enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
08:41 35.Uluslararası Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali gün sayıyor
00:30 UAD’nin İsrail hakkındaki görüşü sürece nasıl yansıyacak?
00:23 Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Barış Harekâtı olması nedeniyle bizim için önemli bir yıl dönümüdür”
00:11 Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları kapsamında Dr. Fazıl Küçük Anıt Mezarı’nda düzenlenen törene katıldı
00:10 Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Yeniden Refah Partisi Başkanı Fatih Erbakan ve beraberindeki heyeti kabul etti
00:09 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Edirne Sarayı’yla ilgili restorasyon çalışmalarımız devam ediyor”
00:07 Fırat Üniversitesi 2024 yılında Yükseköğretimde Kapasite Geliştirme Programı kapsamında Türkiye’deki üç üniversiteden biri oldu
00:06 Yaşamın derinliklerindeki ışık: Kanseri yenen mucizevi kadınlar
00:06 64. Yılında 27 Mayıs ve Adnan Menderes
00:06 Elazığ’daki Hak Sahiplerine TOKİ aylık taksitlerinde artış oranı olarak TÜFE oranının referans alındı
00:06 Cumhurbaşkanı Erdoğan, restorasyonu tamamlanan Yıldız Sarayı‘nın açılış töreninde konuştu
00:05 Elazığ Belediyesi’nden Vatandaşlara Aşure İkramı
00:05 Kıbrıs’taki Türk varlığına ve Ada’nın tarihsel gerçekliğine odaklanan anlamlı bir yapım
00:03 Ömer Çelik: Soykırım siyasetine karşı mücadeleyi sürdüreceğiz
00:03 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum’dan Özgür Özel’e: Depremi Siyasi Malzeme Yapma!
00:01 Darbelerden karşı dersler!
00:13 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müttefikimiz İngiltere ile ilişkilerimizi her alanda geliştirmeyi sürdüreceğiz”
00:10 Akıllı şehirler, hava kirliliği ile mücadelede önemli bir rol oynayabilir
00:08 ABD bölgedeki kaos ortamının sürmesini istiyor
00:07 Bakan Şimşek: Swap hariç net rezervler 4,5 yılın zirvesinde
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Kadınların isyanı: Artık cinayet değil, “cinskırım”

Kadınların isyanı: Artık cinayet değil, “cinskırım”
26.01.2021
A+
A-

TÜHA HABER / Kadın cinayetlerine dikkat çekmek için “Bu artık cinskırım” sözleriyle yeni bir kampanya başlatan kadınlar, Meclis’i harekete geçmeye çağırıyor. Peki kadın hakları savunucularının “cinskırım”la ne demek istiyor?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 2019’da 336, 2020’de ise 266 kadının hayatını kaybettiğini belirterek kadın cinayetlerinde yüzde 21 oranında düşüş olduğunu açıkladı. Ancak kadın cinayeti verilerini basına yansıdığı kadarıyla toplamaya çalışan kadın örgütlerine göre bu sayılar gerçeği yansıtmaktan uzak. Kadın hakları savunucularına göre, kadınları erkek şiddetine karşı korumakla yükümlü olan devletin veri ve bilgi paylaşımında şeffaf davranması oldukça önemli.

Türkiye’de her ay onlarca kadın, erkek şiddeti sonucu hayatını kaybediyor. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), kadın cinayetlerinin Türkiye’de “cinskırım” boyutuna ulaştığını belirterek bir kampanya başlattı.

Meclis’i göreve çağıran kampanyaya verilen destek, her geçen gün büyüyor. Kampanyaya destek verenler, Meclis’in acil gündemle toplanmasını talep ediyor.

Peki sosyal medya gündemine oturan “cinskırım” ne demek?

Feminist hukukçu Eylem Atılgan, Güney Amerika ülkelerinde “feminicidio” olarak tabir edilen “cinskırım”, yani kadın katliamı ile “kadın cinayeti” anlamına gelen “femicidio”” arasında fark olduğuna dikkat çekiyor.

Kadın hakları savunucusu Eylem Atılgan
Kadın hakları savunucusu Eylem Atılgan

“Femicide” (kadın cinayeti) kadının kadın olması nedeniyle öldürülmesidir. “Feminicidio” (cinskırım) ise devletin kadını korumaması, cinayetleri önlememesi ve faili cezalandırmaması nedeniyle sistematik hale gelmiş, devletin de rolü olan suç türü olarak tanımlanıyor. Türkiye’deki kadın hareketi bu son kampanya ile “cinskırım” olgusunu adlandırıyor ve devleti koruma, engelleme görevini ifa etmeye çağırıyor.

