enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
13,3183
EURO
15,0914
ALTIN
763,88
BIST
1.857
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
12°C
İstanbul
12°C
Çok Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
15°C
Cuma Sağanak Yağışlı
17°C
Cumartesi Kuvvetli Sağanak
15°C
Pazar Hafif Sağanak
15°C

Rusya-İran İlişkilerinde Taliban Ayrışması mı?

Rusya-İran İlişkilerinde Taliban Ayrışması mı?
11.11.2021
0
A+
A-

27 Ekim 2021 tarihinde; yani Afganistan merkezli gelişmeler üzerine 20 Ekim 2021 tarihinde Rusya’nın ev sahipliğinde Moskova’da düzenlenen zirveden yalnızca bir hafta sonra, İran’ın başkenti Tahran’da Afganistan konulu bir konferans gerçekleştirilmiştir. Bahsi geçen toplantılar, Afganistan’ın yakın çevresinde yer alan devletlerin bölgesel gelişmeler karşısında duydukları endişenin güncelliğini koruduğunu ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte 7 Eylül 2021 tarihinde Taliban yönetiminin Afganistan’da kurduğu geçici hükümetin tanınma sorununu henüz aşamadığı görülmektedir. Dahası mevzubahis konferanslarda ön plana çıkan vurgu, söz konusu ülkede tüm etnik ve mezhepsel kimlik gruplarının aidiyet hissedeceği kapsayıcı bir hükümetin kurulması talebidir. Bu da Taliban’ın iktidarı paylaşmasını gerektirmekte ve mevcut Taliban yönetiminin tanınma sorununu aşmasının kolay olmayacağı anlamına gelmektedir.

Taliban’ın uluslararası toplumdan ve dolayısıyla düzenlenen zirvelerden beklentisi, kurduğu hükümetin tanınması ve Afganistan’ın içinde bulunduğu iktisadi ve insani krizin aşılabilmesi amacıyla ülkeye yönelik ekonomik yardımların yeniden başlatılmasıdır. Toplantılarda maddi yardımların başlatılması hususunda önemli bir mesafe kat edilse de Taliban’ın tanınma sorununu aşması, en azından kısa vadede çok mümkün değildir.

Üstelik Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çıkarılması amacıyla Taliban’la olumlu münasebetler tesis eden Moskova ve Tahran gibi başkentlerin bile, Taliban’ın tek başına iktidar olduğu bir Afganistan senaryosuna sıcak bakmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle de ilerleyen dönemde Taliban’ın üzerindeki baskının daha da artacağı düşünülmektedir. Lakin zirvelerde dikkat çeken bir husus daha vardır. Bu da Rusya ile İran’ın Afganistan politikalarında bir ayrışmanın bulunduğudur.

Bahse konu olan ayrışmaya bakıldığında, ilk olarak düzenlenen zirvelere ilişkin gözden kaçan bir durumdan söz etmek gerekmektedir. Bu da tarafların toplantılarda Taliban’a temsil hakkı verip vermemesidir. Zira Moskova’daki zirveye Rusya, Çin, Pakistan, İran, Hindistan, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın yanı sıra Taliban tarafından kurulan hükümetin Başbakan Yardımcısı Vekili Abdulselam Hanefi başkanlığındaki üst düzey Taliban heyeti de katılmıştır. Ancak İran, Tahran’da düzenlenen konferansa Taliban’ı davet etmemiş ve yalnızca Afganistan’ın komşuları ile Rusya’yı bir araya getirmiştir. Üstelik Rusya ve Çin’in toplantıya çevrimiçi formatta katıldığı ve bir anlamda toplantıyı yeteri kadar önemsemediği görülmüştür. Kuşkusuz bu tablo, Rusya ile İran’ın Taliban’a olan yaklaşımlarında ciddi bir farklılık olduğunu gözler önüne sermektedir.

İlk olarak Tahran’ın yaklaşımından bahsetmek gerekirse, İran’ın aslında Taliban’la göz ardı edilemeyecek ilişkilere sahip olduğu vurgulanmalıdır. Nitekim 2021 yılının Ocak ayında Molla Abdulgani Birader liderliğindeki Taliban heyetinin Tahran’ı ziyaret ettiği ve burada İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani ve dönemin İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’le görüştüğü bilinmektedir.[1] Benzer bir şekilde Tahran, aynı yılın Temmuz ayında Taliban heyetinin de yer aldığı Afgan Sorunu’nun taraflarını bir araya getirmiştir.[2] Buna ek olarak Taliban’ın halihazırda İran’ın Zahedan ve Meşhed şehirlerinde temsilciliklerinin bulunduğu yönünde güçlü iddialar vardır. Kısacası 27 Ekim 2021 tarihindeki konferansa Taliban’ı çağırmayan İran’ın Amerikan karşıtlığı üzerinden yakınlaştığı organizasyona olan yaklaşımında kayda değer bir değişim yaşanmaktadır.

