enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,1550
EURO
9,7089
ALTIN
457,33
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
11°C
İstanbul
11°C
Yağışlı
Pazar Çok Bulutlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
13°C
Salı Parçalı Bulutlu
15°C
Çarşamba Gök Gürültülü
18°C

Yargıtay iddianamesi: HDP, PKK’nın partisidir

Yargıtay iddianamesi: HDP, PKK’nın partisidir
19.03.2021
0
A+
A-

TÜHA HABER / Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu iddianamede, HDP için “PKK’nın partisidir” ifadesi kullanıldı. İddianame HDP milletvekilleri, yöneticileri ve üyeleri hakkında binlerce suç içeriyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede kapatılması istenilen Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), terör örgütü PKK’nın partisi olduğu ifadesi dikkat çekiyor.HDP ile terör örgütüPKK/KCK arasında fark olmadığı vurgulanan iddianamede, “HDP silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın emir ve talimatları doğrultusunda faaliyet yürüten, yaptıkları veya yapmadıkları bakımından halka değil terör örgütü PKK/KCK’ya hesap veren, terör örgütünün siyasi görünümlü bir uzantısı, organıdır. Başka bir deyimle HDP; PKK’nın partisidir” denildi.

HDP’lilerin açıklama, demeç ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle haklarındaki çok sayıda dava ve fezleke ile6-8 Ekim olayları ve Hendek operasyonlarına yönelik açılan davalar kapsamında ortaya konulan delillere de yer verilen iddianame binlerce suç içeriyor.

  HDP’lilerce işlenen ve yargıya intikal eden suçlar iddianamede

HDP yönetici ve milletvekillerinin işlediği suçlar iddianamede şöyle sıralandı:

“Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozmak”, “Devletin Güvenliğine veya Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşmak”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etmek”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik Etme”, “Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetmek”, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak”, “Silahlı Terör Örgütüne Bilerek İsteyerek Yardım Etme”, “Terör Örgütü Propagandası Yapmak”, “Terörle Mücadelede Görev Almış Kişileri Hedef Göstermek”, “Devletin Egemenlik Alametlerini Alenen Aşağılamak”, “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılamak”, “Devletin Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılamak”, “Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit”, “Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etmek”, “Suç İşlemeye Alenen Tahrik Etmek”, “Suçu ve Suçluyu Övmek”, “6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanuna” muhalefet etmek ve “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na” aykırı eylemlerde bulunmak.

Yüzlerce delil ve suç kaydı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından HDP’nin temelli kapatılması istemiyle hazırlanarak Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen 609 sayfalık iddianame 6 başlıktan oluşuyor. İddianame, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği belirtilen HDP’nin, temelli kapatılması talep edildi. Üye kayıtlarının durdurulması ile aralarında HDP’nin genel başkanları ve milletvekillerinin de bulunduğu 687 partili için 5 yıl süreyle siyaset yasağı talep edilen iddianamede ayrıca HDP’nin hazine yardımının kesilmesi, varsa banka hesaplarına bloke konulması ve verilen yardımların da geri alınması istendi. HDP’li yöneticilerinin basına verdiği demeç örnekleri, sosyal medyadaki paylaşımlar ve haklarında açılan davalarla ilgili ayrıntılar da iddianamede yer aldı.

“HDP, PKK/KCK’nın legal görünümlü yan kuruluşu”

HDP’lilerin yaptıkları açıklama, demeç ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle haklarında çeşitli suçlardan hazırlanan çok sayıda dava ve fezlekeler ile 6-8 Ekim olayları ve Hendek operasyonlarına yönelik açılan dava dosyaları kapsamında ortaya konulan delillere de iddianamede yer verildi.

