enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
06:53 Uluslararası kuruluşların ve Birleşmiş Milletler’in “Vicdani ve Alaki” sorumlulukları
06:29 ABD, İran’a Askeri Operasyona mı Hazırlanıyor?
05:41 “Kendimize güvenirsek her şeyi başarabiliriz”
04:33 DEVA Partisi’nden açıklama: Suriye’de en ağır bedeli kadınlar ve çocukların ödüyor
00:53 TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’ndan ‘Kahvaltı Haberleri’
00:36 Karabağ’da kalan Ermenilerin nakli ve tahrike yönelik propagandalar
00:30 RTÜK Başkanı Daniş: TRT, ülkemizin sesi, hafızası ve ortak değeri olmaya devam ediyor
00:22 Meteoroloji’den kritik uyarı: Sel, su baskını ve fırtınaya dikkat
00:16 İletişim Başkanı Duran: TRT, Türkiye’nin hakikatini ve değerlerini temsil ediyor
00:09 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Kahramanmaraş’ta, partisinin İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuştu
14:23 Kocaeli’n Başarılı Bürokratı Ahmet Akyol, ASELSAN’a Değer Katıyor
00:13 Şubatın ilk haftası hava nasıl olacak?
00:11 İran Dışişleri Bakanı ​​​​​​​Arakçi: Ülkesinin ABD ile nükleer müzakereye hazır olduğunu daha önce de bildirdiğini açıkladı…
00:08 TRT ortak yapımı sessiz fedakarlığın gölgesinde bir kadın hikayesi: “Kanto”filmi, 6 Şubat’ta beyazperdede
00:07 Yeşilay Şile Şube Başkanı Şengül: Bağımlılıkla Mücadelede Toplumsal Sorumluluk Şart…
00:07 Bakan Fidan: ABD ve İran’ı müzakere masasına çağırıyoruz
00:06 Bakan Vedat Işıkhan, AK Parti Ordu İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuştu…
00:06 “Ankara 28 yıldır plansız, ranta dayalı büyüyor!”
00:05 İletişim Başkanı Duran: “Ülkemizi geleceğe taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz”
00:05 Basın İlan Kurumu ile Kredi Garanti Fonu arasında iş birliği protokolü imzalandı…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Küresel Rekabette Son Perde: Nadir Toprak Elementleri ve Kritik Madenler

Küresel Rekabette Son Perde: Nadir Toprak Elementleri ve Kritik Madenler
05.03.2025
A+
A-

Kritik mineraller ve nadir toprak elementleri günümüzde en fazla enerji sektörü ile birlikte anılmalarına karşılık uzay teknolojilerinden savunma sanayiine, haberleşmeden otomotiv sektörüne çok sayıdaki endüstri için hayati öneme sahipler.

Enerji Alanında Kritik Gelişmeler: 2024'ün İlk Yarısına Kısa Bir Bakış -  (UHA) Uluslararası Haber Ajansı

Büşra Zeynep Özdemir, SETA Araştırmacı

Teknolojik gelişim her geçen gün yeni kaynaklara olan ihtiyacı artırıyor. Günümüzde iklim değişikliği ile mücadele, yapay zekâ, askeri savunma gibi çok sayıdaki öne çıkan mesele devamlı olarak yeni teknolojilerin geliştirilmesine vesile olurken yer altı zenginliklerine olan talebin yükselmesine yol açıyor. Talep yükselişi ülkeler arasındaki rekabeti daha çekişmeli hale getirirken yüzyılı aşkın süredir olduğu gibi kaynakları kontrol edenler üstünlük avantajını elinde bulunduruyor. Bugün nadir toprak elementleri ve kritik madenler alanında üstünlük avantajını elinde bulunduran ülke Çin iken bazı diğer ülkeler de rekabette yer almak için yoğun çaba sarf ediyor. Bu ülkelerden biri de Türkiye.

Küresel Piyasalardaki Duruma Kısa Bir Bakış

Kritik mineraller ve nadir toprak elementleri günümüzde en fazla enerji sektörü ile birlikte anılmalarına karşılık uzay teknolojilerinden savunma sanayiine, haberleşmeden otomotiv sektörüne çok sayıdaki endüstri için hayati öneme sahipler. Söz konusu kaynakların olmadığı bir üretim ağını tasarlamak imkansıza yakın iken hemen her endüstri için önem arz eden madenler arasında lityum, bakır, nikel, alüminyum, kobalt ve manganez öne çıkıyor.

Ağırlıklı olarak elektrik depolama/batarya teknolojilerinde kullanılan lityum, rezerv bakımından sırasıyla en fazla Şili, Avustralya, Arjantin, Çin ve ABD’de bulunuyor. En fazla lityum üreten ülke küresel üretimin yaklaşık üçte birini karşılayan Avustralya iken en fazla lityum işleme kapasitesine sahip olan ülke ise yaklaşık yüzde 60 ile Çin. Lityum talebinin ağırlıklı olarak temiz enerji teknolojileri tarafından kaynaklanacağı öngörülürken günümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarının hemen her alanında liderliği elinde bulunduran Çin’in pozisyonunu koruması oldukça muhtemel görünüyor. Dahası, 2030 yılına dek küresel işleme kapasitesinin yüzde 85’inin yalnızca üç ülke tarafından kontrol edileceği düşünülürken, bu durumun ciddi jeopolitik risk oluşturma potansiyeli taşıdığını söylemek gerekiyor.

