enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
18,5687
EURO
18,2126
ALTIN
993,87
BIST
3.274,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
20°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Az Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
21°C

Asya Yüzyılında Yeni Türkiye

Asya Yüzyılında Yeni Türkiye
21.03.2022
0
A+
A-

ANKARA – TÜHA HABER / SETA  Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Proje Araştırmacısı ve Yazar Bilal BAĞIŞ, Önümüzdeki 10-20 yılda, dünyanın en büyük 5 ekonomisinden 4’ünün Asya’da olmasının beklendiğini, belirterek, Çin, Hindistan, Japonya, Rusya ve Endonezya gibi büyük ekonomilerin, küresel ekonominin ağırlık merkezini Asya’ya doğru kaydırmaya devam edeceklerini söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi BİLAL BAĞIŞAraştırmacısı ve Yazar Bilal BAĞIŞ, kaleme kaldığı ‘Asya Yüzyılında Yeni Türkiye‘ başlıklı yazısını (TÜHA) TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı‘ndan Ataner YÜCE’ye değerlendirdi.

Araştırmacı ve Yazar Bilal BAĞIŞ, Asya’nın yeniden yükselmeye, ekonomik ve siyasi bir güç merkezine dönüşmeye başladığını hatırlatarak; daha genelde de Asya-Pasifik bölgesinin küresel ekonomi, ticaret, enerji ve politik denklemlerde merkezi bir önem kazandığına dikkat çekti.

“21. yy’ın Türkiye için ne ifade edeceği; bu yeni süreçte nasıl stratejiler geliştirilmesi gerektiği konusu yeni dönemin temel tartışma konularından biri” olduğunu söyleyen BAĞIŞ, büyük ölçüde Çin öncülüğünde yeniden yapılanan Doğu ve Güneydoğu Asya’nın, önemli fırsatlar içerdiğini, ABD’nin yeni dönemdeki en önemli rakibi Çin’in ise, ekonomik ve siyasi büyümesini istikrarlı olarak sürdürdüğünün altını çizdi.

Bilal BAĞIŞ, Dünya’daki karaların yüzde 30’unu, nüfusun ise yüzde 60’ını barındıran en büyük kıtanın Asya olduğuna vurgu yaparak; her geçen gün önemini ve küresel ekonomideki ağırlığını artırdığını ve özellikle de 2008 sonrası, üretimin yüzde 50’ye yakınının da Asya’ya ve genelde de Doğu bölgesine kaymış durumda olduğunu ifade etti.

Küresel büyümenin ise, yaklaşık olarak yüzde 60’ı Asya kıtasından geldiğini belirten BAĞIŞ, “Genç ve dinamik ekonomiler, Asya’da büyümenin önümüzdeki dönemler de yüksek seyredeceğini göstermektedir. Örneğin, Çin’in BRI gibi projeleri de bu dönüşümü hızlandırmaktadır” dedi.

Bilal BAĞIŞ, Asya kıtasının, aynı zamanda, 21. yy’a damga vurması beklenen BRICS ülkelerinin 5’te 3’ünün; N-11 ülkelerinin de 11’de 8’ini barındırdığını ve G20 ülkelerinin de yaklaşık olarak yarısının, Asya kıtasında bulunduğunu açıkladı.

Türkiye İçin Önemi

Araştırmacı ve Yazar Bilal BAĞIŞ, şunları söyledi:

“Türkiye’de iktisat politikalarına yaklaşımda ciddi bir paradigma değişiminin, kronik sorunlara köklü çözümler arayışının ve yeni bir kalkınma modelinin ortaya koyulduğu bugünlerde, merak edilen temel sorulardan biri de: “Türkiye, Asya’daki Japonya gibi ülkelerin II. Dünya Savaşı sonrası, Çin’in özellikle 1980’lerden itibaren, Güney Kore gibi Asya Kaplanlarının ise 1960’lardan bu yana gerçekleştirdiği ekonomik dönüşümü başarabilecek mi?” sorusudur”.

Doğu ile Batı arasındaki ticaret yollarının, lojistik ve ulaşım bağlantılarının en kritik yerindeki Anadolu coğrafyasının pandemi sonrası stratejik öneminin giderek artmakta olduğunun sürekli konuşulduğunu belirten BAĞIŞ, “Türkiye, özellikle de Doğu ve Güneydoğu Asya ile ilişkilerini geliştirerek bu noktadaki faydasını maksimize edebilecek mi? Meselenin bu kısmı hala cevap bekliyor.” dedi.