Anayasal düzene ve üniter yapıya yönelik açıkça düşmanlığın sergilendiği aktarılan iddianamede; “Ortaya konulan delillerden davalı HDP’nin daha önce Anayasa Mahkemesi’nce kapatılan partiler gibi tamamen PKK/KCK’nın güdümünde olan ve PKK’nın legal görünümlü bir yan kuruluşu olduğunu ortaya koymaktadır. Davalı partinin kongreleri bir siyasi partinin kongresinden ziyade terör örgütünün propagandasının yapıldığı, ölen teröristlere saygı duruşlarında bulunulduğu, Anayasal düzenimize ve üniter devlet yapımıza yönelik açıkça düşmanlığın sergilendiği adeta ‘PKK kongreleri’ şeklinde cereyan etmiştir. Bunun son örneği 23.02.2020 tarihli davalı partinin 4’üncü Olağan Büyük Kongresi’dir. Davalı Halkların Demokratik Partisi terör örgütü PKK/KCK’yı açıkça desteklemekten öteye geçerek onun bir organı gibi faaliyette bulunmuştur” ifadeleri dikkat çekti.

Grafik: TRT Haber / Bedra Nur Aygün

[Grafik: TRT Haber / Bedra Nur Aygün]

Grafik: TRT Haber / Bedra Nur Aygün

[Grafik: TRT Haber / Bedra Nur Aygün]

“HDP ile PKK/KCK arasında bir fark yoktur”

İddianamede, HDP ile terör örgütü PKK/KCK arasında fark bulunmadığı, parti yöneticileri ile terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın söylemleriyle bunu açıkça belirttiği kaydedilerek, “Aslında buna şaşırmamak gerekir. Çünkü partinin Eş Genel Başkanlığını yapmış Pervin Buldan ve Selahattin Demirtaş açıkça HDP’nin terör örgütü lideri Öcalan’ın projesi olduğunu, Öcalan’ın HDP fikriyatında büyük emeği olduğunu belirterek açıkça söylemekten çekinmemişlerdir. Bu hususu örgüt elebaşı da kabul etmektedir” deniliyor.

Belediyeler PKK’ya hizmet etti

İddianamede, parti üyesi, milletvekili ve çok sayıda kişinin yaptıkları eylemlere de bir bir yer verilerek, davalı parti üyelerinin yerel ve genel seçimler öncesi bölge halkı üzerinde HDP’ye oy vermeleri yönünde baskı oluşturduklarına dikkat çekildi. Yapılan baskılara direnen vatandaşları kırsalda faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarına şikâyet ettikleri, bazı vatandaşların kırsalda kurulan sözde ‘adalet komisyonu’ adlı mahkemede cezalandırılmaları için götürüldüklerinin anlaşıldığı belirtildi. Belediye başkan adaylarının PKK/KCK terör örgütü tarafından belirlendiği, seçildikten sonra iş ve işlemlerinin terör örgütü mensuplarınca yönetildiği ve denetlendiği, örgütün talimatları ile belediyede çalışanlarından örgüte destek için ‘zekât’ adı altında para toplandığı, belediye araç ve gereçlerinin PKK’nın hizmetine sunulduğu, belediye çalışanlarına çalışmadıkları halde fazla mesai ücreti yazılıp, paraların çalışanın haberi olmadan terör örgütüne aktardıklarının belirlendiği vurgulandı.

Örgüte finans kaynağı görevi yaptılar

İddianameye göre bazı belediye başkanları, çatışmalarda yaralanan teröristleri kayıt dışı olarak tedavi ettirdi. Belediye çalışanları örgüte müzahir yayın organlarına zorla abone yaptırıldı, maaşlarından onayları olmadan belli bir miktar kesilerek terör örgütüne gönderilmesini sağladı. Devletin yanında yer alan belediye çalışanları ise işten çıkarıldı, yerlerine terör örgütü ile iltisaklı terör suçlarından mahkûmiyetleri bulunanlar ya da yakınları işe alındı.

Çatışmalarda “canlı kalkan” olup örgüte bilgi sızdırıldı

İddianamede, teröristlerin isimleri verilerek mezarlıklar inşa edildiği de yer aldı.

“Terörist cenazelerinin belediyelere ait araçlarla taşındığı yer alan iddianamede, cezaevindeki örgüt mensupları ile PKK arasında karşılıklı talepleri taşıyan kuryelik yapıldı. Terör örgütü adına ev ev dolaşılıp para toplandı. Hendek olayları sırasında bazı partililer PKK’ya eleman kazandırma faaliyetinde bulundu, bazıları da örgüt adına silahlı nöbet tuttu. Kırsal alandaki terör örgütü mensuplarının erzak ihtiyaçları ve yaşam malzemeleri karşılandı. Çatışmalar sırasında örgütten alınan talimat sonrası operasyon bölgesine gidip ‘canlı kalkan görevi yapan partililer oldu. Bazıları, sivil polis araçlarını tespit ederek, plakalarını irtibatlı oldukları teröristlere verdi. Silahlı terör örgütünün bölge sorumluluğunu yürütenler, örgüte adam kazandırmak için faaliyet yürüttü.”

