enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
7,4294
EURO
8,9820
ALTIN
412,55
BIST
1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
9°C
İstanbul
9°C
Yağışlı
Pazartesi Yağışlı
9°C
Salı Yağışlı
10°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
12°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
10°C

Adalet Bakanı Gül TRT Haber’e konuk oldu

Adalet Bakanı Gül TRT Haber’e konuk oldu
13.02.2021
0
A+
A-

TÜHA HABER / Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, TRT Haber’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Gül, “Her kesimin ‘Bu benim anayasam’ diyeceği bir anayasayı yapmak bizim görevimiz” dedi.

Yargı reformunda son durum ne, reform paketinde neler var, yeni anayasa çalışmaları ne zaman başlayacak? Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, TRT Haber canlı yayınında gündemi değerlendirdi.

Bakan Gül’ün açıklamalarından öne çıkanlar:

Yargı reformunda son durum ne? 

Reform dediğimiz gündem ne ilk ne son. AK Parti kurulduğu günden beri vesayetle mücadele etmiştir. 2023’e kadar yargı alanında neler yapılması gerektiğini anlatan bir yol haritası hazırladık. Bunu yaparken toplumun her kesimini dinledik. Buradaki hedeflerden biri de insan hakları eylem planının hazırlanması. 1,5 yıldır bir çalışma yaptık. Birçok yenilikleri içeren düzenlemeler çıktı. Yaklaşık yüzde 50’si hayata geçti. İnsan da doğduğu günden itibaren haklarıyla yaşar. Herkesin bir onuru vardır, devlet de o onuru geliştirerek hayatta kalır. Her kesimi dinledik. Hazırlıklarını yaptık, hem MYK’da hem yetkili organlarda bunun sunumları yapıldı. Çok kabul gördü. Son takvim açıklama sürecindeyiz. Yakın zamanda Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanacak.

“Adil kararın makul sürede verilmesi esas olacak”

Bakıldığında ekonomi ve yargı alanında bir öngörülebilirlik, bir belirlilik ve bu anlamda adil kararın makul sürede verilmesi yönünde yoğun bir talebin olduğu karşımızda. Yani hukuk, esas itibarıyla bir, tıkayan, engelleyen, zorlaştıran misyon olabilir. İki, kolaylaştıran, insan hayatına temas eden yönüyle bu anlamda iyileştiren yönü olabilir. Herkesin ortak talebi, bu konuda hukukun kolaylaştırıcı işlevini, misyonunu yerine getirmesi. Hem hızlı işlemesi hem de bu anlamda yargının daha da güçlü bir şekilde hakları, daha da güçlü bir şekilde hak ettiğini almasına yönelik talepleri söz konusu. Bu konuda tüm taleplere bakıldığında sadece yargı anlamında değil yani bir ada parselasyonunda, imar değişikliğinde 5 kat herkesin, birisi 15 katı olunca ‘Bu nasıl adalet?’ deniyor. Yani sadece adliyelerde dağıtılan adaletin de ötesinde, bu eylem planında tüm kurumlarla yani çevreden iklime, gençlik hakkına varıncaya kadar tüm alanlarla ilgili adaletin sağlanması hususunda bir çaba ve eylem planı var.

“Yargı hakem olsun, yeni uyuşmazlıklar çıkarmasın”

Aslolan bir reformcu zihniyet ve özgürlükler alanında vatandaşın sorunlarını çözen yaklaşımla meseleye bakmak. Dolayısıyla bu konuda aynı metinden birisi farklı bir şekilde sorunu çözerken bir başkası yeni sorunlar üretebilir, o yüzden milletimiz yargıdan sorunlar çözme yönünde bir netice istiyor. Yani uyuşmazlık var, o uyuşmazlığı, ‘yargı hakem olsun, yeni uyuşmazlıklar çıkarmasın, yeni tartışmalar çıkarmasın, bilakis tartışmaları bitirsin’ anlamında bir beklentisi var, bu da haklı gibi beklentidir.

Bir bakanlığın bir görüşü ya da AK Parti’nin bir yaklaşımından ziyade 83 milyonun hakkı ve özgürlüğü anlamında nasıl bir beklentisi var, empati yaparak bu süreç hazırlanmış oldu. Dolayısıyla Avrupa Konseyi’nden siyasi partilere varıncaya kadar her kesimin görüşleri, bu konuda söz söyleyen herkesin fikirleri dinlendi. 1,5 yıla yakın, yaklaşık 2 bin kişinin, gazeteciler, kanaat önderleri, herkesin görüşleri alındı. Bu anlamda, biz AK Parti olarak Türkiye’de güvenliği, Türkiye’nin toplumsal birliğini korumak adına çok önemli mesafeler katettik. Milletimize beraber 15 Temmuzlara, darbelere karşı zaferle çıktık ve bundan sonrası da başta anayasa olmak üzere demokrasiyi daha da güçlendirmek.

