enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
09:24 Milli Eğitim Bakanlığı 903 sözleşmeli personel alacak
09:01 Meteoroloji’den 31 ile ‘sarı’ kodlu uyarı
00:46 Finansal Strateji Danışmanı Dilek HAKAN, “Zengezur Koridoru Türkiye İçin Hem Fırsat Hem de Risk”
00:44 ABTTF Başkanı: Yunanistan’da halkın büyük çoğunluğu demokratik kurumlara güven duymuyor
00:18 Türkiye Bursları’na 2026 Yılında 200 Bine Yakın Rekor Başvuru
00:13 Bakan Abdulkadir Uraloğlu: Sirkeci-Kazlıçeşme hattı 2 yaşında
00:13 Milli Güvenlik Sorunu: Sanal Kumar ve Kalbine Sızan Sessiz Tehdit!
00:04 Hocalı Soykırımın 34. Yılı Anma Programı
00:04 Rusya’da Bilal Erdoğan yorumları…
00:08 Adalet Bakanı Gürlek, TBMM’de TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’n sorularını cevapladı
00:07 Askeri Analist Abdullah Ağar: SDG/PKK mı dönüşüyor, yoksa Suriye devleti mi?
00:06 Rekabet Kurulu, aralarında Türkiye genelinde yaygın şube ağı bulunan eğitim kurumlarının da olduğu 19 özel okul hakkında soruşturma
00:06 “Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar”: Sanat ve direniş Ankara’da buluştu!
00:05 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe’de “Emek Sofrası Buluşması” iftar programında konuştu
00:04 Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu: Ağla Hatay, ağla…
00:04 Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Kocaeli spor basını ile iftarda bir araya geldi
00:03 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Budapeşte’de “Aile Odaklı Zirve”’de konuştu
00:03 Türkiye ve Dünyada, Gündeme dair her şey TÜHA /TÜRKUAZ İnternational News Agency’nda
00:02 Yine fırça mı yedin? Ekrem’den son talimatları alan Özgür’ün ağzını bıçak açmıyor…
00:01 Türkiye’nin En Büyük Dış Finanslı Demiryolu Projesi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Muhalefetin Dış Politikası Olsa Ne Olur?

Muhalefetin Dış Politikası Olsa Ne Olur?

Batı ile ilişkileri toparlamanın sağlıklı ve kalıcı yolu, Türkiye’nin yeni gerçekliğinin kabullenilmesinden geçer.

   

Prof. Dr. Burhanettin DURAN & SETA Genel Koordinatörü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, normalleşme politikasındaki yeni adımları ve olası kara operasyonu açıklamaları ile siyasetin gündemini elinde tutuyor.

Muhalefetin, Sisi ile tokalaşmayı ve Esed ile görüşebilirim açıklamasını “ne oldu” eleştirileri ile karşılaşması siyasi hayatımızın temel bir gerçekliğini değiştirmiyor.

AK Parti dış politika-güvenlik alanlarında muhalefetten fersah fersah önde gidiyor.

Bu arada gayretli yorumcular da “muhalefetin bir dış politikası var mı, olabilir mi? “sorusuna cevap arıyor.

Bu soruyu tartışmadan önce AK Parti iktidarının yirmi yılda dış politikayı hem iç siyaseti dönüştürme hem de Türkiye’nin uluslararası konumunu yeni bir zemine taşımak için seferber ettiğini belirtmeliyim.

AK Parti, imkanları sonuna kadar zorladı ancak değişim anı geldiğinde yeniden konumlanmayı ve bunun söylemini geliştirmeyi tercih etti.

Bence, Erdoğan’ın siyasi liderlik başarısı iç siyaset, güvenlik, dış politika ve ekonomi arasında kurduğu dengeye dayanır.

Bu dinamik dengeyi uluslararası sistemdeki değişimleri iyi okuyarak, zamanında hamlelerde bulunarak ve seçimleri kazanmayı başararak sağlıyor.

Sözkonusu altın dengeyi yakalamak çok büyük bir maharet istiyor.

İç ve dış politikanın artık birbirinden ayrılamadığı bir dünyada siyasetçinin eski polemiklerini hatırlatmanın pek bir etkisi olmuyor.