Örgütün yasa dışı çalışmaları parti teşkilatlarında organize edildi

İddianamede, partinin İstanbul Esenyurt, Güngören ilçe teşkilatları; Batman il ve ilçe teşkilatları, Diyarbakır il ve ilçe teşkilatı, Aydın il teşkilatı, Elazığ Karakoçan ilçe teşkilatı, Van İpekyolu Belediyesi’nde ele geçen materyal ve teşkilat binalarında yapılan tespitlerde partinin PKK ile bağının kanıtlandığı belirtiliyor. Partinin değişik kademedeki il ve ilçe örgütleri ile belediye binalarının terör örgütü lehine eğitim faaliyetleri yapılan, terör örgütü ve elebaşı lehine yasa dışı gösterilerin organize edildiği, teröristlerin buluşma noktası haline getirildiği kaydedildi.

Terörü kınamadılar, sahip çıktılar

İddianamede, “Davalı partinin genel başkanından üyesine kadar görev yapmış veya yapmakta olan partililer bugüne değin ısrarla PKK terör örgütüne ‘terör örgütü’ ve onun aktif olarak bölücü yıkıcı eylemlerine katılan elemanlarına da ‘terörist’ diyememişlerdir. Bunun aksine bölücü yıkıcı silahlı terör örgütü için ‘tabanımız’, ‘muhatap alınması gereken bir örgüt’, ‘halk özgürlük hareketi’, ‘demokrasi ve eşitlik mücadelesi veren bir örgüt’, ‘mazlum bir halkın öfkesi, umudu, sığınağı’ gibi ifadeler kullanılmış, etkisiz hale getirilen terör örgütü üyeleri ‘şehit’ olarak adlandırılmıştır” ifadelerine yer verildi.

“Sırtlarını PKK’ya dayamışlardır”

HDP’nin, terör örgütünün vesayeti altında ve onun talimatları doğrultusunda hareket ettiğine dikkat çekilen iddianamede, kendi deyimleriyle kullandıkları “Sırtlarını PKK’ya dayamışlardır” ifadesi de yer aldı. Partinin Kandil ve İmralı’nın gölgesi altında siyasi çıkar elde ettiği kaydedilen iddianamede, “Davalı parti, zaman zaman PKK/KCK ile işbirliği altında zaman zaman ise onun direktifleri doğrultusunda yaptığı faaliyetleri, gerçekleştirdiği eylemleri meşrulaştırmak için aldığı oylara sığınmış ve tüm enerjisini PKK/KCK silahlı terör örgütüyle birlikteliğine harcamıştır. Ne yazık ki bir siyasi partiden beklenen bağımsız bir politika üretememiş, Kandil’in ve İmralı’nın dayattığı politikaları hayata geçirme konusunda kendini görevli kılmış ve silahlı terör örgütünün gölgesi altında siyasi çıkar elde etmeye çalışmıştır. Davalı partililer kendi deyimleri ile sırtlarını PKK’ya dayamışlardır. PKK yöneticilerinden Cemil Bayık’ın ‘PKK olmasa HDP yüzde 5 oy alamaz’ sözü de bu hususu doğrulamaktadır” ifadeleri kullandı.

Milli meseleler ile operasyonlara karşı çıktılar

Partinin hiçbir milli meselede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında yer almadığı, aksine Türk devletinin ve milletinin karşısında yer alan kim varsa haklı olup olmadıklarına bakmaksızın ön kabulle onların safında yer almayı tercih ettiklerinin de altı çizildi. Bunun son dönemdeki örneklerinin ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığı Fırat Kalkanı Harekâtı, İdlib Operasyonu, Zeytin Dalı Harekâtı, Barış Pınarı Harekâtı, Bahar Kalkanı Harekâtı ile Gara Operasyonu’na karşı takındığı olumsuz tavır olduğu kaydedildi.

