27 Eylül 2020’de Azerbaycan ordusu, Ermenistan’ın saldırılarına yönelik karşı saldırı başlattı. Türk İHA ve SİHA’larının desteğiyle, 44 gün süren savaşta 300’den fazla yerleşim yeri işgalden kurtarıldı. Karabağ’ı anavatana katmak için 2 bin 908 şehit can verdi. Bugün o zaferin 2. yıl dönümü. Azerbaycan ordusu, hem topraklarını kurtardı, hem de Ermenistan’a büyük darbe vurdu.
Karabağ Zaferi’nin 2. yıl dönümü, Azerbaycan’da olduğu gibi Türkiye ve Lübnanda’ da çeşitli etkinlerle kutlandı.
TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı (TÜHA)’dan Genel Yayın Koordinatörü Veysel KAVRAYAN, Karabağ Zaferi’nin 2. yıl dönümü dolayısıyla etkinlikleri sizler için derledi ve Ankara’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nca Ankara Başkanlık Konferans Salonu’nda düzenlenen “Karabağ Zaferi Konferansı: Azadlığa Kavuşan Kadim Vatan” konferansını takip etti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin ALTUN, “Karabağ Zaferi Konferansı: Azadlığa Kavuşan Kadim Vatan“konferansına katılarak önemli bir konuşma yaptı.
İletişim Başkanı Prof. Dr. Altun konuşmasında, Ermeni lobisinin batı medyasında dirsek temasında olduğu spekülatörler aracılığıyla, Azerbaycan ordusunu savaş suçlusu gibi göstermeye çalışarak, Azerbaycan’a karşı kara propagandaya devam ettiğini dile getirdi.
Azerbaycan’ın 28 yıl boyunca verdiği haklı mücadele ve kazandığı zaferin bastırılmaya çalışıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Fahrettin ALTUN, Karabağ halkının maruz bırakıldığı zulümun yok sayıldığının altını çizdi.
Prof. Dr. Fahrettin Altun, “bu durum, Karabağ’da zafer kazanılmış olsak da enformasyon alanında işimizin hala bitmediğini ortaya koyuyor” dedi.
“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Karabağ Zaferi: Azadlığa Kavuşan Kadim Vatan Konferansı’na ev sahipliği yapmak, şahsım, kurumum ve ülkem adına büyük bir onur” diyen İletişim Başkanı Prof. Dr. Altun, “Ne mutlu ki bugün Karabağ Zaferinin 2’nci yıl dönümünü şanla, şerefle kutluyoruz. Gardaş Azerbaycan’ın Ermeni işgali altındaki topraklarını azat etmek için verdiği kurtuluş mücadelesi, tarihe altın harflerle yazılan kutlu bir zaferle taçlandı hamdolsun. Bu şanlı mücadelede bir gül yaprağı gibi toprağa düşerek şehit olan kardeşlerimi rahmetle anıyor, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum” diye konuştu.
Prof. Dr. Altun, Azerbaycan’a yönelik insanlık dışı saldırıların gerçekleştirildiğinin altını çizerek, “Yüreklerimizi yakan, hüznünü bugün bile içimizde taşıdığımız katliamlara maruz kaldı kardeşlerimiz. Bunlardan biri de Hocalı katliamı. 1992 yılında Ermenilerce abluka altına alınan Hocalı’da adeta bir soykırım yaşandı. Ermeniler sadece bu katliamda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı kardeşimizi şehit etti. Bu vesileyle, Hocalı Katliamı başta olmak üzere Ermeni zulümlerinde şehit olan kardeşlerimi bir kez daha rahmetle anıyorum” dedi.
Ermeni çeteler katliamlarını, işgallerini yaklaşık 30 yıl sürdürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin ALTUN, Karabağ topraklarının bu dönem boyunca evini yurdunu bırakıp ata toprağından göç etmeye zorlanan mazlumlara, vatan için serden geçen yiğitlere ve nice acı yaşanmışlığa tanıklık ettiğini dile getirdi.
Prof. Dr. Altun, Ermenilerin uluslararası hukuku bütünüyle yok sayarak işgal ettikleri Karabağ’da bütün dünyanın gözleri önünde yaşattıkları insanlık dramının, tarihte kara bir leke olarak yerini aldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin ALTUN, Azerbaycan’ın Ermenilerin uluslararası hukuku hiçe sayan işgaline karşı tüm uluslararası platformlarda hem sahada hem masada her türlü adımı atmaktan geri durmadığını belirterek, ancak Ermenistan ve ona destek olan ülkelerin, bu adımlara karşılık vermediklerini ifade etti.
