enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
12:15 ABD’nin SDG’den Neden Vazgeçti
11:07 Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nde (KOGACE) Başkanlık Görev Değişimi
00:05 Katil, soykırımcı, terör örgütü ve lanetli İsrail’e, Türkiye ve 7 ülkeden kınama
00:04 ICE’a Tepki Büyüyor
00:04 ABD-Ukrayna-Rusya Üçlü Müzakereleri Devam Edecek
00:03 Uluslararası Deneyimler Çerçevesinde Türkiye’de Bakım Sigortasının Kurumsal Tasarımı
00:02 Kocaeli’n ‘Körfezray Metro Projesi’nde saha çalışmaları planlanan takvime göre hızla devam ediyor…
00:02 ABD’de Politik Çekişmeler ve Ermeni Diasporasının Etkisi: Dr. Mehmet Öz örneği
00:01 ‘Kürtlere Karşısınız’ Söylemi Neye Hizmet Ediyor?
00:01 TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, “Türk hukukuna göre Türkiye’de otel ve tur pazarlamak seyahat acentalarının işi”
00:00 “Habib-i Neccar”ın böyle dimdik ayakta olduğunu görenler Antakya’nın yeniden hayata döndüğüne kalben inanıyor”
14:41 Gazze Şeridi’nin dünyaya açılan ve Mısır sınırında yer alan Refah Sınır Kapısı’nın “deneme” amaçlı açıldığı duyuruldu…
06:53 Uluslararası kuruluşların ve Birleşmiş Milletler’in “Vicdani ve Alaki” sorumlulukları
06:29 ABD, İran’a Askeri Operasyona mı Hazırlanıyor?
05:41 “Kendimize güvenirsek her şeyi başarabiliriz”
04:33 DEVA Partisi’nden açıklama: Suriye’de en ağır bedeli kadınlar ve çocukların ödüyor
00:53 TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’ndan ‘Kahvaltı Haberleri’
00:36 Karabağ’da kalan Ermenilerin nakli ve tahrike yönelik propagandalar
00:30 RTÜK Başkanı Daniş: TRT, ülkemizin sesi, hafızası ve ortak değeri olmaya devam ediyor
00:22 Meteoroloji’den kritik uyarı: Sel, su baskını ve fırtınaya dikkat
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Odak: İkinci Rusya-Afrika Zirvesinin Afrika’ya Yansımaları

Odak: İkinci Rusya-Afrika Zirvesinin Afrika’ya Yansımaları
13.08.2023
A+
A-

TRT TÜRK yeni banner

* 27-28 Temmuz arasında St. Petersburg’da düzenlenen Rusya-Afrika Ekonomik ve İnsani Forumu’nun ikinci zirvesi 54 Afrika ülkesinden 50’sinin katılım gösterdiği ve bu ülkelerden 17’sinin devlet başkanının direkt olarak zirvede yer aldığı görülmektedir.

* Rusya’nın bu zirvedeki amacına bakıldığında, Afrika ülkeleri ile arasındaki iş birliğini geliştirmek ve barış, kalkınma ve güvenlik gibi alanlarda ortak adımlar atmak için bir platform oluşturmak istediği anlaşılmaktadır.

Tunç Demirtaş (@tuncdemirtas) / Twitter

Tunç DEMİRTAŞ, SETA Araştırmacı

27-28 Temmuz arasında St. Petersburg’da düzenlenen Rusya-Afrika Ekonomik ve İnsani Forumu’nun ikinci zirvesi 54 Afrika ülkesinden 50’sinin katılım gösterdiği ve bu ülkelerden 17’sinin devlet başkanının direkt olarak zirvede yer aldığı görülmektedir. Rusya’nın bu zirvedeki amacına bakıldığında, Afrika ülkeleri ile arasındaki iş birliğini geliştirmek ve barış, kalkınma ve güvenlik gibi alanlarda ortak adımlar atmak için bir platform oluşturmak istediği anlaşılmaktadır. İlk kez 2019’da gerçekleştirilen zirvede Rusya, 43 Afrika ülkesi ile bir araya gelirken önemli konular ele alınmıştır. Zirvenin ikinci kez düzenlenmesiyle birlikte 2026’ya kadar öncelikli iş birliği alanlarına ilişkin bir eylem planının kabul edilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca terörizmle mücadele, uluslararası bilgi güvenliği ve dış uzayda silahların kullanımı gibi siyasi konuları kapsayan bir deklarasyonun imzalanması da beklentiler arasında yer almaktadır.