Diyarbakır annelerinin ifadeleri iddianamede

İddianamede, 3 Eylül 2019’dan bu yana Diyarbakır’da HDP il binası önünde çocukları terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığı için oturma eyleminde olan ailelerin açıklamalarına da yer verildi. Ailelerin, açıklamalarında çocuklarının HDP binalarında kaybolduğu belirtilerek, partinin PKK’ya eleman temin ettiğinin açıkça anlaşıldığı kaydedildi.

“Teröre destek veren parti kabul görmez”

İddianamede, Siyasi Partiler Kanunu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına atıfta bulunularak, teröre destek veren partilerin kabul görmeyeceğine değinildi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de böyle bir partiyi Anayasa ve yasaların çizdiği çerçeve karşısında kabul etmesinin mümkün olmayacağı vurgulanan iddianamede, şu ifadeler yer aldı:

“Bir siyasi partinin, siyasi faaliyet görüntüsü altında ülkenin tamamının huzur ve güvenliğini olumsuz yönde etkileyen, tüm vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinden yararlanmalarını engelleyen veya ortadan kaldıran terör eylemlerini desteklemesi, bunları meşrulaştırmaya çalışması ve hatta bizzat organları vasıtasıyla bu eylemleri işlemesi demokratik olsun olmasın dünyanın hiçbir ülkesinde kabul ve koruma göremez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de yukarıda sayılan eylemleri gerçekleştiren böyle bir partiyi Anayasa ve yasaların çizdiği çerçeve karşısında kabul etmesi mümkün değildir.”

Siyaset yasağı istenilen HDP’lilerin suç karnesi

HDP’li milletvekili, belediye başkanı, belediye çalışanı ve parti üyesi çok sayıda isme istinat edilen suçlar ve haklarında açılan davalar da iddianamede ayrıntılı şekilde yer aldı. Yüksek Mahkeme’ye sunulan iddianamede, 687 partili için de 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesi talep edildi.

Siyaset yasağı istenilenler arasında tanınmış isimler var. / Grafik: TRT Haber / Nursel Cobuloğlu

[Siyaset yasağı istenilenler arasında tanınmış isimler var. / Grafik: TRT Haber / Nursel Cobuloğlu]

Davanın kabulü halinde 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak 687 kişi için yüzlerce soruşturma ve kovuşturma bulunuyor. İşte o isimlerden bazıları ve istinat edilen suçların yer aldığı davalar…

“Demirtaş KCK siyasi alan sorumlusu”

İddianamede, 6-8 Ekim olayları soruşturması kapsamında tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a, bugüne kadar yöneltilen suçlama, hakkında açılan soruşturma ve davaların da detayı yer aldı.

İddianamede Demirtaş’ın, KCK içerisinde “Siyasi Alan Merkezi Sorumlusu” olduğu kaydedilerek 2016 yılı Nevruz etkinliğinde Demirtaş’ın “…Ben bu vesileyle Sakine, Leyla, Fidan arkadaşlarımızın şahsında bütün şehitlerimizi saygı ile anmak istiyorum… Bir nöbet kulübesinde bir gece yarısı nöbet tuttunuz mu? Kandil’i dümdüz ederiz diyenler kendilerini davet ediyorum, omuzuna G-3 takıp gitsinler. Bir gece Gabar’da nöbet tutsunlar bakalım. Kandil dümdüz oluyor mu? Olmuyor mu?” şeklindeki ifadeleri olduğu kaydedildi. Demirtaş hakkında İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Adana, Mersin, Van, Adıyaman, Ağrı, Bingöl, Şırnak, Mardin, Yozgat ve Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 235 farklı soruşturma açıldığına dikkat çekildi.

“Buldan örgüt adına devleti tehdit etti”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın değişik ortamlarda yaptığı konuşmalara tek tek yer verilen iddianamede, bu konuşmalarda Buldan’ın terörist başı Öcalan’ı özgürlük hareketi lideri olarak tanıttığı kaydedildi. Buldan ile ilgili Yargıtay Başsavcılığı “Gerek PKK’yı gerekse örgüt lideri Abdullah Öcalan’ı överek anadilde eğitim ve öğretim haklarının kabul edilmemesi halinde 30 yıl daha savaşın süreceğini belirtti” denildi. İddianamede Cumhuriyet Başsavcılıklarınca, Buldan hakkında Ankara, İstanbul, Ağrı, Diyarbakır, Mardin, Mersin Şanlıurfa, Hakkâri ve Van’da 140 farklı soruşturmanın açıldığı belirtildi.

