enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
9,2620
EURO
10,7921
ALTIN
526,44
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
19°C
İstanbul
19°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Sağanak Yağışlı
17°C
Pazartesi Sağanak Yağışlı
18°C
Salı Sağanak Yağışlı
18°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C

Kuraklık, Orman Yangınları ve Ekosistem Dengesi

Kuraklık, Orman Yangınları ve Ekosistem Dengesi
01.10.2021
0
A+
A-

TÜHA HABER / Orman yangınlarının son yıllarda giderek artma eğiliminde buluğuna, özellikle büyük orman yangınlarıyla ilgili yapılan birçok araştırma ile iklim değişikliğinin ve artan sıcaklıkların etkisine dikkat çekilerek, yangın ve iklim arasındaki ilişki ele alındı.

Mustafa Kemal Atatürk

(UHA) Uluslararası Haber Ajansı ve (TÜHA) Türkuaz Uluslararası Haber Ajansı olarak, Su Politikaları Uzmanı ve İYTE Öğretim Görevlisi Dursun YILDIZ ve Meteoroloji Yük Müh. Hamza ÖZGÜLER’le, ‘Kuraklık, Orman Yangınları ve Ekosistem Dengesi’ni konuştuk.

Su Politikaları Uzmanı ve İYTE Öğretim Görevlisi Dursun YILDIZ ve Meteoroloji Yük Müh. Hamza ÖZGÜLER, “araştırmalar, iklim değişikliğiyle birlikte artan atmosferik kararsızlık, sıcaklığın yükselmesi, kuraklığın artması, süreklilik arz eden sıcaklık dalgaları gibi meteorolojik ve iklimsel koşulların yangınların sayısında ciddi artışlara neden olduğunu göstermiştir, ancak yangının başlaması için sadece iklim koşullarının yeterli olmadığı da bilinmektedir. Yangın havadaki oksijen, sıcaklık ve yakıt olarak adlandırılan orman tabanında bulunan otsu veya ince yanıcı materyallerin belli bir oranda bir araya gelerek yanma reaksiyonu için gerekli ortamın oluşması ile başlamaktadır. Literatürde, aşağıdaki görselde belirtildiği şekilde, bu üç unsur yangın üçgeni olarak adlandırılır(1)” dedi.

Akdeniz İklimi Kuşağında Risk Artıyor

Yüksek sıcaklık, düşük bağıl nem, şiddetli rüzgarlar ve kısa süreli şiddetli yağış ile oluşan ani fırtınalar bir yangının başlaması için gerekli olan ve iklim değişikliğinin etkisinde günümüzde giderek sıklaşmaya başlayan sert hava koşulları olduğunu ifade eden Dursun YILDIZ ve Hamza ÖZGÜLER, “Ülkemizin de dahil olduğu Akdeniz ikliminin hakim olduğu coğrafyada yağışlar genelde kış aylarında gerçekleşir. Bu iklim tipinde, yazları kurak ve sıcak geçer. İklim değişikliği ve buna bağlı olarak şiddeti artan kuraklığın etkisinde kışları alınan yağış miktarı azalmakta, sıcaklıklar artınca da bağıl nem oranı düşmektedir” şeklinde konuştu.

YILDIZ ve ÖZGÜLER, Akdeniz coğrafyası için özellikle kar yağışlarnın ı çok önemli olduğunun altını çizerek, Barajları, gölleri ve nehirleri besleyen kar yağışının giderek azaldığını, kar sınırının sürekli yukarı kotlara doğru çekildiğini, daha az kar yağışının, yağan karın da hızla erimesinin hidrolojik kuraklığa neden olmakla birlikte, buna bağlı olarak akarsularda ve akiferlerdeki su seviyesinin de giderek düştüğünü belirtti.

