enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:11 Avrupa’da ABD’siz savunmanın formülü: Avrupai NATO
00:06 MİT ve Emniyet’ten “casusluk” operasyonu: 6 gözaltı
00:05 Türkiye’nin bölünmüş yol ağı 30 bin kilometreye ulaştı
00:04 Bakan Göktaş’tan İBB kreşindeki iddialara ilişkin açıklama
00:04 Irak’ta ABD’nin karşı çıktığı Nuri Maliki kimdir?
00:04 Akif Çağatay Kılıç: İran ekseninde gerilimin çözülmesi için çabalarımız devam edecek
00:03 Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası bildiri yayınlandı…
00:03 Tokat’ın Niksar ilçesinde araç muayenesinde kredi kartı komisyonu yasal bulunmadı
00:02 Terörsüz Türkiye ve Bölge Hedefinin Geleceği
00:02 Davos’ta geç gelen itiraf
00:01 “Gaziantep’in Genç Yıldızları Ödül Töreni”nden notlar!
00:01 İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Steve Witkoff ile temas kurmadığını söyledi.
00:01 ABD’nin Güney Kafkasya Stratejisi: Zengezur, Enerji Hatları ve Bölgesel Güç Dengeleri
00:00 Yazar Peren Birsaygılı Mut: Suriye Devrimi’nin Filistin davası açısından taşıdığı tarihsel ve stratejik önemi
00:00 TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’ndan ‘Körfez Haberleri…
15:08 Hollanda Türklerinin övgü kaynağı olan kuzey Hollanda Emniyet Müdürü: Hamit KARAKUŞ
10:54 Zorbalık üstüne zorbalık!
00:05 Hataylı çocuklara Karadeniz’de unutulmaz ara tatil deneyimi
00:05 40 Yıllık dostluğun yaratıcısı Türk kahvesi dünyanın dört bir yanında görücüye çıktı
00:04 Ahmet Efendi Mescidi, Kocaeli Büyükşehir’le hayat buldu
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Karabağ’ı bekleyen 30 yıllık umudun anahtarı

Karabağ’ı bekleyen 30 yıllık umudun anahtarı
19.10.2020
A+
A-

TÜHA HABER / Dönüş gününü bekleyen Karabağlılar geride bıraktıkları, doğup büyüdükleri evlerin anahtarlarını hala saklıyor. Gözü gibi sakladığı anahtarlarla dönüş gününü bekleyen Musa Aziz de onlardan biri…

Damla Erikan
TRT Haber : Damla Erikan

Geçmişi uzun, acıları taze yeni hikayeler dinlemek için yola çıktık. Ankara’dan, ateşin ve rüzgarın şehri Bakü’ye indik. Kucaklandık, ”Türk kardeşlerimiz gelmiş, hoş gelmiş” dedi soydaşlarımız.

Başkentin batısında Dağlık Karabağ bölgesi 30 yıldır işgal altında. Azerbaycan ordusu, yerinden edilen 1 milyonu aşkın sivilin yeniden öz yurtlarına kavuşması için savaşıyor. Cephe hattının hemen gerisindeki Terter, Berde, Goranboy, Ağdere Ermeni güçlerinin ateşi altında. Cephe hattının uzağındaki büyük şehirler Gence ve Mingeçevir de füzelerle vuruluyor. Tarih boyunca olduğu gibi yaşanan her çatışma, vurulan her bina bir hayatı yerinden ediyor. Nedeni, sonucu ne olursa olsun kaybeden yine siviller oluyor.

”Ekmeksiz geldik inanır mısınız?”

Azerbaycan’ın ikinci büyük kenti Gence’ye, Karabağ Savaşı’nda memleketi Kelbecer’den ayrılmak zorunda kalan Musa Aziz ile tanışmaya gittik. 70 yaşındaki Aziz, 1993’te eşi Firengül Aziz ile Ermeni zulmüne sonuna kadar dayananlardan. Kelbecer’e 30 kilometre uzaklıktaki Başlıbel köyünde yaşıyordu. Bir gece köyün etrafı Ermeni güçleri tarafından çevrildi. Köylüler evlerini terk etmeye başladı çünkü askerler kadın, erkek, çocuk demeden Azerbaycan Türklerini katlediyordu.

2 oğlunu korumak isteyen Firengül Aziz, eşine ”Gitmeliyiz” dedi. Küçük kırmızı bir bavula birkaç parça eşya alıp düştüler yola. Dağ yolunu yaya aştılar Kelbecer’in merkezine geldiler. ”Burada da duramazsınız, tehlikeli” dediler. 2 çocukla kilometrelerce aç susuz yürüdüler. ”Ekmeksiz geldik inanır mısınız? Cemaat yolda kar yiyordu, Ermeni de ateşe tutuyordu” diyor Musa Aziz.

Fotoğraf: TRT Haber

[Fotoğraf: TRT Haber]

Bir gece Murov Dağı’nda kaldılar. Ardından yine yola koyulup şimdi yaşadıkları Gence’ye vardılar. Bir evladı dayanamadı bu zorluğa, Gence’ye vardıktan 1 yıl sonra hastalanıp vefat etti. 14 yıl Gence Devlet Üniversitesinin yatakhanesinde kaldı Aziz ve ailesi, ardından 2012’de devlet tarafından Karabağ’da yerinden edilenler için yapılan konutlara yerleştirildi.

Evinin anahtarlarını kilometrelerce taşıdılar

Salonunun baş köşesinde birkaç anahtar ilişti gözümüze. Burnunda tüten köyünün haritasının üzerinde geride bırakmak zorunda kaldığı Kelbecer’deki evinin anahtarlarıydı. O küçücük bavulunda üşümemek için aldıkları battaniye ve anahtarlar… Aslında evini yanında götürmüştü Musa Aziz. Döneceğinden emindi. O göremese de torunları açacaktı evinin kapılarını. Karabağ’dan çıkmak zorunda kalanların neredeyse hepsi, evinin anahtarlarını taşıdı kilometrelerce. Toprağı uğruna ölmeye hazır, son ana kadar direnen bir halkı evlerine dönemeyeceklerine inandırabilir misiniz?

”Tek bir gün gitsem, bir gün yaşasam, öz nehirlerimin suyunu içsem, evimi görsem” diyen Musa amcanın evini alsanız ne olur? O kapıları açacak ‘anahtar’ onun yüreğinde, bitmeyen umudunda, dağları aşıp getirdiği kırmızı bavulunda.

Gence’de, Bakü’de yaşayan milyonlarca Şuşalı, Hankendili, Kelbecerli bayram gününü bekliyor. Evleri yıkılsa da ölseler de zulüm de görseler Azerbaycan’dan ayrılmıyorlar. Hepsinin umutları aradan 30 yıl geçse de baki. Cepheden gelecek zafer haberi hasretle bekledikleri ata toprağı Karabağ’ın anahtarı onlar için.

[TÜHA Haber Ajansı, 19 Ekim 2020] 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.