Bu değişimin temel sebebi ise ABD’nin olmadığı bir Afganistan’da Taliban iktidarının İran’la mezhepsel bir rekabete gireceği varsayımı ve bu anlamda birinci Taliban dönemine ilişkin İranlı karar alıcıların hafızasında kalan olumsuz hatıralardır. Ayrıca İran’ın Afganistan politikasında Hazara ve Tacik faktörlerini de göz önünde bulundurduğu söylenebilir.

Bilindiği gibi İran, kendisini yeryüzündeki tüm Şiilerin dini-siyasi kıblesi olarak konumlandırmaya çalışmaktadır. Bu çerçevede Tahran, Afgan Şiileri olarak da ifade edilen Hazaraların siyaseten güçlenmesi gerektiğine inanmakta ve bu kimlik grubunu önemsemektedir. Ancak son dönemde Afganistan’da terör örgütü Devletü’l Irak ve’ş Şam’ın (DEAŞ) saldırılarında artış yaşanmakta ve örgüt, eylemlerinde Hazaraların yaşadığı bölgeleri ve Şii camilerini hedef almaktadır.

Buna karşılık Taliban, bahsi geçen saldırıları çok fazla önemsemediği izlenimini oluşturmaktadır. Bu da Şiilerin korunması noktasında İran’ın Taliban’a güvenemeyeceği düşüncesini yaratmaktadır. Bu nedenle İran, Hizb-i Vahdet üzerinden mezhep temelli farklı arayışlar içerisindedir. Dahası Tahran’ın Alipur Şemşir gibi savaş lordları ile Fatımiyyun Tugayı arasında bağlantı kurulması için çalıştığı; bir başka deyişle olası vekalet savaşına hazırlandığı da yerel kaynaklarca dile getirilmektedir. İran’ın DEAŞ’la mücadele altında Şiileri mobilize etmesi mümkündür. Nitekim Suriye İç Savaşı, bu konuda hem Tahran yönetimine hem de Afgan Şiilerine önemli tecrübeler kazandırmıştır.

İran’ın Afganistan politikasını etkileyen hususlardan biri de ülkenin Fars Dünyası temalı beklentileri ve hedefleridir. Bu doğrultuda Tahran, Afgan Taciklerini de en az Hazaralar kadar önemsemekte ve Cemiyet-i İslam Partisi üyeleriyle çeşitli temaslara bulunmaktadır. Aslında İran’ın Penşir/Ulusal Direniş Güçleri’ne verdiği örtülü desteğin nedeni de İran dış politikasındaki Tacik faktörüdür. Dolayısıyla Tahran, Afganistan’da kurulmasını arzuladığı kapsamlı hükümette Taciklerin de hakkaniyetli bir şekilde temsil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Lakin Taliban’ın kurduğu hükümette ne Hazaralar ne de Tacikler bağlamında İran’ın beklentilerini karşılayacak bir denge gözetilmiştir.  

Tüm bu nedenler ise İran’ın Taliban’ı yok saymasını beraberinde getirmektedir. Bu yüzden de 27 Ekim 2021 tarihli konferansa Taliban davet edilmemiştir. Fakat Taliban’ın Afganistan’ın bir gerçeği olduğu ve Afganistan’a ilişkin konularda Taliban’ı masanın dışına itmenin fiili durumla örtüşmediği açıktır. Bir diğer ifadeyle İran, Afgan Sorunu’nun konuşulduğu bir zirve düzenlemiş olmasına rağmen meselenin birincil muhatabına toplantıda yer vermemiştir. Bu da Tahran’daki konferanstan somut bir sonuç çıkmasını engellemiştir.

Üstelik Tahran’ın bu yaklaşımı, Ortadoğu’daki geleneksel müttefiki olan Moskova’yla yaşadığı ayrışmayı da gün yüzüne çıkarmıştır. Zira Rusya’dan gelen mesajlar, İran’ın stratejisinden çok daha farklı bir noktaya işaret etmektedir.

Moskova’daki zirveye Taliban’ı da davet eden Rusya, kapsamlı bir hükümet talebini dillendirse de Taliban’ı muhatap olarak kabul etmekte ve hareketin meşruiyet sorununu aşmasına yönelik hamleler yapmaktadır. Nitekim zirveden sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Taliban’ı terör örgütleri listesinden çıkarmayı planladığını ve Afganistan’da güvenliğin sağlanması için ekonomik yardımların yapılması gerektiğini belirtmiştir.[3]

Rusya’nın Afganistan politikasına ilişkin iki önemli beklentisi vardır. Bunlardan ilki, Afganistan’da kapsamlı bir hükümetin kurulmasıdır. Yani Kremlin, Taliban’ın tek başına yönettiği bir Afganistan istememektedir. Fakat Taliban’ı da ülkenin bir realitesi olarak görmektedir.