Su seviyelerinde yaşanan azalmayla toprağın da hızla kuruduğuna vurgu yapan Dursun YILDIZ ve Hamza ÖZGÜLER, “toprak nemi hızla düşmektedir. İklim değişikliğinin sebep olduğu bu olumsuz koşullarda, en ufak bir kıvılcımın yangınlara neden olduğu ve bu yangınların çok kısa sürede hızlı bir şekilde yayılabildiği bilinmektedir.
Orman yangınlarının baskın olarak görüldüğü Akdeniz havzasında, yangınların sayısında özellikle yaz dönemleri, kurak ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde bir artış görülmüştür” dedi.

YILDIZ ve ÖZGÜLER, yapılan araştırmaların, Akdeniz ikliminin görüldüğü Akdeniz havzasında Haziran – Eylül arasını yangın dönemi olarak gösterdiğini hatırlatarak, Akdeniz ikliminin görüldüğü bölgelerde iklim değişikliği ile birlikte sıcaklığın ve kuraklığın arttığı, bu sıcaklık ile birlikte orman yangınlarının sayısında da bir artış olduğunun kaydedildiği aktardı (2).

“Araştırmalar gelecekte çok sıcak iklim koşulları altında, yangın sezonlarının uzayacağını ve orman yangınlarının sayısında ciddi artışlar olacağını göstermektedir” diyen Su Politikaları Uzmanı ve İYTE Öğretim Görevlisi Dursun YILDIZ ve Meteoroloji Yük Müh. Hamza ÖZGÜLER, şöyle devam etti:

.”Bu durum, orman yangınlarının önceden daha iyi tahmin edilebilmesi için, yangın- iklim ilişkini daha iyi anlama ve daha güvenilir modellerin geliştirilmesi ihtiyacını ortaya koymuştur. Orman yangınlarının sık olarak görüldüğü Akdeniz ülkeleri (Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye vb.), ABD, Kanada gibi birçok ülkede farklı yangın indisleri kullanılarak yangın riski değerlendirilmektedir.

Keetch-Byram Kuraklık İndisi (KBDI), Kanada Orman Yangın İndisi (CanadianForest Fire Weather Index) (FWI), Haines İndisi (HainesForest Fire Weather Index) ve Nesterov Tutuşma İndisi orman yangınları ile kurak koşullar arasındaki ilişkiyi göstermek için kullanılan çok sayıda indislerden bazılarıdır(3). Orman Yangınları ve Su kaynakları İlişkisi Orman yangınlarının, kuraklık dolayısıyla iklim değişikliği ile olan ilişkisi ABD’de de yaygın olarak araştırılmaktadır. George Mason Üniversitesi Atmosfer Bilimleri Bölümü’nden Doçent Doktor Zafer Boybeyi, Amerika’nın batısında önüne geçilemeyen orman yangınlarının iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu belirtmektedir. BM Raporları dünyada her yıl yaklaşık 13 milyon hektarlık orman alanının yok olduğunu ortaya koymaktadır. Bu da Türkiye’nin toplam orman varlığının yaklaşık yarısına karşılık gelmektedir”.

Ormanların, ekosistem dengesinin en önemli unsurları olup, son dönemde artan yangınların bu dengesizliği de arttırdığını açıklayan YILDIZ ve ÖZGÜLER, Orman yangınlarındaki artışın, hidrolojik çevrimin doğal dengesini bozarak su kaynakları üzerinde de olumsuz etkiler yarattığını, yangınların, su kaynaklarının vejetasyon-toprak-su dengesinde değişimlere de neden olduğuna vurgu yaptı.

Dursun YILDIZ ve Hamza ÖZGÜLER, “Yangında kullanılan su miktarı genellikle su baskısı oluşturmaz. Orman yangınlarını söndürmede uçak ve helikopter gibi hava araçları tarafından kullanılan sular daha çok denizlerden, göllerden ve havuzlardan alınmaktadır. Zaman zaman uygun bölgelerde akarsulardan ve yeraltısularından da çekilen sular söndürme ve soğutma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca orman yangınlarında su kadar kimyasal maddeler de kullanılmaktadır” dedi.