Nadir toprak elementleri açısından da durum pek farklı değil. Çin en fazla rezerve sahip ülke iken onu yaklaşık yarısı kadar rezerve sahip olan Vietnam ve Rusya izliyor. Üretimde Çin’in payının yüzde 95’e yakın olması nadir toprak elementlerini tüm dünya açısından tehlike arz eden bir noktaya taşıyor. Bunların dışında Çin’in, kritik madenlerin tamamında ülke sınırları dışında en fazla yatırım yapan ülke olması ve bu yatırımların büyük bir kısmını devlet şirketleri ile yapması ABD ve AB başta olmak üzere çok sayıda aktörü harekete geçirmiş durumda.

Türkiye’nin Çalışmaları ve Potansiyeli

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı geçtiğimiz günlerde Savunma Sanayii Başkanlığı, TÜİK ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının da katkılarıyla hazırlanan Türkiye Kritik ve Stratejik Madenler Raporunu yayımladı. Raporda “kritik ve stratejik madenler” olarak tanımlanan kaynakların günümüzde güdümlü füzelerden elektronik cihazlara, manyetik malzemelerden rüzgâr türbinlerine ve güneş panellerine dek çok sayıdaki modern teknolojinin üretiminde kullanıldığı ifade ediliyor. Bu kaynaklardan sürdürülebilir bir şekilde fayda sağlanmasının ulusal güvenlik açısından oldukça önem arz ettiği vurgulanıyor.

Raporda küresel ölçekte önem taşıyan 63 maden arasından Türkiye için önem arz eden madenler tedarik riski, fiyat riski, talep riski, geri dönüşüm riski ve potansiyel riskler dikkate alınarak kritiklik hesaplaması yapılması sonucu belirleniyor ve 37 adet maden seçiliyor. Küresel kritik ve stratejik maden listeleri, yenilenebilir enerji sektöründe kullanılan madenler, dış ticaret verileri, piyasalardaki durum ve politik istikrar gibi faktörler de göz önünde bulundurularak Türkiye için kritik ve stratejik olan madenler üç kategoriye ayırılıyor. “Yüksek Öneme Sahip Kritik Madenler” sırasıyla lityum, gümüş, titanyum, demir, manganez, çinko, bakır ve alüminyumdan oluşuyor. Aralarında nikel, nadir toprak elementleri, kömür, kobalt ve kalayın da yer aldığı “Önemli Kritik Madenler” listesi 19 madenden oluşuyor. Son olarak kritiklik değeri en düşük hesaplanan madenler “Potansiyel Kritik Madenler” başlığı altında krom, bor, platin gibi madenleri kapsıyor.

Bahse konu madenler açısından incelendiğinde Türkiye, örneğin zengin bor rezervlerine sahip olması nedeniyle bu madenin tedarikinde diğer madenlere kıyasla daha az riske açık görünüyor. Dünya bor rezervlerinin yüzde 70’inden fazlasına sahip olması, Türkiye’yi bu konuda oldukça avantajlı kılıyor. Bor, çok sayıda sektör için önem arz ederken enerji sektörü açısından incelendiğinde rüzgar türbinleri, güneş panelleri, nükleer reaktörler ve hidrojen teknolojilerinin üretiminde önem arz ettiği görülüyor. Türkiye de sahip olduğu bor rezervinden mümkün olan her alanda maksimum verim elde etmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Buna karşılık yüksek öneme sahip madenler arasında ilk sırada yer alan lityum açısından ise en fazla riskin söz konusu olduğu dış ticaret verilerine bakılarak anlaşılabiliyor. 2020 yılında Eskişehir’de açılan ETİ Maden tesislerinde pilot üretim yapılmasıyla birlikte Türkiye bugün talep ettiği lityumun tamamına yakınını ithalat yoluyla karşılıyor. Önümüzdeki yıllarda tesisin üretim kapasitesinin artırılmasıyla birlikte ithalat oranlarının düşürülmesi hedefleniyor.

Önemli kritik madenler arasında yer alan nadir toprak elementleri Türkiye’nin şanslı olduğu bir diğer maden türü. Yaklaşık on yıl süren çalışmaların ardından 2022 yılında Eskişehir Beylikova’da 694 milyon ton nadir toprak elementleri rezervi keşfedilmişti. 17 farklı elementin bulunduğu rezerv keşfedildiği dönemde Türkiye’yi yaklaşık 800 milyon tonluk rezervi ile dünyada ilk sırada yer alan Çin’in ardından ikinci sırada konumlandırdı. Mevcut durumda bahse konu madenlerin on tanesinin üretilebilecek durumda olduğu bilinirken sahanın ekonomiye kazandırılması için çalışmalar sürüyor. Üretim yöntemleri açısından geleneksel madenlere kıyasla daha zahmetli ve maliyetli süreçleri gerektiren madenlerin üretime alınması için iş birlikleri kaçınılmaz görünüyor. Bu bilinçle 2024 yılında enerji diplomasisinde yoğun bir hareketlilik eşliğinde bu alanda iş birliği fırsatları değerlendirilmişti. Çin ile gerçekleştirilen çok sayıdaki görüşmede gündemde yer alan konunun yakın zamanda somut çıktılarının oluşması bekleniyor. Bu sayede Türkiye’nin ulusal güvenliği için önem arz eden madenlerin üretiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak temiz enerjiye geçiş, askeri teknolojiler ve uzay araştırmaları gibi kritik öneme sahip hususlarda daha güvenilir bir tedarik zinciri oluşturması planlanıyor.

***

Yazar hakkında

Büşra Zeynep Özdemir

2013’te İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayan Özdemir 2016’da aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Sürdürülebilir Enerji alanında yüksek lisans derecesini “European Energy Union: A Further Step ahead or Reorganization?” isimli tez çalışması ile almıştır. Doktora eğitimine Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler programında devam eden Özdemir Ocak 2017’den bu yana SETA’da çalışmaktadır.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.