enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
10:51 Türk Dünyası’nın ortak bayramı: Nevruz
10:17 Hollanda’da Türk Gençlerine Çağrı: “İki Dil, İki Dünya” Podcast Yarışması Başladı
00:03 Küba’da Enerji Krizi ve Protestolar
00:01 Kocaeli’nin Gönül Köprüsü: “Kocaeli Abisi” Ramazan Bilançosunu Açıkladı!
00:00 Kazakistan’da Anayasal Dönüşümün Yeni Safhası: Referandum ve Devlet Tasarımı
22:46 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İngiltere’nin ABD’ye askeri üs sağlamasını eleştirdi
14:42 ABD, İsrail, İran savaşından son gelişmeler…TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’nda
13:32 Bakan Uraloğlu: “Türkiye’nin ilk hızlı tren fabrikası bu yıl içerisinde hizmete alınacak”
13:18 Haluk Özsevim: AKRA Gran Fondo, sadece bir yarış değil, bir yaşam tarzı
00:29 Rusya’dan İran füzeleri iddiası
00:27 İran Krizi ve Türkiye’nin Diplomatik Rasyonalitesi: Normsuzluk Çağında İtidal
00:05 Mısırlı Yazar-Araştırmacı Prof. Ahmed El-Cendi yazdı: İsrail-ABD, İran savaşı sürecinde İsrail Türkiye’den Ne İstiyor?
11:36 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
08:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
08:17 Turizme savaş darbesi
07:31 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
07:12 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
00:58 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:42 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Sert Polemik Bağımlılığı

Sert Polemik Bağımlılığı

Muhalefetin sert söylemlerinin aslında tek bir sebebi var. Son aylarda anket şirketleri üzerinden köpürtülen özgüveni yüksek tutmak ve ortak vizyonu olmayan çok parçalı koalisyonlarını ayakta tutmak.

 

Prof. Dr. Burhanettin DURAN & SETA Genel Koordinatörü

Millet İttifakı’nın iki genel başkanı Kılıçdaroğlu ve Akşener, siyasetin dilini giderek sertleştiriyor. İkisi de bir yandan ülkedeki “kutuplaşmanın” sorumluluğunu iktidara yüklüyor, diğer yandan mevcut sistem ve Cumhurbaşkanı Erdoğan etrafında ürettikleri polemiklerle güvenlikleştirici söylemlere hız veriyor. Malum, Kılıçdaroğlu bugünlerde “İktidar gitmemek için siyasi cinayetler yapabilir” suçlamasıyla meşgul.

Ve bürokratlara “devri sabık yapma” tehdidinde bulunarak hükümetin icraat kapasitesini düşürmeye çabalıyor. Zaten son iki yılda kullandığı erken seçim tartışması da siyasi istikrarsızlık oluşturmaya ve etkin icraatı engellemeye matuftu. Muhalefetin bu sert dilinin seçimlere kadar süreklilik arz edeceği anlaşılıyor. Son örnek Akşener’den geldi.

AKŞENER’İN TEHLİKELİ NAZİRESİ

Akşener dün partili cumhurbaşkanlığı sisteminin “hem demokrasiyi hem toplumsal barışı hem de ülkemizin milli güvenliğini tehdit eder konuma” geldiğini iddia etti. Bu iddiayı güya Erdoğan’ın “Sosyal medya mecraları bugün hem demokrasiyi hem toplumsal barışı hem de devletlerin milli güvenliğini tehdit eder konuma gelmiştir” cümlesine nazire olarak kullandı.

Sosyal medya mecralarındaki algı operasyonlarının ve dezenformasyon kampanyalarının modern demokrasileri ne kadar endişelendirdiği ortada. ABD, İngiltere ve Almanya’da seçimlerin güvenliği hep yabancı ülkelerin istihbarat ve sosyal medya operasyonları etrafında değerlendirildi. Sosyal medyanın regülasyonu ABD dahil demokratik ülkelerin başat gündemi.

Halbuki ABD bu mecraların şirketlerinin merkezlerinin olduğu ülke. İşte böyle bir ortamda Türkiye’nin 2023 seçimlerine giderken sosyal medya operasyonlarına karşı hazırlık yapması kadar normal bir durum yok. Kuşkusuz polemikler parti siyasetinin realitesi. Ancak Akşener’in mevcut başkanlık sistemini “milli güvenliği tehdit eder” konumda görmesi sıradan bir polemik değil.

Unutulmasın 2023 seçimlerinde bu sisteme göre ülkeyi yönetecek cumhurbaşkanını seçeceğiz. Eğer Akşener usulü bakılırsa pekâlâ birileri de “Başbakan olacağım” sözünün iki seçim ve bir referandumu gerektirecek “bir istikrarsızlık ve kaos” gayreti olduğunu söyleyebilir. Dahası, HDP’nin “Önümüzdeki seçimlerde iktidar olacağız” söylemine ya da ülkemizin güvenlik çıkarları sebebiyle Meclis’e getirilen tezkerelere karşı koymasına CHP ve İP’in ses çıkarmamasını “milli güvenlik sorunu” olarak görebilir.

BAĞIMLILIĞIN SEBEBİ POLİTİKASIZLIK

Muhalefetin sert söylemlerinin aslında tek bir sebebi var. Son aylarda anket şirketleri üzerinden köpürtülen özgüveni yüksek tutmak ve ortak vizyonu olmayan çok parçalı koalisyonlarını ayakta tutmak. “Güçlendirilmiş ve iyileştirilmiş parlamenter sisteme dönüş” fikrinin seçmene umut vaat edecek “yeni bir hikâye ve iddia” oluşturmadığının farkındalar. Hatta “lider/aday etrafındaki tartışmanın Erdoğan’a yarayabileceği” de görülüyor. Bugünkü hayat pahalılığı sorunu üzerinden cumhurbaşkanlığı sistemini mahkûm eden muhalefetin birkaç ortak ilke açıklamaktan başka ortak bir politikası var mı?

Sözgelimi Suriye, PKK-YPG, FETÖ, Libya, Yunanistan ve Doğu Akdeniz konularında ne diyorlar? Kürt sorunu hakkında retorikten ileri geçebilirler mi? Bugün muhalefete “Hikâyenizi ortaya koyun” ya da “Kürt milliyetçileri dahil tüm kesimlerle gerçek bir ittifak kurun” diyenler Millet İttifakı’na yapamayacakları ve yönetemeyecekleri bir tavsiyede bulunuyor. Bu sebeple “geçiş nasıl olmalı” ve “yeniden demokratikleşme mümkün mü” tartışmasını yapanların önerilerinden muhalefet ancak yeni söylem alabilir, somut politikalar alamaz. İşte muhalefetin bu kaçınılmaz zorluğu sebebiyle aday tartışmaktan ve sistem suçlamasından öteye geçmesi pek mümkün görünmüyor. Politikasızlıklarını eş zamanlı kullandıkları “iktidarın oyununa gelmeyelim, kutuplaşmayalım” söylemi ve sürekli sert polemikler üretmeyle örtüyorlar. Muhalefetin bu çıkmazdan çıkması kolay değil.

[TÜHA Haber Ajansı, 25 Ekim 2021] 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.