enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
7,5345
EURO
8,9835
ALTIN
411,42
BIST
1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
9°C
İstanbul
9°C
Yağışlı
Pazartesi Az Bulutlu
10°C
Salı Parçalı Bulutlu
14°C
Çarşamba Çok Bulutlu
13°C
Perşembe Yağışlı
9°C

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Üniversitemiz iftihar ettiğimiz bir düzeye geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Üniversitemiz iftihar ettiğimiz bir düzeye geldi
13.02.2021
0
A+
A-

TÜHA HABER / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Üniversitemiz iftihar ettiğimiz bir düzeye geldi. Üniversitemizin önce ülkemizde ilk 10’a yükselmesini ardından dünyada ilk 500’e girmesini bekliyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ek binasıyla Çayeli Eğitim Fakültesi ek binası açılış programında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle;

Yaklaşık 6 aylık bir aranın ardından Rize’de olmaktan ve bu vesile ile sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Kısa süre önce bir televizyon programında birileri 76’dan 207’ye yükseltilen üniversitelerimizin sayılarıyla dalga geçerken bir taraftan da şunu söylüyordu, “Bugün profesörü olmayan üniversiteler var, bunlarla mı övünüyorlar?” diyorlardı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ndeki profesör sayısını rektörümüzden duyunca, bu kulakları olup da duymayanlar inşallah duymuşlardır diye temenni ediyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Üniversitemiz iftihar ettiğimiz bir düzeye geldi

“Hafta sonunu zor çektim”

Dün gece geldik, mutluyuz hafta sonunu zor çektim. Dedim ki ne zaman perşembe olacak da Rize’ye gideceğiz? Cuma, cumartesi, pazar, pazartesi ondan sonra da Trabzon’a geçip daha sonra Ankara’ya döneceğiz. Ankara’da Yunus Emre haftası vesilesiyle kongre merkezimizde muhteşem bir geceye yetişeceğiz. İnşallah salı sabahına kadar buradayız. Cuma namazını, açılışını da gerçekleştirdiğimiz Ahmet Erdoğan Camisi’nde kıldık. Yaptıranlardan Allah razı olsun. Fatih Erdoğan, Asuman Erdoğan kardeşime teşekkür ediyorum. Rabb’im ecirlerini ziyade etsin. Yarın tabii çok daha farklı, denizin üzerinde inşa ettiğimiz Rize-Artvin Havalimanı’mızın inşaatını şöyle bir yerinde görelim istiyorum. Buradan havalimanı 25 dakika olacak. Rize merkez 20 dakika olacak. Tabii bu şimdi Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin, havalimanından buraya ulaşımının nereden nereye geldiğini göstermesi bakımından çok önemli. Aynı zamanda Artvin’e olan mesafenin de artık, Cankurtaran Tüneli’ni de düşündüğümüz zaman ne kadar kısaldığını düşünelim. Çünkü biz yolları kısalttık. Çünkü ‘yol medeniyettir’ dedik, bu adımları attık, atmaya da devam ediyoruz.

“Pazartesi Rize’de, salı günü Trabzon’da il kongremiz var”

Biz yolları ırak değil yolları kısalttık. Yol medeniyettir dedik bu adımları attık. İnşallah fırsat bulabilirsek, Ayder Yaylası’ndaki çalışmaları da yerinde görmek istiyorum. Biliyorsunuz Ovit Tüneli’ni açtık. Oradaki son durumu da yerinde görelim istiyorum. Malum buradan Erzurum’a dağları deldik hamdolsun ve dağları delerek düzelttik. İnşallah yakında gövde betonu bitecek olan Yusufeli Barajı’nı da arkadaşlarım yakından takip ediyorlar. Bu baraj ile de enerjide sulamada devasa bir adımı atmış oluyoruz. Pazartesi Rize’de il kongremiz var, salı günü Trabzon’da il kongremiz var sonra Ankara. Rize’ye kadar gelmişken, adımızı taşıyan üniversitemizi ziyaret etmemek ve buradaki gelişmelerin heyecanını sizlerle paylaşmamak mümkün olmazdı. Bugün hizmete alacağımız Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ile Çayeli Eğitim Fakültesi ek binasının hayırlı olmasını diliyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Üniversitemiz iftihar ettiğimiz bir düzeye geldi

