enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
13,3183
EURO
15,0914
ALTIN
763,88
BIST
1.857
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
12°C
İstanbul
12°C
Çok Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
15°C
Cuma Sağanak Yağışlı
17°C
Cumartesi Kuvvetli Sağanak
15°C
Pazar Hafif Sağanak
15°C

Felakete karşı son fırsat

Felakete karşı son fırsat
17.10.2021
0
A+
A-

TÜHA HABER / Paris İklim Anlaşması, çerçevesinde yeni düzenlemeler yapıldı. Uzmanlar, iklim değişikliği ile mücadelede yasal zeminin oluşturulduğunu ancak bu mücadelenin tüm paydaşların katılımıyla kazanılabileceğini aksi halde yaklaşan felaket karşısındaki son fırsatın da heba edilmesinden çekiniyor.

(TÜHA) TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı‘nın ‘Anayurt‘ İnternet Haber Sitesi’nden aktardığı Uğur DUYAN‘ın özel haberine göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının adı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirilirken; Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı olan Meteoroloji ile Çölleşme ve Erozyonla Mücadele genel müdürlükleri de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlandı. Ayrıca aynı bakanlığın bünyesinde bir de İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu oluşturuldu.

Paris İklim Anlaşması kapsamında atılan bu adımları, iklim değişikliği ve su krizi alanlarında çalışmalar veren STK’ların yöneticileri ile konuştuk.

Devlet Su İşlerinin eski yöneticilerinden inşaat mühendisi Doç. Dr. Dursun Yıldız

Su ve iklim değişikliği konularında uzman bir isim olan, Devlet Su İşlerinin eski yöneticilerinden inşaat mühendisi Doç. Dr. Dursun Yıldız, iklim değişikliğinin ulusal güvenlik sorunu olarak değerlendirilmesini ve kurumsal altyapı düzenlenmesinin yanı sıra iklim yasasının da hızla ele alınması gerektiği görüşünde bulundu.

Yıldız, bakanlık bünyesinde kurulacak olan İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulunun da iklim krizi ile mücadelede adaptasyon ve koordinasyonun sağlanması bakımından faydalı olacağını kaydetti. Yıldız, alınan tedbirlerin uygulanmasının takip ve denetimi için konunun su ve toprak yönetimi ile ilgili bölümünün nehir havzaları ölçeğinde bütünleşik olarak ele alınmasını ancak bu altyapının halen Türkiye’de kurulmadığını da söyledi.

Aynı zamanda Su Politikaları Derneği Başkanı da olan Doç. Dr. Yıldız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının adının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirilerek, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı olan Meteoroloji ile Çölleşme ve Erozyonla Mücadele genel müdürlüklerinin de bu yeni oluşumun bünyesine dahil edilmesini olumlu bir adım olarak gördüğünü söyledi. Yıldız, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu yeni yapılanmanın öncelikle ortaya çıkardığı husus değişim ihtiyacıdır. Bu sürecin olumsuz etkilerini azaltmak için düşünsel ve kurumsal olarak radikal değişim ve dönüşümlere ihtiyacımız var. Mevcut kurumsal altyapımızın ve yönetim anlayışımızın iklim değişikliği etkilerine göre yeniden düzenlenmesi ihtiyacı artık en yakıcı bir şekilde kendisini göstermiştir. Bu iki genel müdürlüğün Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinden ayrılması olumlu bir adım olmuştur. İklim  değişikliği ve doğal çevre ile ilgili konular aynı bakanlık kapsamında ele alınmıştır.”

‘SU VE İKLİM’ BAKANLIĞI KURULMALIYDI

Olması gereken değişikliğin su, meteoroloji ve iklim konularının bir arada olduğu ‘su ve iklim’ bakanlığı adını taşıyan yeni bir kurumun inşa edilmesi olduğunu belirten Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hidrometeorolojik çevrim bir bütündür. Bu işlerle ilgili kurumların bir arada olması gerekir. Bu sebeple, meteorolojinin su ve iklim değişikliği, çölleşme ile ayrı bir bakanlık olarak ele alınmasının daha uygun olacağını değerlendiriyorum. Halen su yönetimi konusu Tarım Bakanlığı bünyesinde sıkışmıştır. Aynı şekilde bu yeni düzenleme ile iklim ve meteoroloji alanındaki çalışmalarda kısmi bir rahatlık sağlanacak olsa bile gelişme istenilen düzeyde olmayabilir.”

