arasındaki bireysel bağların hem bölgesel gelişmeler hem de ikili ilişkiler açısından etkilerinin görüldüğü 2025’te, Türkiye-ABD ilişkilerinde en çok öne çıkan başlık savunma sanayi işbirliği oldu.

Ancak yoğun görüşmelere rağmen CAATSA (Amerikan’ın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına dönmesi konusunda somut gelişme yaşanmadı.

Belçika'ya ait bir F-35 uçağı havada. ,

Kaynak,AFP via Getty Images

ABD Büyükelçisi Barrack birkaç kez, F-35 programına geri dönme ya da bu uçaklardan satın alma konusunda ön koşul olan Rus S-400 hava savunma sistemleri sorununun çözümü konusunda adım atılması gerektiğini, uygun bir formülün yakında bulunacağını söyledi.

2026’da da bu konunun Türk-Amerikan ilişkilerinin önde gelen gündem maddelerinden biri olması bekleniyor.

Trump’ın NATO Zirvesi kapsamında Ankara’ya yapacağı ziyaret sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ikili ilişkileri de kapsamlı ele alması, Türkiye’nin beklentileri arasında.

Avrupa güvenlik mimarisi tartışmaları sürecek

2026’da yoğunlaşması beklenen süreçlerden biri de Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında yeni güvenlik mimarisinin oluşumu olacak.

ABD’nin Avrupa güvenliğine katkılarının azaldığı ve Rusya’nın tehdit olarak değerlendirildiği bir döneme girilirken başta Almanya ve Belçika ile Baltık ve Doğu Avrupa ülkeleri, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye’nin mutlaka yeni güvenlik mimarisinde yer alması gerektiğini kaydediyor.

Ancak Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin itirazları, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) kapsamında geliştirilmek istenen savunma sanayi ve diğer askeri programlara katılımını 2025’te engelledi.

Bu nedenle Türkiye’nin bu alanda giderek daha fazla ikili işbirliği süreçlerine yoğunlaştığı ve özellikle Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya ve Polonya gibi ülkelerle anlaşmalar yaptığı gözleniyor. 2025’te Almanya’nın yeşil ışık yakmasıyla Eurofighter savaş uçağı anlaşmasının tamamlanması bu alanda en dikkat çeken gelişme oldu.

Kıbrıs’ta sorunun çözümü için yeni bir süreç başlar mı?

2025’te Kıbrıs’in kuzeyindeki Türk yönetiminde yapılan seçimleri Tufan Erhürman’ın kazanması, adada sorunun çözümü açısından yeni bir sürecin başlayıp başlamayacağının merak edilmesine neden oldu.

Erhürman’ın, selefi Ersin Tatar’ın Ankara ile geliştirdiği “iki devletli çözüm dışında bir modeli tartışmama” politikasına kıyasla daha esnek bir çizgi izlemesi bu yöndeki beklentileri güçlendirdi.

Tufan Erhürman

Kaynak,Getty Images

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 2026 sonunda görevi bitmeden bu konuda ilerleme sağlamak istediği biliniyor.

Guterres’in Kıbrıs için atadığı özel temsilcisi Maria Holguin, Aralık ayında taraflarla ilk görüşmeleri gerçekleştirdi ancak bu görüşmeler kolay bir sürece işaret etmiyor.

2026’ın ilk altı ayında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB Dönem Başkanı olması, Kıbrıs sorunu açısından Brüksel’in de daha çok devrede olacağı yorumlarına neden oldu.

Türkiye’den yapılan açıklamalar, Ankara’da sorunun iki devletli çözüm kapsamında ele alınacağına ilişkin resmi pozisyonun değişmediğini gösteriyor.

Ermenistan’la sınır kapısı açılabilir

2025’te en çok ilerleme sağlanan alanlardan biri, Ermenistan-Azerbaycan barış süreci ve ona paralel olarak Türkiye ve Ermenistan arasındaki normalleşme süreci oldu.

Türkiye ile Ermenistan arasında liderler seviyesinde yoğunlaşan diplomasi kapsamında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 20 Haziran’da İstanbul’da görüşmesi dikkat çeken bir gelişmeydi.

Bu süreci ileriye götürecek adımın 2026’nın ilk aylarında atılması öngörülüyor.

Türkiye ve Ermenistan, 2022’de vardıkları anlaşma kapsamında Alican/Margara Sınır Kapısı’nı üçüncü ülke vatandaşlarına ve diplomatik pasaport sahiplerine açarak ikili ilişkiler açısından sembolik ama aynı zamanda tarihi bir adım atmayı planlıyor.

Türkiye ve Ermenistan, henüz diplomatik ilişkileri tesis etmediler ve sınır kapıları da 1993’ten bu yana kapalı.

Ermenistan ile normalleşme sürecini Azerbaycan-Ermenistan sürecine bağlayan Türkiye’nin bu sembolik adımı, Haziran ayında seçimlere girecek olan Paşinyan hükümetine bir jest olarak da değerlendiriliyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.