Münih Güvenlik Konferansı başlıyor: Batı ittifakı sınavda
* Konferans öncesi yayınlanan raporda, Avrupa’nın güvenlik alanında uzun süredir ABD’ye bağımlı olduğu, ancak ortaklığın artık ‘güvence, şartlılık ve baskı’ arasında dalgalandığı vurgulandı.
* İşte detayı!…
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
Gazeteci* Johanna Urbancik
ALMANYA (Bavyera), 13 ŞUBAT 2026 – TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’n EuroNews’tan aktardığı Gazeteci Johanna Urbancik haberine göre, Çok sayıda Avrupalı ve uluslararası lider, 13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek olan Münih Güvenlik Konferansı için Almanya’nın Bavyera eyaletinde bir araya gelecek.
Konferansa yaklaşık 65 devlet ve hükümet başkanının yanı sıra siyaset, akademi ve savunma sanayisinden yaklaşık 450 temsilcinin katılması bekleniyor.
Konferans başkanı Wolfgang Ischinger, yayımlanan 2026 raporunun önsözünde, son yıllarda konferans gündeminde bu kadar çok temel meselenin aynı anda yer almadığını belirtti. Raporda Avrupa’nın güvenliği, transatlantik ilişkilerin geleceği ve uluslararası toplumun giderek karmaşık hale gelen küresel krizleri yönetme kapasitesi öne çıkan başlıklar arasında gösterildi.
‘Yıkım topu siyaseti’ dönemi
Rapora göre dünya, siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında köklü değişimlerin yaşandığı bir sürece girdi. Belgede mevcut küresel düzen ‘yıkım topu/güllesi siyaseti’ olarak tanımlanan bir döneme girmiş olarak değerlendirildi.
Raporda, bu dönüşümün en belirgin aktörlerinden biri olarak Amerika Birleşik Devletleri gösterildi. İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin kurulmasında kilit rol oynayan Washington yönetiminin artık bu düzeni dönüştüren başlıca güçlerden biri haline geldiği ifade edildi.
ABD’nin uluslararası kurumların rolü, kurallara dayalı ticaret sistemi ve demokratik müttefiklerle ilişkiler gibi uzun süredir küresel iş birliğinin temelini oluşturan ilkeleri sorguladığı belirtildi. Raporda, Avrupa’nın güvenlik alanında uzun süredir ABD’ye bağımlı olduğu, ancak ortaklığın artık “güvence, şartlılık ve baskı” arasında dalgalandığı vurgulandı.
ABD ve NATO tartışmaları
Konferansa ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun geniş bir heyetle katılması bekleniyor. Daha önce katılımı duyurulan ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise programdan çıkarıldı.
Geçen yılki konferansta yaptığı konuşma Avrupa ile ilişkiler açısından tartışma yaratan Vance’e, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Savunma Bakanı Boris Pistorius tepki göstermişti.
Merz bu yıl Almanya heyetine liderlik edecek. Konferansa ayrıca NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde ve çok sayıda Avrupalı liderin katılması bekleniyor.
ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker ise rapordaki ABD eleştirilerini reddederek Washington’un NATO’yu zayıflatmak yerine güçlendirmeyi hedeflediğini söyledi. Whitaker, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırması gerektiğini vurguladı.
Konferansa ayrıca ABD’li Kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in de katılacağı açıklandı.
Batı’da siyasete güven azalıyor
Raporun bir diğer önemli tespiti, Batı ülkelerinde siyasi sistemlere duyulan güvenin giderek azalması oldu. Siyasetçilerin statükoyu koruyan aktörler olarak görülmesi nedeniyle seçmenlerin daha radikal çözümlere yöneldiği belirtildi.
Konferanstan önce Almanya’daki aşırı sağ parti Almanya için Alternatif (AfD)’nin davet edilip edilmemesi tartışma yarattı. Partiden milletvekili Rüdiger Lucassen’in de aralarında bulunduğu üç uzmanın konferansa katılması planlanıyor.
Avrupa’nın güvenlik stratejisi değişiyor
Raporda ayrıca Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Avrupa için oluşturduğu tehditlere dikkat çekildi. Avrupa ülkelerinin ABD ile güvenlik iş birliğini sürdürürken aynı zamanda savunma kapasitesini bağımsız biçimde artırmaya çalıştığı belirtildi.
Benzer belirsizliklerin Hint-Pasifik bölgesinde de yaşandığı, özellikle Çin’in artan etkisinin bölgesel güvenlik dengelerini zorladığı ifade edildi.
Raporda, mevcut küresel dönüşümün aynı zamanda Avrupa’nın savunma harcamalarını artırması ve yeni ticaret ve teknoloji ortaklıkları kurması için fırsat yaratabileceği değerlendirildi. Ancak daha gevşek bir uluslararası düzenin en güçlü devletlere avantaj sağlayabileceği uyarısı yapıldı.
