enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Türkiye Afrika Boynuzu’ndaki rolünü güçlendiriyor

Türkiye Afrika Boynuzu’ndaki rolünü güçlendiriyor
21.03.2024
A+
A-

Ankara son dönemde ‘kara kıtada’ önemli bir ortak olarak öne çıktı.

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Ömer Önhon, E. Büyükelçi

Etiyopya ve Somaliland arasında geçtiğimiz ocak ayında bir mutabakat zaptı imzalandı. Hemen ardından Türkiye ile Somali arasında başka bir anlaşmaya imza atıldı. Bu gelişmeler, stratejik önemi ve tarihi değişimleriyle bilinen bir bölge olan Afrika Boynuzu’nda (Eritre, Cibuti, Somali ve Etiyopya’yı içine alan, Afrika’nın doğusunun en uç noktası) halihazırda karmaşık olan dinamiklere başka karmaşık katmanlar ekledi.

Jeostratejik değere ve doğal kaynaklara sahip bölgelerin sık sık kendi avantajlarının kurbanı olduğunun en iyi örneklerinden biri olan Afrika Boynuzu’nun deniz güvenliği ve denize erişimdeki hayati rolü stratejik önemini artırıyor. Uluslararası ticaretin yaklaşık yüzde 12’si Avrupa ile Asya arasındaki en kısa deniz yolunun güney kapısı olan Babu’l Mendeb Boğazı’ndan gerçekleşiyor. Ancak Babu’l Mendeb Boğazı’nın bu önemli konumu, deniz korsanlığı vakaları ve Husilerin ticari ürünler ve enerji kaynakları taşıyan gemilere ve tankerlere yönelik saldırılarının hedefi haline gelmesine yol açtı.

Yüzyıllardır sömürgeci güçlerin ve uluslararası çıkarları olan ülkelerin dikkatini çeken bu bölgenin önemi, 19. yüzyıldaki “Afrika Mücadelesi”, Avrupa ülkelerinin kıtayı bölüp sömürgeleştirmesine neden oldu. Afrika ülkeleri 1960’lı yıllarda bağımsızlıklarını ilan etmeye başlayınca, daha önce ele geçirilen topraklarını geri almak gibi göz korkutucu bir görevle karşı karşıya kaldılar. Bu da çoğu zaman rakip taraflarla anlaşmazlıklara ve çatışmalara yol açtı.

Somali ile Somaliland ve Etiyopya ile Eritre arasındaki çatışmalar bunun sadece iki örneğidir. 1993 yılında Eritre’nin ayrılması, Etiyopya’yı, 800 kilometreden uzun kıyı şeridinin tamamından mahrum bırakarak dünyanın en kalabalık kara ülkesi haline getirdi.

Etiyopya’nın böyle bir durumu nasıl kabul edebildiğini anlamak gerçekten güç. Neden birkaç kilometre de olsa sahil şeridine sahip olmak için mücadele etmedi? Nedeni ne olursa olsun bugünün Etiyopyalı yetkilileri, o zamanın Etiyopyalı yetkililerinin hatalarını düzeltecek adımlar atıyorlar.

Etiyopya, Cibuti ile Berbera Limanı’nı kullanmasına izin veren bir anlaşma imzaladıysa da bu anlaşma, Etiyopya’nın artık kendi sahiline ve limanına sahip olduğu anlamına gelmiyor. Etiyopya, denize kesintisiz olarak ulaşma arayışı çerçevesinde geçtiğimiz ocak ayında Somaliland ile bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, Etiyopya’nın denize erişimi karşılığında Somaliland’ın bağımsızlığını tanımasını öngörüyor.

Eski bir İngiliz kolonisi olan Somaliland, 1991 yılında tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. Ancak şimdiye kadar hiçbir ülke tarafından tanınmadı. Somali’nin, Somaliland’ın ayrılmasıyla ilgili haberleri gayet açık olan sebeplerden ötürü çok da iyi karşılamadığı kesin. Somali bu konuda yalnız değildi, zira Afrika Birliği (AfB) de dahil olmak üzere uluslararası toplum, bu ayrılığın gerilimi artıracağı yönündeki endişelerini dile getirdi.

Bölgedeki ana aktörlerden biri olan Somali 3 bin 300 kilometre uzunluğunda bir kıyı şeridine sahip. Bu da Somali’yi Afrika’nın en büyük münhasır ekonomik bölgelerinden birine sahip bir ülke haline getiriyor. Somali aynı zamanda karada ve denizde petrol sahalarına sahip olmanın yanı sıra balıkçılıkta ve mineraller bakımından zengin bir ülke.

“AfB Somali Misyonunun (AMISOM) 2024 sonunda Somali’den çekilecek ve Somali ordusu daha fazla sorumluluk alacak.”

Bunca zenginliğe rağmen kıtlık, kuraklık ve güvenliğin bozulması dahil çeşitli sorunlarla karşı karşıya olan Somali, kaynaklarından yeterince yararlanamazken şu an dünyanın en fakir ülkeleri arasında 11. sırada yer alıyor.

