enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
7,5345
EURO
8,9835
ALTIN
411,42
BIST
1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
9°C
İstanbul
9°C
Yağışlı
Pazartesi Az Bulutlu
10°C
Salı Parçalı Bulutlu
14°C
Çarşamba Çok Bulutlu
13°C
Perşembe Yağışlı
9°C

“Türkiye ile AB İçin İşbirliği Yolları Bulunmalı”

“Türkiye ile AB İçin İşbirliği Yolları Bulunmalı”
12.02.2021
0
A+
A-

TÜHA HABER / Doğu Akdeniz krizi ve Atina ile Paris başta olmak üzere bazı Avrupa başkentleriyle yaşadığı ikili siyasi sorunlar, Türkiye’nin AB ile ilişkilerini 2020’de zora soktu.

Çalkantılı süreç, Avrupa Birliği’nin (AB) 2020 yılı Aralık ayındaki zirvesinde, Türkiye’ye yeni ve ağır bir yaptırımı reddetmesiyle durulmuştu. Ancak AB liderleri, 2021’nin Mart ayındaki zirvede görüşmek üzere Dışişleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’den, “Türkiye ile diplomatik, politik ve ekonomik ilişkilerin geldiği durum ve ilişkilerin geleceğine ilişkin kapsamlı bir rapor hazırlamasını” istemişti.

25-26 Mart’ta yapılması planlanan zirveye 40 gün kadar bir süre kala düşünce kuruluşu Amerikan-Alman Marshall Fonu (The German Marshall Fund of the United States – USGMF) AB-Türkiye İlişkileri: Pozitif Gündem Arayışı’’ başlıklı bir toplantı düzenledi. Video-konferans toplantısına AB Dış İlişkiler Dairesi (EEAS) Direktörü Angelina Eichhorst, Avrupa Parlamentosu’nun Hırvat milletvekili Zeljana Zovko, İstanbul Politika Merkezi Direktörü Fuat Keyman ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) İcra Direktörü Güven Sak katıldı.

AB Dış Politika Şefi Josep Borrell’le dirsek dirseğe çalışan deneyimli diplomat Angelina Eichhorst, Türkiye’yi yakından tanıyan biri isim. Daha önce EEAS’in Batı Balkanlar ve Türkiye Masası Direktörü olan Eichhorst, ilişkilere verdikleri değeri toplantının başında dile getirdi.

Aşırı derecede önemli ve karmaşık olarak nitelediği AB-Türkiye ilişkilerinde bir şeylerin ters gitmesinin büyük risk yaratacağını söyleyen Eichhorst, tarafların ortak görüşleri ve çıkarları için çalışması gerektiğine vurgu yaptı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yaklaşık iki hafta önceki Brüksel ziyaretine de değinen AB diplomatı; Libya, Suriye, Dağlık Karabağ ve Irak gibi yerlerdeki ortak çıkarların ele alındığını ancak bunun ilişkilerin sadece bir yönünü oluşturduğunu belirtti. Ekonomi, kültür, gümrük birliği, vize serbestisi, göç, ulaşım, enerji, eğitim ve tarım gibi daha birçok konuda Türkiye ile çalışıldığını söyledi. Eichhorst, ‘’AP içinde bu ilişkinin nereye gittiği konusunda çok fazla eleştirel fikir var elbette ama şu anda hepimiz ortaklıklara odaklanmaya çalışıyoruz’’ dedi.

Eichhorst: “Beklentiler ve sonuç konusunda gerçekçi olmalıyız”

Gündemlerini net olduğunu da belirten EEAS Direktörü Eichhorst, ‘’Avrupalı liderler Yunanistan ve Türkiye arasında sadece bir kereliğine ön görüşme değil, birden fazla güven inşa edici görüşmeler içeren bir süreç istiyor. Kıbrıs görüşmelerine erkenden geri dönülmesini istiyorlar. Bu konuda AB olarak Birleşmiş Milletler’in girişimlerini destekliyoruz. Bu sorunlar çok uzun süredir bekliyor ve çözülmeleri her zamankinden daha önemli’’ diye konuştu.

Ankara’dan gelen sinyallerin beraber çalışmaya isteklilik yönünde olduğunu da söyleyen Angelina Eichhorst, ‘’Adım adım çalışacağız. Beklentiler ve sonuç konusunda gerçekçi olmalıyız. Güven iki tarafta da inşa ediliyor. Sürpriz yaşanmaması adına tüm iletişim kanallarını açık tutuyoruz ifadelerini kullandı.

AB Dış İlişkiler Dairesi Direktörü, olası bir Doğu Akdeniz konferansı için çalışmaların sürdüğünü de söyledi ve ‘’Bölgedeki tüm paydaşların masada olabileceği bir format önemli. Ancak bu, hemen yarın olamaz. Doğru yerde, doğru zamanda, dikkatle ve özenle yapılmalı’’ dedi.