“Sarıyıldız PKK’ya silah temin etmek için çalıştı”

İddianamede 24, 25, ve 26’ncı dönem Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın PKK’ya verilmek üzere Suriye’den getirilen ağır silahları teslim alacak kuryeyi buluşma noktasına götürdüğü, kurye ve silahları teslim etmek isteyen kişi emniyet güçlerince gözaltına alınırken, Sarıyıldız’ın dokunulmazlığı dolayısıyla gözaltına alınamadığı belirtildi. Olayda ise 3 roketatar, 4 adet M-16 otomatik tüfek, 25 el bombası ve 2 bin merminin ele geçirildiği aktarıldı. Ayrıca firari şüpheli Faysal Sarıyıldız’ın PKK/KCK terör örgütü üyesi olan ve dava açılan T.Ş.’nin yakalanmasını önlemeye çalıştığı belirtildi. R.D. isimli şüphelinin alınan ifadesinde ise “Faysal Sarıyıldız örgütten gelen talimatları harfiyen uygular, yasak sırasında bütün mevzileri gezdi örgüt mensuplarına moral-motivasyon veriyordu. M.T. ve A.Y. ile toplantı yapar koordinasyonu kurar sadece MAMO(K) ile temas kurar onunla görüşür” şeklinde beyanda bulunduğu kaydedildi. İddianamede Sarıyıldız hakkında Şırnak, Cizre, Silopi, Şanlıurfa, Ceylanpınar, Diyarbakır ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 71 farklı soruşturma yürütüldüğü belirtildi.

“İmir teröristin cep telefonunu gizledi”

İddianamede, 28 Kasım 2020’de ‘Terör örgütü üyesi olmak’ suçundan Cizre’de gözaltına alınan Ercan Oğuz’un cep telefonunu alırken kameraya yansıyan Şırnak milletvekili Nuran İmir hakkında yürütülen soruşturmaların detaylarına da yer verildi. Olay sırasında Nuran İmir’in işlem yapan güvenlik güçlerini engellemeye yönelik sözlü müdahalede bulunduğu ve aynı anda şüpheliye yaklaşarak arka cebindeki içinde suç delilleri bulunan cep telefonunu alarak kendi cebine koyduğunun anlaşıldığı belirtildi. Ercan Oğuz’un daha sonra ele geçirilen cep telefonunda örgütsel dokümanlar bulunduğu aktarıldı. İddianamede, İmir hakkında, Ankara, Hakkâri, Cizre, Diyarbakır, Elbistan, Patnos, Silopi, Şırnak, Van ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 76 farklı soruşturma yürütüldüğü de anlatıldı.

“Tuğluk, Öcalan’ın talimatıyla eş başkan yapıldı”

İddianamede, HDP 24. dönem Van milletvekili Aysel Tuğluk’un terörist başı Abdullah Öcalan’ın talimatı ile Demokratik Toplum Kongresi’ni kurduğu, eş başkanı olarak seçildiği belirtilerek, sanığın DTK faaliyetleri ve eylemleri kapsamında 2011, 2012 ve 2013 yılında Diyarbakır’da düzenlenen DTK toplantılarına katıldığı, Nihat Oğraş isimli kişinin “…..p@hotmail.com” mail hesabından Tuğluk’un örgüt yönetiminden emirler aldığı, DTK tarafından organize edilen yasadışı eylemlere ve faaliyetlere katıldığı belirtildi. Tuğluk hakkında Diyarbakır, Van, Şanlıurfa, Tokat, Gaziantep, Şırnak İstanbul Ankara gibi onlarca il ve ilçede Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 75 farklı soruşturmanın açıldığı yer aldı.