El Kaide bağlantılı eş-Şebab Örgütü, eylemleriyle 1990’lı yıllarda ülkeyi kaosa ve yıkıma sürüklemişti. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, eş-Şebab’ı ortadan kaldırmayı bir öncelik olarak belirledi ve bazı başarılar elde etti. Ancak örgüt halen etkili olmaya devam ediyor. Somali’nin orta ve güney bölgeleri üzerinde bölgesel kontrole sahip olan örgüt, başta başkent Mogadişu ve çevresi olmak üzere, ülke genelinde terör eylemleri gerçekleştiriyor.

sd vdcfİstanbul’da düzenlenen 3. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi katılımcıları hatıra fotoğrafı çektirdi, 18 Aralık 2021 (AFP)

Somali, ordusunun operasyonel kabiliyetlerini güçlendirmeyi amaçlayan anlaşmalarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ABD ve Türkiye gibi birçok ülkenin verdiği destekten yararlandı. Somali Ordusu’nun AMISOM’un 2024 sonuna kadar Somali’den çekilmesiyle sorumluluklarının artacağı göz önüne alındığında, bu destek hayati önem taşıyor.

Türkiye son dönemde Afrika’da, özellikle de Somali’de, karşılıklı çıkarlara dayalı ortaklık modeliyle önemli bir ortak olarak öne çıkıyor. Afrika genelinde yatırımları olan bir Türk iş adamının da ifade ettiği üzere bu yaklaşım, sömürge yönetiminin özelliklerinden biri olan sömürücü ilişkilerden tamamen farklı bir model oluşturuyor. Diğer ülkelerin Somali’den kaçındığı bir dönemde, Türk liderlerin Somali’ye üst düzey resmi ziyaretlerde bulunması ülkede memnuniyet yaratırken, ikili ilişkilerin ilerlemesine de büyük ölçüde katkı sağladı.

Somali, kurumsal bir çerçevenin oluşturulmasına ve altyapının geliştirilmesine büyük ihtiyaç duyuyor. Türkiye bu alanlarda yardımcı olmak istediğini daha önce ifade etti. Türk şirketleri halihazırda Mogadişu Uluslararası Havalimanı ve Mogadişu Limanı’nı işletirken, Türk Hava Yolları (THY) da Mogadişu’ya geniş çaplı bağlantı sağlıyor. Tüm bunlar, Türkiye’nin Somali’deki hem sivil hem de savunma sektörlerindeki aktif rolünün teyit ediyor.

“Somali, denizcilik haklarını korumak için Türkiye’nin desteğine güvenerek denizcilik yeteneklerini geliştirmeyi hedefliyor”

2012 yılında imzalanan askeri eğitim ve işbirliği anlaşması kapsamında Somali’deki Türk Görev Gücü Komutanlığı’nın Mogadişu’daki üssünden operasyonlara başlaması, Somali ordusunun muharebe kabiliyetinin güçlendirilmesini sağladı. Türkiye ile Somali arasında 8 Şubat 2024 tarihinde imzalanan “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması” bu işbirliğinin düzeyinin daha da ivme kazanmasını hedefliyor. Anlaşmanın kesinleşmiş şartları henüz açıklanmamış olsa da Somali’yi kalkındırmaya ve ulus inşasına yönelik savunma ve ekonomik unsurları içerdiği biliniyor.

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, anlaşmanın terörle, dış tehditler, deniz korsanlığı ve yasadışı balıkçılık faaliyetleriyle mücadelenin yanı sıra, kıyıların korunması ve deniz kaynaklarının geliştirilmesi gibi meselelere odaklandığını söyledi. Bir deniz gücüne sahip olmayan Somali, deniz yetenekleri geliştirmeyi hedeflerken, denizcilik haklarını korumak için de Türkiye’nin desteğine güveniyor.

Somali tarafından onaylanan anlaşmanın Türkiye’deki onay süreci halen devam ediyor. Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Mahmut arasında Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) gerçekleşen görüşme ve sonrasında imzalanan petrol ve doğal gaz alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı da dahil olmak üzere gerçekleşen üst düzey görüşmeler, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleştiğinin ve ortak çıkarların altını çiziyor.

Hiç şüphe yok ki, çıkarları çatışan ya da örtüşen diğer paydaşlar da bu gelişmeleri yakından takip ediyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

***

Yazar hakkında

ÖMER ÖNHON

Kingston Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunudur. 1985 yılından itibaren Dışişleri Bakanlığında çeşitli görevler üstlenmiştir. 2002-2006 yıllarında New York Başkonsolosluğu, 2006-2007 yıllarında Ortadoğu Dairesi Başkanlığı, 2007-2009 yıllarında Ortadoğu Genel Müdür yardımcısı, 2009-2012 yıllarında Şam Büyükelçisi olmuştur. 2012 yılında Suriye’deki iç savaş nedeniyle Türkiye ile ilişkilerin gerginleşmesi üzerine merkeze çekilmiş, aynı yılın sonunda Ortadoğu’dan sorumlu Dışişleri Bakanlığı müsteşar yardımcılığı görevine getirilmiştir. 14 Ağustos 2014 tarihinde İspanya Büyükelçiliğine atanmıştır. 2019-2021 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Güvenlik İşleri Genel Müdürü olarak görev yapmıştır. 19 Nisan 2020 tarihi itibarıyla kendi isteği ile emekli olmuştur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.