enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:05 Hataylı çocuklara Karadeniz’de unutulmaz ara tatil deneyimi
00:05 40 Yıllık dostluğun yaratıcısı Türk kahvesi dünyanın dört bir yanında görücüye çıktı
00:04 Ahmet Efendi Mescidi, Kocaeli Büyükşehir’le hayat buldu
00:03 Şifa, Tat ve Bereket: Kuru Üzümün Türk Mutfağındaki Yolculuğu
00:02 Gazze’de Ateşkesten Sonra Derinleşen Sessizlik “Gazze’de Her Şey En Ağır Haliyle Devam Ediyor”
00:01 Türkiye ile mücadele eden herkes kaybeder…
00:00 AB Kapısı Letonya’dan Geçiyor: Oturum İzni Almanın Şartları Neler?
09:17 Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, (TCMB) ocak ayına ilişkin “Sektörel Enflasyon Beklentileri” verilerini değerlendirdi.
07:44 Dışişleri Bakanı Fidan, bugün Türkiye’yi ziyaret edecek Fransız mevkidaşıyla güncel uluslararası gelişmeleri görüşecek
07:25 Geçmişten Günümüze Dışişleri Bakanlarımız | Yusuf Kemal Tengirşenk
07:21 2026 Kültür Yolu rotası belli oldu: 26 şehirde kültür sanat şöleni yaşanacak
07:18 Kocaeli Kuzuyayla’da kar keyfi kış masalına dönüştü
07:02 Katil, soykırımcı İsrail yıktı, Kocaeli Büyükşehir Gazze’ye 2 bin kişilik çadır cami kurdu…
00:50 Çelik: PKK tüm uzantılarını feshetmeli
00:32 Türk savunma sanayisi, İnsansız hava araçlarında (İHA/SİHA) elde ettiği küresel başarıyı denizlere taşıdı
00:26 Türkiye’de Bölgesel Tehdit ve Savunma Sanayi Politikası
00:22 İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, gündeme dair açıklamalarda bulundu
00:17 Şark Fatihi ve Yetimlerin Babası: Kazım Karabekir
00:06 AK Parti’ye katılımlar sürüyor
00:04 Mardin Valiliği, toplantı, gösteri yürüyüşünü 27-31 Ocak tarihleri arasında yasakladı
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Gazze’deki İsrail zulmü karşısında Türk ve Dünya solu

Gazze’deki İsrail zulmü karşısında Türk ve Dünya solu
A+
A-

İsrail’in tam bir yıldır Gazze’deki Filistin halkına yaptığı zulüm, uyguladığı soykırım, yaşattığı inanılmaz acılar; bunlara karşı dünyada gösterilen tepkiler konusunda gerçek bir kriter rolü yerine getirdi.
Zulüm ve haksızlık karşısında kim nerede duruyor, kim ne söylüyor, kim hangi eylemde bulunuyor, bunun ayrımı için bir araç oldu. Bugün geldiğimiz yerde şu yargıya varacak durumdayız: Hemen hemen bütün ülkelerde solcular ve sol hareketler kendi çaplarında mazlum Gazze halkından yana, İsrail karşısında konumlandılar. Sözlü veya fiili, kişisel veya örgütsel tepkiler ortaya koydular.Hep iddia edildiği gibi ideolojik olarak solun daima ezilenden, sömürülenden yana, zalimin karşısında bulunduğunu bir ölçüde kanıtladılar. Ne yazık ki yalnızca Türk solcuları ve solcu örgütleri böyle bir duruştan istisna teşkil ettiler. Solculuk adına çok cılız, çok etkisiz bireysel bazı seslerin haricinde dişe dokunur, hatırı sayılır bir tepki gösteremediler. Daha da önemlisi Türkiye’deki muhalif kesimler ve solcular genel olarak Arapları ve dolayısıyla Filistinlileri aşağılama, “pis Araplar, oh olsun!” deme eğilimini yansıtan beyanlarda bulundular.

Bugün Filistin’de yaşananın sıradan bir Filistinli Arap ve İsrail çatışması olmadığını; sahipsiz, savunmasız bir halkın savaş makinası bir güç karşısında facialar içinde yok olmaya terk edildiğini görmek istemediler.

Gazze’de yaşananlar dinden, ırktan, herhangi başka bir aidiyetten bağımsız şekilde yalnızca soyut insanlık sorunu olarakele alınmadıkça adaletli bir duruşa ulaşılamaz. Gazze ve Filistin halkı, Müslüman değil de kıpkızıl kafir, Mecus, putperest bile olsa zulme muhatap olduğu için “amasız”, “fakatsız”yanında olunması gerekir. Ama bazı muhalefet çevreleri ve Türk solcuları Gazze’deki tarihin bu en büyük zulmü karşısında, “mazluma kimliği sorulmaz” şeklindeki son yılların politik literatürünün çok değerli ilkesinden hiç haberleri yokmuş gibi davrandılar.

Türk sağı ve muhafazakarları soğuk savaş yıllarında ne kadar ABD politikalarına alet olduysa, Türk solu da son çeyrek yüzyıldır ABD’nin Ortadoğu politikalarından en azından rahatsızlık duymayan bir çizgiye kaydılar. Bu yüzden “Mavi vatan” politikasını “masal” diye nitelediler. Gazze’deki zulüm ve soykırım söz konusu olduğunda ABD’nin sorumluluğu, günahı, vebali İsrail’den bir gram dahi eksik olmadığı halde dişe dokunur bir isyan, bir itiraz, bir tepki ortaya koymadılar. Soğuk savaş yıllarının solculuğu ile 21. yüzyılın solculuğu arasında büyük bir çelişki sergilediler.

12 Ekim tarihli Sabah’ta Melih Altınok, anlatmaya çalıştığım gerçeğin püf noktasını yakalamayı, konuya damardan girmeyi başarmış. İşte o yazıdan birkaç satır:

“ABD’den Avrupa’ya dünya solu çağımızın son soykırımı karşısında iyi bir sınav verdi. İsrail karşısında amasız Filistin halkının yanında durdular.

Türkiye’de “sol” denilen yapılar içinse mesele Vatan Partisi gibi bir iki istisna dışında “geri kalmış, pis Arapların sorunu”ndan ibaret. Biraz üstlerine giderseniz, arkasına ABD’yi almış bu savaş aygıtına direnen mazlum halkın temsilcisi Hamas’tan “terörist” diye bahsetmeye başlıyorlar.

Kollarına Che dövmesi yaptıran, Küba’ya gidip gelince kendini hacı gibi hisseden bu arkadaşlara Castro’nun 1979 yılında BM kürsüsünde yaptığı efsane konuşmadaki şu cümleyi hatırlatsak sizce bir işe yarar mı: ‘Siyonizm Nazizm’le aynıdır.’

1959 Gazze ziyaretinde, 1948 Nekbe’sinden kaçan 120 bin Filistinli mültecinin yaşadığı bir köye giden Che, bölgede şahit olduğu vahşeti yanındaki Küba Ordusu’nda yüzbaşı olan Omar Fernandez Canizares’e bir cümleyle özetler:
‘Bak, bu Gringoların (ABD) işi.’”

İki şey bağdaşmaz: Para sevgisi ve dindarlık - DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.