Öte yandan zirveye yönelik olarak Batı ülkelerinin olumsuz bir algıya sahip olduğu ve bu nedenle zirvenin sıcak karşılanmaması söz konusudur. Ancak Batı’nın olumsuz düşüncelerine rağmen katılım sağlayan ülke sayısına bakıldığında Afrika ülkeleri ve Rusya açısından bu zirvenin ne denli öneme sahip olduğu açıkça görülmektedir. Bu durum ise gerek zirvenin önemi gerekse taraflar arasında geleceğe yönelik iş birliği fırsatları ve potansiyelleri hakkında fikir vermektedir.

Küresel Sistemin Dönüşümü

Bu bağlamda küresel sistemin dönüşümünün Afrika’ya yansımalarının bir ayağı da bu noktada ortaya çıkıyor. Küresel dönüşüm sancılarının sürdüğü bu dönemde enerji, ticaret, gıda güvenliği ve güvenlik arayışları gibi hususlar küresel denklemin önemli parametreleri olarak öne çıkıyor. Rusya’nın bu parametreler üzerinden Afrika’da yürüttüğü politikalar ve buna yönelik uyguladığı projeler yeni ülkelere girmesi konusunda çeşitli avantajlar sağlıyor. Örneğin Rusya; Rosatom aracılığıyla kıtada nükleer enerji santrallerinin kurulması ve uranyum madenciliği faaliyetlerinin sürdürülmesi; Lukoil ve Gazprom başta olmak üzere Tatneft, Stroytransgaz, Rosneft aracılığıyla sondaj faaliyetleri; Sberbank üzerinden Güney Afrika’da bankacılık ve finans sektörü; Russian Railways aracılığıyla çeşitli kıta ülkelerinde ulaşım ve taşımacılık sektörü; Evraz, Novolipetsk Steel, Rusal, Norilsk Nickel ve Severstal gibi şirketler aracılığıyla madencilik olmak üzere Afrika ülkelerinde çeşitli sektörlerde projeler üzerinden varlık gösteriyor.

Bunlarla birlikte kıtada büyükelçilik sayısını son dönemde otuz sekize çıkaran ve kıtada sahip olunan büyükelçilik sıralamasında Türkiye’den sonra altıncı sırada yer alan Rusya’nın Afrika’da diplomatik varlığını genişletme çabaları söz konusudur. Nitekim kıtada diplomatik varlığını artırarak BM nezdinde önemli ölçüde oy potansiyeli bulunan Afrika ülkeleriyle daha yakın ilişkilere sahip olma ve bu ilişkileri ekonomi ve güvenlik konuları başta olmak üzere çeşitli avantajlara çevirme arzusu Moskova yönetimi için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. 2022’de Rusya’nın Afrika ülkeleriyle toplam dış ticaret hacmi 18 milyar dolar düzeyine yaklaşırken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise bu hacmi daha fazla genişletmeyi istemektedir. Nitekim ekonomik ilişkilerini daha fazla geliştirme amacıyla Rusya’nın Afrika’da daha fazla diplomatik misyona sahip olma isteği Putin’in kaleme aldığı “Russia and Africa: Joining Efforts for Peace, Progress and a Successful Future” başlıklı makalesinde net biçimde belirtilmiştir.

