enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:16 Cumhurbaşkanı Erdoğan: 28 Şubat artığı faşizan zihniyeti lanetliyorum
00:10 World Defense Show (WDS) 2026 kapsamında FNSS, Nurol Makina ve Miilux OY arasında Teknik İş Ortaklığı Protokolü imzalandı.
00:10 (TÜİK) verilerine göre, il ve ilçe merkezlerinde ikamet ederken belde ve köylerde yaşayanların oranı geriledi…
00:09 İstanbul’da İl Tarım ve Orman ile Ticaret müdürlüklerine bağlı ekiplerince, ramazan ayı öncesinde kasaplara yönelik denetimler artırıldı
00:03 İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür
00:02 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz buna odaklanıyoruz”
00:02 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan,”Gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor”
00:01 ABD’de tabu kırıldı: Gazze’yi konuşan kazandı
14:29 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, Zeynep Güneş Akgün’e destek
12:07 İçişleri Bakanı Çiftçi’den Erzurum’a duygusal veda
11:02 Kabinede bayrak değişimi
00:52 Mehmetçik Almanya’daki dev NATO Tatbikatı’na katılıyor
00:50 Doğa Koleji Kocaeli’den yıllara yayılan istikrarlı başarı
00:48 Parasıyla bile satın almak zordu: ASPİLSAN yerlisini üretti
00:40 Bakan Göktaş’tan Güvenli İnternet Günü paylaşımı
00:39 MSB Güler, 11’inci Hudut Tugay Komutanlığında: “Gazze’de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazırız”
00:33 Sakarya taraftar grubundan açıklama: Gerilimi tırmandırmayın
00:27 Adalet Bakanı Tunç, Mattia Ahmet Minguzzi’nin mevlüt programına katıldı
00:20 Egeli gençler, TEKNOFEST hazırlıklarını sürdürüyor
00:19 GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri’nin Suudi Arabistan’da ortak üretimine yönelik mutabakat zaptı imzalandı.
TÜMÜNÜ GÖSTER →

CHP’nin nefret dilinin en yeni aşaması

CHP’nin nefret dilinin en yeni aşaması
A+
A-

CHP’nin, özellikle de Kılıçdaroğlu’nun kullandığı nefret dilini eleştirdiğimizde “Nedir canım? Cumhurbaşkanı Erdoğan da son derece sert bir dil kullanıyor” diyenler, karşımızdaki sorunu hiç anlamış değil. Mesele tek başına sert bir siyaset dili ve kutuplaşma siyaseti değil.

 Doç. Dr. Hasan B. YALÇIN

CHP’nin sistemli bir biçimde kullanmaya başladığı bu yeni nefret dili, basit bir kutuplaşma siyasetinin ürünü değil. İki temel farkı var. Birincisi, bu dil karşı tarafı gayrimeşru ilan etmeye çalışan bir dil. Sadece ağır eleştiri getirmiyor. Sadece hakaret de etmiyor. Meşruiyetini sorguluyor.

Buna göre, AK Parti’ye oy vermek bile sanki suç. Şöyle kabaca hatırlayın: CHP’ye göre AK Parti gibi düşünen “gazeteciler yandaş, işadamları hırsız, öğretmenler sözde öğretmen, hâkimler-savcılar militan, ordu satılık”. CHP’nin birçok yöneticisi, esnafa ve çiftçiye bile bu hakaretleri hiçbir ayrım gözetmeden yapabiliyor.

Cumhurbaşkanı’na hitaben “sözde Cumhurbaşkanı” ifadesinin kullanılmasında da aynı durum söz konusu. Bu ülkenin en az yüzde ellisini oluşturan bir kitlenin milli iradesini göz ardı eden ve onu suç gibi gören bir bakış açısı, ülke demokrasisini tehdit ettiği gibi güvenliğini de riske etmektedir. İnsan bazen gerçekten hayret ediyor.

Kendisi kaset komplosuyla gelmiş ve halktan hiçbir şekilde hiçbir seçimde onay almamış birisinin başkalarının meşruiyetini sorgulamaya kalkması, en hafif tabiriyle densizliktir. Ama maalesef şiraze kayacağı kadar kaydı ve bunu artık söylemenin bile çok anlamı olduğunu düşünmüyorum. Yüzsüzlüğün bu derece normalleştirildiği bir ortamda kime ne söylediğinizin pek bir önemi kalmıyor.

Sadece siyasetçilere değil millete hakaret ediyor
İkincisi, bu dil sadece siyasetçiler arası bir gerilim dili değil. Kılıçdaroğlu sadece AK Partili siyasetçileri veya Erdoğan’ı hedef almıyor. Doğrudan doğruya onun destekçilerini yani milletin ta kendisini hedef alıyor. Siyasetin doğasında gerilim ve kavga vardır.

Hatta zaman zaman hoş olmasa da hakarete bile dönüşebilir. Ama parti destekçilerine hakaret etmek hem stratejik olarak bir sorundur hem de siyasi ahlaksızlıktır. Demokrasilerde yeri yoktur. Eğer demokratik siyaset yapma fikriniz varsa, her şeyden önce millete ve onun iradesine saygı duymak zorundasınız.

Ama CHP hiçbir zaman bu sorunuyla gerçek anlamda yüzleşmedi. Kendisinin tarihi, vesayet sisteminin merkezinde geçtiği için devlet yönetiminin başka siyasi partilere geçmesi CHP için hep bir hazımsızlık meselesi olmuştur.

Liyakat tartışmalarını bu kadar önemsiyormuş görünmeleri de bundandır. Ellerinde nasıl bir liyakatmetre var bilinmez ama kendilerinden başka hiç kimseyi ülke yönetimine layık görmezler. Alın karşınıza bir CHP’liyi. Günlerce anlatın. Anlamazlar.

Ama dediğim gibi bu sadece artık bir nefretin duygusal dışavurumu değil. Şimdilerde Kılıçdaroğlu ve “dostları”, umutlarını Biden’a bağladıklarından bu meşruiyet tartışmasına daha da hız veriyorlar. Amaç dışarıdan yapılacak bir ekonomik, diplomatik, siyasi ve korkarım ki askeri ve istihbari müdahalelere kadar her türlü dış müdahaleye zemin hazırlamak.

Belki ülke geleceğini önemseyen insanlar, CHP’nin gerçekten demokratikleşebileceğini hayal edebilir. Ama CHP, kodları gereği sandıkla iktidar olamayacağını bildiğinden maalesef bizlerin endişeyle karşıladığı bu işleri kendileri için gayet de meşru görüyor. Üzgünüm ama gerçek bu.

[UHA Haber Ajansı, 29 Ocak 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.