ADAPTASYON VE KORDİNASYON İÇİN ALT YAPI HAZIR DEĞİL

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde kurulan İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu’nun da iklim değişikliği ile mücadele eylem planına katkı sunacağını kaydeden Yıldız, şunları kaydetti:

“Türkiye, Paris İklim Anlaşması olarak bilinen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesini TBMM’den geçirmiş ve bir ay önce de Yeşil Dönüşüm için Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ve Eylem Planını yayınlamıştır. Bu gelişmeler Türkiye’nin İklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına ve adaptasyona yönelik çalışmaları hızlandıracaktır. İklim değişikliği anlaşmasının temel hedeflerini yerine getirmeye yönelik faaliyetlerin yer aldığı Ulusal Katkı Beyanındaki yükümlülükler ve Yeşil Dönüşüm için alınması gereken tedbirlerin önemi artmıştır. Bu konuda etkili ve hızlı adımların atılması gerekecektir. Bakanlıkta oluşturulacak İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu bu alandaki koordinasyonun sağlanmasında faydalı olacaktır. Ancak alınan tedbirlerin uygulanmasını takip ve denetimi için konunun su ve toprak yönetimi ile ilgili bölümünün nehir havzaları ölçeğinde bütünleşik olarak ele alınması gereklidir. Bu altyapı halen mevcut değildir. Bu nedenle Türkiye’nin Ulusal Su Planında (2019-2023) da belirtildiği gibi Nehir havzası ölçeğinde yasal ve idari açıdan güçlü bir su yönetimi sistemi oluşturulmalı, iklim değişikliğini ilgilendiren diğer alanlarda da uygulamayı yönetecek ve takip edecek birimler yasal ve kurumsal olarak güçlendirilmelidir. Ayrıca tüm bu çalışmaların katılımcı şeffaf ve kamuoyu tarafından izlenebilir ve denetlenebilir bir şekilde gerçekleşmesi de büyük önem taşımaktadır.”

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Fırat Çukurçayır

ÖNEMLİ OLAN METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN İŞLEVSEL OLMASI

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Fırat Çukurçayır ise, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlanmasının uyum politikalarının bir soncu olarak ortaya çıkmış olabileceğini söyledi. Çukurçayır, kurumun aynı hizmet kalitesini sürdürdüğü müddetçe faydalı olacağını belirterek, bağlı olan yapıdan çok Meteoroloji’nin işlevsel ve faydalı bir kuruluş olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’de iklim değişikliği ile ilgili görüşmelerin, sempozyum ve toplantıların, bu konudaki görüş ve önerilerin önceden de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başkanlığında gerçekleştirildiğini anımsatan Çukurçayır, “Bu nedenle de eski sistemin devamı olarak yine aynı bakanlık başkanlığında ama adına ‘İklim Değişikliği’ eklenerek çalışmalar sürdürülecek” dedi.

Dünyada iklim ile ilgili çalışmaların WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü) tarafından organize edildiğini kaydeden Çukurçayır, Türkiye’de bu kuruluşun üyesi olan kurumun Meteoroloji Genel Müdürlüğü olduğunu, bu sebeple de Meteoroloji’nin bağlı olduğu bakanlığın değiştirilmiş olabileceğine işaret etti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün sağlıktan adalete, eğitimden tarıma, ulaştırmadan turizme, milli savunmadan spora varıncaya dek ilgili her bakanlıkla temasının olduğuna dikkat çeken Çukurçayır, kurumun aynı hizmet kalitesini vermeye devam edeceği sürece bağlı bulunduğu yapının değişmesinin bir önem arz etmediğini söyledi. Çukurçayır, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünün de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlanması meslek odası olarak bizi doğrudan ilgilendirmese de yıllardır tarım ve ormancılıkla ilgili bir kuruluş olması nedeniyle yine aynı bakanlık altında görevini sürdürmesi daha uygun olurdu” görüşünde bulundu.

“İMZALADIK MI YOKSA İMZALAMAK ZORUNDA MI KALDIK?”