“Encu PKK kampına gidip örgütsel eğitim aldı”

HDP 25. ve 26. dönem Şırnak Milletvekili Ferhat Encu ile ilgili ise iddianamede D.E.’nin ifadesine yer verilerek, “HDP Cizre ilçe teşkilatı binasında çaycılık yaptığı dönemde halen HDP milletvekilleri olan Ferhat Encu, Faysal Sarıyıldız, Leyla Birlik ve Aycan İrmez’in milletvekili adayı olmadan önce 15-20 gün kadar PKK’nın Cudi kampına gittiklerini, burada 20 gün boyunca silah ve ideoloji eğitimi aldıklarını ve eğitimi başarı ile tamamladıklarını, eğitimi yapamazlarsa milletvekili olamayacaklarını bizzat kendisine söylediklerini hatta kendisine, ‘dağa gittin mi, eğitim aldın mı’ diye sorduklarını, kendisinin gözlerinin bozuk olduğundan dolayı gitmediğini söylediğini” beyan ettiğine dikkat çekildi. İddianame Encu’nun PKK/KCK’ya yönelik operasyonlara karşı vatandaşları kışkırttığı ve şiddete çağırdığı kaydedildi. Encu hakkında Ankara, Diyarbakır, Şırnak, Ankara, Cizre, Midyat, Silopi, Şırnak ve Uludere Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 59 soruşturmanın açıldığı kaydedildi.

“Taşdemir Gara’ya terörist kampına gitti”

Terör örgütü PKK’nın rehin aldığı 13 kişiyi Gara’da şehit etmesi sonrası İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından açıklanan, HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’i 9 Haziran 2019 yılında bölgede gördüğünü anlatan teröristin ifadesi de kapatma davası iddianamesinde yer aldı. Terör örgütü üyesi S.B.’nin ifadesinde, HDP’li Dirayet Dilan Taşdemir’in yaşamını, terör örgütü faaliyetlerine adadığını belirttiği aktarıldı. S.B., “HDP içerisinde siyaset yapan Belediye Başkanı olarak seçilen şahısların hiçbir zaman kendi iradeleriyle özgürce aday listelerini belirleyemediklerini söyleyebiliriz. Türkiye’de yapılan genel ve yerel seçimlerde adı BDP, HDP olan yasal siyasi partilerin adayları terör örgütünün Kandil’de bulunan üst yönetimi tarafından belirlendi. Örgüt kadrolarından oluşan adayları listelerine dahil ederek yerel veya genel seçimlerde seçilmeleri sağlandı. Bu sayede terör örgütü adına faaliyet yürüten kadroları yerel yönetimlere ve milletvekili olarak meclise girmeleri sağlandı” dedi.

“HDP içerisinde PKK sekretaryası olarak görev yaptı”

‘Ulaş’ kod adlı teröristin ise “Kadro mensubudur. 2009 yılı öncesine Irak’ın kuzeyine illegal yollardan gitti. Kandil alanında kadın örgüt yapılanması tarafından verilen ideolojik eğitimler aldı. Kandil’de yer alan örgüt üst yönetimi ve KCK’nın önerisiyle HDP milletvekili seçtirildi. Milletvekili seçildikten sonraki süreçte HDP içerisinde PKK sekretaryası olarak görev yaptı” şeklindeki ifadesi de iddianamede yer aldı.

Teröristleri Mahmur Kampı’na götürmüş

İkna yoluyla teslim olan terörist M.U. ise iddianamedeki ifadesinde, 9 Haziran 2019’da Irak’ın Mahmur alanına ‘Pirdoğan’, ‘Özgür Çiya’ ve ‘Arin’ kod adlı terör örgütü mensuplarıyla birlikte geçtiğini, araçta kod isimlerini hatırlamadığı 3 erkek örgüt mensubunun daha olduğunu, herkesin yanında silah ve teçhizatların bulunduğunu, Gara alanında 1,5 saat yolculuk yaptıktan sonra yolda başka bir aracın yanında durduklarını, bu araçtan sonradan televizyondan HDP milletvekili olduğunu öğrendiği Taşdemir’in indiğini ve kendi araçlarına bindiğini, Taşdemir’in sivil kıyafetli olduğunu, yanında sırt çantası ve poşetler bulunduğunu, yaklaşık 1 saat yolculuktan sonra Mahmur kampına vardıklarında araçtan indiğini ve başka bir araç tarafından alındığını belirtti. Taşdemir hakkında 73 farklı soruşturmanın açıldığı kaydedildi.

