ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Dursun Yıldız TRT Haber’e konuştu : Su kullanımı ve su yönetimi paradigmamızı değiştirmeliyiz

Dursun Yıldız TRT Haber’e konuştu : Su kullanımı ve su yönetimi paradigmamızı değiştirmeliyiz
19.03.2023
A+
A-

Su Politikaları Derneği Başkanı ve Su Politikaları Uzmanı DSİ eski yöneticisi ve TEMA Bilim Kurulu üyesi Dursun Yıldız, Ülke içindeki su anlaşmazlıkları artacak. Su kullanımı ve su yönetimi paradigmamızı değiştirmeliyiz” dedi.  

TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı (TÜHA)’nın haberine göre, Dursun Yıldız, 10 Mart 2023 tarihinde SPD Merkezinde TRT Haber için yapılan özel çekimde kendisine sorulan sorulara aşağıdaki açıklamalarda bulundu;

1-Su hayatın yapıtaşı. Gündelik hayatın ise vazgeçilemeyecek bir unsuru. Yediklerimizden giydiklerimize kadar her şeyde su bulunuyor. Üretirken de tüketirken de su kullanıyoruz ancak su da hızla tükeniyor. Suyun geleceğini dünyada ve ülkemizde ne bekliyor?

Su dünya yüzeyine  eşitsiz dağılmış  ve bilinenin aksine yere ve zamana göre sonlu bir kaynak.. Bilindiği gibi dünyadaki toplam suyun sadece yüzde 2,5’i tatlı sudur. Bütün tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 69’u buzul  diğer yüzde 30’luk kısmı ise yeraltı suyudur. Nehirler, göller gibi yüzeysel tatlı su kaynakları, dünyadaki toplam tatlı suyun yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmaktadır.

Bu kısıtlı miktardaki kullanılabilir su  yeryüzüne düşen yağışlar tarafından beslenmektedir. Dünya nüfusu 1960 yılında 3 milyar iken dünyaya düşen yağış aynı idi, bugüne geldiğimizde dünya nüfusu 8 milyara yaklaşmış ama dünyaya düşen yağış miktarı değişmemiştir.

Buna göre, su sınırsız bir kaynak değil, aksine her geçen gün kalite ve miktar yönüyle son derece sınırlı bir kaynaktır. Bu sınırlı kaynak, insanların talep ve ihtiyaçlarındaki artış, iklim değişikliği ve tüketim politikalarının baskısı altındadır.

This image has an empty alt attribute; its file name is dursun-yildiz-su-yonetimi-.jpg

Dünyada su kaynakları 20nci yüzyılın ortasından itibaren stratejik bir kaynak olma özelliği de taşımaya başlamıştır. 20nci yüzyılın başında sadece 40 olan siyasi sınırları belirlenmiş ülke sayısı 21. Yüzyılın başında 190 a çıktı. Bu durum dünyadaki birçok nehir havzasının birden fazla ülkenin siyasi sınırları içinde kalmasına neden oldu.  Dünyada 39 ülkenin sularının yarısından fazlası  ülke dışından gelmeye başladı. Dünya nüfusunun Yaklaşık yarısı sınıraşan su havzalarında yaşamaya başladı.

Sınıraşan su havzaları 152 ülkeyi kapsıyor .Tüm nehirlerin yaklaşık yarısı bu havzalarda akıyor. Bu durum 1950lerden itibaren BM hukuk komisyonunu harekete geçirdi , 1997 yılında sınıraşan sularla ilgili bir sözleşme kabul edildi BM  hukuk komisyonunun tüm çabalarına rağmen 20. yüzyılda Sınır aşan sular konusunda kıyıdaş devletlerin haklarını ve yükümlülüklerini belirleyen kapsamlı ve tüm uyuşmazlıklara uygulanabilen nitelikte uluslararası kurallar  oluşturulamadı. Ancak bu konuya uygulanabilecek bazı hukuk ilkeleri ve sözleşmeler hazırlanabildi

BM’nin 1997 sınıraşan sular sözleşmesi 20 yüzyılın uluslararası ilişkiler düşünce sistematiği ile yapıldı ancak 21. Yüzyılın yeni jeopolitiği ve dünya düzeni içinde yürürlüğe girebildi Bir çerçeve sözleşme olarak 2014 yılında uluslararası geçerlilik kazandı ancak  yaygın bir şekilde uluslararası kabul görmedi. Bunun nedeni  bu sözleşmenin  tamamlanması gereken bazı eksiklikleri oluşudur.