Gıda Güvenliği

Öte yandan Rusya-Afrika zirvesinin Afrika için hayati niteliğe sahip meselelerinden birini de tahıl ürünleri gündemi oluşturuyor. Küresel gıda güvenliği açısından önemli olmakla birlikte tahıl ürünlerine erişim, gıda güvenliği, kıtlık ve açlık tehdidi özellikle Afrika ülkeleri için büyük öneme sahiptir. Bu bağlamda Rusya’nın Afrika’ya tahıl, gıda ürünleri, gübre ve tarımsal diğer malları tedarik etmek için alternatif arayışlar içine girmesi ve Afrika ülkelerine yönelik özel bir girişim başlatması söz konusu olabilir. Hatta zirvenin ilk gününde Putin’in Ukrayna’dan Afrika’ya tedarik edilen tahılın yerine Rus tahılının ücretsiz ya da ticari şekilde transfer edilebileceğine dair güvencesi öne çıkmıştır. Ancak bu durum ilk aşamada Afrika ülkeleri açısından iyi bir gelişme gibi gözükse de beraberinde bazı riskleri getirmektedir. Zira bu yöntemle Rus tahılına bağımlı bir Afrika’nın ortaya çıkması ilerleyen dönemde söz konusu olabilir. Böylesi bir ortamda gıda tedariki ve tahıla erişimin zorlayıcı bir güç unsuru olarak kullanılması durumu ortaya çıkabilir. Putin’in tahıl transferine ilişkin güvencesi başlangıçta olumlu bir adım gibi görünse de uzun vadede bu bağımlılık, gıda tedariki ve tahıla erişimin bir zayıflık ve zorlayıcı güç unsuru olarak kullanılması söz konusu olabilir. Bu durum Afrika ülkelerinin savunmasız hale gelmesine yol açarak bazı ülkelerdeki sorunları daha fazla artırabilir. Dolayısıyla kısa vadede böyle bir durum fırsat olarak değerlendirilebilecek olsa da orta ve uzun vade için Afrika ülkelerinin gıda güvenliği bağlamında tarım altyapılarını güçlendirebileceği alternatif ülkelerle iş birliğine odaklanmaları daha pragmatik olacaktır.

Wagner Krizi

Wagner krizinin Afrika ülkeleri için Rusya ile ilişkilerde net bir belirleyici özelliğe sahip olmadığı zirveye katılım ile ortaya konmuştur. Geçtiğimiz haftalarda Wagner krizinin meydana getirdiği belirsizliğin ortadan kalkmasıyla Afrika ülkelerinin, Rusya-Afrika iş birliğinin potansiyelini göz önünde bulundurdukları dikkat çekiyor. Ancak Wagner krizinin henüz tamamen etkisiz kılınmadığı ve Afrika’da çeşitli ülkelerde diğer siyasi ve güvenlik meselelerinin geleceğinin ne olacağı konusunun da belirsizliğini koruduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu kapsamda Afrika ülkelerinin öncelikli olarak self-help durumunu ve bu kapsamda iş birliğini artırabileceği aktörlerle farklı projeler üzerinden hareket etmeyi düşünmesi gerekmektedir. Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını ve ulusal çıkarlarını koruyarak atacağı adımlar için kendine güvenmesi oldukça elzem. Rusya-Afrika zirvesi bu noktada; Afrika ülkelerinin belki de Wagner krizi sonrasında oluşan belirsizliğe ve Batı’nın Afrika ülkelerinin zirveye katılım göstermeleri konusundaki baskılarına rağmen zirvede varlık göstermeleri “artık Batı’dan bağımsız karar alabilme” ve “kendi istekleri doğrultusunda hareket etme” arayışında oldukları mesajını da taşımaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise Afrika ülkelerinin özellikle savunma ve güvenlik konularında dikkatli ve bilinçli adımlar atmasının iç ve bölgesel güvenlik bağlamında oldukça önemli olduğudur.

Kısacası Rusya-Afrika Ekonomik ve İnsani Forumu’nun ikinci zirvesinin hem Afrika ülkeleri hem de Rusya açısından önemli avantajları bulunmakla birlikte daha çok Afrika ülkeleri açısından çeşitli riskleri barındırdığı da unutulmamalıdır.

***

Tunç Demirtaş

Araştırmacı
Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 2012’de mezun oldu. 2013’te Uludağ Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 2015’te BUÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde “Türkiye’nin Afrika Politikasında Yumuşak Güç” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. 2022’de doktorasını aynı üniversitede “Devletin Yeniden Yapılandırılmasında Riskler ve Fırsatlar: Afrika Boynuzu Örneği” adlı tez çalışmasıyla tamamladı. Çalışma ve ilgi alanları arasında Afrika Boynuzu siyaseti, Afrika’da küresel/bölgesel güç rekabeti ve Türkiye-Afrika ilişkileri yer almaktadır.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.