enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
21:58 Güvenlik kaynakları: Çatışmaların sebebi YPG’nin Suriye’nin geleceğini ve kaynaklarını sömürme kaygısıdır
12:16 ABD’de göç ve gümrük muhafaza polisinin (ICE) yetkileri neler?
09:49 Gazeteci Ali Asmar, İsrail’in 2025’te yürüttüğü çok cepheli savaşı ve Suriye’nin bu stratejideki kritik rolünü
09:06 Dışişleri Bakanı Fidan, “SDG’nin 10 mart mutabakatına uyup bir an önce üzerine düşen yükümlülükleri getirmesini bekliyoruz”
07:58 Amerika’nın Büyük Strateji Arayışı
07:28 Bakan Güler: “Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde, terör örgütleriyle mücadelesine destek veriyoruz”
07:27 Yüksek Gelir Hedefi Çerçevesinde 2026’da Türkiye Ekonomisi
07:14 İran’da Tahran Savcısı Ali Salihi, vatandaşları dışarı çıkmaması konusunda uyardı…
07:03 Öğretmenlerin atama ve yer değiştirmelerine ilişkin temel ilkelerde güncellemeye gidildi
06:49 Venezuela devlet başka­nı Nicholas Maduro şimdilik son kurban…
06:40 Papa İznik’e geldi ama bizimkiler daha baskın çıktı: Siyonizmi yeren Yahudi Haham’a ödül verildi
06:06 2026 Hukuk ve Yargı Gündemi
20:42 48 il için “sarı” uyarı: Çığ, fırtına, sağanak ve kar yağışına dikkat
13:26 Trump, en kötü ABD Başkanı olarak tarihe geçecek
10:38 Somaliland Hakkında İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan Acil Toplantı
07:57 Araştırmacı Gazeteci | Yazar | Editör Merve Gürbüz: 2025’te Neler Oldu?
07:52 Ekim 2024’te kurulan Jandarma Otoyol Timleri, karayollarında yaşanabilecek her türlü olumsuz duruma karşı tek kolluk kuvveti olarak müdahale ediyor.
07:15 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Sarıyer-Kilyos Tüneli Projesi 2026 yılı içerisinde tamamlanacak
07:05 Kamuda EKPSS üzerinden 1573 engelli vatandaş istihdam edilecek
00:04 Yeni dünya düzeninde Güney Kafkasya’nın artan etkisi…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Amerika’nın Büyük Strateji Arayışı

Amerika’nın Büyük Strateji Arayışı
10.01.2026
A+
A-

* Amerikan tarihinde dönemsel olarak rastladığımız izolasyonist eğilimlerin ağır basmasına karşın küresel gücünü de kullanmaya çalışan günümüz Amerika’sı, ‘iki arada bir derede’ misali bir dış politika izleyerek küresel siyaseti yönlendirme kapasitesini giderek yitiriyor.

-Kadir ÜSTÜN-

* İşte detayı!…

Kadir Üstün

ANKARA, 10 OCAK 2026 – SETA Washington D.C. Koordinatörü Kadir ÜSTÜN, kaleme aldığı “Amerika’nın Büyük Strateji Arayışı” başlıklı yazısını TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’na değerlendirdi.

Bu yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakırken Amerika’nın uluslararası sistemdeki rolünü tanımlama konusunda ciddi bir kriz yaşadığını söylemek abartı olmayacaktır. Dünyanın tartışılmaz tek süper gücü olarak girdiği 21. yüzyılın hemen başında uğradığı 11 Eylül terör saldırılarıyla derin bir şok yaşayan Amerikan müesses nizamı, o günden bu yana büyük stratejisini belirlemekte bocaladı. Bush döneminden beri farklı uç noktalar arasında gelgitlerden kurtulamayan Amerikan dış politikası, Trump’la birlikte küresel liderlik iddiasından vazgeçen ve iyice bölgesel bir güç olmaya doğru giden bir ulus devlet imajı çiziyor.