Dünyada  844 Milyon insan, içme suyu hizmetine erişemiyor. Dünya nüfusunun dörtte biri temiz bir çevrede yaşama imkanına sahip değil.4 Milyar insan, yılda en az bir ay, şiddetli su kıtlığı yaşıyor. Kısacası tablo hiç iyi değil ve iyiye doğru da gitmiyor”

Dünyada gerek su potansiyeli, gerekse suyun sektörel kullanımı ve kişi başına düşen su miktarı olarak kuzey ve güney yarımküre arasında kuzeyin lehine bir fark vardır.

Türkiye yıllık ortalama alansal yağış miktarı 574 mm olup dünya ortalamasının altındadır.  Günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde ülkemizin tüketilebilir yer üstü ve yer altı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 milyar m3 olup, 57 milyar m3’ü kullanılmaktadır.

Dünyanın yarı-kurak bir bölgesinde bulunan ülkemizde, kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.340 m3 olup nüfus artışı ve sanayileşme hızı göz önüne alındığında 2040 yılında bu miktarın yıllık 1.116 m3e kadar düşeceği öngörülmektedir. Bu verilere göre, ülkemiz günümüz itibarıyla su fakiri olmamasına rağmen Su Stresi altında bir ülkedir. Ülkemizde suyun geleceği iklim değişikliği nüfus artışı ,kirlilik ve iç göç baskısı altındadır.

This image has an empty alt attribute; its file name is dursun-yildiz-su-kaynaklari-ve-kuraklik-.jpg


2) Biz suyu sadece gündelik hayatın bir parçası olarak konuşuyoruz ama su tarih boyunca medeniyetlerin ve devletlerin kurulmasında belirleyici rol oynadı. Tarih su savaşlarına da sahne oldu. Su ve susuzluk gelecekte yeniden bir savaş sebebi olur mu?

Tarihte su hem bir savaş nedeni hem de bir savaş silahı olarak kullanılmıştır. 20nci yüzyıldaki soğuk savaş döneminin güvenlik konsepti değişti. 21 yüzyılda sınıraşan su havzaları sayısı arttığı gibi Su güvenliğinin  enerji, gıda ve çevre güvenliği ile ilişkisi de artmıştır. Bu güvenlik konuları birçok ülke için ulusal güvenlik meselesi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle özellikle gelişmekte olan ülkelerin  sınıraşan su havzalarında iklim değişikliğinin de etkisiyle gerilimler artmaktadır.

Hatta bu durum Orta Asya da olduğu gibi kısa süreli sıcak çatışmalara da dönüşebilmektedir.  Suyla ilgili çatışmaların tek başına tek bir nedeni yoktur.

Su kaynaklarının kısıtlı olduğu bölgelerde su kaynaklı çatışma riski, her zaman vardır.  “Gelecekte su ile ilgili gerginlikler yaşanacaktır. Hatta bir savaş da çıkabilir”  Ancak  “bunun doğrudan su nedeniyle çıkan bir savaş mı yoksa su gerilimi üzerinden çıkartılan bir savaş mı olacağına çok dikkatli bakmak gerekir.

Ayrıca bir su savaşının su sorununu çözmeye yönelik ciddi ve kalıcı bir amacının olduğunu söylemek zordur

2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 70’i kentlerde yaşayacaktır. Bu nedenle Gelecekte su konusundaki gerilimin  ülkelerarasındakinden daha çok ülke içinde kentler veya eyaletler arasında yaşanması tehdidi vardır. Bu tehdit havzalar arasında artan su transferleriyle de artmaktadır.

This image has an empty alt attribute; its file name is dursun-yildiz-ortadogu-ve-su-.jpg

3) Dünya her geçen gün kalabalıklaşıyor her gün yeni bir ülke su fakirliği seviyesine ulaşıyor. Devletler hem gelecekleri için hem de uluslararası arenada söz sahibi olabilmek için farklı politikalar geliştiriyor. Özellikle Ortadoğu’da bunun yansımalarına görebiliyoruz. Ülkelerin su politikaları bugününü ve yarının suyu nasıl etkiler? Bu strateji ve politikalar tüm dünya için adil mi ? ((devletler üzerinden örneklerle anlatır mısınız))

Ortadoğu dünya nüfusunun yüzde 5′ i ,Su Kaynaklarının yüzde 1′ i yer alıyor. Bu  su kaynaklarının yüzde 90′ ı da sınıraşan su kaynaklarından oluşuyor. Bu nedenle Ortadoğu komşu ülkelerarasında güvensizliğin yaşandığı çok özgün bir coğrafya.