“Cinskırım” devletin rolüne dikkat çekiyor

“Cinskırım”ın suç olarak düzenlendiği ülkeler var. Meksika, onlardan biri. Kadın cinayeti sayılarının oldukça yüksek olduğu ülkede, 2015-2019 yılları arasında en az 3 bin 80 kadın öldürüldü. Meksika’da devletin bu cinayetlerdeki rolünü ve kadın cinayetlerinin sistematikliğini vurgulayan suç türü, 2012’den beri federal yasalarda var. Meksika’da cinskırımın yanı sıra kadın cinayeti de bir suç türü olarak kanunda yer alıyor. Türkiye’de ise ceza kanununda “kadın cinayeti” adı altında düzenlenmiş bir suç yok.

Atılgan, “Cinskırım, devletin kadını korumayarak bu suçları azmettirdiği, cezasızlıkla bu suçların işlenmesini kolaylaştırdığı bir suç türü. Türkiye’de kadın hareketi şu anda ‘cinskırım’ diyerek kadın cinayetinin Türk Ceza Kanunu’na suç türü olarak girmesinin bir adım ötesine gitmiş durumda” diyor.

Avukat Gökçeçiçek Ayata, cinskırım kampanyasına destek veren kadın hakları savunucularından biri. “Günde en az üç kadının öldürüldüğü, bir o kadar şüpheli ölüm ve intiharla da kadınların yaşamdan koparıldığı bu şiddetin adı artık cinskırımdır” diye konuşuyor.

Kadınlar olarak Meclis’in kadın katliamı gündemiyle toplanmasını, İstanbul Sözleşmesi ile 6284 Sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un etkin şekilde uygulanmasını talep ettiklerini dile getiriyor.

Ayata, bir yandan yetkilileri göreve çağırırken, diğer yandan da devletin kadın cinayetleri konusundaki faaliyetlerinin yetersiz olduğuna dikkat çekiyor:

“Ne yazık ki Türkiye’de bugüne kadar devlet tarafından gerçekleştirilmiş sadece iki tane kadına yönelik şiddet araştırması söz konusu.”

“Kaç kadının koruma altında öldürüldüğü verisi yok”

Tek sorun, kadına yönelik şiddet araştırmasının azlığı da değil. Türkiye’de resmi kurumların açıkladığı kadın cinayetlerine dair veriler kadın örgütlerinin derlediği sayılarla uyuşmadığı gibi, devlet bu verileri şeffaf bir şekilde kamuoyuyla da paylaşmıyor.

Öte yandan, kadın örgütleri erkek şiddetine dair hazırladıkları raporlarda şüpheli kadın ölümlerine de yer veriyor fakat İçişleri Bakanlığı verilerinde sadece öldürülen kadınlara dair rakamlar yer alıyor.

Kadınların çabalarıyla ülke gündemine oturan üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümünde olduğu gibi, intihar süsü verilen şüpheli kadın ölümleri de var. Bu şüpheli ölümler araştırılmadığı için devlet istatistiklerine yansımıyor.

Kadın örgütleri Şule Çet'in öldürülmesinin ardından geniş çaplı gösteriler düzenlemişti
Kadın örgütleri Şule Çet’in öldürülmesinin ardından geniş çaplı gösteriler düzenlemişti

Türkiye’de kadın örgütleri, tek bir kadının dahi erkek şiddetine kurban gitmemesi için devletin üzerine düşeni yapmasını gerektiği konusunda yetkilileri sıklıkla uyarıyor.

Eylem Atılgan, önemli bir noktaya dikkat çekerek devletin kadın cinayeti verilerini sağlıklı bir şekilde toplamaması sonucu söz konusu cinayetlerde devletin rolünün görünmez hale geldiğini belirtiyor:

“Veri toplanmadığı zaman biz şunu diyemiyoruz mesela: Kaç kadın devlet koruması altındayken öldürüldü? Kaç kadın koruma talep etmesine rağmen koruma verilmediği için öldürüldü? Sistematiklemiş, işkenceye dönmüş cinayet biçimleri var. Bu veriler bizim mücadele alanımızın zemini.”

Atılgan’a göre, devletin veri ve bilgi paylaşımında şeffaf davranmaması bir nevi koruma zırhı da yaratıyor ve resmi makamlar bu zırhın arkasına saklanabiliyor çünkü devletin cinayetlerdeki rolü açığa çıkmıyor. Feminist hukukçu, şeffaf veri ve bilgi paylaşımının devletin sorumluluğunu ortaya koyacak olması açısından oldukça önemli olduğunu vurguluyor.

HABER : Burcu Karakaş & İstanbul

[TÜHA Haber Ajansı, 26 Ocak 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.