enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
15,9038
EURO
16,9184
ALTIN
947,15
BIST
2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
24°C
İstanbul
24°C
Açık
Salı Açık
26°C
Çarşamba Açık
24°C
Perşembe Az Bulutlu
25°C
Cuma Parçalı Bulutlu
25°C

Seçim Kanununda Yapılan Değişiklikler Siyasetin Geleceğini Nasıl Etkiler?

Seçim Kanununda Yapılan Değişiklikler Siyasetin Geleceğini Nasıl Etkiler?
08.04.2022
0
A+
A-

Cumhur İttifakı’nın seçim kanunu değişiklik önerisi 15 maddeden oluşuyor. Düzenlemede öne çıkan değişiklikler şunlar: Seçim barajı yüzde 7’ye indiriliyor. Partiler ittifak yapsın ya da yapmasın milletvekili dağılımı her partinin aldığı oy üzerinden yapılıyor. Partilerin TBMM’de grubunun bulunması, seçim yeterliliği olmaktan çıkarılıyor. Yerel seçimlerde seçmen listeleri oluşturulurken üç ay ikamet etme şartı aranacak.

Doç. Dr. Nebi MİŞ & SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü

Türkiye’nin siyasal sistemi 16 Nisan 2018 referandumu ile birlikte değişti. Başkanlık Sistemi ile yönetim 9 Temmuz 2018’de fiilen başladı. Bir ülkede siyasal sistem değişimi, kuşkusuz siyasal partiler ve seçim kanunlarında da uyum değişikliklerini zorunlu kılar. Başkanlık sistemine geçilmesi ile birlikte siyasi partiler kanununda köklü bir değişiklik yapılmasa da seçimlerin temel hükümleri ile ilgili değişiklikler Mart 2018’de yapılmıştı. Aslında söz konusu dönemde yapılması gereken, siyasal partiler ve seçim sistemi ile ilgili mevzuatın da yeni siyasal sistemin ruhuna ve gereklerine uygun olarak baştan düzenlenmesiydi. Siyasal sisteme geçiş sürecinde seçimlerin erkene alınmasından dolayı, tam teşekküllü uyum yasaları çıkarılamadı. Bunun yerine, sistemin büyük sorunlara yol açmadan uygulanmasını mümkün kılan zorunlu değişikliklerle yetinildi; uyum yasalarında köklü değişiklikler sonraya bırakıldı.

2018’de seçimlere yönelik yeni sistem için en önemli değişiklik, siyasi partilerin seçimlerde başka bir siyasi parti ile ittifak yapmasını yasaklayan düzenlemenin kaldırılmasıydı. Bu düzenleme ile birlikte partiler seçimlere ittifak çatısı altında katılma kararı alabilecek, ittifak yapan partilerin toplam oyu yüzde 10’u geçtiğinde ittifak içindeki diğer partilerin oyu ne olursa olsun barajı geçmiş sayılacaklardı. Düzenleme ile ittifak içinde yer alan küçük parti, seçim çevrelerindeki doğal barajın etkisi ile milletvekili çıkaramayacağı için, ittifakın içindeki büyük partinin listelerinden seçime girebilecekti.

Seçim kanununda yapılan değişikliklerin içinde, siyasi partilerin geleceğini, seçmen davranışlarının mahiyetini ve partiler arasında milletvekili dağılımı etkileyecek diğer önemli bir düzenleme de ittifak çatısı altında seçimlere giden blok için “iki aşamalı D’hondt” yönteminin uygulanacak olmasıydı. Bu yönteme göre, bir seçim bölgesinde milletvekili dağılımı, önce ittifaklar arasında ittifaklarından aldıkları oy oranına göre hesaplanacak, ardından da o ittifakın içindeki partilere yine aldıkları oy oranında dağıtılacaktı. Bu düzenleme ile bir ittifakın içerisindeki parti o seçim bölgesinde milletvekili çıkaracak yeterlilikte oy oranına ulaşmadığında aldığı oylar ittifak içindeki diğer büyük partinin milletvekili çıkarmasına yarayacaktı. Dolayısıyla da ittifak içi “artık oylar”ın toplamı milletvekili çıkarmak için önemli hale gelmişti.