Bu asrın ilk çeyreğinde terörle mücadeleyi küresel anlamda süresiz ve sınırsız hale getiren Washington, terör gündeminin dış politika parametrelerini dikte etmesinden kurtulamadı. Bunun sonucu olarak kapsamlı bir strateji oluşturamayan ve çok daha tepkisel bir dış politika takip eden Amerika, giderek hem halkının taleplerinden hem de uluslararası somut çıkarlarından kopuk bir siyaset izlemeyi adet haline getirdi. Amerikan tarihinde dönemsel olarak rastladığımız izolasyonist eğilimlerin ağır basmasına karşın küresel gücünü de kullanmaya çalışan günümüz Amerika’sı, ‘iki arada bir derede’ misali bir dış politika izleyerek küresel siyaseti yönlendirme kapasitesini giderek yitiriyor.

TERÖRLE MÜCADELEDEN İZOLASYONİZME

11 Eylül saldırıları sonrasında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı hissiyatı çok güçlüydü. Dünya devletleri teröre maruz kalan Amerika’nın yanında yer aldı ve Bush yönetiminin ‘ya bizimlesiniz ya da karşımızdasınız’ şeklinde ifade ettiği ültimatom genel olarak anlayışla karşılandı. Ancak küresel iyi niyet desteğini Afganistan’ın ve Irak’ın işgaliyle adeta heba eden Bush yönetimi, bu ülkelere demokrasi getirme iddiasıyla Amerika’yı bir türlü bitmeyen ‘sonsuz savaşlara’ soktu. Ulus devlet inşası ve demokrasi promosyonu gündemine trilyonlarca dolar ve Amerikan ordusunun büyük enerjisini harcayan Bush yönetimi, bölgesel dengeleri altüst edecek bir süreç başlattı. Hedefi ve başarı kriterleri net olmayan ‘terörle savaş’ Amerika’nın dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir hedefi vurmasını meşrulaştıran ve uluslararası koalisyon oluşturma gereğini de anlamsız kılan bir realite oluşturdu. Uluslararası hukukun hiçe sayıldığı birçok pratik, Amerika’nın küresel liderlik iddiasına darbe vurmakla kalmayıp kendi müttefiklerini de yabancılaştırdı.

Irak ve Afganistan savaşlarının mirasının üstüne gelen 2008 finansal krizi, Amerikan halkının sistemden iyice soğumasına ve farklı adaylara yönelmesine yol açtı. Milyonlarca insanın evini ve emeklilik birikimlerini kaybettiği küresel kriz, halk arasında Afganistan ve Irak’taki ulus inşası projelerinin iyice gayri meşru algılanmasına katkı sağladı. Obama gibi sistem dışı bir başkanı iktidara getiren bu tepki, Washington müesses nizamının adayı görülen Clinton’ın Trump’a kaybetmesindeki en büyük etken oldu. Halkın uluslararası angajmanlara soğumasına neden olan işgaller ve ekonomik kriz, Trump’ın izolasyonist söylemlerine zemin hazırladı. Terörle mücadele gündeminin siyasi meşruiyeti o kadar sorgulanır hale geldi ki Trump Bush ailesini doğrudan hedef almasına rağmen Cumhuriyetçilerin adayı olmayı başardı. Amerikan kurucu babalarından başlamak üzere uzun bir tarihi olan Amerikan izolasyonizminin güncellenmiş versiyonunu sahneye süren Trump, küreselleşmeden zarar gören kitlelerin tepkisini en büyük siyasi silahı olarak kullanmayı başardı. Ancak hem ‘terörle savaş’ hem de izolasyonist dış politika, Amerika’nın çıkarları ve halkın öncelikleri göz önüne alınarak oluşturulmuş bir stratejinin gereğinden ziyade tepkisel siyasetin dışa vurumlarıydı.

AMERİKA’NIN BÜYÜK STRATEJİSİ NE OLACAK?