AB olarak Türkiye konusunda ABD ile mükemmel bir işbirliğine sahip olduklarını söyleyen Eichhorst, Biden yönetiminin Türkiye’de hukukun üstünlüğüne kesinlikle daha fazla eğileceğini belirtti. Böylesi bir işbirliğini AB ile NATO arasında da gördüklerini söyleyen AB’li diplomat, ‘’Türkiye’nin nerede durduğu ile ilgili birlikte çalışmamız önemli. Çünkü Doğu Akdeniz’de olanlar sadece bölge için değil tüm AB için bir güvenlik sorunu’’ diye konuştu.

AP milletvekili: ‘’Türkiye söylemini değiştirmeli’’

Avrupa Parlamentosu üyesi ve AB-Türkiye Forumu’nun yeni başkanı Zeljana Zovko ise, Türkiye’nin geçen yıl Avrupa Birliği’ni hedef alan sert söylemleri olduğuna dikkat çekerek, bunun sonuçlarına değindi.

Türkiye’deki Suriyeli mülteci kamplarını ziyaret ettiğinde ilişkilerin gelişeceğine dair umutlandığını söyleyen Zovko; “Ancak geçen yıl yaşanan Doğu Akdeniz ve Dağlık Karabağ krizleriyle Türkiye’nin saldırgan ve iddialı dış politikası ve Kıbrıs meselesi kendilerine manevra alanı bırakmadı” görüşünü savundu.

Zovko, bu duruma bir de Türkiye ile üyelik görüşmelerini kesmek isteyen ve köprüleri yaktıktan sonra ilişkileri onarmanın zorluğunu anlamayan AP’deki yeni milletvekillerinin eklendiğini kaydetti.

Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye ile ilgili havanın çok kötü olduğunu söyleyen Zeljana Zovko, ‘’Bir Türk siyasetçiye de söyledim. Buraya sempati toplamak için birkaç bakanınızı göndermek, bir iki mesaj vermek ve Almanya ile telefonda görüşmek yetmez. Söylediğiniz ile yaptığınız birbirini tutmalı ve Türkiye’nin söyleminde gerçek değişiklikler olmalı’’ dedi.

Zovko, “Türkiye’de sivil toplumla, gazetecilerle, protesto özgürlüğü ile ilgili gelişme olduğunu görmeliyiz. Tüm bu konular meslektaşlarımın hassas olduğu konular. Çünkü bizim tarafımızda, herkes olan biteni izliyor. Sivil topluma hala yatırım yapıyoruz ve bu konularda gelişme olursa bu ‘sempati ziyaretleri’ daha iyi açıklanabilir. Biz de kamuoyumuza Türkiye ile müzakerelerin bir rakip değil de ortak olarak neden sürmesi gerektiğini açıklayabiliriz’’ diye konuştu.

‘’ABD’nin söylemi daha sert olacak’’

AB-Türkiye Forumu Başkanı Zovko, bu zor görevi alırken her şeyin güllük gülistanlık olmayacağını bildiğini, ancak ilişkilerin, özellikle okyanus ötesi ilişkilerin geliştirilmesi için dostların birbirine dürüst olması gerektiğinin de altını çizdi; ‘’Yeni Biden yönetiminin üslubu gerçekten daha da sert olacaktır’’ ifadelerini kullandı.

ABD’nin Avrupa Birliği’ne göre göre daha da talepkar olduğunu söyleyen AP milletvekili, ‘’Türkiye için AB ile ortak hareket etmek ve başka ülkelerle bu şekilde barış ve güvenlik konusunda müzakere etmek daha çıkarına. Çünkü bizim için Türkiye istikrarlı olmalı. Biz komşularımızda istikrarsızlık istemiyoruz, üyemiz olmalarını istiyoruz’’ dedi.

Türkiye’nin kamu diplomasisinde harika olduğunu da vurgulayan Zokov, Ankara’nın pozitif gündem için küçük adımlar atması gerektiğini, bu adımların camiye dönüştürülen UNESCO dünya mirasi Ayasofya üzerinden ya da öğrencilerin, gençlerin ve sivil toplumun desteklenerek gösterilebileceği mesajını verdi.

Fuat Keyman  Keyman’dan çok taraflı diplomasi ve demokrasi mesajı

İstanbul Politika Merkezi Direktörü Fuat Keyman da Türkiye-AB ilişkilerinde Transantlantik boyutun geri döndüğüne dikkat çekerek ABD’yi işaret etti. Keyman ayrıca Türkiye’nin dış politika olarak benimsediği stratejik yalnızlığın sona erdiğini ve çok taraflı diplomasinin geri döndüğünü söyledi. Keyman, Ankara’nın Kıbrıs’tan Doğu Akdeniz’e ve Suriye’ye birçok meselenin ele alınmasında çok taraflı politikalar izlemeye itileceğini kaydetti.

Keyman, ABD’de 6 Ocak’ta yaşananlar bir yana Joe Biden’ın başkanlığının tescillenmesiyle demokrasinin geri döndüğünü de söyledi. Keyman, ‘’Demokrasi ile birlikte çok taraflılık çok çok önemli olacak. Bence, Ankara’nın AB ile ABD ile bana göre, demokrasisiz etkileşimle yürüttüğü ilişkiler sona erdi. Bence ilişkilerin demokrasi boyutu çok önemli olacak’’ dedi.