Zira seçmenine bütün seçenekleri denediğini ve sonra yeni konuma geçtiğini anlatabiliyor.

Tıpkı PKK-YPG terörü ile mücadelede pro-aktif bir politika yürüten Erdoğan’ın daha önce iki kere Kürt sorununu çözmeye çalıştığının bilgisinin hafızalarda olması gibi.

Bazı Batı ülkeleri ile gerilim yaşandığında daha önce AB süreci ile ilgili radikal adımları atanın AK Parti, süreci durduranın ise AB tarafı olduğunun bilinmesi gibi.

2013-2016 arasındaki türbülansın birçok ülkeyi karşıya almadan atlatılmayacağı gibi.

2016 sonrası yeni güvenlik anlayışının bazı ülkelerle gerilmeye değecek bir bağımsızlık perspektifi olduğu gibi.

Suriye, Irak, Libya ve Doğu Akdeniz’de sert güç gösterdikten sonra kazanımların tahkimi için normalleşme politikasına geçmek gerektiği gibi.

Ukrayna krizinde uygulanan başarılı denge politikasının arkasında işte bu tecrübe bulunuyor.

6’lı masa dış politika-güvenlik alanında Cumhur İttifakına alternatif bir çerçeve çizebilmiş değil.

Erdoğan ise dış politika performansının çarpan etkisinin meyvelerini topluyor.

İktidar normalleşme ile yeni güvenlik politikalarının sentezi yeni bir yaklaşıma geçti.

Bu, hem diplomasiyi öne geçirerek muhalefetin eleştirilerini etkisizleştiriyor hem de güvenliği için bağımsız davranan Türkiye imajını besliyor.

Bugünlerde Kürt sorunu, terörle mücadele, Suriye ve YPG gibi konularda farklı görüşlere sahip muhalefet partilerinin en azından Türkiye’nin uluslararası sistemdeki yerinin neresi olması gerektiği konusunda uzlaştıkları düşünülüyor.

O da “kapsamlı bir demokratikleşme ile Türkiye’nin kendisini Batı’da konumlandırması…”

Batı hakimiyetinde liberal bir dünya düzeninin yerini çok kutuplu bir dönem alırken bu konumlanmanın imkânı konusunda romantizm sergileniyor.

Transatlantik ittifak bugün Rusya’nın Ukrayna’yı işgali karşısında birleşmiş görünse bile maliyet AB ve özellikle Almanya üzerinde.

Avrupa’nın ABD’ye bağımlığının artması rahatsız edici bulunuyor.

Dağınık AB içerisinde ise Almanya, Çin politikasında Fransa’yı bile yanına almıyor.

Batı İttifakının Türkiye’nin çıkarlarını göz ardı eden yaklaşımı sebebiyle (ideolojik kaygılarla değil) yeni bir ilişki tarzına geçtik.

2015’te ABD ve AB’nin Suriye’de Rusya karşısında Türkiye’yi yanız bıraktığı unutuldu mu?

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Yönetimi’nin maksimalist taleplerini dayatan AB’ye muvafık davranmak hangi sorunları çözer?

DEAŞ ile mücadele adına terör örgütü PKK-YPG’yi hala Türkiye’ye tercih eden Washington bizi ikna edebilir mi?

Batı İttifakının bazı üyeleri beğenmese de Rusya, Suriye, Libya, Karabağ ve Doğu Akdeniz politikaları ile Türkiye, yeni bir döneme geçti.

Ve Ankara, NATO ve Batı İttifakı içerisinde “otonomisi olan bir ülke” statüsünü geliştirdi.

Böylece Finlandiya ve İsveç’in üyeliği konusunda kendi şartlarının karşılanmasını isteyebildiği gibi Ukrayna krizinde de istisnai bir denge politikası izleyebiliyor.

Muhalefetin romantik Batıcılığı Rusya’yı ve bölgenin meydan okumalarını dengeleyemez.

Muvafık konumlanma ile ABD ve AB’den alabilecekleri yönetemedikleri sorunların yanında devede kulak kalır.

Batı ile ilişkileri toparlamanın sağlıklı ve kalıcı yolu, Türkiye’nin yeni gerçekliğini kabullenmelerinden geçer.

[TÜHA Haber Ajansı, 28 Kasım 2022] 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.