enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
13,7194
EURO
15,5684
ALTIN
786,58
BIST
1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
15°C
İstanbul
15°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Parçalı Bulutlu
14°C
Pazartesi Çok Bulutlu
16°C
Salı Sağanak Yağışlı
16°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
14°C

Adalet Bakanı Gül: Ayasofya’nın ibadete açılması hukuki gerekliliktir

Adalet Bakanı Gül: Ayasofya’nın ibadete açılması hukuki gerekliliktir
10.07.2020
0
A+
A-

TÜHA HABER / Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Ayasofya’nın tekrar ibadete açılmasının hukuki bir gereklilik olduğuna inanıyorum.” dedi.

TRT Haber’de özel röportaj konuğu olan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, gündeme ilişkin soruları cevapladı.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün açıklamalarından satır başları şöyle:

Barolarla ilgili tüm süreçte bakanlık olarak Türkiye Barolar Birliği Başkanımız Metin Feyzioğlu ve tüm baro başkanı arkadaşlarımızla ile diyalog içerisindeyiz.

“Barolarla diyalog kapısı hep açıktı”

Yargı reformu strateji belgesini hazırlarken de tüm barolarla bu meseleyi beraber konuştuk sözü olan avukatlık mesleğinin, daha güçlü olması savunmanın daha güçlü olması için ne söyleyecekseniz gelin beraber konuşalım diyalog kapısı her zaman açık diye diyalog çerçevesinde sürdürdük. Bu serçete kanun hazırlarınken bu süreçte barolar birliği başkanımız ve 40’a yakın meslektaşımız ile 4 saatlik toplantıda görüşlerini aldık. Bu önerileri grup başkanvekillerimize ilettik bu kapsamda diyalog kapısı hep açıktı ve önerileri almaya çalıştık.

Türkiye’de 1969’dan beri yürürlükte olan avukatlık kanununa ilişkin düzenleme söz konusu. Avukatlık mesleğinin güçlendirilmesine yönelik her zaman çalışmalar yapılmıştır. Her platformda barolar ve STK’lar tarafından dile getirilmiştir. Bu süreçte de AK Parti ve MHP olarak bu teklifi veren partiler bu süreci yürütmeye çalışmıştır.

Yargının üç ayağın var iddia, savunma ve yargılama, savunma avukatların güçlü bir şekilde ifa etmesi bu üç ayaktan birisi. Savunmanın güçlendirilmesi her zaman bizim çalışmalarımızın arasında yer almıştır. Bu anlamda bir takım hakların verilmesi için reformlar yapıldı. Avukatların gündemi ne ise bizim gündemimiz de odur. Barolar ile ilgili yapacağım tespitler bazıları için geçerli. Baroların gündemi avukatlarınkinden farklı. Bir yerde avukat, savcı ve hakim ne kadar güçlü olursa vatandaşlarımızın yargıya güveni artacak. Meslek örgütlenmesine yönelik ideolojik bir örgütlenme ile karşı karşıya kalınan bir sorun vardı. Bizler de bakanlık olarak teklifi değerlendirdik. STK’lar ve barolar dinlendi ve TBMM ortaya bir irade koydu. Dolayısıyla yasama kanun koyandır ve kanun koyma iradesine saygı duymak gerekir.

“Avukatların birliği anlamında yaklaşım ortaya konulmuştur”

50 bin kişilik avukat üyesine sahip İstanbul’da bir avukat kendi mesleği ile ilgili daha güçlü bir imkana sahip olmak istediğinde teknik olarak bir zorluk var. Şimdiki kanunda size bir imkan getirilmektedir. Kimse şu baroya üye olacaksın, ayrılacaksın diye birşey getirilmiyor. Dolayısıyla burada tüm avukatların birliği anlamında bir yaklaşım ortaya konulmuştur.