İyi Parti'den Bahçeli'nin 'MHP'ye dönün' çağrısına yanıt

Kopyalanmış İtirazlar

2018’de seçim sistemindeki yapılan değişiklikler gündeme geldiğinde, muhalefet partilerinin temsilcileri ve muhalefeti destekleyen kamuoyu oluşturucuları, hükümetin seçim sistemini kendine göre düzenlediğine yönelik epeyce argüman ileri sürdüler. Öne çıkan en önemli argüman, MHP’nin yüzde 10’luk seçim barajını geçemeyeceği için AK Parti ve MHP’nin böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyduğuna yönelik iddiaydı. Bu iddialarını desteklemek için de söz konusu dönemde açıklanan bazı kamuoyu araştırmalarının sonucunu dayanak olarak kullanıyorlardı. MHP’den ayrılanların kurduğu İYİ Parti’nin oylarının yüzde 15’in üzerine çıktığını, MHP’nin ise yüzde 10’nun çok altında olduğunu savunuyorlardı. 24 Haziran 2018 akşamı seçim sonuçları açıklandığında MHP yüzde 11’in biraz üzerinde oy oranına ulaşırken, İYİ Parti’nin ise seçim barajı olan yüzde 10’un biraz altında bir oy oranına ancak erişebildiği görüldü. Eğer İYİ Parti Millet İttifakı içinde seçimlere girmemiş olsaydı, barajı geçemediği için milletvekili çıkaramayacaktı. Seçimler öncesi, MHP’nin barajı geçemeyeceği için Cumhur İttifakı’nın seçim yasasını değiştirdiği argümanı da böylece çökmüş oldu. Daha somut bir ifade ile aslında düzenleme yapılmamış olsaydı, seçim öncesi oy oranının yüzde 15’leri geçtiği iddia edilen İYİ Parti baraj altında kalacaktı.

Cumhur İttifakı'nda baraj çatlağı: BBP lideri Mustafa Destici resti çekti

2018’de kabul edilen ittifak düzenlemesi, muhalefetin iddia ettiği gibi Cumhur İttifakı’na önemli sayılabilecek bir avantaj sağlamadı. Ancak ilgili düzenlemenin, siyasal alanı yeniden şekillendirici birtakım sonuçları oldu. İttifak sisteminde “artık oy”ların işlevi küçük partiler için yeni imkanlar ortaya çıkardı. Seçimlerde kendileri milletvekili çıkaramasa bile elde ettikleri oy oranı üzerinden ittifakın büyük partileri ile pazarlık yapma imkanı doğdu. Pazarlık siyaseti üzerinden küçük partilerin, gücünün üstünde aktörleşme ve kilit parti konumuna gelme stratejisi ya da taktiği, siyasi alanı parçalayıcı, siyaseti değer temelli yaklaşımlardan uzaklaştırıcı, seçmen parti aidiyetini zayıflatıcı ve partileri kimliksizleştirici unsurlar başta olmak üzere birtakım sonuçlar üretti.

Hatta pazarlık siyasetinin geldiği boyut, koalisyoncu başkanlık arayışını gündeme getirdi. Partisi içinde mikro iktidar mücadelelerinden sonuç alamayan siyasetçiler, pazarlık siyasetine yatırım yapma motivasyonu ile yeni partiler kurdular. Şu an için Türkiye’nin meseleleri ilgili birbirlerinden farklı olarak ne söyledikleri, hangi alternatif politikaları seçmenin önüne koydukları belli olmayan bir düzine parti, taktiksel olarak belirledikleri birkaç konu üzerinde uzlaşmak için periyodik toplantılar yapıyorlar. Ayrıca ittifaklar, siyasi partilerden giderek daha önemli hale geldiği için siyasette popülistleşme eğilimi artmış, hakim partiye karşı birleşme taktikleri “her yol mübah siyaseti”ni ortaya çıkarmış, birlikteliğin devam ettirilebilmesi için partiler, siyaset üretmekten ve ülkenin geleceğine yönelik somut vaat vermekten kaçınır olmuşlardı.

