enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,0580
EURO
9,6752
ALTIN
460,38
BIST
1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
19°C
İstanbul
19°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Sağanak Yağışlı
17°C
Salı Sağanak Yağışlı
16°C
Çarşamba Çok Bulutlu
18°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C

Sosyal Medyanın Ekonomi Politiği

Sosyal Medyanın Ekonomi Politiği
19.01.2021
0
A+
A-

‘Demokrasiyi getirecek aygıt’ olarak lanse edilen sosyal medya, parlak beyinlerin de odak noktası oldu. Silikon Vadisi bu kafayla gitmeye devam ederse teknolojik gelişimi zehirleyecek.

Doç. Dr. Nurullah GÜR & SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü

Sosyal medyaya yönelik hayal kırıklıkları artıyor. Sosyal medya, Arap Baharı sırasında “demokrasiyi getirecek aygıt” olarak lanse ediliyordu. Ama Kırım’ın ilhakından Brexit referandumuna kadar birçok kritik siyasi olayda sosyal medyanın nasıl bir manipülasyon makinesine dönüştüğünü gördük. Bilimsel araştırmalar, sosyal medyada yalan haberlerin gerçeklerine kıyasla yüzde 70 daha fazla yayılıma girdiğini gösteriyor. Sosyal medyanın toplum üzerindeki bozucu etkilerini farklı örneklerle incelemek için Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Sinan Aral’ın “The Hype Machine” isimli kitabına bakılabilir.

Sosyal medyada çoğu insan sadece kendi ideolojisini ve dünya görüşünü benimseyenlerle etkileşime giriyor. Sosyal medya bağımlıları kendi tıklamaları, beğenileri ve yorumları üzerinden algoritmaların kendilerine çizdiği bir “filtre balonunun” içine hapsolmuş durumda. Bu ortam, siyasi kutuplaşmayı artırıyor.

İletişimi demokratikleştireceğini iddia eden sosyal medya, Batı demokrasisinin altını oyuyor. Çok seslilik sloganıyla yola çıkan sosyal medya, seçilmiş birinin sesini kısma hakkını kendinde görebiliyor. Trump savunulabilecek biri değil. Ancak, sosyal medya şirketlerinin Trump’ın hesaplarını askıya almaları oldukça ürkütücü. Bugün bunu yapmaya cüret eden acaba yarın nelere kalkışabilir diye düşünüyor insan.

Ağ Etkisi

WhatsApp’ın Facebook’a bilgi paylaşımını kolaylaştıran güncellemesi bir diğer çetrefilli konu. Birileri benim yazdıklarımı okuyor mu meselesi değil bu. Uçtan uca şifrelemenin güvenliği sağladığı iddia ediliyor. Konuyu bu açıdan tartışmak yapıcı sonuçlar doğurmaz. Asıl mesele, sosyal medyada bıraktığımız ayak izlerinin biz istemesek de dönüp dolaşıp bize reklam bombardımanı veya siyasi manipülasyon olarak geri dönmesi. Bir diğer kritik mevzu, bir şirketin sosyal medyanın farklı kulvarlarındaki uygulamaları satın alıp sektörü oligopolcü bir yapıya büründürmesidir. Facebook 2012’de Instagram’ı, 2014’te ise WhatsApp’ı satın alarak sektörün dominant oyuncusu oldu. Kullanıcı verilerini reklam piyasasında devasa ekonomik güce dönüştüren bir Frankenstein var karşımızda. Facebook’un 2009’da 764 milyon dolar olan reklam gelirleri, 2019’da 69.7 milyara yükselmiş. Reklam gelirlerinin artmasında tabi ki sektörün büyümesinin bir rolü var. Ama rakipleri satın alıp piyasaya hükmetmenin etkisi çok daha belirleyici.

Bütün bu tartışmalar sonrasında insanların alternatif sosyal medya uygulamalarına olan ilgilerinin arttığını görüyoruz. Sektörde rekabet arttıkça en azından büyük şirketlerin hassas konuları oldubittiye getirip kullanıcılarına dayatma imkânları daralmış olur. Tabi sadece alternatifleri indirmekle iş bitmiyor. İnsanların bu uygulamalar üzerinden gerçekleştirdikleri yazışma ve paylaşımların sayısını arttırmaları gerekiyor. Ağ etkisi böyle oluşur. Teknoloji denince gençlerin aklına ilk sosyal medya uygulamalarının gelmesi başka bir sıkıntılı boyut. Üretkenliği mi artırıyor? Çevreyi mi koruyor? Yoksulluğu mu azaltıyor? Hayır. Ama gelin görün ki dünyanın en parlak beyinlerinin çoğu, son yıllarda insanlığa faydası dokunacak teknolojilere kafa yormak yerine enerjilerini sosyal medya uygulamalarına adıyor. Silikon Vadisi bu kafayla gitmeye devam ederse teknolojik gelişimi zehirleyecek.

Biden’in İmtihanı

JOE BİDEN, seçim kampanyası süresince teknoloji şirketlerinin nüfuz alanlarını kısıtlayacağının ve toplumsal açıdan daha sorumlu davranmalarını sağlayacağının sözünü verdi. Ancak, üst düzey bürokrasiye atamayı planladığı adaylar arasında teknoloji şirketlerinde çalışan bir sürü beyaz yakalı var. Haliyle çıkar çatışmasından endişe ediliyor. “Sosyal İkilem” belgeselinde görüldüğü gibi, sektörün içindeki kişilerin zamanla Frankenstein’in çarpık kuvvetini görüp saf değiştirdiklerini hatırlatmak isteyenler çıkabilir. Mücadele edeceğin şeyi iyi bilen bir ekiple yola çıkmak bir strateji olabilir. Umarım böyledir. Ama, geçmişte enerji ve finans sektöründen yapılan bürokratik atamaların doğurduğu sorunları da unutmamak lazım.

[TÜHA Haber Ajansı, 19 Ocak 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.