“Aksine uluslararası hukuka ters düşecek şekilde ya Azerbaycan aleyhine bir tutum sergilediler ya da bu işgale sessiz kaldılar” diyen Prof. Dr. Fahrettin ALTUN, bu sorunun çözümü için kurulan AGİT Minsk Grubu gibi uluslararası yapıların da bir sonuç üretmediğini ve onların bu sessizliğinden cesaret alan Ermenilerin işgali sürdürdüğünü kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nca düzenlenen “Karabağ Zaferi Konferansı: Azadlığa Kavuşan Kadim Vatan“a katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev de burada yaptığı konuşmada, Ermenistan’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü kabul etmesi halinde bu ülkeyle barış anlaşması imzalamaya hazır olduklarını diler getirdi.
Hikmet Hacıyev, Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü’nü Türkiye’de kutlamaktan dolayı mutluluk duyduğunu belirterek, söz konusu konferansın düzenlemesinden dolayı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’a ayrıca teşekkür etti.
Hacıyev, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının her zaman Azerbaycan’ın konularını, sevincini, kederini gündemine aldığını; İkinci Karabağ Savaşı sırasında da buna şahit olduklarını ifade etti.
“Cumhurrbaşkanlarımızın liderliği sayesinde Karabağ Zaferi’ni elde ettik”
Karabağ Zaferi’nin tarihin kırılma noktalarından biri olduğunu ifade eden Hacıyev, tarihin kırılma noktalarında liderlerin rolünün büyük olduğunu, bu tarihin kırılma noktasında hem Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, kardeş Türkiye’de ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi liderlerin olması nedeniyle çok şanslı olduklarını dile getirdi.
Hacıyev, “Liderlerimiz sayesinde Karabağ Zaferi’ni, kardeşliğin zaferini, adaletin, hakkın, namusun, gayretin zaferini elde ettik. 30 yıllık Azerbaycan halkına yönelik zulme son vermiş olduk.” dedi.
“İkinci Karabağ Savaşı’nın normal bir savaştan öte 200 yıl boyunca Azerbaycan halkına karşı bütün Kafkasya’nın coğrafyasını, demografisini değiştirecek büyük bir planın tertibi olduğunu ve son 200 yılda Azerbaycan halkına karşı adım adım soykırım gerçekleştiril” diyen Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, son 200 yılda Azerbaycan halkını hedef alan saldırıların, Türk halkının ve Türkiye’nin bu süreçte her zaman Azerbaycan’ın yanında yer aldığının altını çizdi.
“Azerbaycan halkı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın en büyük insani krizini yaşadı”
Hacıyev, Ermenistan’ın Birinci Karabağ Savaşı’nda, Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal ettiğini hatırlatarak, bu işgale, dünyada misli görülmemiş insanlara karşı en büyük zulümun ve terörle eşlik ettiğini ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Azerbaycan halkının, Avrupa’nın en büyük insani krizini yaşamış olduğunun altını çizdi.
“O dönemde nüfusu 8 milyon olan Azerbaycan’da 1 milyon kişi yerlerinden edildi” diye konuşan Hacıyev, “O devirde Azerbaycan ekonomisi de çok zayıftı. Azerbaycan devletinin de zayıf olduğu bir dönemdi. Amaç yalnızca Karabağ’ın işgali değildi. Amaç, 200 yıllık Azerbaycan devletine, Azerbaycan halkına yönelik bir mahvetme projesinin tertibiydi.” dedi.
Şuşa şehri işgal edildiğinde 13 yaşında olduğunu ve işgali bugün gibi hatırladığını aktaran Hacıyev, o günleri anlatırken duygusal anlar yaşadı ve konuşmakta zorlandı.
Hacıyev, 30 yıllık işgal boyunca Azerbaycan’ın yine de barıştan yana tavır aldığını ve Birleşmiş Milletlerin 4 ayrı kararnamesinde Ermeni güçlerinden Azerbaycan topraklarını terk etmesinin talep edildiğini anlattı.
