enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
11:23 Dışişleri’nden “geçici ateşkes” açıklaması: Memnuniyetle karşılıyoruz
10:04 Amsterdam’da 10 Nisan’da Tarih Sahneye Çıkıyor: “Papa’cı olmaktansa Türklüğü terci ederim”
22:56 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörün her türlüsüyle mücadelemiz kararlılıkla sürecek
21:57 Bakan Bayraktar: TürkAkım boru hattının güvenliği önemli
21:44 Hukuksuzluklar Ortasında Hürmüz Boğazı
21:01 Dışişleri Bakanlığı, İsrailli bir bakanın işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskını kınadı.
20:39 İstanbul’da Yapı Kredi Plaza Blokları önünde 3 terörist etkisiz hale getirildi
20:28 İletişim Başkanı Duran: Mescid-i Aksa’ya baskın, sistematik bir provokasyondur
18:51 Nadir hastalıklar hakkında bilinç yaratılması önemli
18:11 Gazeteci İlhan KARAÇAY: “Terörizmi” Kim Belirliyor? Medyadan Çifte Standard
17:46 Medikal Estetikte Türkiye Yükseliyor: Doğallık Odaklı Yeni Dönem Başladı
13:40 KKTC 5. Cumhurbaşkanı Tatar’dan “Mavi Vatan” Vurgusu
13:11
12:10 Üsküdar Belediyesi’ne usulsüzlük operasyonu: 20 gözaltı
23:44 Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı, 106 yaşında
23:21 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır
23:06 Ülkücü hareketin lideri: Alparslan Türkeş
22:47 Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı,”Tarımsal girdilerle ilgili alınan bütün tedbirler yerinde”
22:29 Haftada 2 Günümüz İnternette Geçiyor
21:47 Savaş Döneminde Ekonomi Diplomasisi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Savaşların da Namusu Kalmadı

Savaşların da Namusu Kalmadı
06.04.2026
A+
A-

Şu sıralarda tüm dünyanın baş gündemi ABD/İsrail–İran savaşı. Bu, aslında hiçbir açıdan konvansiyonel bir savaş değil; asimetrik, eşitsiz, orantısız güç kullanımına dayalı vur kaç savaşı.

Dünya genelinde son yüzyılların ürünü olarak uluslararası savaşlarda olumlu, insani bazı kurallar, teamüller oluşmuştu. Bir devlet başka bir devlete aklına estiği gibi savaş açamazdı. Bunun için bazı şartların oluşması, uluslararası toplumun savaşa ikna olması, haklı gerekçelerin açık seçik ortaya konması gerekirdi. Savaş başladığında da ulusların insan yaşamı (bilhassa çocuklar, hastalar, yaşlılar) için hayatî önemdeki tesislerinin korunması gibi hususlara riayet söz konusuydu. Bunlar “savaşların namusu” olarak kastettiğimiz hassasiyetlerin önde gelenleriydi.

İsrail kurulduğundan bu yana, ABD de 2. Dünya Savaşından beri yaptıkları tüm savaşlarda savaşın bu anlamdaki namusunu yok ettiler. “Güçlüyüm, haklıyım” mantıksızlığı ile savaşlar için öngörülmüş hiçbir hassasiyete uymadılar. Okul demediler, bombaladılar; hastane demediler, bombaladılar; güvenli bölge demediler, bombaladılar. İsrail Gazze soykırımı sürecinde tarihin en büyük vahşetlerini sergiledi. 2,5 milyonun yaşadığı Gazze’de tek bir yapıyı ayakta bırakmadı. Daha önce hiç görülmedik şekilde kazara değil, kasten yüzlerce gazeteciyi dahi katletti. Birleşmiş Milletler askerlerini bile gözünü kırpmadan öldürdü.

ABD ve İsrail’in 2. Dünya Savaşından bu yana başlattıkları hiçbir savaşta uluslararası toplumu ikna eden haklı gerekçeleri olmadı. Hep çürük çarık, köksüz, temelsiz uyduruk gerekçelerle saldırılarda bulundular. İsrail-Filistin, İsrail-Arap savaşları; ABD-Irak, ABD-Vietnam savaşları vb. hep böyle, kurdun yemeyi aklına koyduğu kuzuya “suyumu bulandırıyorsun” türünden uyduruk gerekçelerle başlatılmış savaşlardır.

Şu anda devam etmekte olan ABD/İsrail-İran savaşı da bu türden bir savaştır. ABD ve İsrail’in hiçbir gerekçeleri ikna edici, haklı ve adaletli değildir. Bu yüzden İran bu savaşta mazlum ve mağdurdur. Bu savaşta İran’ın yanında olmak, açık seçik tarihin haklı yanında olmaktır. Türkiye’de ve birçok İslam ülkesinde İran’a yapılan saldırı için İran’ın mensup olduğu mezhep sebebiyle “oh olsun!” diyecek kadar kafayı yiyen, akıl tutulmasına uğrayan insanlar ve çevreler bulunuyor. Halbuki söz konusu savaşta İran Şiî değil de dinsiz, kafir bir ülke bile olsa mazlum olduğu için yanında olunması gereken odur. Bir sorun, bir anlaşmazlık durumunda kafir olan biri haklı; hangisi olursa olsun bir dine mensup biri haksız olsa bir dine mensup olanı mı destekleyeceğiz? Önemli olan hak ve adalettir. Hiç şüphe edilmemelidir ki dünyanın sonunu hak ve adaletin yok olması getirecektir.

Günümüz dünyasının barış, huzur ve güvenliği ne yazık ki ABD lideri Trump’ın dengesiz, tekinsiz, mantıksız, çelişkilerle dolu ve her an değişen karar ve politikaları ile; tarihin en hırslı, en gözü dönmüş katili olan İsrail Başbakanı Netanyahu’nun insafsızlığına mahkûm olmuş durumdadır.

Günümüz insanlığı, ne yazık ki kafalarında ve gönüllerinde bir zerre adalet, merhamet, insanlık barındırmayan bu iki sergerdenin dünyayı her an ateşe vermeleri ihtimali sebebiyle endişeler içinde, alabildiğine tedirgin bir bekleyişe tutsak haldedir.

İki şey bağdaşmaz: Para sevgisi ve dindarlık - DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ

 

 

 

 

 

 

 

 

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.