enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,4434
EURO
9,9725
ALTIN
484,90
BIST
1.434
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
26°C
Cumartesi Az Bulutlu
29°C
Pazar Sağanak Yağışlı
26°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C

Ravensbrück Nazi Kampı: Sıradan kadınlar nasıl birer işkenceciye dönüştü?

Ravensbrück Nazi Kampı: Sıradan kadınlar nasıl birer işkenceciye dönüştü?
23.01.2021
0
A+
A-

TÜHA HABER / 1944 yılında bir Alman gazetesinde, “Askeriyeye 20 ila 40 yaş arasında, sağlıklı kadın işçiler aranıyor” yazılı bir ilan yer alır. Söz konusu ilan iyi maaş, ücretsiz yeme içme, konaklama ve de kıyafet imkanları sunar.

Ancak kıyafetlerin bir Nazi üniforması olduğu bilgisi verilmez. Askeriye diye söz edilen yer de kadın mahkumlar için inşa edilmiş Ravensbrück isimli toplama kampıdır.

Bugün mahkumlar için yapılan o dayanıksız ahşap kışla çoktan tarih oldu. Geriye kalan tek şey, Berlin’in yaklaşık 80 kilometre kuzeyinde, ürkütücü bir şekilde boş olan, kayalık bir alan.

1945 yılında Ravensbrück'ün görüntüsü.
1945 yılında Ravensbrück’ün görüntüsü.

Ancak, Ortaçağ Alman yapılarının 1940’lardaki Nazi versiyonu olan ahşap panjurlu ve balkonlu sekiz sağlam konut hala ayakta duruyor.

On yıllar sonra orada görev yapmış eski bir gardiyan, “Hayatımın en güzel yıllarıydı” diye anlatır o binaları.

Ravensbrück'te gardiyan olan Johanna Langefeld kendi oğlu ve başka bir gardiyanın kızıyla birlikte.

Ravensbrück’te gardiyan olan Johanna Langefeld kendi oğlu ve başka bir gardiyanın kızıyla birlikte.

Ancak evin tek manzarası orman ve göl değildi. Yatak odalarından, mahkum zincirleri ve gaz odasının bacaları da görülebiliyordu.

Ravensbrück’te hafıza müzesinin müdürü Andrea Genest, kadınların yaşadığı yerleri gösterirken, “Çok zayıda ziyaretçi hafıza müzesine bu kadınları sormak için geliyor. Bu alanda erkek işçiler hakkında sorulacak pek soru yok” diye anlatıyor ve ekliyor:

“İnsanlar, kadınların da ne kadar zalim olabileceğini düşünmek istemiyor.”

Ravensbrück krematoryumu

Ravensbrück krematoryumu

Buraya görev yapmayan gelen kadınların pek çoğu, yoksul ailelerden, okullarını terk etmiş ve de gelecek hakkında çok az seçeneği olan kişiler.

Toplama kampında sahip olunacak herhangi bir iş, yüksek maaş, konforlu konaklama ve ekonomik açıdan bağımsızlığı da beraberinde getiriyor.

Dr. Genest, “Fabrikalarda çalışmaya göre çok daha cazibeli bir işti” sözleriyle anlatıyor bu koşulları.

Pek çoğu da Nazi gençlik örgütünde Hitler’in ideolojisini benimsemiş kimselerdi. Dr. Genest kadınlar için, “Toplumun refahı için çalıştıklarını, düşmanlara karşı mücadele verdiklerini düşünüyorlardı” ifadelerini kullanıyor.

İkisi bir arada: Cehennem ve ev konforu

Evlerin birisinde, kadınların boş zamanlarda ne yaptıklarına dair fotoğrafların yer aldığı yeni bir sergi var. Çoğunluğu henüz yirmilerinde olan modaya uygun saçlarıyla çok güzel kadınlar…

Fotoğraflarda kadınların, ya evlerinde çay kahve eşliğinde keyifli vakit geçirdiği ya da kol kola girip ormanda köpekleriyle birlikte gülüşerek yaptığı yürüyüşler

Kamp gardiyanı Anna Enserer'a ait bir Noel kartı.

Kamp gardiyanı Anna Enserer’a ait bir Noel kartı.

Kadınların üniformalarındaki Nazi armalarını ya da Alman köpeklerinin mahkumlara eziyetini görene kadar, bu manzara masumca görünebilir.

Nazi toplama kamplarında 3 bin 500 kadar kadın çalıştı ve bu kadınların tamamı işlerine Ravensbrück’te başladı. Daha sonrasında pek çoğu da Auschwitz-Birkenau ya da Bergen-Belsen gibi ölüm kamplarında görev aldı.

Mahkumların serbest bırakılışı, 30 Mart 1945.

Mahkumların serbest bırakılışı, 30 Mart 1945.

Korkunç insanlardı’

Londra’daki evinde telefonla irtibata geçtiğimiz 98 yaşındaki Selma van de Perre, “Onlar korkunç insanlardı” diyor.

Ravensbrück’te siyasi bir mahkum olan van de Perre, Hollandalı Yahudi bir direnişçi idi.

“Muhtemelen ellerine verilen güçten dolayı işlerini sevdiler. Mahkumlar üzerinde çok fazla yetkileri vardı. Bazı mahkumlar çok fena muamele gördü, çok kötü dövüldü.”

