enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
21:00 İzmir’de akşam saatlerinde başlayan kuvvetli fırtına ve gök gürültülü sağanak etkili oldu…
15:20 Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na 3 bin 635 subay ve astsubay alınacak
12:01 Türkiye, 6 Şubat deprem bölgesinde dev dönüşüm
11:51 Muhittin Böcek dahil 41 kişi için iddianame hazırlandı
11:13 Yeni bir sosyal devlet destanı yazmak için Cumartesi günü Aydın’daydık!
07:24 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Nizaryalı mevkidaşı Yusuf Maitama Tuggar ile bir araya gelecek
07:04 İletişim Başkanlığı, Türkiye’nin ABD ile LNG anlaşması nedeniyle Rus gazı alımını sonlandırdığı iddialarını yalanladı
06:52 Mesafe Giderek Açılıyor
06:50 Normatif Güçten Sert Jeoekonomiye: Gri Alanda Kalmanın Maliyeti
06:22 Suriye’de PKK/YPG’nin Sonuna Doğru
06:12 Avrupa’da Yüzleşme: GKRY’nin Prestij Kaybı
05:45 Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) raporuna göre: Su Döngüsündeki Düzensizlik Toplumları Tehdit Ediyor
00:04 Soykırımcı, katil İsrail’in ateşkese rağmen yaptığı ihlaller ve katliamlar
00:47 Yazar Yavuz DONAT yazdı: Atatürk’ün basın toplantısı…16 Ocak…
20:47 Tugay: Uğur Mumcu’nın ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor
20:05 Aydın Şehir Hastanesi hizmete açıldı
19:47 Uğur Mumcu ölümünün 33. yılında anıldı
07:44 Kitap: Avcı Kekliği ‘Evveli Aşk, Ahiri Aşk Vesselam’
07:42 ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci: “Uzun süredir yapılan yatırımlar 2026’da devreye girmeye başlayacak”
06:27 ASELSAN tarafından üretilen Hava Trafik Kontrol Radar Sistemi HTRS 100, Şam’da uçuş güvenliğini sağlayacak
TÜMÜNÜ GÖSTER →

“Dindar muhafazakarlar değişmedikçe” sözünün dayanılmaz kibri!

“Dindar muhafazakarlar değişmedikçe” sözünün dayanılmaz kibri!
15.03.2021
A+
A-

TÜHA HABER / STAR Gazetesi Yazarı Halime KÖKCE, Şerif Mardin’in Türkiye’ye uyarladığı çevre-merkez ikileminin, devlet yönetimindeki elit değişimine direnci ifade ettiğini belirterek, Cumhuriyet’i kuran kadroların tahayyül ettikleri toplum modeliyle çevrenin kendiliği arasındaki ikilem oluşturduğunu ifade etti.

Ah be Ahmet abi! - Halime Kökçe - Star GazetesiHalime KÖKCE, Cumhuriyet tarihi boyunca devam eden bu ikilem ve mücadelenin, darbelere rağmen her daim çevrenin bir adım daha merkeze yaklaşmasıyla sonuçlandığına dikkat çekti.

Merkezin mukimlerine” göre bir bozulma, yozlaşma olan bu sürecin, Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle başladığını söyleyen Halime KÖKCE, halkın talep ve beklentilerinin siyasete taşınmasının Cumhuriyet’in siyasi seçkinleri için en büyük felaket olduğunu açıkladı.

“CHP’nin halkçılığı da zaten “halka rağmen halkçılık“tır” diyen Yazar Halime KÖKCE, “Yani “Halkı kendi başına koyverirsen önünü alamazsın” halkçılığı…Demokrat Parti ile başlayan süreç, eğitimsiz taşranın, eğitimli merkezi taciz etmesidir aslında ve 1961 Anayasası ile ihdas edilen anayasal kurumlar da kaçınılmaz olan bu süreci yavaşlatmak ve siyaset kurumunun halka fazlaca yüz vermesinin ya da halktan fazlaca yüz bulmasının önüne geçmek içindir. Nitekim seçim dönemlerinde halka verilen vaatler, bu anayasal kurumlar sayesinde tutulamamıştır” dedi.

