enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
12:51 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan haberler!
11:08 Deprem şehitleri “Türkiye’min Gücüne Bak” temalı törenle anılacak
08:55 GAP 2026 Sulama ve Bölgesel Kalkınma – Projede Sulamanın Sonuçları
04:58 İttihat ve Terakki cemiyetinin, Şam Valisi olarak atadığı Cemal Paşa: Köpekler ve Araplar Giremez!
04:29 Adalar Vakfı’ndan İstanbul’un hafızasına yolculuk: Adalarda Hayat Var belgeseli yayında
00:55 Rusya-Ukrayna Savaşı’nın arabulucu ülkesi: Türkiye
00:52 İmalat sanayisi işletmeleri için uygun koşullu finansman paketi
00:51 Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) Başkanı Bulut, Mısır’da İş Birliği Protokolüne imza attı
00:47 “Narin Güran cinayetine aylar sonra müdahil olundu” haberlerine yalanlama
00:45 Güvenlik kaynakları ne diyor: 25 maddede Suriye’de yaşananlar-görüşmeler-beklentiler
00:39 Deprem şehitleri “Türkiye’min Gücüne Bak” temalı törenle anılacak
00:27 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörden medet umanlar sonuç alamaz
00:23 Türk tipi Kamikaze İHA’dan tam isabet: SKYDAGGER sahnede
00:22 Türkiye’de Bakım Sigortasının Kurumsal Tasarımı: Bakıma Muhtaçlık
00:17 Sivil Havacılıkta pilot sayısı geçen yıla göre yüzde 10 artışla 17 bin 910’a ulaştı
00:14 Kahramanmaraş’ta, 6 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketinin 3. yılında eğitim öğretime bir gün ara verilecek.
00:04 Gergerlioğlu’ndan destek; “İşçilere yönelik hukuksuzluk devam ederse, halk boykot başlatacaktır!”
00:01 ABD SDG’den Neden Vazgeçti
12:15 ABD’nin SDG’den Neden Vazgeçti
11:07 Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nde (KOGACE) Başkanlık Görev Değişimi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Demokrasi: Bir ideal mi, bir ihtiyaç mı?

Demokrasi: Bir ideal mi, bir ihtiyaç mı?
19.04.2024
A+
A-

Harran Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi ve  Independent Türkçe yazarı Doç. Dr. Vahap UÇAR, günümüzde en çok tartışılan siyasi konuların başında demokrasinin geldiğini açıkladı.

Doç. Dr. Vahap UÇAR

ulucvahap@yahoo.com Doç.

Doç. Dr. Vahap UÇAR, kaleme aldığı “Demokrasi: Bir ideal mi, bir ihtiyaç mı?başlıklı yazısında, “Demokrasi o kadar popüler bir rejim haline geldi ki otoriter yönetimler ve dahası katışıksız diktatörlükler dahi demokrasi söylemi üzerinden kendi iktidarlarını meşrulaştırmaya çalışır” diyor.

Örneğin kazananın daha baştan belli olduğu otoriter yönetimlerde demokrasinin temel unsuru olan seçimin,  bu meşrulaştırmanın en bilindik aracı olduğunun altını çizen Doç. Dr.  UÇAR, “Otoriter yönetimler bir yana Kim Jong Un gibi babası ölünce herkesin kendisini ağlamak zorunda hissettiği diktatörler bile kendi iktidarlarını meşrulaştırmak adına demokrasiye sarılmak zorunda hissediyorlar kendilerini; o kadar ki Kim Jong Un’un ülkesinin resmiyetteki ismi -komik ama- Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti” olduğunun altını çiziyor.

Doç. Dr. Vahap UÇAR, Demokrasinin en güçlü şekli ile uygulandığı ülkelerde dahi devletlerin resmi isminde demokrasi geçmezken klasik diktatörlüklerden biri olan Kuzey Kore’nin resmi isminde demokrasinin geçiyor olmasının kendince diktatörlüğünü demokrasi ile meşrulaştırmanın bir yolu olduğunu hatırlatıyor.

Yapılan araştırmaların dünya ölçeğinde yönetim biçimlerinin klasik diktatörlük düzenlerinden göreceli olarak daha yumuşak yönetimlere evirildiğini gösterdiğini yazan Doç. Dr.  UÇAR, dünyada var olan yaklaşık 200 devletin büyük çoğunluğunun otoriter yönetimlere dayandığını ifade ediyor.