Grafik: TRT Haber / Şeyma Özkaynak

[Grafik: TRT Haber / Şeyma Özkaynak]

“Yeni yüzyıla girerken bu anayasa bizi taşıyamaz”

(Yeni anayasa çalışmaları) 1982 Anayasası yürürlüğe girdiği günden itibaren tartışılan bir anayasa. Bu insan hakları eylem planı olsun, hukuk reformu, demokrasi reformu olsun, bunun bir anayasayla taçlanması lazım. Dolayısıyla çalışmalarımızın merkezinde bu yer aldı. Siz ne kadar değişiklik yaparsanız yapın, anayasadan kaynaklı birtakım değişiklikler olmadıkça bunlar da eksik kalacaktır. Türkiye’de her kesimin ‘Bu, benim anayasam’, ‘Evet, benim ruhum var’ diyebileceği bir anayasayı yapmak bizim birinci görevimiz.

Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı, bu konudaki anayasa ile ilgili vurgusu, siyasetin, demokrasi anlamında daha da özgürlükleri, demokrasiyi güçlendirme anlamında bir çağrısıdır. Yeni bir yüzyıla giriyoruz, yeni bir yüzyıla girerken artık bu anayasa Türkiye’nin gerisinde bir anayasadır, milletimizin gerisindedir. Milletimiz bu anayasanın ilerisindedir. Türkiye, bu anayasanın önündedir, gençlerimiz bu anayasanın önündedir, yeni yüzyıla girerken bu anayasa bizi taşıyamaz. Yeni yüzyıla daha çoğulcu, daha herkesin ‘Benim de ruhum var, benim de orada beklentilerim yansımış’ diyeceği bir anayasa, siyasetin çözmesi gereken ve başarması gereken bir konudur. Dolayısıyla bu konunun, sivil anayasanın yapılacağına ilişkin inancımız da tamdır. Bu, bir siyasetin en önemli ödevlerinden biridir.

“Meclis’ten ne çıkarsa çıksın, milletimizin onayına sunacağız”

Anayasa, hakları veriyor, sayıyor, sayıyor, ‘Ey amca, teyze, esnaf, öğrenci kardeşim, sana şu hakları veriyorum ama…’ diyor. Bu anayasa değil, ‘amayasa’ olmuş, amalarla sınırlandırılan. Oysa anayasalar, insanı ve haklarını genişletir, devlete der ki: ‘Ey yöneticiler, sizin sınırınız budur, vatandaşın bu haklarını koruyacaksınız.’ Elbette bu, sınırsız bir hak, özgürlük değil, bunun çerçevesi de belli olacak ama bu hususta genel bir çalışmayı anayasalar ortaya koyar ve demokratik, hukuk gibi reformdan bahsediyorsak da anayasa olmadan bu hayatta geçmez.

Bu süreçte Cumhurbaşkanımızın da çağrısı, ‘Gelin, hep beraber yeni bir anayasa yapalım, sivil bir anayasa olsun.’ Peki nasıl? Tüm siyasi partiler çünkü siyasi partiler demokrasinin temel unsurları. Herkes görüşünü sunsun ve bu görüşünü tartışmaya açsın, milletin hakemliği önünde, öyle merdiven altı, gizli kapaklı değil çünkü anayasa toplumsal sözleşmedir. Biz istiyoruz ki toplumun 2023 sonrasında yeni yüzyılda bir ortak kaderini, ortak geleceğini, gençler nasıl bir gelecek istiyor, yüz yıl, iki yüz yıl sonra da bu ana felsefe ile bu süreç tamamlansın. Toplumsal sözleşme ise toplumun her kesiminin orada yansıması lazım, dolayısıyla bir sınırlama yapmadan bu çağrı çok önemli ve değerli. Ben tüm siyasi partilerin de bu süreçte katkısını, görüşlerini sunacağına inanıyorum. Nasıl olacak, komisyon mu kurulur, nasıl yapılır, bunlar önümüzdeki süreçte belirlenecek. Bir defa bu anayasayı biz milletimize beraber yapacağız. Yani Meclis’ten ne çıkarsa çıksın, milletimizin onayına sunacağız.

Biz mümkün olduğunca uzlaşı peşinde koşacağız. Bu sürecin olabildiğince çoğulcu yaklaşımla olması çok önemli. Cumhuriyetin temel nitelikleri daha da korunacak. Hazırlık yöntemi önümüzdeki günlerde netleşecek.

Seçim barajında değişiklik olur mu?