İkincisi ise Afganistan merkezli radikalleşmenin Orta Asya’ya ve buradan da Rus Müslümanlarına sirayet etmesini önlemek; bir başka deyişle vekalet savaşlarının Rus topraklarına ulaşmasını engellemektir. Bunun yolu da Taliban’ın başta DEAŞ olmak üzere terörle mücadelede uluslararası toplumla aynı çizgide durmasından geçmektedir.

Bu noktada Putin’in yaptığı Taliban’ın Rusya tarafından terör örgütü olarak tanınan gruplar listesinden çıkarılabileceği yönündeki açıklamaya dönmekte fayda vardır. Belirtmek gerekir ki; Moskova’nın tutumunu etkileyen en önemli husus, Taliban’ın uluslararası işbirliği zeminine çekilmesi gerektiği düşüncesidir. Aksi takdirde Taliban’ın radikalleşebileceğini düşünen Moskova, aynı zamanda örgütün çeşitli terör gruplarıyla da temasta bulunabileceğine ve Rusya’nın ulusal güvenliğine yönelik tehdit teşkil edebileceğine inanmaktadır. Bunun önlenmesi için Taliban’ın daha meşru bir aktör olarak uluslararası platformlarda boy göstermesi gerektiğine inanan Moskova, Taliban’la olan temasları vesilesiyle Afganistan’ın geleceğinde etkili olmaya dönük bir çaba içerisindedir.

Özetle Moskova, Taliban’ın meşru bir aktör olarak algılanmasına sıcak bakmakta ve hareketle olan de facto işbirliğini geliştireceğinin sinyallerini vermektedir. Buna karşılık İran ise Taliban’ın radikalleşmesinin Hazaralar ve Tacikler üzerinde kazanım elde etmesine daha uygun olduğunu düşünmekte ve vekalet savaşlarına hazırlık yapmaktadır. Bu da İran’ın Afganistan politikasında Rusya’ya kıyasla Fransa gibi aktörlere çok daha yakın bir noktada konumlandığını gözler önüne sermektedir.

Sonuç olarak stratejik ilişkilere sahip olan Rusya ile İran’ın Afganistan politikasında ciddi bir ayrışma yaşanmakta ve tarafların politikalarındaki farklılık her geçen gün daha belirgin hale gelmektedir. Moskova’daki toplantıya davet edilen Taliban’ın Tahran’daki konferansa çağrılmaması da bu farklılaşmayı teyit etmektedir. Bu nedenle de önümüzdeki süreçte Afganistan’da yaşanacak gelişmeler üzerinden Rusya-İran ayrışmasının daha net bir biçimde gözlemlenebileceği öne sürülebilir.


[1] “İran Dışişleri Bakanı Zarif ile Taliban Heyeti Tahran’da Bir Araya Geldi”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-disisleri-bakani-zarif-ile-taliban-heyeti-tahranda-bir-araya-geldi/2128932, (Erişim Tarihi: 27.10.2021).

[2] “In Tehran Talks, Iran Offers Help to Resolve Afghan Crisis”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/tehran-talks-iran-offers-help-resolve-afghan-crisis-2021-07-07/, (Erişim Tarihi: 27.10.2021).

[3] “چنین صفحه‌ای وجود ندارد”, Azadi Radio, https://da.azadiradio.com/a/31524868.htm, (Erişim Tarihi: 27.10.2021).

***
Dr. Doğacan BAŞARAN, 2014 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2017 yılında Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda sunduğu ‘’Uluslararası Güç İlişkileri Bağlamında İkinci Dünya Savaşı Sonrası Hegemonik Mücadelelerin İncelenmesi’’ başlıklı teziyle almıştır. Doktora derecesini ise 2021 yılında Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı‘nda hazırladığı “İmparatorluk Düşüncesinin İran Dış Politikasına Yansımaları ve Milliyetçilik” başlıklı teziyle alan Başaran’ın başlıca çalışma alanları Uluslararası ilişkiler kuramları, Amerikan dış politikası, İran araştırmaları ve Afganistan çalışmalarıdır. Başaran iyi derecede İngilizce ve temel düzeyde Farsça bilmektedir.

[TÜHA Haber Ajansı, 11 Kasım 2021]

ETİKETLER: , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.