Son 50 yılda ülkeler arasında su konusunda 37 adet şiddete yönelik anlaşmazlık ortaya çıktı. Bunların 7 adedi Ortadoğu’da oluştu. Burada en önemli aktör olan İsrail kuruluşundan bu yana  kendisine su güvenlik alanı yaratma çabası içindedir. İsrail toplam su ihtiyacının üçte birini Ürdün Nehri ve Golan Tepeleri’ndeki su kaynaklarından temin ediyor. Ürdün Nehri Havzasına  kaynak sağlayan kollar arasında özellikle Yermük Nehri ve Golan Tepeleri önemli su havzalarıdır

1967 Arap-İsrail Savaşı öncesinde İsrail, havza sularının sadece yüzde 3’üne sahipti. Fakat Batı Şeria ve Golan Tepeleri’ni işgal ederek elinde bulundurduğu su oranını yüzde 10’a çıkartmış, daha sonra bu oranı da arttırmıştır.

1967’de İsrail; Golan Tepeleri, Yukarı Ürdün Nehri ve Banyas kolunu denetimi altına alarak suyun kontrolünü büyük oranda tekelinde toplamıştır;

Birleşmiş Milletler’in (BM) raporlarına göre İsrail halen kullanmakta olduğu suyun yüzde 67’sini işgal altındaki topraklardan sağlamaktadır. Bölgedeki su kaynaklarını kendi kullanımına geçiren İsrail, burada yaşayan Filistinlilerin su kuyusu açmasını da yasaklamıştır. Gazze şeridi

Su kaynaklarının paylaşılması sorunu “Altı Gün Savaşı”nın önemli sebeplerinden biri olmuştur. Hatta dönemin İsrail Savunma Bakanı Moshe Dayan, hem Arapların hem de kendilerinin bu savaşa su kaynaklarını kontrol etmek için girdiklerini söylemiştir.

This image has an empty alt attribute; its file name is dursun-yildiz-trt-su-savaslari-su-politikalari-dernegi-.jpg

4) Dünyada ve Türkiyede suyun güncel durumuyla ilgili değerlendirmeniz ne olur?

Dünyadaki suyun Ortalama yüzde 70’i i tarım , yüzde 20′ si sanayi yüzde 10′ u evsel tüketim olarak kullanılıyor. BM projeksiyonlarına göre su sıkıntısı olan alanlarda yaşayan nüfus 2050 yılında yaklaşık 3 milyara çıkacak. BM raporlarına göre halen 850 milyon kişi temiz içme suyuna, 2,5 milyar kişi de sağlıklı çevre koşullarına sahip değil.

Dünyadaki  suyun iyi yönetimi BM’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında da  yer alıyor. Ülkemiz dahil birçok ülke bu hedefi 2030 yılına kadar tutturmaya çalışıyor. Dünyada fiziksel su sıkıntısı yaşayan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ,Orta ve Güney Asya  gibi   bölgelerin yanısıra Orta ve Güney Afrika’da da ekonomik su sıkıntısı yaşanıyor.  Afrika’daki suların yüzde 90 ı  63 adet sınıraşan nehir havzası içinde yer alıyor. Mevcut nüfusu 1,2 milyar 2050 yılında iki katına çıkacağı öngörülüyor.

Halen 286 Sınıraşan nehir havzasının 157′ sinde hiçbir işbirliği çerçeve anlaşması yoktur., Bu kapsamda iklim değişikliğinin  güvenlik boyutu uluslararası zeminde önem kazanmaktadır.

Su kaynaklarımız  nüfus artışı iklim değişikliğinin kentlere göç ün  ve verimsiz kullanımın baskısı altındadır., Yapılan projeksiyonlar 2040 yılına kadar birçok havzamızda su bütçesinde su açığının ortaya çıkacağını gösteriyor.112 milyar m3 su potansiyelimizin 57 milyar m3 ünü kullanıyoruz. “Türkiye su zengini bir ülke değil. Aslında su fakiri de değil. Türkiye’de su kaynakları, nüfus ve sanayileşme farklı bölgelere dağılmış durumda. Suyun daha çok olduğu bölgelerden suyu kısıtlı olan bölgelere iç göçler sürüyor. Bu nedenle Türkiye  Su kaynaklarını akılcı planlı verimli kullanmak durumunda olan bir ülke”

Sınır aşan su havzaları Türkiye’nin su kaynaklarının yüzde 35’ini oluşturmakta ve kara sınırlarımızın yüzde 22’si de nehirlerden oluşmaktadır. Bu nedenle sınıraşan ve sınıroluşturan sular konusundaki politikalarımız önem taşımakta ve iklim değişikliğinin de etkisiyle bu önem artmaktadır.

This image has an empty alt attribute; its file name is dursun-yildiz-trt-haber-su-politikalari-dernegi-.jpg
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.