“Tuncel örgüt ideolojisini yaydı”

HDP 24. dönem İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel hakkında 55 farklı soruşturma açıldığı belirtilen iddianamede, Tuncel’in KCK Siyasal Alan Merkezi içerisinde örgütsel faaliyetler yürüttüğü kaydedildi. Tuncel’in Abdullah Öcalan’ın talimatı ile kurulan siyaset akademilerinde ‘PKK Tarihi’ konusunda eğitim verdiği belirtilen iddianamede, “Şüphelinin siyasi kimliği adı altında PKK/KCK silahlı terör örgütünün ideolojisi ve amacı doğrultusunda örgüte halk desteği sağlamak, örgüt ideolojisini yaymak ve geniş kitlelere ulaşmak amaçları doğrultusunda örgüt içerisinde kendisine verilen görevleri yerine getirdiği anlaşılmaktadır” denildi. Tuncel’in 06.01.2016 tarihinde ise “Adli ve idari kolluk görevini yerine getiren görevlileri ve terörle mücadelede izlenen haklı yöntemleri katliamcı olarak tabir ederek ve görevlilerin sivil halkı katlettiği yönünde söylemlerde bulunduğu” anlatıldı.

“Yüksekdağ terörü özgürlük hareketi olarak lanse etti”

İddianamede HDP 25. ve 26. dönem Van Milletvekili Figen Yüksekdağ’ın verdiği bir röportaja yer verilerek, “…PKK bir halk özgürlük hareketidir. Aynı zamanda demokrasi ve eşitlik mücadelesi veren bir örgüttür. Bizler PKK’nın bu hedeflere ulaşma konusunda başvurduğu yöntemleri onaylamıyoruz. Ancak şunu da kabul etmeliyiz ki uyguladığı program terör değildir” şeklinde beyanlarda bulunduğu kaydedildi. İddianamede 6-8 Ekim olaylarında da halkı suç işlemeye alenen tahrik etmekle de suçlanan Yüksekdağ hakkında Adana, Ankara Ağrı, Diyarbakır, İstanbul, Şanlıurfa, Van, Gaziantep, İzmir ve Batman Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 113 farklı soruşturma açıldığı bilgisine yer verildi.

“Suç işleyenler sıradan kişiler değil”

İddianamede, tek tek anlatılan suçlamaları gerçekleştirenlerin sıradan kişiler olmadığı partide genel başkanlık, milletvekilliği, MKYK üyeliği, MYK üyeliği, MDK üyeliği, belediye başkanlığı, teşkilat kademelerinde yönetici gibi HDP’de üst düzey görev almış kişiler olduğu vurgulandı. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığı, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün ne kadar büyük bir tehdit altında olduğu daha iyi anlaşılmıştır. Davalı partinin genel başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları ve merkez organlarında görev alan yöneticileri zamanlarının önemli bir kısmını terörist cenazelerine katılmak, teröristlerin tedavileri ile ilgilenmek, onları ve yakınlarını işe yerleştirmek, PKK’ya silah temin etmek için çalışmışlardır” denildi.

Aynı nedenle kapatılan diğer partiler iddianamede

İddianamede, aynı nedenlerle daha önce kapatılan siyasi partilerle ilgili ayrıntılara da yer verildi. İddianamede yer alan ve daha önce kapatılan siyasi partilerle ilgili bölüm şöyle:

– 07.06.1990 tarihinde SHP’den ayrılan 11 milletvekili tarafından kurulan Halkın Emek Partisi (HEP) hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 03.07.1992 tarihinde kapatma davası açılınca, 19.10.1992 tarihinde Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) kurulmuştur. Anayasa Mahkemesi 14.07.1993 tarihinde HEP’in kapatılmasına karar vermiştir.

– Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 29.01.2003 tarihinde ÖZDEP’in kapatılması için dava açılması üzerine 07.05.1993 tarihinde Demokrasi Partisi (DEP) kurulmuştur. Anayasa Mahkemesi 23.11.1993 tarihinde ÖZDEP’in kapatılmasına karar vermiştir.