“Kesin olan şey, Türkiye, Asya’nın en batı noktası, Avrupa’nın en doğusu, hareketli Ortadoğu’nun hemen kuzeyi; Kafkasya ve Rusya’yı, Afrika ve Akdeniz ile birleştiren kavşak noktadaki coğrafyası ile eşsiz bir stratejik konumda” oludğuna dikkat çeken Bilal BAĞIŞ, “Bir tarafta Avrupa-Atlantik bloğu, diğer tarafta Rus-Çin bloğu, altta kadim Ortadoğu, Latin-Amerika, Afrika’nın olduğu yeni dünya düzeninin tam merkezindeki yerini her geçen gün sıkılaştırıyor” diye konuştu.

Araştırmacı ve Yazar Bilal BAĞIŞ, Türkiye’nin, bugün ne doğu ne de batıya sırtını çevirmeden; hem doğu hem batı, hem kuzey, hem güneydeki komşuları ile karşılıklı fayda esasına dayanan iyi ilişkiler geliştirerek, bir bütün olarak kalkınma ve daha adil bir dünya hedefi etrafında kenetlenmiş göründüğünü hatırlatarak, Rusya-Ukrayna gerilimindeki takdir toplayan arabuluculuk girişimlerini de biraz böyle değerlendirmek gerektiğinin altını çizdi.

Bilal BAĞIŞ, “Bu anlamda da, Türkiye, bölgesel iş-birliklerini daha fazla geliştirmek, mevcut ekonomik ve siyasi sorunlara kalıcı çözümlere daha fazla kafa yormak ve yükselen Asya’nın iş birliği girişimlerini daha iyi değerlendirmek durumundadır. Bu doğrultuda, Türkiye’nin, Asya Kaplanları, Orta Asya, Çin ve ASEAN ülkeleri ile ticari ilişkilerden elde edebileceği potansiyel kazançlara daha fazla odaklanılmasında faydalar görülmekte” şeklinde dile getirdi.

1980’li yılların liberalleşme süreci ile gelen son küreselleşme dalgası ile birlikte, ülkelerin dışa açılımlarının; politik ilişkilerin ötesinde, uluslararası iktisadi, finansal ve teknolojik boyutları da kazanmaya başladığına vurgu yapan BAĞIŞ, son pandeminin küresel arz zinciri ve üretim süreçlerinde oluşturduğu dönüşüm ve yeni denge arayışlarının da bu noktada yeni bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.

Yeni Yol Haritası

Araştırmacı ve Yazar Bilal BAĞIŞ, “Bu çerçevede de Asya ülkeleri ile ekonomik ilişkilerin, ikili iş birliği ve ticaretin geliştirilmesi noktasında yeni adımlar atılması gereği, bugün hiç olmadığı kadar açıktır. Nitekim, BRI, RCEP ve CPTPP derken Asya, bugün her zamankinden daha hareketli bir yer olacağa benzemektedir. Türkiye’nin Asya’daki Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve TDT ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler ise potansiyelin çok altındadır.

Öte yandan, Türkiye, özellikle son 20 yılda, ulaştırma ve lojistikte, ciddi bir altyapı oluşturdu. Siyasi ve makro-finansal istikrar ile birlikte ikili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için atılacak adımlar, Asya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi noktasında kısa sürede hızlı ve etkin yol alınmasını kolaylaştıracaktır. Özellikle de 2002 sonrası hayata geçirilmeye başlanan iç demiryolu atağı, tüneller, köprüler, Marmaray ve BTK tren hattı gibi dev ulaşım projeleri; bugün, Türkiye’nin Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan stratejik bir lojistik merkezi olarak yeniden konumlanmasına önemli katkılar sunuyor. BRI girişimi ve Azerbaycan’ın Karabağ zaferi gibi gelişmeler de işleri kolaylaştırmakta” olduğunu ifade etti.

