enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
17:52 Bakan Fidan, Gazze barış planının ikinci aşamasına ilişkin toplantıya katıldı
11:00 Bazı bölgelerde barajlar dolmuyor, Su sürekli azalıyor!
08:39 Dr. Elvin Abdurahmanlı, “Bölgedeki kalıcı barış ve Türk birliğinin caydırıcı gücü en önemli unsur”
06:51 Brüksel’den Yükselen Uyarı: Türkiyesiz Güvenlik Olmaz
00:53 Türk Dünyası’nın Kültürel Mirasını ve Küresel Etkileşimini öne çıkaracak ‘Viyana’da Türk Haftası’ bugün başlıyor…
00:36 Bakan Göktaş, 2002’de 5 bin 777 olan engelli memur sayısı 82 bin 626’ya ulaştı
00:34 Hollanda Türk Gazeteciler Birliği, 10 Ocak’ı bu kez “Anma” ruhuyla yaşattı
00:28 Küresel Gazeteciler Konseyi’nden (KGK) İstanbul ve Ankara’da 10 Ocak buluşmaları
00:24 Türkiye’de rüzgardan elektrik üretimi 3 Ocak’ta 259 bin 76 megavatsaatle günlük bazda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı
00:19 Yüzyılın konut projesinde yeni haftanın kura takvimi
00:16 Türk Dünyası’ndan Haberler!
00:13 Milli Savunma Bakanı Güler, “Gazze Şeridi’nde İsrail için bir tehdit oluşturmuyor”
00:10 Oğuz Türklerine ait 9-10. yüzyıldan kalma Kültöbe Yazıtı keşfedildi
07:36 2026’nın merakla beklenen 20 filmi
06:19 BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin başta olmak üzere birçok ülkeden ABD’ye sert tepki
06:16 Bir bardak portakal suyunun şaşırtıcı faydaları
00:37 2026’da emekli aylıkları yaşam maliyetine kıyasla ne seviyede?
00:37 Türkiye’nin 2026’da dış politikada öncelikleri neler olacak?
00:26 İran’da sokağa çıkma çağrıları yapan sürgündeki Rıza Pehlevi kimdir?
00:20 Türkiye, Karadeniz’in güvenliği konusunda nasıl bir sorumluluk alacak?
TÜMÜNÜ GÖSTER →

“Dindar muhafazakarlar değişmedikçe” sözünün dayanılmaz kibri!

“Dindar muhafazakarlar değişmedikçe” sözünün dayanılmaz kibri!
15.03.2021
A+
A-

TÜHA HABER / STAR Gazetesi Yazarı Halime KÖKCE, Şerif Mardin’in Türkiye’ye uyarladığı çevre-merkez ikileminin, devlet yönetimindeki elit değişimine direnci ifade ettiğini belirterek, Cumhuriyet’i kuran kadroların tahayyül ettikleri toplum modeliyle çevrenin kendiliği arasındaki ikilem oluşturduğunu ifade etti.

Ah be Ahmet abi! - Halime Kökçe - Star GazetesiHalime KÖKCE, Cumhuriyet tarihi boyunca devam eden bu ikilem ve mücadelenin, darbelere rağmen her daim çevrenin bir adım daha merkeze yaklaşmasıyla sonuçlandığına dikkat çekti.

Merkezin mukimlerine” göre bir bozulma, yozlaşma olan bu sürecin, Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle başladığını söyleyen Halime KÖKCE, halkın talep ve beklentilerinin siyasete taşınmasının Cumhuriyet’in siyasi seçkinleri için en büyük felaket olduğunu açıkladı.

“CHP’nin halkçılığı da zaten “halka rağmen halkçılık“tır” diyen Yazar Halime KÖKCE, “Yani “Halkı kendi başına koyverirsen önünü alamazsın” halkçılığı…Demokrat Parti ile başlayan süreç, eğitimsiz taşranın, eğitimli merkezi taciz etmesidir aslında ve 1961 Anayasası ile ihdas edilen anayasal kurumlar da kaçınılmaz olan bu süreci yavaşlatmak ve siyaset kurumunun halka fazlaca yüz vermesinin ya da halktan fazlaca yüz bulmasının önüne geçmek içindir. Nitekim seçim dönemlerinde halka verilen vaatler, bu anayasal kurumlar sayesinde tutulamamıştır” dedi.