– DEP hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11.05.1994 tarihinde kapatma davası açılması üzerine bu kez 11.05.1994 tarihinde Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kurulmuştur.16.06.1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından DEP’in kapatılmasına karar verilmiştir.

– 29.01.1999 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından HADEP’in kapatılması için dava açılmış, bu arada 24.10.1997 tarihinde Demokratik Halk Partisi (DEHAP) kurulmuş, 13.03.2003 tarihinde de Anayasa Mahkemesi HADEP’in kapatılmasına karar vermiştir.

– DEHAP’ın kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 13.03.2003 tarihinde dava açılmış, 09.11.2005 tarihinde Demokratik Toplum Partisi kurulmuştur. DEHAP hakkında dava süreci devam ederken bu arada DEHAP 19.11.2005 tarihinde fesih kararı almıştır. 11.12.2009 tarihinde de Anayasa Mahkemesi, Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasına karar vermiştir.

– 1990 yılından bu yana devam eden ve yukarıda özetlenen süreçten anlaşılacağı gibi hemen hemen aynı kadrolar tarafından kurulup, devam ettirilen HEP; ÖZDEP, DEP, HADEP, DEHAP ve DTP açılan davalar sonucunda Anayasa Mahkemesince kapatılmıştır. Şimdi ise iddianamede sunulan deliller karşısında kapatılan bu partilerin devamı niteliğinde olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) de kapatılması gerekecektir.

Temelli kapatılması istendi

İddianamede, davanın ivedilikle görüşülmesi, ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline gelen’ ve Anayasa’nın 68’inci maddesinin dördüncü fıkrasına,2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 78, 80, 81, 82 ve 90’ıncı maddelerine aykırı eylemlerde bulunduğu açıkça anlaşılan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), Anayasa’nın 69’uncu maddesinin altıncı fıkrası ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 101/1-b ve 103’üncü maddeleri gereğince temelli kapatılması istendi. Partinin kapatılmasına beyan, faaliyet ve eylemleri ile neden olan 687 kişinin Anayasa’nın 69’uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 95’inci maddesi uyarınca temelli kapatılmaya ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından itibaren 5 yıl süreyle bir başka siyasi partinin kurucusu, yöneticisi, deneticisi ve üyesi olamayacaklarına, davalı partinin ödenecek hazine yardımlarından tamamen yoksun bırakılmasına varsa banka hesabında blokesine ve hazine yardımı ödenmiş ise aynı miktarın hazineye iadesine, davalı partinin üye kayıtlarının durdurulmasına karar verilmesi kamu adına arz ve talep olunması istendi.

Süreç nasıl işleyecek?

Parti kapatma yetkisi Anayasa Mahkemesi’nde. Siyasi parti kapatma davalarında, ‘ceza davası’ prosedürü izleniyor. İddianameyle ilgili süreç, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın iddianameyi üyelere dağıtıp, raportör veya raportörler görevlendirmesiyle başlayacak. Raportör ilk incelemeye ilişkin raporunu tamamlayıp, Anayasa Mahkemesi heyetine sunacak. Ardından heyet, davaya ilişkin ilk incelemesini yaparak iddianamenin kabul edilip edilmediğine karar verecek. Bu süre CMK hükümlerine göre iddianamenin mahkemeye gönderilmesinden itibaren 15 günü geçemeyecek.

İddianame kabul edilirse, ön savunma için HDP’ye gönderilecek. HDP ise Yüksek Mahkemenin tanıdığı süre içerisinde ön savunmasını verecek. Ancak partinin, verilen sürenin uzatılması için başvuru hakkı bulunuyor. Partinin ön savunmasını Yüksek Mahkemeye sunması sonrası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin esas hakkındakini görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra Anayasa Mahkemesince belirlenecek tarihlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Bu sürecin sonrasında davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör veya raportörler esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı HDP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek. Raporun Anayasa Mahkemesi üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelip kapatma istemini esastan görüşecek.

15 kişilik Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak

HDP hakkındaki kapatma davasını, 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69’uncu maddesinde sayılan hallerden dolayı partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek. Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmî Gazete’de yayımlanacak. Anayasa Mahkemesi’nin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde, bu kişiler kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

[TÜHA Haber Ajansı, 19 Mart 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.