enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
17:15 Bir Terk Etme Hikayesi
11:19 DEM Partili Gergerlioğlu’nun oğlundan Sabiha Gökçen için küstahça bir paylaşım
11:00 Bir Geri Gidiş: Savunma Bakanlığı’ndan Savaş Bakanlığı’na
10:27 Kayseri Valisi Gökmen Çiçek,Kocaeli’den Gelen Spor Basınını Ağırladı
06:39 (TİM) Başkanı GÜLTEPE, “2026 yılına mal ve hizmet olmak üzere toplam 410 milyar dolarlık ihracat hedefiyle başladık”
00:57 Analiz: Türkiye-Mısır Yakınlaşmasının Stratejik Anlamı
00:52 Avrupa Haberleri: AB’den Rusya’ya yeni yaptırım hamlesi: Petrol taşımacılığı hedefte
00:51 Avrupa Haberleri: Rusya, Alman ordusuna karşı hibrit bir savaş mı yürütüyor?
00:44 Dış Bakış Cilt 3 Sayı 1 yayınlandı
00:44 İran Ordusu Genel Komutanı Emir Hatemi: Her türlü kötülüğe karşılık vermeye hazırız
00:42 ‘PayPal mafyası’ndan kriptoparaya: Epstein’in Silikon Vadisi’yle ilişki haritası
00:27 Tahran’dan Washington’a uyarı: Saldırı olursa ABD üslerini vururuz
00:24 Türk Hava Kuvvetleri’ne ‘milli uçaklar’ geliyor
00:08 Halid Meşal: Hamas silah bırakmayacak
07:11 e-Birliktelik kampanyasıyla 12 bin işletmeye 21 milyon destek
00:53 Mamdani’den Farage’a: Epstein dosyaları ardından yapay zeka ile üretilmiş görüntüler yayılıyor
00:52 Zelenskiy: ABD, barış anlaşması için Rusya ve Ukrayna’ya Haziran ayına kadar süre verdi
00:39 Umman görüşmesi: İran ve ABD nükleer müzakereleri sürdürme kararı aldı
00:34 Eurobarometer anketi: Avrupalılar için savaşlar ve dezenformasyon en büyük endişe kaynağı
00:21 Orta Asya’da Su ve Enerji Güvenliği: İklim Değişikliği ve Bölgesel Kırılganlıklar
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Osmanlıda hayır faaliyetleri

Osmanlıda hayır faaliyetleri
A+
A-

Dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğu olan Osmanlı; doğruları, yanlışlarıyla nev’i şahsına münhasır bir imparatorluktu. Devlet yönetiminde, askerlikte, toplumsal hayatı düzenlemede, sanat, edebiyat ve mimaride sayısız orijinallikleri yakalamış; birçok yönden başka devlet ve imparatorluklara örnek olmuştu. Rumelihisarı gibi muazzam bir yapıyı dört buçuk ay gibi çok kısa sayılacak bir sürede tamamlaması, onun o devir için ne kadar muhteşem bir güce, imkâna, azim ve iradeye sahip olduğunun göstergesidir. Osmanlının, mimarlığın her branşında, çeşitli imar faaliyetlerinde, musiki, edebiyat vb. alanlarda vücuda getirdiği eserler, sergilediği başarılar yanında dikkati çeken veya dikkat edilmesi gereken bir yönü de yaptığı fevkalade hayır işleridir.

Temel referansı din olan Osmanlının hayır faaliyetlerinde ulaştığı zirve, Batı’nın egoist ahlak anlayışının tam tersine sahip olduğu altürist ahlak anlayışının hiç sürpriz olmayan normal bir sonucudur. Osmanlının bu yönü ne kadar öne çıkarılsa ne kadar vurgulansa yeridir ve her türlü takdirin üstündedir. İki büyük Müslüman Türk devleti olan Selçukluların ve Osmanlıların tarihi aynı zamanda dünyada bir eşi olmayan sistematik vakıf medeniyetinin de tarihidir.