“Üniversitemizin önce ülkemizde ilk 10’a yükselmesini ardından dünyada ilk 500’e girmesini bekliyoruz”

Bugün artık 25 fakülte, yüksekokul, meslek yüksekokulu ve enstitüsü, 2 bini aşkın akademik ve idari kadrosu, 18 bini bulan öğrenci sayısıyla üniversitemiz iftihar ettiğimiz bir düzeye geldi. Derdimiz kemiyetten çok keyfiyet. Hele hele bunu yakaladığımız zaman Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Türkiye’de parmakla gösterilen üniversitelerden biri olacak. Üniversitemizin önce ülkemizde ilk 10’a yükselmesini, ardından dünyada ilk 500’e girmesini bekliyoruz. Ben, değerli hocalarıma bu noktada güveniyorum. Recep Tayyip Erdoğan ismini taşıyan bir üniversiteye yakışan da budur. Bu noktada her türlü hizmetkarlığı yapmaya hazırım. Ve bunu da inşallah yapacağız. İnşallah adım adım üniversitemizi buralara çıkartacağız. Lojmanlarımızla zaten buraya bir başka güç, güzellik sağladığımıza inanıyorum. Bunu niye yaptık? İstedik ki bu lojmanlarla tüm hocalarımızın ayağına gidelim ve yavrularımız orada okullarını, eğitimlerini, öğretimlerini alsınlar. Bu noktada herhangi bir sıkıntı çekmesinler.

“Bir kesim var ki ülkelerinde yaşanan her olumlu gelişme onların üzerine kabus gibi çöküyor”

Geçtiğimiz günlerde Milli Uzay Programımızı paylaştık. Türkiye’nin uzay yarışında hedefler ortaya koyması kalbinde azıcık ülke sevgisi olan herkesi heyecanlandırmıştır. Ama maalesef bir kesim var ki ülkelerinde yaşanan her iyi, olumlu, hayırlı gelişme onların üzerine adeta kabus gibi çöküyor. Rahatsız oluyorlar. Kimi şakaya vurarak kimi de göstere göstere husumetlerini, kinlerini, nefretlerini sergilemekten çekinmiyor. Dünyada kendi ülkesinin felaketini dileyecek ve yaşanan her felaketten haz duyacak kadar insanına yabancılaşmış başka bir kesim var mıdır bilmiyorum. Türkiye’nin ilan ettiği her hedefi, sağladığı her başarıyı, katettiği her mesafeyi kahırla karşılayan bu kesimi mazur görmek istiyoruz ama maalesef bu hüsnüniyeti bile hak etmiyorlar.

Artık bu ruh hali siyasi rekabetle, ideolojik çekişmeyle, dünya görüşü farklılığıyla, hatta çıkar çatışmasıyla izah edilmeyecek bir görünüme bürünmüştür. Bölünmüş yol, otoyol yaparsınız ne diyorlar, ‘buraya uçak mı inecek’, havalimanı yaparsınız, ‘buraya uzay mekiği mi inecek’ derler. Uzay programı açıklarsınız, ‘yapacak başka işiniz mi kalmadı’ derler. Kurum bütçesiyle birçok farklı kurumun aynı amaç doğrultusunda yürüttükleri projelerin bütçelerinin farkını bilmeden ‘bu parayla mı’ diye burun kıvırırlar. Yarın öbür gün uzaya kendi aracımızı, kendi bilim insanımızı gönderdiğimizde ‘dünyaya mı sığmadınız’ diyeceklerini şimdiden duyar gibiyim. Türkiye bilimde, araştırmada ilerlesin, yetişmiş insan kaynağı gücünü artırsın diye her ilimizde üniversite kurduğumuzda, bunların nasıl feveran ettiğini unutmadık.

“Bu kör husumetin yürütülen işlere takoz olmasına da izin vermeyiz”

Yeni kurduğumuz üniversiteler içinde şimdiden köklü üniversiteleri geride bırakacak başarıları yakalayanlar oldu. Tarih boyunca birileri gelişimin, ilerlemenin öncüsü olmuş birileri de böyle lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmıştır. Bu kör husumetin, yürütülen işlere takoz olma noktasına getirilmesine izin vermeyiz.

