enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
11:16 MİT Başkanı İbrahim Kalın, İstanbul’da başta Kudüs olmak üzere Hamas heyetiyle görüştü
10:19 Trump yönetimi İran sendromuyla güç kaybetmeye devam ediyor
00:50 İran savaşında hangi ülkeler kazanacak, hangileri en çok zarar görecek?
10:30 Meclis’in bayram sonrası gündemi yoğun
09:13 İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme olarak, İsrail’de Dimona’nun ardından Arad’ı da vurdu
00:58 Bir Krizin Anatomisi: Hürmüz Boğazı’nda Hukuk ve Sigorta
00:28 Geçmişten Günümüze Dışişleri Bakanlarımız | İsmet İnönü
00:20 Gazeteci Kutub Elaraby yazdı: Batı’nın Savaşlarda Dini Söylem Kullanımı
19:36 Türkiye’den İsrail’e tepki: Yahudi işgalci terörü derhal son bulmalı
19:19 Bakan Fidan: Sorun İsrail’in barış istememesi
19:06 BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor
17:58 Fransa’nın Lübnan’daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?
16:53 “KKTC karasularındaki bir denizaltından çok sayıda füze fırlatıldı” iddiasına yalanlama
16:17 29 ilde DEAŞ operasyonu: 139 şüpheli yakalandı
10:51 Türk Dünyası’nın ortak bayramı: Nevruz
10:17 Hollanda’da Türk Gençlerine Çağrı: “İki Dil, İki Dünya” Podcast Yarışması Başladı
00:03 Küba’da Enerji Krizi ve Protestolar
00:01 Kocaeli’nin Gönül Köprüsü: “Kocaeli Abisi” Ramazan Bilançosunu Açıkladı!
00:00 Kazakistan’da Anayasal Dönüşümün Yeni Safhası: Referandum ve Devlet Tasarımı
22:46 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İngiltere’nin ABD’ye askeri üs sağlamasını eleştirdi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Hilafet mi dediniz?

Hilafet mi dediniz?
29.07.2020
A+
A-

TÜHA HABER / AKŞAM Gazetesi Yazarı Ahmet KEKEÇ, kaleme aldığı  ‘Hilafet mi dediniz?’ başlıklı yazısında, “Bir taraftan “Millî/ulusalcı” çizgiden (kendi geleneğinden) koparılmış yeni bir Atatürk inşa etmeye çalışıyorlar, diğer taraftan Hilafet gibi suni gündemler oluşturarak toplumsal fay hatlarını derinleştiriyorlar” diyor.

Alkışlar Ahmet Kekeç'e“İnşa etmeye çalıştıkları Atatürk’e her türlü saygısızlığı yapabiliyorsunuz” diyen Ahmet KEKEÇ, “Örneğin, heykellerini kaidelerinden söküp benzinle yakabiliyorsunuz. Tam-tamlar ve PKK marşları eşliğinde etrafında dönüp dans edebiliyorsunuz. Bir şey olmuyor ifadesini kullanıyor.

Ahmet KEKEÇ, Savcıların kolay kolay yakalarına yapışmadığına dikkat çekiyor ve en fazla Barış Yarkadaş’ın bazı görüntüleri paylaşıp mırın kırın ettiğine dikkat çekiyor.

AKŞAM Gazetesi Yazarı Ahmet KEKEÇ, yazısına şöyle devam ediyor:

“O kadar.

Sonra yazdıklarını siliyor.

Çünkü Meral Akşener ürkütülebilir.

CHP-HDP anlaşması suya düşebilir.

Barış Yarkadaş böyle bir adam.

Milletvekilliği suya düşmesin diye sitesinde yayınladığı “Soros ajanı Kemal Kılıçdaroğlu” haberlerini silmişti.

Sadece Barış değil, neredeyse bütün CHP’liler böyle.

Hep aynı tarifeyi uyguluyorlar.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş’ın okuduğu Ayasofya hutbesinden sonra estirdikleri “terör”ü biliyorsunuz.

Evet, terör…

Güya Ali Erbaş hutbede Atatürk’e hakaret etmiş…

Bunu bir “terör fırtınası”na dönüştürdüler.

Kimse Atatürk’e küfretmemişti oysa…

Hutbedeki sözler, 550 yıl önceki vakfiyede yazıyordu, Atatürk’e yönelik değildi.

Nerden bilsin adamlar 500 sene sonra bir Atatürk’ün geleceğini.

Keşke muhalefetlerini doğru bilgiler ve argümanlar üzerinden yapsalar.

Kaldı ki, Ayasofya’nın müze yapılmasını sağlayan “sahte imzalı” bakanlar kurulu kararında (çünkü oradaki imza Atatürk’e ait değildi) vakfiyeden hiç söz edilmiyor.

Yani, Atatürk Ayasofya vakfiyesine hiç dokunmamış.

Ki, günün birinde açılışta bir engelle karşılaşılmasın.

Hilafet’e gelince… (Sağdan soldan “Hilafet ihya” tavsiyeleri yükseliyor çünkü.)

Bu tamamen “bambaşka” bir konu…

Daha doğrusu, Ayasofya’nın akıbetine (olumlu-olumsuz) bakarak karar vereceğimiz bir konu değil.

Kendi bağlamı içinde konuşabiliriz.

Hilafet gerekli midir?

Bence değildir.

Hilafet kurumunu Vatikan’la ya da başka “merkezlerle” karıştırmamak lazım…

Evet, Vatikan aynı zamanda bir dini merkezdir, bir “din devleti”dir ama Ayasofya bir camidir.

Statüsü de bellidir:

Kim ki şehre hakimse, Sezar odur. Dolayısıyla tasarruf yetkisi Sezar’a aittir.

Kısacası, şu an şehre kim hakimse (Türkiye Cumhuriyeti devleti hakimdir) Sezar odur ve her türlü “tasarruf yetkisine” sahiptir.

Hadi CHP’liler, tartışın:

Hangi Atatürk?

Fatih’in vasiyeti bozulmasın diye ilgili vakfiyede herhangi bir tasarrufa gitmeyen Gazi Mustafa Kemal mi, yoksa PKK’lıların ensesine vurup lokmasını ağzından aldıkları “liberal kırması” dirençsiz Atatürk mü? ”

[TÜHA Haber Ajansı, 29 Temmuz 2020]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.