Ancak bu kararların kağıt üzerinde kaldığına işaret eden Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, şöyle devam etti:
“Dünyanın başka bölgelerinde BM Güvenlik Konseyi’nin kararnameleri kabul edildiği zaman bu kararnameler hayata geçirilirdi ama bizim kararnameler 30 yıl boyunca kağıt üzerinde kaldı. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Eş Başkanları bile kendi kabul ettikleri bu kararnameleri uygulamak istemiyorlardı. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden 3’ü AGİT Eş Başkanı olarak bu sorunla meşguldür ancak 30 yıl boyunca bu sorunu halledemediler ve etmek istemediler.”
Ermenistan’ın işgal sürecinde Azerbaycan topraklarını ilhak etmeyi amaçladığını ve Orta Doğu’dan getirdiği Ermenileri söz konusu topraklara yerleştirdiğine dikkat çeken Hacıyev, işgal sırasında Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarında çok büyük bir yıkım yaptığını söyledi.
Bu yıkımın altında yatan nedenlerden birincisinin Türk dünyasına, Türk insanına, Azerbaycanlılara karşı etnik nefret olduğunu belirten Hacıyev, bu nefretten dolayı, bu topraklardaki bütün tarihi izleri silmeye yöneldiklerini açıkladı.
Hikmet Hacıyev, vaktiyle 100 bin kişinin yaşadığı Ağdam şehrinin, bugün ‘Kafkas’ın Hiroşiması olarak adlandırılır olduğunu belirterek, Hiroşima nükleer silahla mahvedildiğini, ama Ağdam şehrinin 30 yıl boyunca gün ve gün mahvedilerek bu hale getirildiğine dikkat çekti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hacıyev, Ermeni güçlerinin İkinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan şehirlerinde sivilleri hedef alan saldırılar düzenlediğini, ancak Azerbaycan ordusunun uluslararası hukuka riayet ettiğini ve savaş meydanında cevap verdiğini açıkladı.
“İkinci Karabağ Savaşı’nda kardeş Türkiye’nin kalbi Azerbaycan ile atıyordu”
Hikmet Hacıyev Karabağ Zaferi’nde Türkiye ve Türk halkının Azerbaycan’a verdiği desteğe değinerek şunları söyledi:
“Bu süreçte, kardeş Türkiye’nin kalbi Azerbaycan ile atıyordu. Her bir Türk vatandaşının kalbi Azerbaycan ile atıyordu. Kardeş Türkiye’nin siyasi, manevi, diplomatik başta olmak üzere her türlü sahada olan desteğini Azerbaycan halkı asla unutmaz. Bu, kardeşin kardeşe olan desteğiydi.”
Hikmet Hacıyev, bu savaş sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliği ile aralarındaki diyaloğa da dikkati çekerek, Bayraktar TB2’lerin bu savaşta dünyaya nam saldığını, Batı medyasının İkinci Karabağ Savaşı’ndaki çifte standardına da şahit olduğunu anlattı.
Karabağ Savaşı’nda Batı medyası (TB2) Bayraktarları ‘ölüm meleği‘ olarak adlandırdığını söyleyen Hacıyev, “Çünkü işgalci Ermenistan güçlerini mahvediyordu ama Ukrayna savaşında bu Bayraktarları ‘barış meleği‘ olarak adlandırdılar. Farkı görüyorsunuz.” dedi.
Karabağ Zaferi’nin ardından Kafkaslarda barışın sağlanması ve güçlendirilmesinin gündeme geldiğini söyleyen Hacıyev, Azerbaycan’ın, Ermenistan’ın 30 yıllık işgal siyasetine bakmaksızın Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış anlaşmasının imzalanması ve her iki ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin tanınmasını içeren barış gündemini ortaya koyduğunu, bunun başka bir cevabının da olmadığının altını çizdi.
Azerbaycan, Ermenistan’a 5 ilke sunduğunu açıklayan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hacıyev, şunları söyledi:
“Bu 5 ilke, uluslararası hukuka dayanan ilkeler. Birbirimizin toprak bütünlüğünü destekleyip desteklemediğimize ilişkin Ermenistan’ın evet ya da hayır cevabını bekliyoruz. Bu doğrultuda biz barış anlaşmasını imzalamaya, bu savaş tarihini çevirmeye hazırız. Ancak Azerbaycan halkı, bu zulmü, Hocalı Katliamı’nı, 30 yıllık işgali, bu işgalin acı hatırasını hiçbir zaman unutmayacak. Tabii ki barış olacak, barış niyetimiz var ama bu hatıralar, bu zulüm hiçbir zaman aklımızdan çıkmayacak. Türkiye’de aynı şekilde barış eli uzatıyor. Karar Ermenistan’ın.”