“Olmayan kredileri ballandırarak anlatıyorlar”

Bunların ise en büyük marifeti yatırım yapmama, açılış yapmama, temel atmama. En fazlası borç bulma törenleri düzenlemek. Olmayan projeleri, olmayan kredileri ballandırarak anlatırken, kendilerine ait olmayan işleri sahiplenerek de icraat açıklarını kapatmaya çalışırlar. Bakınız hiçbir belediye Hazine ve Maliye Bakanlığının olurunu almadan tahvil çıkaramaz. Cumhurbaşkanı’nın onayı olmadan tahvil çıkaramaz, yurtdışından borçlanamaz. Geçenlerde ana muhalefetin başındaki zat, ‘Biz şu kadar ucuz faizle yurtdışından borçlanma yaptık.’ diyor. Daha sonra Hazine ve Maliye Bakanlığımız bunun nasıl bir yalan olduğunu belgeleriyle açıkladı. Bir şeyi öğren, öyle konuş, öyle konuş. Yalana gerek yok, dürüst ol. Ana muhalefetin başındaki bir zatsın. Bunlar yakışmıyor ama alışkanlıkları bu. Çünkü yarışa girmek güç ister, istikrar ister. Bunlarda bu yok.

Geçtiğimiz günlerde baktım birisi, öğrenci sayısının 3,5 milyonu geçtiği koskoca İstanbul’da 40 bin tablet dağıtmakla övünüyor. Birileri de bunu allayıp pulluyor, şişirdikçe şişiriyor. Böyle allamak, pullamak olur mu? Milli Eğitim Bakanlığının bugüne kadar dağıttığı 2 milyonu aşkın tablet bir yana, sadece Şahinbey İlçe Belediyesinin dağıttığı 50 bin tablet ise birilerince görülmüyor veya görülmek istenmiyor. Bu zihniyetin ülkemize kaybettirdiği vaktin ve enerjinin kıymetini, geçtiğimiz 18 yılda yine bunlara rağmen yaptığımız işlere bakınca daha iyi anlıyoruz.

“Bütçeden üniversitelere ayrılan payı 36 milyar liraya yükselttik”

Türkiye, 2023 hedeflerine de ulaşacak. Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girecek, uzaya gidecek, küresel ve bölgesel lider olacak. Biz buna inandık. İnanmak ve harekete geçmek başarmanın yarısıdır. Biz, 18 yılda Cumhuriyet tarihinde yapılanların katbekat fazlasını, bu sayede ülkemize kazandırdık. Üstadın, ‘Gün doğmuş, gün batmış, ebet bizimdir’ mesajına uygun şekilde, Türkiye’nin dünü ve bugününün altında imzamız olduğu gibi, inşallah yarınını da biz inşa edeceğiz.

Yeni kurulan üniversiteler içinde, şimdiden köklü üniversiteleri geride bırakacak başarılara imza atanların oldu. Tabii bunların asıl sıkıntısı, siyasetten iş dünyasına, medyadan akademiye uzanan, devleti ve toplumu diledikleri gibi yönlendirebildikleri gizli iktidarlarının yıkılıyor olmasıdır. Gerçi tarih boyunca birileri hep değişimin, ilerlemenin, hayırda yarışın öncüsü olmuş, birileri de hep böyle oturdukları yerden lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmıştır. Kimsenin lafında, peynirinde, gemisinde elbette gözümüz yok ama bu kör husumetin, yürütülen işlere takoz olma noktasına getirilmesine de izin veremeyiz.

