enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
17:40 İklim değişikliklerin dünyamıza Faturası: Susuzluk
12:55 Yüzyılın Konut Projesi’nde yeni haftanın kura takvimi
07:52 Petrol savaşları yerini ‘kritik mineral’ savaşlarına bırakabilir
00:31 Kuşadası Güvercinada Açık Hava Müzesi’ni 2025 yılında181 bin 419 kişi ziyaret etti
00:24 CHP Genel Başkanı Özel’in ‘ben 30 yıl yatarım, siz de yatarsınız’ sözlerine tepkiler sürüyor
00:22 TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency ve UHA / İnternational News Agency ’16 Ocak Basın Onur Günü’nde onurlandırıldı
00:20 16 Ocak Basın Onur Günü’nden notlar..
00:04 Aydın’ın Kuşadası’nda, Kurumlar Arası Gerginlik Hizmeti Aksatıyor
18:23 Ömer Çelik’ten CHP’ye tepki: Saldırganlık bir siyaset biçimi değildir
17:58 Sosyal medyada suç örgütlerini öven 325 şüpheli yakalandı
13:55 Türkiye, Sudan konulu beşinci istişare toplantısına katıldı
10:54 Binlerce Alıcı, Bebek ve Çocuk Ürünleri İçin İstanbul’a Gelecek
10:54 Ömer Çelik, “Karanlık siyasetlerin takip edildiğini görüyoruz”
10:09 Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan temassız kartlarda şifresiz işlem limiti artırıldı
00:47 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 kasım ayına ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı.
00:42 Bakan Göktaş, “Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı”nda konuştu
00:40 Devlet Bahçeli: ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir
00:37 Ticaret Bakanlığı tüm gümrük işlemlerinde dijitalleşme ve şeffaflık konularında yeni adım attı…
00:36 Hong Kong’da bulunan Sultan Boztepe, Türk Öğrenci Birliğinin kurulmasına öncülük etti…
00:36 Türkiye, Mısır ve Katar’dan Gazze açıklaması
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Siyasal Şiddet ve “İleri Demokrasi”

Siyasal Şiddet ve “İleri Demokrasi”
A+
A-

Her iki lider de “Amerika’da siyasette şiddete yer olmadığını” vurguladılar. Ama tarih böyle söylemiyor. Şiddet, Amerikan siyasi hayatında ve günlük toplumsal yaşamında hep var.

Nebi Miş | Yazar | Kriter Dergi

Doç. Dr. Nebi MİŞ & SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü

Demokrasi ile en çok çelişen unsurun şiddet olduğu üzerine çok söz söylenmiştir. Ancak “şiddeti gerekçelendirme” heveslileri de genellikle batılı demokrasilerden çıkmıştır. Sadece Amerikalılar değil, tüm dünya Trump’a yapılan suikast girişiminin sonuçlarının ne olacağını tartışıyor. Siyasal istikrarsızlığın küresel istikrarsızlığı derinleştireceği endişesi giderek artıyor.

Trump’a yapılan suikast girişimi, daha öncekilerde olduğu gibi, yıllar boyunca sebepleri ve sonuçları açısından tartışılacak. Gerçeğin ne olduğunu, komplo teorileri hızla bulanıklaştırıyor. Her şey tam açıklığa kavuşturulsa bile failin amacının ne olduğu, onu saldırıyı gerçekleştirmeye neyin motive ettiği ve arakasında kimlerin bulunduğu konusunda insanlar hiçbir zaman ikna olmayacaklardır. Suikast girişiminin ardından hem Trump hem de Biden, siyasal kırılganlığı ve kutuplaşmayı azaltmak için daha ılımlı bir söylemi tercih ettiler.

Her iki lider de “Amerika’da siyasette şiddete yer olmadığını” vurguladılar. Ama tarih böyle söylemiyor. Şiddet, Amerikan siyasi hayatında ve günlük toplumsal yaşamında hep var. Bu bağlamda, Trump’a suikast girişimi Amerikan siyasi tarihinde bir sapma olarak görülmedi. Hatta analizciler, suikast girişiminin ilk dakikalarından itibaren, geçmişte suikasta kurban giden ya da suikasttan sağ kurtulan başkan ve başkan adaylarını zikrederek sözlerine başlamayı bir zorunluluk olarak gördüler. Nerdeyse açıktan Amerikan tarihinin bir normali olarak değerlendirdiler.

Günlük toplumsal yaşamında da her yıl 40 binin üzerinde Amerikalı silahlı ateşlerle hayatını kaybediyor. ABD, kişi başına düşen silah sayısında da dünya birincisi. Kendisini ileri demokrasi olarak tanımlayan ülkede, aşırı siyasi kutuplaşmanın sonucu olarak muhtemel bir iç savaşın çıkabileceği uzun süredir tartışılıyordu. Kutuplaşmanın giderek artmasında siyasi lider eksikliğini ilk sıraya yerleştirenler az değildi.

İlk seçim döneminde aday olduğunda, Trump sadece dalga konusu olan bir işadamıydı. İlk dönemini tamamlayıp skandalları üzerinden davalar açılınca aday bile olamayacağı söyleniyordu. Şimdi ise bir dönem aradan sonra, seçimleri kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Suikast girişiminin ardından da nerdeyse başkanlığını ilan ettiler.

Biden, seçilirse Amerika’yı normalleştirecek, dünyada demokrasileri yeniden blok haline getirecek ve çatışmaların çözümü için daha fazla çaba gösterecekti. Dört yıllık iktidarı boyunca, bunlardan hiçbiri olmadı. Şu anda Demokratların kendileri krizde. Seçim kampanyasını bile yürütemeyeceği gerekçesiyle adaylıktan çekilme baskısı yaptıkları kendi adayları Biden’e, istemeseler de dört sene ülkelerini yönetmesi için oy verecek olmanın çelişkisini yaşıyorlar.

Biden döneminde, Rusya-Ukrayna’ya savaş açtı. İsrail, ABD koşulsuz desteği ile Filistinlileri soykırımdan geçirdi. Yani dünyada olumlu görülebilecek bir gelişme yaşanmadı. Gelinen noktada dünyada karamsarlık giderek yükseliyor. Krizler arttıkça, çoklu belirsizlikler derinleşiyor. Mevcut çatışmalara kalıcı çözümler üretilemediği için bunlardan bazılarını dondurmak bile başarı sayılıyor.

Üçüncü dünya savaşı, kaos çağı, kurallı uluslararası toplumun sonu, sistemik düzen arayışının iflası ve işlevsiz uluslararası örgütler yığını gibi kavram setlerini kullanmadan uluslararası ilişkilerin geleceğine dair cümle kurulamaz oldu. Dünyada, Trump’un seçilmesi durumunda, Ukrayna- Rusya savaşı başta olmak üzere, ABD’nin dış politikasında yaşanacak değişimlerin sonuçlarının ne olacağı şimdiden tartışılmaya başlandı. Ancak ABD’liler, Trump’ın iktidarının sonuçlarının ne olacağından daha çok, bir süre daha seçimlere kadar ne tür kriz ve şokların yaşanabileceğine odaklanmış durumda.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.