Halime KÖKCE,  bu yüzden siyasetin hiçbir zaman güvenilen bir kurum olamadığına dikkat çekerek, “iktidar, siyaset kurumundan çok siyaset üzerindeki vesayet kurumlarında olduğu için de siyasetçiler ya asılmış, ya şapkasını alıp gitmiş, ya yüzüne anayasa kitapçığı fırlatılmış, ya boncuk boncuk terletilmiş ya da pijamayla karşılanmıştır…Bu makus talihin değişmesine vesile olan ise dostu da düşmanı da takdir edecektir ki AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’dır” değerlendirmesinde bulundu.

“Önceki akşam Clubhouse’ta Etyen Mahçupyan’la yapılan bir söyleşiye denk geldim ve Mahçupyan gibi başka pek çok seküler-liberal aydının, muhafazakar medyada yer bulduğu, itibar gördüğü 28 Şubat dönemine gittim” diyen Yazar Halime KÖKCE, “Nazlı Ilıcak, Ali Bayramoğlu, Nuray Mert, Kürşat Bumin, Etyen Mahçupyan… ilk aklıma gelenler bunlar…” olduğuna vurgu yaptı.

Bu isimlerin adeta Türkiye’nin sessiz çoğunluğunun “elinden tutmuş” kanaat önderleri olduğunu belirterek, hatta Meclis’te Merve Kavakçı’ya, CHP-DSP vekilleri ve dönemin Başbakan’ı Bülent Ecevit tarafından “haddinin bildirildiği” o gün, Nazlı Ilıcak’ın ifa ettiği rolün tam da böyle bir şeydi olduğunun altını çizdi.

Halime KÖKCE, “Dindar Muhafazakarlara ablalık-ağabeylik yaparak yeni bir vesayet ilişkisi kuruluyordu adeta. Mahçupyan’a biri, “Siz gerçekten inandığınız için mi AK Parti’yi desteklediniz?” gibi bir soru sordu. Mahçupyan’ın verdiği cevap bana kalırsa dindar muhafazakar kesim üzerinde Kemalist toplumcuların kurmaya çalıştığı vesayetten daha az üstenci değildi. Özetlemeye çalışacağım bu bakış açısı sadece Mahçupyan’la sınırlı da değil. AK Parti’den ilk liberal kopuş dalgasından bu yana izini sürebiliriz bu üstenciliğin” ifadesini dile getirdi.

“Özetle diyor ki Mahçupyan, Türkiye’nin büyük çoğunluğunu bu kesim oluşturuyor ve Türkiye’nin demokratikleşmesi muhafazakarların değişmesine bağlı” dediğini hatırlatan Halime KÖKCE, “Bu yüzden AK Partililer her çağırdığında gitmiş, onlara akıl vermiş. Bir tür eğitici yani. Dindar muhafazakarları görücüye çıkartan, küresel elitlerle tanıştıran, küresel değerlerle barıştıran bir mürebbiye…” olduğuna dikkat çekiyor.

STAR Gazetesi Yazarı Halime KÖKCE, şöyle devam ediyor:

“Şu anda Gelecek Parti’sindeki misyonunu da böyle görüyor.

Diyorum ki ben de; toplumun çoğunluğunu terbiye edilmesi ve değiştirilmesi gereken bir yığın olarak gören bu bakış açısıdır asıl sorunlu olan.

Toplumun terbiye edilmesi gerektiğini düşünen bu kibir, Cumhuriyet’in Kemalist kadrolarında daha kaba saba haliyle vardı, küresel liberalizmi kıble edinmiş bu kanaat önderi elitlerde ise daha sofistike şekilde tezahür ediyor.

Son tahlilde muhafazakar toplum, terbiye edilmesi, küreselleştirilmesi -örneğin LGBT’yi içselleştirmesi- gereken ‘az gelişmiş’ bir kitle olarak görülüyor.”

HABER : Ataner YÜCE & Emekli TRT Muhabiri

[TÜHA Haber Ajansı, 16 Mart 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.