Hikmet Hacıyev konuşmasında, İkinci Karabağ Savaşı’ndan sonra Kafkaslar’ın coğrafyasının, jeopolitiğinin değiştiğini ve yeni bir statükonun oluştuğuna da değinerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev’in Şuşa şehrinde Şuşa Beyannamesi’ni imzalayarak Kafkaslar’da yeni bir jeopolitikanın ve yeni bir statükonun esasını ortaya koyduğunu hatırlattı.
Şuşa Beyannamesi
Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan Şuşa Beyannamesi’nin önemine de dikkat çeken Hacıyev, “(Bu beyanname imzalanmadan önce) Türkiye ve Azerbaycan müttefiklerdi ama Şuşa Beyannamesi ile bu müttefikliği bir belge ile pekiştirdik. Pekiştirdik ki gelecek tüm nesiller Azerbaycan-Türkiye müttefikliğini göz bebeği gibi korusunlar. Eminiz ki bundan sonra da aynı düşünceyle Şuşa Beyannamesi’nin felsefesine sadık kalarak Kafkaslar’da Azerbaycan ve Türkiye’nin birbirlerini daima destekleyecek şekilde halklarımızın milli menfaatlerine hizmet edecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Hikmet Hacıyev, Azerbaycan’ın her zaman barıştan yana olduğunu hatırlatarak, Ermenistan’dan gelecek herhangi bir saldırıya da karşılık vereceğini ve toprak bütünlüğü koruyacaklarına dikkat çekti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hacıyev, İletişim Başkanlığı ile ülkesi arasındaki işbirliğinden övgüyle bahsederek İkinci Karabağ Savaşı’ndaki yayınlarından ve sahadaki gerçekleri aktarılmasına verdikleri destekten dolayı Türk medyası ve çalışanlarına teşekkür etti.
TÜHA HABER / Cizre’de terör örgütünün çukur eylemleri sırasında kullandığı sözde karargah binasının yıkıntıları arasında 5 yıl sonra toprağa gömülü hafıza kartı bulundu. Deşifre edilen karttaki fotoğraflardan yola çıkan ekipler 10 kişiyi gözaltına aldı. “Çukur”un hafızası toprağa gömülü SD karttan çıktı… Hafıza kartında bulunan fotoğraflardaki teröristler tek tek tespit edildi....
Eski medya patronu ve iş adamı Mehmet Ali Ilıcak, TVNET canlı yayınında ‘FETÖ’nün medya yapılanması davası’ kapsamında tutuklanan ve sonrasında serbest bırakılan annesi Nazlı Ilıcak ile ilgili konuştu. Uluslararası Haber Ajansı (UHA)’dan Ataner YÜCE’nin ‘Yeni Şafak’ kaynaklı haberine göre, kendisinin FETÖ mensubu olmadığını söyleyen Ilıcak “Annemin de mensup olduğunu sanmıyorum....
Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Arş. Görevlisi Yunus ŞAHBAZ, bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu olan SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı için ‘DP’den Ak Parti’ye sağ kalkınmacılık!’ başlıklı bir raporun ikinci bölüne dünden kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kaldı ki sağ siyasetçilerin mühendis kökenli olmaları ile kalkınmacılık...
TÜHA HABER / Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle bugün Türkiye’ye geliyor. İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, ziyaret kapsamında bugün yapılacak görüşmelerde, Türkiye ve Polonya arasındaki ikili ilişkiler tüm yönleriyle gözden geçirilecek, iş birliğinin daha da geliştirilmesi için atılabilecek adımlar ele alınacak. Güncel, bölgesel ve uluslararası...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “45 bin yeni öğretmen ataması yapacağız. Atanacak öğretmenlerimizi öncelikli olarak depremin yaralarını sarmak için afet bölgelerinde görevlendireceğiz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 45 bin yeni öğretmen ataması yapılacağını duyurdu. Erdoğan atanacak öğretmenlerin öncelikle depremin yaralarını sarmak için afet bölgelerinde görevlendirileceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:...
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nde öğretim üyesi ve Araştırmacı Yenal Göksun Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisi için ‘Afet Sürecinde Dezenformasyonla Mücadele’ başlıklı bir yazı kaleme aldı. Mağdur Vatandaşların Zayıflıklarından Faydalanmak Dezenformasyon faaliyetlerinde kullanılan diğer bir yöntem ise bireylerin afet sonrası duygusal ve stresli oldukları...