Osmanlıda hayır faaliyetleri dediğimiz zaman, günümüzde bütün uygar devletlerin “sosyal adalet” ve “sosyal güvenlik” adıyla gerçekleştirdiği düzenlemeleri; sivil toplum kuruluşlarının üstlenmiş olduğu her türlü yardım faaliyetlerini ifade etmiş oluruz. Yaşlılıktan, hastalıktan, sakatlıktan dolayı çalışamayan; meşru herhangi bir nedenle geçimlerini sağlayamayan insanların aç açık kalmaması, yaşamlarını insan gibi sürdürebilmeleri için yapılan organizasyonların hepsi Osmanlıda hayır faaliyetlerinin kapsamındadır. Gelişmişliğiyle övündüğümüz bu çağda bizde ve başka birçok ülkede açlıktan, açıklıktan, barınaksızlıktan ölen insanlara sık sık rastlanırken, Osmanlı buna meydan vermemiştir. Daha da önemlisi, Osmanlının hayır faaliyetleri sadece insanları değil, hayvanları, ağaçları koruyup kollamayı bile kapsar. Osmanlının bu kapsamlı iyilik ve yardım eğiliminin temelinde İslam’ın bu alandaki buyrukları ve tavsiyeleri yatmaktadır.

Osmanlıda hayır işlerini konu edinen insanın, anlatmaya nereden başlayacağını kestirmesi kolay değildir. Çünkü Osmanlı, birçok alanda çok çeşitli hayır faaliyetlerinde bulunmuştur. Bunların en kapsamlı olanları da vakıflardır. Vakıflar, Osmanlıların meydana getirdiği, aynı ölçekte aynı yoğunlukta başka hiçbir ülkede benzeri olmayan kurumlardır. Osmanlıda vakıf yapmanın amacına sınır yoktur. İyi, güzel, yararlı her şey için vakıf oluşturmuşlardır. “Vakıf, özel şahısların sahip olduğu bir malın, bir servetin gelirinin belirli şartlar çerçevesinde, zaman sınırlaması olmaksızın bir amaca tahsis edilmesidir.” Vakıf yapan için temel motif, esas beklenti Allah rızasıdır. Yoksul gençlerin tahsil yapabilmeleri; mekteplerin, medreselerin, ibadethanelerin işletme ve bakım giderleri, görevlilerinin maaşlarının ödenmesi; imaretlerin (fakirlere bedava yemek dağıtılan mutfaklar) masraflarının karşılanması; çeşmeler, sebiller, yollar, köprüler inşası vb. konularda sayısız vakıf yapılmıştır. Bütün bunların yanında, dünyada bir örneği görülemeyecek vakıflar vücuda getirilmiştir. Sözünü edeceğimiz bu vakıflar; Osmanlıda engin bir şefkat ve merhametin, sınırsız bir sevginin, gerçek bir doğa dostluğunun şahitleridir. Biz burada bu anlamda vakıflardan bir fikir vermek için sadece birkaç örnek sunacağız.

Evlilik çağına gelmiş yoksul, kimsesiz kızların evlilik masraflarını karşılamaları ve çeyiz edinmeleri; kış aylarında çok kar yağıp bütün karaları kapladığında gökyüzünde uçan zavallı kuşların açlıktan ölmemeleri; ağaçların ve yeşil alanların susuzluktan kurumamaları için sulanmaları ve bakımları gibi akla hayale gelmeyen birçok amaç için vakıf yapılmıştır. Comte De Bonneval, “Türkler, canlı ve cansız mahlûkatın hepsiyle iyi geçinirler. Ağaçlara, kuşlara, köpeklere velhasıl Allah’ın yarattığı her şeye hürmet ederler.” diyor.

Osmanlının eleştirilecek, ders alınacak birçok yanlışı olmuştur. Fakat onun fakir fukarayı kollama duyarlılığı; her varlığa, her yaratığa sevgi, şefkat ve adaletle yaklaşma konusundaki titizliliği; gayrimüslimlere bile şamil olan iyilik ve yardım anlayışı tartışmasızdır.

Kemal Tahir, Osmanlının kaba ve maddi Batı medeniyeti karşısındaki mağlubiyetini, onun inceliğine, zarafetine bağlamıştır. Kemal Tahir, herhangi bir mecliste Osmanlıyı idealize ettiğinde, “Madem öyle, niçin Avrupa karşısında dayanamadı, parçalanıp yok oldu?” diyenlere verdiği cevap çok anlamlıdır: “İster sürahi taşa çarpsın ister taş sürahiye, sonunda zarar görecek olan sürahidir.”

İki şey bağdaşmaz: Para sevgisi ve dindarlık - DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.