YÖK Anadolu Projesi tanıtım töreninde ifade ettiğim gibi, altyapıya ve insan kaynağına yaptığımız yatırımlar sayesinde Türk yükseköğretim sistemi, bugün ileri bir seviyeye ulaştı. Üniversite sayımızı 76’dan 207’ye, öğrenci sayımızı 1 milyon 600 binden… Almanya’nın çok çok önündeyiz. Bunu Şansölye Merkel’le Almanya ziyaretimde konuşurken, ‘Ne kadar var?’ dediğimde, bana komik rakamları verdiğinde kendisine bizim ‘8 milyon 400 bin üniversite gençliğimiz var’ deyince, üfledi şaşırdı. Bizim eksiğimiz nerede? Keyfiyette. Şimdi biz o keyfiyeti de başardığımız zaman bunların hepsini sollayıp geçeceğiz. Öğretim elemanı sayımız 70 binden 180 bine çıktı. Bu da bu işin en müşahhas örneği. Öğrenci sayısı itibariyle Avrupa’da üniversiteye erişim konusunda ilk sıraya çıktık. Bütçeden üniversitelerimiz için ayırdığımız payı 2,5 milyar liradan bu yıl itibariyle 36 milyar liraya yükselttik, üniversitelere verdiğimiz bütçe desteğini. Sadece sayısal değişimlerle yetinmedik, aynı zamanda kalite odaklı yapısal dönüşümler de gerçekleştirdik. Üniversitelerimiz tek tipçi, jakoben anlayıştan uzaklaştıkça farklı değerler üretir hale gelmiştir.

“Anadolu’daki üniversitelerimizin başarısız olmasını isteyenler var”

Her ile bir üniversite projesi” ve üniversite sayısındaki artış, elbette beraberinde bazı tartışmaları da getirdi. Anadolu’nun ilim ve irfan yolunda kalkınma hamlesi olan her ile üniversite kurma atılımımızı, sürekli yeni projelerle, yeni programlarla destekleyerek geliştirdik. Hala Anadolu’daki üniversitelerimizin başarısız olmasını isteyenler var. Anadolu’daki üniversitelerimizin bu habis zihniyete vereceği en güzel cevap, ulusal ve uluslararası düzeyde gösterecekleri başarılar olacaktır.

Anadolu’da yeni kurulmuş olan üniversitelerimizi köklü üniversitelerle eşleştirmek suretiyle başlattığımız YÖK Anadolu Projesi’nin, bu çerçevede yeni bir atılıma vesile olmasını diliyorum. Bu vesileyle burada, bir hususta özeleştiri yapmak istiyorum. Evet, ülkemizde tarihimizin en büyük altyapı hamlesini gerçekleştirdik. Reformlarla hukuktan ekonomiye her alanda yepyeni bir Türkiye inşa ettik. Evet, ülkemizi güvenlikten diplomasiye her alanda itibarlı bir seviyeye çıkardık. Ama tüm bunları yaparken aile, eğitim ve kültür konularında arzu ettiğimiz inkişafı sağlayamadığımızı da kabul etmemiz gerekiyor. Elbette eskiden beri bu hususlarda ciddi eksikler, ciddi baskılar, ciddi saptırma gayretleri vardı. Bizden önceki neslin, bizim neslimizin ve hatta bizden sonraki ilk neslin hayatı, bu çarpılıklarla mücadele ederek geçti. Tüm baskılara rağmen, ailemize sahip çıktık, inancımıza sahip çıktık, kültürümüze, medeniyet değerlerimize sahip çıktık. Ayasofya’dan başörtüsüne, kamuya girişten iş dünyasına kadar her alanda süren bu mücadele hepimizi hem yetiştirdi, hem diri tuttu. Bugün tüm bu hususlarda çok daha ileri seviyelerde olmamız gerekirken, pek çok sıkıntılı görüntüyle karşı karşıyayız. Demek ki, bir yerlerde bir şeyleri eksik bıraktık. İnşallah önümüzdeki dönem, aileden eğitime, kültürden sanata tüm bu alanları önceliklerimizin en başına alacağız. Bu konuda en büyük desteği de üniversitelerimizden, akademi dünyamızdan bekliyoruz. Sizlere inanıyor ve güveniyorum. İlmin rehberliğinde, irfanın yüceliğinde inşallah saygıdeğer hocalarım başaracaklar. Ülkemizi her alanda geliştirirken, yine aynı rehberlikte güçlü bir toplumsal altyapı da kuracağız.

[TÜHA Haber Ajansı, 13 Şubat 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.