Bu konu partimizin de Cumhur İttifakı’nın da gündeminde olan bir konu. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrıları oldu muhalefete. Sürecin de yine müzakereyle, diğer partilerin de görüşlerinin alınması konusunda bir süreç izlendi. Demokrasiye yarayacak yöntem nedir onun üzerinde duruyoruz. Seçim hakkına hangisi daha katkı sağlar buna bakıyoruz. Baraj konusuyla ilgili çalışmalar sürüyor. Nihai olarak verilmiş bir karar yok. Siyasetin konuşup neticeye bağlaması gereken bir konu.

(ABD’nin Osman Kavala açıklaması) Türkiye bir hukuk devletidir. Kimsenin Türkiye’deki davalarla ilgili açıklama hakkı yoktur. Kimsenin davalarla ilgili telkinde bulunması kabul edilemez. Türkiye’deki yargı süreçlerine müdahale edilemez.

(Sosyal medyada ‘hukuk’ çağrıları) Yargının sosyal medya fenomeni olması kabul edilemez. Herkesin yargının bağımsızlığını içselleştirmesi lazım. Bırakın, müsaade edin de o cübbeyi giymiş hakim, savcı o kararı versin. Tutuklanmadı, bu sanki beraat etti gibi anlaşılıyor. Oysa dava devam ediyor, mahkumiyet alırsa o kişi cezaevine girecek davası devam ediyor. Sadece tutuklama tedbirini öngörmemiştir. Bu konuda eksiklik varsa da savcılık itiraz eder, taraflar itiraz eder, mahkeme bunu kaldırır. Diğer mahkeme itiraz olur.

Dosyadaki içerik bilinmeden yapılan açıklamalar hukuka zarar verir. Mevzuattan kaynaklı sorunlar var. Basında çıkanların ihbar kabul edildiği durumlar da olabiliyor. Yargı hepimizin yargısı, Türk milleti adına karar veriyor. Türkiye bir hukuk sistemidir, bu sistemdeki yanlışlar da düzeltilir.

Şu anda özellikle bizim anlayışımız, inancımız, yargının ideolojisi olmaz, yargının tek bir ideolojisi vardır o da adalettir. Yargı, ele geçirilecek bir mekanizma değildir. Yargı el uzatılmaması, el değdirilmemesi gereken bir mekanizmadır ve herkesin saygı duyması gereken, bağımsız, tarafsız, daha da güçlü, bağımsız olması gereken bir organdır, mekanizmadır. Özellikle vesayetçi, brifingci yargı, FETÖ’nün kumpas yargılamaları, sınav çalarak, sınav soruları verilerek hakim savcı olunan yargıdan, bugün Anadolu çocuklarının yani Gaziantep’in, Van’ın, İzmir’in annesinin kucağının dibinde çalışan çocukların kazandığı sınavlarla hakim savcı olan Anadolu çocukları var. Yani eline sınav soruları tutuşturulan FETÖ’cü sözde hakim cübbesi giydirilen o terör örgütü mensupları sistem dışına çıkartıldı, ihraç edildi ve bu mücadele devam ediyor, edecek sonuna kadar da.

(Enis Berberoğlu kararı) Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır ve bu, anayasanın bağlayıcılığından kaynaklı. Dolayısıyla karara katılırsınız, katılmazsınız ve burada işin esasıyla ilgili de zaten son tahlilde bir değerlendirme yok ama mahkeme kararı bağlayıcı ve süreç de yine bu çerçevede anayasanın amir hükümleri doğrultusunda işlemiştir, işlemektedir. Bundan sonraki süreç de Meclis’in yine iradesiyle tecelli edecek, gerçekleşecektir.

“Kanun önünde herkes eşittir”

(Ordu’daki ‘silecek’ soruşturması) Sürece saygıdan dolayı tamamlanması beklemek lazım. Ne olduğu teftişle beraber çıkacak. Bizim efendi değil onlara hizmetkar olmamız gerekir, yaklaşımımız bu. Yani kanun önünde herkes eşittir. Bu olaydan bağımsız söylüyorum. İçeriğiyle ilgili araştırılıyor ama bu yansımasıyla beraber biz buna hemen izin verdik ve ‘asla tasvip edilemez’ dedik. Ne olduğuna ilişkin elbette süreç, bakılacak ve bu konuda sonuçlanacak ama Ünye’de ya da bir başka şehirde Türkiye’nin neresinde olursa olsun o arkadaşımıza yapılan, o apartmandaki kapı görevlisine, mahalledeki esnafa, oradaki üniversite öğrencisine yargı nasıl davranıyorsa o savcının maruz kaldığı işlemlere karşı da aynı davranışı göstermesi lazım. Kanun önünde herkes eşittir.

[TÜHA Haber Ajansı, 13 Şubat 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.