Doç. Dr. Vahap UÇAR, bu otoriter yönetimlerin önemli bir kısmının da otoriter olanla demokrasi arası  melez (hibrit) yönetimler olduğunu belirterek şöyle dile getiriyor:

“Tabii, yönetimlerin bu şekilde Hitler, Stalin, Mao, Pol Pot, Tito, Pinochet ve Saddam gibi klasik diktatörlerin yönetimlerinden otoriter yönetimlere oradan da melez yönetimlere doğru evrilmesi modernleşmenin bir yansıması olan ekonomik ve toplumsal yapıda yaşanan değişim ve dönüşümlerin bir sonucudur”.

Modernite öncesinde geleneksel toplumların bulunduğunu söyleyen Doç. Dr.  UÇAR, geleneksel toplumlarda toplumun kahir ekseriyetinin ise köylerde yaşadığını, kıt kanaat geçinen bu toplumda üretimin artık değerinin son derece sınırlı tarım, hayvancılık, ticaret ve zanaatkarlık gibi bir elin beş parmağını geçmeyen dört-beş sektöre dayandığını dile getiriyor.

“Köylük yerde yaşayan bu insanlar siyasi iktidarın aldığı kararlardan azade, kendi içinde doğa ile uyumlu, dingin bir yaşam sürdürürlerdi” diyen Doç. Dr. Vahap UÇAR, “Sosyal yaşam da bununla uyumluydu. Herkesin değerler dünyasını belirleyen ortak gelenekler ve din vardı. Giyim ve kuşamdan tutun mimik ve jestlerine kadar herkes bir birinin kopyası gibiydi.  Aşiret ve klan gibi iptidai devletimsi örgütlenmelerle dahi bu topluluklar çok kolay yönetilebiliyordu. Nitekim bu toplumlar bin yıllarca bu şekilde yönetildiler. Ticarileşme, sanayi devrimi ve buna eşlik eden kentleşme, yaygın eğitim ve iletişim teknolojisi geleneksel toplumları bambaşka bir topluma dönüştürdü” diyor.

Doç. Dr.  UÇAR, günümüzde teknolojinin etkisi ile katışıksız geleneksel bir toplumun kalmadığını belirterek, yeni ortaya çıkan ve adına modern denilen bu toplumun,  niteliği itibariyle başka bir şey olduğuna vurgu yapıyor.

“Örneğin bu toplumun öznesi durumundaki kentsel mekanda yaşayan, aile bağları ve dini duygusu zayıflamış, kendisi için özerk bir alan oluşturmaya çalışan birey denilen bu insan iş, barınma ve konfor istemenin yanında, kendi kendini var ettiği kimliği her ne ise kimsenin -devletin dahi- oraya girmesini istemeyen bir yaşam tasavvuruna sahip” olduğunun altını çizen Doç. Dr. Vahap UÇAR, şöyle devam ediyor:

Birey dediğimiz bu insan, yanı sıra, ekonomik ve siyasi düzen nasıl olmalı? sorularına aradığı cevaplarla kendisini belli bir siyasi görüşe göre tanımlar.

Bugün çok sayıda ideoloji ve din, bu ideoloji ve dinlerin farklı yorumları; deizm, ateizm, gnostizm ve  agnostizm gibi inanç biçimleri ile liberalizm, Marksizim, muhafazakarlık ve milliyetçilik ideolojilerinin bileşiminden mütevellit yüzlerce farklı siyasi görüş ve felsefik anlayış var.

Bütün bu çeşitlilik ve farklılıkları içinde barındıran, siyasi iktidarın almış olduğu kararlar ile yaşamları arasında bağ gören, farkındalık ve benlik duygusu gelişmiş, konforlu bir hayatın peşine düşmüş bu milyonları yönetmek kolay değil.

Ekonomik kaynakların sınırlı kaldığı, kendini ifade etmenin de bir sınırının olduğu, sonsuz ihtiyaçları ve talepleri olan, çok sayıda sorunla boğuşan sinirleri gergin kentsel mekanda tıkıştırılmış bu milyonları bir şekilde yönetmek de gerekir”.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.