Van de Perre, Nazi işgali altındaki Hollanda’da yeraltı işlerinde çalıştı ve Yahudi ailelerin kaçmasına cesurca yardım etti. Eylül ayında yaşadıkları hakkında İngiltere’de “My Name Is Selma” adlı bir kitap yayımladı. Bu yıl Almanya dahil diğer ülkelerde yayımlanacak.

Bence onlar acımasız şeyler yapan sıradan kadınlardı. Bence bu pek çok insan için geçerli olabilir.
Selma van de Perre
Ravensbrück mahkumu

Ebeveynleri ve kız kardeşi kamplarda katledilen Van de Perre, düzenlenen anma törenlerine katılmak için neredeyse her yıl Ravensbrück’e gidiyor.

Ravensbrück, Nazi Almanyası’nda yalnızca kadınların mahkum edildiği tek toplama kampıydı. Avrupa’nın her yerinden 120 binden fazla kadın burada yattı. Pek çoğu direnişçi ya da politik muhalliflerdi. Aralarında Yahudilerin, lezbiyenlerin, seks işçilerinin veya evsiz kadınların yer aldığı kalan kısım ise Nazi toplumu için “uygunsuz” görüldüğü için mahkum oldu.

En az 30 bin kadın Ravensbrück’te öldü. Bazıları gaz odalarında, bazıları asılarak. Kalanları da ya hastalıktan ya açlıktan ya da çok çalışmaktan…

Nazi komutanı Heinrich Himmler'in Ocak 1941'deki Ravensbrück ziyareti.

Nazi komutanı Heinrich Himmler’in Ocak 1941’deki Ravensbrück ziyareti.

Mahkum kadınlar, hemcinsleri olan gardiyanlar tarafından vahşice muamele gördüler. Dövüldüler, işkence edildiler ya da öldürüldüler.

Mahkumlar, gardiyanlara “Zalim Brygyda” ya da “Revolver Anna” gibi lakaplar taktı.

Savaştan sonra, 1945’te Nazi savaş suçları mahkemeleri sırasında, Irma Grese isimli gardiyan basın tarafından “güzel canavar” olarak adlandırıldı. Genç, çekici ve sarışın kadın, cinayetten suçlu bulundu ve asılarak idama mahkum edildi.

Nazi üniformalı sarışın, sadist kadın klişesi daha sonra filmlerde ve çizgi romanlarda cinselleştirilmiş kült bir figür haline geldi.

Ancak Nazi kampı gardiyanı olarak çalışan binlerce kadından sadece 77’si mahkemeye çıkarıldı. Ve çok azı gerçekten mahkum edildi.

Ravensbrück kadın gardiyanları

İşledikleri korkunç suçlara rağmen, savaştan sonra kadın gardiyanların çok azı mahkum edildi.

‘Acımasız şeyler yapan sıradan kadınlar’

Toplama kampındaki kadın gardiyanlar daha sonrasında kendilerini “cahil yardımcılar” olarak gösterebildi. Ki bu da ataerkil savaşta, Batı Almanya’da hiç de zor olmadı. Çoğu geçmişleri hakkında hiç konuşmadı. Evlendiler, isimlerini değiştirdiler ve topluma karıştılar.

Korkunç şiddet eylemleri nedeniyle hapse giren Herta Bothe adında bir kadın daha sonra kamuoyuna bir açıklama yaptı.

Selma van de Perre

Selma van de Perre

Sadece birkaç yıl hapis yatan ve sonra İngilizler tarafından affedilen Bothe, 1999’daki ölümünden önce verdiği röportajda yaptıklarından pişmanlık duymadığını dile getirdi:

“Bir hata yaptım mı? Hayır. Hata toplama kamplarının olmasıydı. Ama oraya gitmem gerekiyordu, aksi takdirde ben de oraya koyulurdum. Hatam sadece buydu.”

Bu, eski gardiyanların sık sık öne sürdüğü bir bahaneydi. Ama bu doğru değildi. Kayıtlar, bazı yeni kişilerin işin ne olduğunu anlar anlamaz Ravensbrück’ten ayrıldığını gösteriyor. Bu kimselerin gitmelerine izin verildi ve olumsuz hiçbir sonuça maruz kalmadılar.

Ravensbrück'te kadın gardiyanların giydiği şapka.

Ravensbrück’te kadın gardiyanların giydiği şapka.

Van de Perre’ye gardiyanların acımasız birer canavar olup olmadığını sorduğumuzda, şu yanıtı veriyor:

“Bence onlar acımasız şeyler yapan sıradan kadınlardı. Bence bu pek çok insan için geçerli olabilir. İngiltere’de bile. Bence bu her yerde olabilir. İzin verilirse burada da olabilir.”

Van de Perre, bunun bugün için ürpertici bir ders olduğuna inanıyor.

Jane Bernigau

Nazi gardiyanı Jane Bernigau

Savaştan bu yana kadın Nazi kamplarındaki gardiyanlar kitaplarda ve filmlerde kurgulandı. En ünlüsü de, daha sonra Kate Winslet’in oynadığı bir filme de dönüştürülen, Alman romanı The Reader’dı.

Kadınlar bazen sömürülen kurbanlar olarak tasvir ediliyor bazense sadist canavarlar olarak.

Gerçek ise daha korkunç. Onlar eşi benzeri olmayan canavarlar değillerdi, daha ziyade canavarca şeyler yapan sıradan kadınlardı.

[TÜHA Haber Ajansı, 23 Ocak 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.