İyi yönetilecek bir Asya açılımının, son dönemde odaklanılan cari denge açığının kalıcı olarak dizginlenmesi ve dış ticaretin artırılması noktasında da ciddi katkılar sağlayacağını açıklayan BAĞIŞ, nitekim, Orta Asya veya Doğu Asya’daki ülkelerin hiçbirinin bugün Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ilk 10 ülke arasına giremediğini, Türkiye’nin, Asya’daki etki alanını, ticari ve derin ekonomik ilişkilerini geliştirmek; yeni yüzyılın bu yükselen fırsat alanından maksimum karşılıklı faydayı sağlamanın yollarına daha fazla odaklanmak durumunda bulunduğun belirtti.

Araştırmacı ve Yazar Bilal BAĞIŞ, şunları söyledi:

“Ancak, burada kritik unsurlardan biri de Türkiye’nin Asya’ya açılma sürecinin, bir “eksen kayması” olarak değil; “Asya’daki potansiyelin de değerlendirilmesi” çabası olarak görülmesi gerektiğidir. Batı ile iş birliği devam ederken, çok kutuplu yeni dönemin ihtiyaçları ile uyumlu olarak, ilişkileri çeşitlendirme, stratejik yeni adımlar atılması ihtiyacının ve yeni bölgelere de açılma ihtiyacının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir”.

Asya Yüzyılında Yeni Türkiye

Bilal BAĞIŞ, önümüzdeki 10-20 yılda, dünyanın en büyük 5 ekonomisinden 4’ünün Asya’da olmasının beklendiğine vurgu yaparak, “Çin, Hindistan, Japonya, Rusya ve Endonezya gibi büyük ekonomiler, küresel ekonominin ağırlık merkezini Asya’ya doğru kaydırmaya devam edeceklerdir. Bu yeni konjonktür, bir fırsat olarak görülerek, Asya ve Uzak-Doğu’daki iş birliği fırsatları daha erken ve iyi değerlendirilmelidir” dedi.

Asya’nın 21. yy’daki potansiyeli ve büyüklüğü düşünüldüğünde, Türkiye’nin yeni bir Asya stratejisi ve uzun vadeli stratejik bir hedefinin olmasının, küresel ve bölgesel hedefleri için de önemli olduğunu işaret eden SETA  Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Proje Araştırmacısı ve Yazar Bilal BAĞIŞ, “Asya ile iş birliği noktasında da Altay Birliği önerisi gibi radikal fikirlerden, daha uygulanabilir ve uzun vadeli Orta Koridor, Yeniden Asya Girişimi ve Uzak Ülkeler Stratejisi girişimlerine kadar geniş bir perspektifteki fikirler etrafında daha fazla düşünme gereği bulunmaktadır” şeklinde kaydetti.

***

Bilal Bağış

Proje Araştırmacısı
Dr. Bağış, İTÜ’deki mühendislik lisansının (2006) ardından; Sabancı Üniversitesi’nde burslu ekonomi yüksek lisansını tamamladı. Akademik eğitimini ABD’den aldığı burs ile University of California’da devam ettirdi ve 2014’te doktorasını aldı. Dr. Bağış, lisans eğitimi döneminden bu yana, Türkiye Cumhuriyeti yurtdışı devlet bursu, TÜBİTAK, TEV, Fulbright, İTÜ, Sabancı Üniversitesi ve University of California gibi üniversite ve kurumlardan birçok teşvik, destek, ödül ve burslar kazandı. Akademik kariyerinin yanı sıra yurt-içi ve yurt-dışı kuruluşlarda ve şirketlerde özel sektör tecrübesi kazandı. Yurt içi (Sabancı Üniversitesi) ve yurt dışındaki (University of California Berkeley) önde gelen üniversitelerde akademik ve mesleki bilgisini ders vererek aktarma fırsatı buldu. Lisans ve lisansüstü düzeyde ekonomi, matematik ve finans dersleri verdi. Aralarında Dışişleri Bakanlığı SAM ve SETA’nın da olduğu farklı kurum ve kuruluşlarda çalışmaları ve analizleri yayınlandı. Dr. Bilal Bağış, bugüne kadar, ABD ve Türkiye’de değişik üniversite ve kuruluşlarda akademisyen, ekonomist, stratejist ve danışman pozisyonlarında çalışarak; önemli tecrübeler edindi. Araştırma konuları, lisans döneminden bu yana, istikrarlı bir şekilde, ülkenin makro-finansal sorunları ve politika enstrümanlarının etkinliği

[TÜHA Haber Ajansı, 21 Mart 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.