TBMM Anayasa Komisyonu
TBMM Anayasa Komisyonunda, Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne dair görüşmeler gerçekleştirildi. (Mehmet Ali Özcan/AA 23 Mart 2022)

Yeni Düzenlemeye İhtiyaç Var mıydı?

Seçim kanunu ile ilgili 1983 anayasasından bugüne en önemli tartışma başlığı, yüzde 10’luk ülke barajının yüksek olmasıydı. Gerçekten de dünyada en yüksek seçim barajlarından biri Türkiye’de uygulanmaktaydı. 1970’lerde siyasi alanın parçalanması ve siyasi istikrarın sağlanamamasından dolayı böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu söz konusu dönemin anayasa yapıcıları savunmuştur. 1990’larda ise sistem karşıtı olarak lanse edilen Refah Partisi’nin önünün kesilmesi için o dönemin siyasi partileri ve kamuoyu oluşturucu aktörleri, bu düzenlemenin devamından yana olmuşlardır. Siyasal sistemin başkanlık yönetim modeline evirilmesi ile birlikte yüzde 10 barajının düşürülmesine yönelik talepler artmıştı. 2018’de yapılan seçim kanunu değişikliğinde ittifak çatısı altına giren partiler açısından barajın bir anlamı kalmamıştı.

Cumhur İttifakına bir parti daha katıldı

Cumhur İttifakı partileri hem seçim barajının düşürülmesi hem de ittifak düzenlemesinin siyasal sistemin geleceğine olumsuz etkilerini de azaltacak yeni bir düzenlemeyi Meclis’e sundular. Seçim kanunu değişiklik önerisi 15 maddeden oluşuyor. Düzenlemede öne çıkan değişiklikler şunlar: Seçim barajı yüzde 7’ye indiriliyor. Partiler ittifak yapsın ya da yapmasın milletvekili dağılımı her partinin aldığı oy üzerinden yapılıyor. Partilerin TBMM’de grubunun bulunması, seçim yeterliliği olmaktan çıkarılmıştır. Seçim kurulu başkanları birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından kura ile belirlenecek. Bir siyasi parti, oluru olmadan başka partinin üyesini sandık kurulu üyesi olarak gösteremeyecek. Yerel seçimlerde seçmen listeleri oluşturulurken üç ay ikamet etme şartı aranacak.

Daha önce Kriter Dergisi ve Sabah Perspektif gibi birçok farklı mecrada 2018’de kabul edilen düzenlemenin Türk siyasetinin geleceğine yönelik muhtemel olumsuz etkilerini ve başkanlık sistemini istikrarsızlaştırıcı yönünü tartıştığım için burada uzun uzun ele almaya ihtiyaç duymadım. İsteyen okurlar derginin internet baskısında yer alan ilgili linklerden okuyabilirler. Bu seçim kanunu değişikliği ile hem önceki satırlarda kısaca değindiğim hem de başkaca diğer yazılarda tartıştığım olumsuzluklar minimize olacaktır. Ancak şu kadarını belirtmek gerekir ki, bu düzenleme ile siyasi partiler, ittifaklardan daha önemli hale geldi. Bu husus, siyasal sistem ve partilerin kurumsallığının devamı için önemlidir. Pazarlık siyasetinin önemi, kısmen azalacaktır. Küçük partilerin kendi ağırlıklarının ötesinde sistemdeki rolü zayıflayacaktır. En nihayetinde siyasal alanın giderek daha fazla parçalanma riski minimize olabilecektir.

Siyasal Kültür ve Seçmen Davranışı

Bunları belirtirken gözden kaçmaması gereken husus şudur: Ülkelerin tarihi geçmişleri, siyasal kültürleri, yönetim sistemleri, toplumsal refahları siyasal alanın şekillenmesine etki eder. Toplumun mevcut ideolojik yönelimleri, sosyal bölünmelerin oy verme davranışına etkisi, partiler arasındaki oy geçişkenliğinin tarihsel seyri ve siyasal ve toplumsal kutuplaşma eğilimleri de parti sistemlerine ve dahi sistemde belirleyici olan partilerin sayılarına etki eder. Bundan dolayı, dünyada “temsilde adalet” ve “yönetimde istikrar” açısından en ideal olan tek bir seçim sistemi yoktur. Her ülke uygulanan seçim sisteminin bazı hususları çoğu kez o ülkenin siyasal kültürü dikkate alınarak revize edilir. Demokrasi tarihinde en ideale ulaşmak için de seçim kanunları birçok kez değiştirilmiştir.