Amerika’nın stratejisizliğine ve tepkisel dış politikasına son vermek isteyen çabalar etkisiz kaldı. Örneğin Obama’nın İslam dünyasıyla ilişkileri düzelterek Ortadoğu’daki yükünü hafifletmek isteyen çabalarının asıl amacı Amerika’yı Asya-Pasifik’e odaklanan bir stratejiye yöneltmekti. İran’la nükleer anlaşma ve el-Kaide gündeminin terörle mücadeleye indirgenmesi üzerinden Ortadoğu’ya enerjisini azaltmak isteyen Obama, İsrail’in Washington’ı sürekli bölgeye geri çeken politikası karşısında etkisiz kaldı. Barış süreci bir yana, yerleşimleri dahi dondurtamayan Obama, DEAŞ’ın çıkışıyla bölgeye tekrar askeri müdahale ihtiyacı duydu. Arap Baharı sırasında Amerika’nın bölgesel çıkarlarını ve İsrail’in konumunu korumak adına Mısır gibi ülkelerin istikrarına odaklanan Washington, bir türlü Asya-Pasifik’e eksen kaydırma stratejisini hayata geçiremedi. Hem Trump hem de Biden dönemlerinde Çin’le mücadele adı altında Asya-Pasifik ülkeleriyle ilişkiler geliştirilmeye çalışılsa da kalıcı bir büyük strateji uygulandığını söylemek zor. Çin’in yükselişine çok geç kalınan bir cevap verilmeye çalışılırken, Asya-Pasifik stratejisi zaman zaman Hint-Pasifik stratejisi olarak tanımlanarak ortadaki kafa karışıklığının ne kadar derin olduğu da anlaşılıyordu.

Bu yüzyılın başkanları, Amerika’nın uluslararası rolüne karşı oluşan tepkiyi yönetmekte de başarılı olamadı. Obama’nın İran’la nükleer anlaşmayı Kongre’ye kabul ettirememesi, Trump’ın İran’a baskı veya Kuzey Kore’yle diplomasi çabasının geniş destek bulmaması, Biden’ın Ukrayna’ya yardımı halka anlatmakta zorlanması gibi örnekler verilebilir. Obama’nın Asya-Pasifik stratejisi, Trump’ın Batı ittifakına şüpheci ‘önce Amerika’ politikası ve Biden’ın otokrasilerle demokrasilerin mücadelesi gibi çerçeveler her iki partinin desteğini almaktan uzaktı. Soğuk Savaş döneminde komünizm gibi tek düşmana odaklanan ve halkının geniş desteğini alan Washington, bu yüzyılda hemen her konuda derin bir ayrışma ve kutuplaşmadan mustarip politikalar üretmek zorunda kaldı. Önümüzdeki dönemde bu eğilimlerin devam etmesi kuvvetle muhtemel ve böyle olursa Amerika giderek küresel bir lider yerine bölgesel bir ulus devlet gibi düşünen bir ülkeye dönüşebilir. Amerikan stratejistleri partiler üstü desteğe sahip ve halkın da benimseyeceği kapsamlı bir büyük strateji oluşturamazlarsa, Amerika’nın küresel bir güç olmaktan hızla uzaklaşacağını görmemiz şaşırtıcı olmayacak.

***

Yazar hakkında

Dr. Kadir Üstün SETA Washington DC’de Koordinatör olarak görev yapmaktadır. Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapan Üstün’ün analizleri Insight Turkey, Al Jazeera English, Cairo Review of Global Affairs, Al-Monitor, Politico, Daily Sabah, Mediterranean Quarterly, Middle East Eye ve Middle East Policy gibi önemli yayınlarda yer almıştır. History, Politics and Foreign Policy in Turkey (2011), Change and Adaptation in Turkish Foreign Policy (2014), Trump’s Jerusalem Move: Making Sense of US Policy on the Israeli-Palestinian Conflict (2020) ve Crimea from Regional and International Perspectives (2023) başlıklı derleme kitapların ortak editörlüğünü yapmıştır. Dr. Üstün, lisansını İstanbul Üniversitesi tarih bölümünde, yüksek lisansını Bilkent Üniversitesi tarih bölümünde ve işletme yüksek lisansını Georgetown Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Columbia Üniversitesi’nden Orta Doğu, Güney Asya ve Afrika Çalışmaları alanında doktora derecesine

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.