Çukurçayır, “Öncelikle Paris İklim Anlaşmasını imzaladık mı yoksa imzalamak zorunda mı kaldık sorusuna yanıt bulmalıyız” diyerek, şöyle devam etti:

“Türkiye ilk taahhütlerini verdiği ve 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 21 oranında azaltma beyanından yani 2016 yılından günümüze kadar Paris Anlaşmasına taraf olmamış idi. Bunun temel nedeni de Türkiye’nin gelişmiş ülke statüsünden gelişmekte olan ülke statüsüne geçme isteğiydi. Diğer bir konuda her ne kadar 2030 yılına kadar emisyonlarımızı yüzde 21 oranında azaltma sözü verildiyse de özellikle başta Suriye iç savaşının da etkisiyle ülkemizin aşırı göç alan bir ülke olması ve nüfus artış hızımızın yüksek olması gibi nedenlerle bu sözümüzü yerine getiremeyeceğimiz gerçeği de ortadaydı.

İklim anlaşmaları iki temel eksende düşünülmek zorundadır: Sürdürülebilir kalkınma ve yoksullukla mücadele. Bu nedenle imza atarken sürdürülebilir kalkınmanızı risk etmeyeceksiniz, yatırımlarınızı durdurduğunuzda ülkeniz yoksullaşmayacak. Gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkeleri bu anlamda finanse edecekler. Hep birlikte daha iyi bir dünya için çaba harcayacağız.

Türkiye bu iki itirazında da son derece haklı olmasına rağmen iklim değişikliği konusunun dünyanın en büyük sorunu olduğu da ayrı bir gerçek olarak karşımıza çıktı. Bu nedenle anlaşmayı imzalayan ülkeler imzalamayan ülkelere karşı değişik isimler altında yaptırımlar uygulamaya başladı. Bu nedenle ülkemiz bir yerde geri adım atarak Paris İklim Anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı. Belki de özellikle bazı Avrupa Birliği Fonlarından kısmi yararlandırma sözüne karşılık imzaladı. Ben Meclis görüşmelerini izleyemedim ama basından takip ettiğimiz kadarı ile bu konular Paris İklim Anlaşmasının Meclis görüşmelerinde ya gündeme gelmedi ya da geldi ise basında yer almadı.”

“BÜTÜN ÜLKELER ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMAK ZORUNDADIR”

Çukurçayır, İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulunun sorumluluk alanın da Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması hükümlerince verdiği sözlerin yerine getirilmesi,       gerekli düzenlemelerin yapılması ve sağlanan ya da sağlanacak fonların takibiyle birlikte bu fonların gerekli sektörlere nasıl ve ne oranda dağıtılması gibi başlıkların olması gerektiğini söyledi.

Çukurçayır, sözlerine; “Ülkemizde daha önce kurulan benzer kurullar ne yazık ki görev ve sorumluluklarını tam olarak yerine getirmek konusunda çok başarılı olamadılar” ifadesini de ekleyerek, ihtiyat payı bıraktı. Çukurçayır açıklamalarını şöyle sonlandırdı:

Dünyada iklim çalışmalarını organize   eden tek kurum olan WMO uzun zamandır iklim değişikliği konusunun insanlığın en önemli sorunu olduğunu ve sıcaklık artışı engelleyemediğimiz zaman insanlığı gerçekten zor günlerin beklediğini söylüyor. Su konusunda krizin de kapıda olduğunu 2018 yılında en az bir temiz suya ulaşamayan insan sayısının 3 Milyar olduğunu ve 2030 yılında bu rakamın 5 Milyar olacağını bilimsel ve gözlemsel veriler ile söylüyor.

Bu nedenle ülkemizin Paris İklim Anlaşmasını imzalaması önemlidir. WMO Genel Sekreterinin de dediği gibi bütün ülkeler elini taşın altına koymak zorundadır. İklim değişikliğini engellemek için bizim de ülke olarak gerekli katkıları koymamız bu anlamda önemlidir.

Bunun için bu kurula önemli görevler   düşecektir. Hızlı ve efektif kararlar alması ve uygulamaya koyması, toplumumuzu ve iklim ile ilgili tüm paydaşları çalışmalar ve gelişmeler hakkında bilgilendirmesi gerekecektir. Temennimiz bu kurulun başarılı olmasıdır.

Meteoroloji Mühendisleri Odası olarak bizler de meslek alanımızın her konusunda olduğu gibi bu konuda da her türlü desteği vermeye hazırız.

Uğur Duyan adlı kullanıcının profil fotoğrafı

HABER : Uğur DUYAN & Ankara

[TÜHA Haber Ajansı, 17 Ekim 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.