Halime KÖKCE,  bu yüzden siyasetin hiçbir zaman güvenilen bir kurum olamadığına dikkat çekerek, “iktidar, siyaset kurumundan çok siyaset üzerindeki vesayet kurumlarında olduğu için de siyasetçiler ya asılmış, ya şapkasını alıp gitmiş, ya yüzüne anayasa kitapçığı fırlatılmış, ya boncuk boncuk terletilmiş ya da pijamayla karşılanmıştır…Bu makus talihin değişmesine vesile olan ise dostu da düşmanı da takdir edecektir ki AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’dır” değerlendirmesinde bulundu.

“Önceki akşam Clubhouse’ta Etyen Mahçupyan’la yapılan bir söyleşiye denk geldim ve Mahçupyan gibi başka pek çok seküler-liberal aydının, muhafazakar medyada yer bulduğu, itibar gördüğü 28 Şubat dönemine gittim” diyen Yazar Halime KÖKCE, “Nazlı Ilıcak, Ali Bayramoğlu, Nuray Mert, Kürşat Bumin, Etyen Mahçupyan… ilk aklıma gelenler bunlar…” olduğuna vurgu yaptı.

Bu isimlerin adeta Türkiye’nin sessiz çoğunluğunun “elinden tutmuş” kanaat önderleri olduğunu belirterek, hatta Meclis’te Merve Kavakçı’ya, CHP-DSP vekilleri ve dönemin Başbakan’ı Bülent Ecevit tarafından “haddinin bildirildiği” o gün, Nazlı Ilıcak’ın ifa ettiği rolün tam da böyle bir şeydi olduğunun altını çizdi.

Halime KÖKCE, “Dindar Muhafazakarlara ablalık-ağabeylik yaparak yeni bir vesayet ilişkisi kuruluyordu adeta. Mahçupyan’a biri, “Siz gerçekten inandığınız için mi AK Parti’yi desteklediniz?” gibi bir soru sordu. Mahçupyan’ın verdiği cevap bana kalırsa dindar muhafazakar kesim üzerinde Kemalist toplumcuların kurmaya çalıştığı vesayetten daha az üstenci değildi. Özetlemeye çalışacağım bu bakış açısı sadece Mahçupyan’la sınırlı da değil. AK Parti’den ilk liberal kopuş dalgasından bu yana izini sürebiliriz bu üstenciliğin” ifadesini dile getirdi.

“Özetle diyor ki Mahçupyan, Türkiye’nin büyük çoğunluğunu bu kesim oluşturuyor ve Türkiye’nin demokratikleşmesi muhafazakarların değişmesine bağlı” dediğini hatırlatan Halime KÖKCE, “Bu yüzden AK Partililer her çağırdığında gitmiş, onlara akıl vermiş. Bir tür eğitici yani. Dindar muhafazakarları görücüye çıkartan, küresel elitlerle tanıştıran, küresel değerlerle barıştıran bir mürebbiye…” olduğuna dikkat çekiyor.

STAR Gazetesi Yazarı Halime KÖKCE, şöyle devam ediyor:

“Şu anda Gelecek Parti’sindeki misyonunu da böyle görüyor.

Diyorum ki ben de; toplumun çoğunluğunu terbiye edilmesi ve değiştirilmesi gereken bir yığın olarak gören bu bakış açısıdır asıl sorunlu olan.

Toplumun terbiye edilmesi gerektiğini düşünen bu kibir, Cumhuriyet’in Kemalist kadrolarında daha kaba saba haliyle vardı, küresel liberalizmi kıble edinmiş bu kanaat önderi elitlerde ise daha sofistike şekilde tezahür ediyor.

Son tahlilde muhafazakar toplum, terbiye edilmesi, küreselleştirilmesi -örneğin LGBT’yi içselleştirmesi- gereken ‘az gelişmiş’ bir kitle olarak görülüyor.”

HABER : Ataner YÜCE & Emekli TRT Muhabiri

[TÜHA Haber Ajansı, 16 Mart 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.