Milletin adına yasama yapma yetkisi yasamaya aittir. Eskiden bakanlar kanun tasarısı hazırlar Meclis’e göndarirdi. İşte güçlü Meclis herkesi dinler, ve iradeyi ortaya koyar. 4 saat toplantı yaptık hiç söyleyecek sözleri yok muydu? O zaman Meclis’te bir çalışma içerisindeydi. Biz şöyle birşey istiyoruz diyebilirlerdi. Meclis’e çağrıldı gelin arkadaşlar görüşlerinizi söyleyin dendi ama diyalog kapısını kapatıp sorunu orada tartışmak yerine çok farklı yollara tevessül edildi.

“Bazı barolar ideolojik düşüncelerin arka bahçesi haline gelmiştir”

50 bin kişilik bir avukat üyeye sahip baro yüzde 50’si seçime gitmiyor, 25 bin kişi oylamaya gidiyor. 8 bin kişiden oy alan 50 bin kişiyi temsil ediyor. Terörle mücadelesini zafiyete uğratacak açıklamalar yapıyorsun, peki bunu hangi avukatı temsilen yaptın? Dolayısıyla burada bir tercih ortaya konmuştur. 77 yerde mevcut sistem devam ediyor. Ankara, İstanbul, İzmir şu an tabloda. Bir imkan rekabet ortamı oluşturuldu. Bazı barolar ideolojik bir takım partilerin düşüncelerin arka bahçesi olma çabasında olmuştur.

“Ayrımcılık olmayacak”

Anayasa’da 135. maddedeki her güvenceye sahip olacaklar, ayrımcılık olmayacak. Dolayısıyla şu baro şu kadar hakka sahiptir şu baro bu kadar hakka sahip olacaklar diye birşey olmayacak. Her avukat inandığı bir baro sistemine üye olma hakkına sahip olacak.

“Avukat arkadaşlarımızın hakları için gece gündüz çalışıyoruz”

Avukatın meselesi ile ilgili gündemden ziyade çok farklı şeylerle meşkul olduklarını gördük. Her hafta avukat arkadaşlarımızın haklarının gecikmemesi için ne yapabiliriz diye gece gündüz çalışıyoruz. Avukat arkadaşlarımızın yanında yer aldık.

“Yargının ideolojisi olmaz, yargının ideolojisi adalettir”

Şimdi rekabet gelecek. Avukatların sorunlarını masaya getirme anlamında rekabet bekleniyor. Avukatlık mesleği gerek hukuk fakültelerinin sayısının artması avukatlık mesleğine giriş ve mesleğe girişte sınav getirilmesi gibi bir reform. Bunu AK Parti yaptı diye bir muhalefet yapılıyor. Yargının ideolojisi olmaz. Yargının ideolojisi adalettir.

Biz de istiyoruz ki hükümete avukatlık için daha güçlenmesi için bir taleple gelinmesi. Biz mesleğin daha saygınlığı için bir rekabet oluşturmaya çalışıyoruz böylece yargıda kalite de artacaktır. Avukat arkadaşlarımızın her sorununda yanlarında olmaya devam edeceğiz.

“Ayasofya’nın ibadete açılması hukuki gerekliliktir”

Ayasofya ile ilgili yürüyen dava ile ilgili görüş sarfetme imkanımız yok. Karar açıklandığında herkesle birlikte biz de öğreneceğiz. Yürüyen davanın dışında ben Ayasofya’nın tekrar ibadete açılmasının hukuki bir gereklilik olduğuna inanıyorum. Ayasofya bir vakıftır. Cami olarak vakfedilen Ayasofya’nın asli amacına göre tekrar ibadete açılması hukuki gerekliliktir.

Burada Ayasofya’da tüm kültürel bağlamda değerler tabiki korunacak. Tarihi dokusu korunacaktır fakat asli amacı ibadete çevrilmesi tüm toplumun beklentisidir.

Türkiye bir hukuk devleti tüm süreç yargıda. Duruşma günü oldu ve karar aşamasına gelen bir süreç. Yargının vereceği bir karar, Cumhurbaşkanımızın vereceği bir karar bu nedenle milletimizin talepleri doğrultusunda bir karar olacağına inanıyorum.

[TÜHA Haber Ajansı, 10 Temmuz 2020]

   

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.