Seçim kanunlarının değiştirilmesinde önemli olan husus, kanun koyucunun sadece bir sonraki seçimleri dikkate alarak düzenleme yapmaktan kaçınması gerektiğidir. Türkiye’nin siyasal kültürü de bu tip düzenlemelerin siyasal sistem açısından olumlu sonuçlar doğurmadığını göstermiştir. Siyasi partilerin de bunun bilincinde olması beklenir. Yine de her seçim kanunu değişikliğinde, muhalefette hangi parti varsa, değişiklik teklifini destekleyen partileri kendi geleceği için seçim düzenlemesi yapmakla suçlar. Bu son değişiklik teklifinde de muhalefet partileri, Cumhur İttifakı’nı benzer argümanla eleştirmektedir. Ancak eleştirilerin içeriğine bakıldığında somut gerekçeler ortaya koyulamamaktadır. Bu yazının önceki satırlarında 2018 seçim değişikliklerinde MHP üzerinden yürüyen tartışmaya değinmemin nedeni tam da bu çelişkiyi göstermek içindi. Şimdi de MHP üzerinden yürüyen benzer bir tartışma var. Önceki tartışmalarda olduğu gibi bu tartışmanın da yersiz olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Siyasi Alanın Geleceği Nasıl Şekillenir?

Bu seçim kanunu değişikliğinde, milletvekili dağılımında ittifakın rolünün minimize edilmesinin siyasi alanın geleceğine etki etmesi kaçınılmazdır. Her şeyden önce bu değişiklik, taktiksel ittifaklardan daha çok stratejik temelli ittifakları teşvik edecektir. Küçük partiler açısından bu yeni düzenleme dezavantajlıdır. Çünkü pazarlık güçleri azalacaktır. Küçük partiler sistemde önemli hale geldiğinde bu partilerin seçmenleri oylarımız boşa gitmeyecek düşüncesi ile küçük partilere yönelebilirler. Bu da siyasi alanda onlarca birbirine benzer partinin ortaya çıkmasına yol açar. Bu düzenleme seçmeni barajı geçebilecek partilere yöneltecektir.

Yeni düzenleme ile küçük partiler, milletvekili çıkarabilmek için kendisine yakın gördüğü partilerin listelerinden aday gösterebilirler. Başka partinin kontenjanından aday göstermek, ince işçilikleri zorunlu kılar. Kontenjan verilen küçük partinin nerede güçlü olduğunu tespit etmek ve o seçim bölgesinde büyük partinin teşkilatlarını ikna etmek gerekmektedir. Ancak ne olursa olsun, büyük partinin listesinden seçilebilecek yerde küçük partilerin adayını göstermek, partilerin yerel teşkilatlarında ve parti elitlerinde tartışmalara yol açacaktır. Sahada seçim çalışmaları motivasyonuna olumsuz etki etmesi de kaçınılmazdır.

Bu yeni düzenleme, muhalefetin büyük partileri için avantajlı sonuçlar üretecektir. En azından bir masanın etrafında 6 farklı parti toplandıklarında, küçük partiler kendi ağırlıklarının ötesinde talepte bulunamayacaklardır. Taktiksel hamleler ve proje temelli seçim ittifakları organize etmeye çalışan parti elitleri ve o partiyi destekleyen kamuoyu oluşturucularının bu seçim kanunu değişikliğini eleştirmeleri anlaşılabilir bir husustur. Ancak partilerin yerel teşkilatları ve seçmenleri açısından yeni düzenleme olumlu bir motivasyonu ortaya çıkaracaktır.

[TÜHA Haber Ajansı, 08 Nisan 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.