Türkiye ile AB arasında olumlu gündemin yanı sıra yaptırımların da masada olduğunu hatırlatan Keyman, ‘’Gelecek Mart ayında Borrell’in Türkiye ile ilgili sunacağı raporla herkes Avrupa’nın tutumunu görecek’’ dedi.

Ancak Keyman, ilişkilerde gelecekte olumlu bir gündemden bahsedilebilmesi için Türkiye’ye nasıl yaklaşılması gerektiği konusundaki fikirlerin değişmesi gerektiğine vurgu yaptı. ‘’Avrupalı arkadaşlarımızın hatta bizim de yaptığımız bir hata Türkiye’yi [Recep Tayyip] Erdoğan’ın güçlü liderliği ya da AKP iktidarı ile bir tutmak. AB ile ilişkilere Türkiye’de güçlü iktidar zayıf muhalefet fikri üzerinden bakmaya alışmışız. Bu savunulamaz çünkü Türkiye canlı muhalefeti, yerel yönetimi ve sivil toplum kuruluşlarıyla karmaşık ve dirençli bir ülke aslında’’ ifadelerini kullandı.

Keyman bu nedenle AB’nin yaptırımlar bağlamında, pozitif gündemden yana olan yerel yönetimlere, sivil topluma ve üniversitelere zarar vermeden hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. Keyman yaptırımların sadece AB’den değil ABD’den geliyor olduğunu da hatırlattı.

Angelina Eichhorst da Keyman’ın sözlerine katılarak, ‘’AB üyesi ülkelerle ilişkilerin bozulması Türkiye’nin iç meseleleriyle ilgiliydi. Adil yargılamanın, hukukun üstünlüğünün olmamasıydı neden. Türkiye eğer ekonomiye, komşularıyla ile olan ilişkilere ve kalkınmaya odaklanmak istiyorsa açık ve özgür bir topluma sahip olması çıkarınadır’’ diye konuştu.

‘’Yeşil Dönüşüm pozitif gündemde yeni bir olasılık’’

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) İcra Direktörü Güven Sak ise AB ile Türkiye arasındaki ‘’Pozitif Gündem’’ olarak adlandırılan sürecin Türkiye’nin üyelik sürecinin siyasi nedenlerle kesintiye uğramasının ardından ortaya çıktığını zira bu olumsuz gelişmenin üzerine, ilişkileri geliştirmek için daha etkileşimsel yeni bir gündem arayışına girildiğini hatırlattı. Pozitif gündem sürecinin 2016’da Suriyeli mülteci krizi döneminde ise siyasallaştırıldığını söyleyen Sak, 2019’un Aralık ayında başlayan yeşil anlaşma sürecinin ise pozitif gündemde önemli bir yer tutacağına dikkat çekti.

Güven Sak, ‘’Yeşil dönüşüm sadece iklim ve iklim politikalarıyla ilgili değil. Bu aynı zamanda ekonomiyi onaracak endüstriyel bir politika. En basitinden var olan sektörlerde yeni teknolojiler kullanarak, büyümeyi arttırarak ve istihdam yaratarak bunu yapıyor. AB herkesle ticaret yaparken, karbon sınır vergisi tartışmasında da yeşil dönüşüm bir dış politika enstrümanı. Bu nedenle yeşil dönüşüm, başka meselelerle uğraşırken pozitif gündem için yeni olasılıklara kapı açıyor’’ dedi.

Türkiye ile AB arasında 25 yıldır yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın yenilenmesi gerekliliği dışında, ekonomi tarafında ilişkilerin iyi gittiğini söyleyen Sak, AB’nin Türkiye’yi sanayi ülkesine dönüştürdüğünü kaydetti.

AB’ye yapılan çoğu sanayi ürünleri olan ihracatının Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 50’sini oluşturduğunu da belirten Sak, iki tarafın ekonomilerindeki değişimin diğerini mutlaka etkileyeceğine dikkat çekti. Sak, ‘’Bu nedenlerle yeşil dönüşüm konusunda taraflar olarak konuşmamız şart’’ ifadelerini kullandı.

AB Dış İlişkiler Dairesi Direktörü diplomat Angelina Eichhorst de yeşil dijitalleşme alanında Türkiye ile AB arasında büyük bir işbirliği potansiyeli olduğunu söyledi. AB’nin yeni nesil gündeminde yeşil dönüşümün yer aldığını söyleyen Eichhorst, Türkiye’nin enerji ve ulaşım alanında bu konuya hevesli ve ilgili olduğunu kaydetti.

16x9 Image

Dilge Timoçin

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler mezunu Dilge Timoçin mesleğe 2000 yılında NTV’de başladı. 2008’de Habertürk TV’ye transfer oldu, dış haber sorumlusu olarak görev yaptı. ShowTV’de dış haber editörü ve spiker olarak çalışan Timoçin, sonrasında Al Jazeera Türk’e geçti; Al Jazeera İngilizce için prodüktörlük yaptı. Dilge Timoçin VOA Türkçe’ye katılmadan önce Reuters, Deutsche Welle gibi yabancı basın kuruluşlarıyla çalışıyordu

[TÜHA Haber Ajansı, 12 Şubat 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.