“Orman yangınlarına en etkili müdahale daha çok havadan yapılmaktadır” diyen YILDIZ ve ÖZGÜLER, yangınla mücadele uçağında bir dalışta (sortide) kullanılan su miktarının yaklaşık 5 ton olup, uçağın saatte 2 dolum yapabildiğini, bu durumda binlerce sorti yapılsa bile bu amaçla kullanılan suların 5000-10000 tonu geçmeyeceğinin görüldüğünü ve dağlık alanlarda helikopterlerin, uçaklardan daha hızlı şekilde su alıp orman yangınına taşıma yapabildiğini kaydetti.

Dursun YILDIZ ve Hamza ÖZGÜLER, “bu helikopterler, uçakların su ikmali yapabildiği su kaynaklarını kullanabilmekte ayrıca Orman Genel Müdürlüğü tarafından yangına hassas bölgelerde her 5 km’de bir tane olacak şekilde yapılan, 400 ila 1200 ton kapasitesi olan havuz ve göletlerden de su ikmali yapabilmektedir. Uçakların 1 saatte iki defa 5’er tondan 10 ton su ikmali yapabilmesine karşın helikopterlerin yanan alanlara saatte yaklaşık 12 dalış (sorti) gerçekleştirebildiği ve böylece 2,5 ton su taşıyabilen helikopterlerin yangına bir saatte yaklaşık 30 ton su bıraktığı bilinmekte” olduğunu söyledi.

Yangınla mücadele helikopterlerinin su taşıma kapasitesinin son yıllarda 7,5-10 tona kadar ulaştığını dile getiren YILDIZ ve ÖZGÜLER, Orman yangınları ile karasal mücadelede tatlı suyun yangın bölgelerine taşınıp çok geniş alanlarda yaygın olarak kullanılabilmesinin, dağlık ormanlık arazi şartları ve yangın koşulları nedeniyle güç ve bu nedenle orman yangınlarına havadan müdahalenin öneminin çok büyük olduğuna dikkat çekti.

Su Politikaları Uzmanı ve İYTE Öğretim Görevlisi Dursun YILDIZ ve Meteoroloji Yük Müh. Hamza ÖZGÜLER, “Orman yangınları ile mücadelede su kaynakları söndürme ve soğutmada önemli bir rol oynamalarına rağmen bir plan dahilinde kullanıldıklarında etkisi artmaktadır. Bu nedenle diğer söndürme çalışmaları ile birlikte yeterli miktarda en uygun zamanda ve planlı bir şekilde kullanılırlar. Tüm bu nedenlerle orman yangını süresince su kullanımı dönemsel ve planlı olarak gerçekleşmektedir, bu da su kaynakları üzerinde genellikle kayda değer bir baskı oluşturmamakta” olduğuna vurgu yaptı.

“Ormanlar, Hidrolojik Çevrim ve Su Yönetimi Ormanlar hidrolojik çevrimin çok önemli bir parçasıdır” diyen YILDIZ ve ÖZGÜLER, Ormanların su döngüsünü koruyup kuvvetlendirmesinin, atmosferik nemin soğutulması ve dağıtılması konularında çok önemli işlevleri bulunduğunu, Orman ekosistemlerinin, insanlara çok sayıda ekosistem ürün ve hizmetleri sunduğunu, özellikle su çevrimi ve toprak koruma fonksiyonlarının yanısıra ormanların tarım, içme ve kullanma suyunun, turizm gibi farklı sektörleri de desteklediğini dile getirdi.

Dursun YILDIZ ve Hamza ÖZGÜLER, “Ormanlar, su akışını ve zamanlanmasını düzenler, su kalitesini iyileştirir ve böylece hem su kaynaklarını besler hem de korurlar. Ormanlarda, sel ve taşkın riski diğer arazi kullanımlarına göre düşüktür (5). Orman ekosistemlerinde daha az sediment ve kirletici taşındığı için su kalitesi de yüksektir.
Bütüncül olarak su kaynağı havzasına bakıldığında, ormanlardan gelen su en kaliteli sudur. Ernst (4)’e göre yaklaşık %60’ı orman örtüsü olan bir alanda orman örtüsündeki her %10 oranındaki artış, su temininin bakım ve kimyasal giderlerini yaklaşık %20 oranında azaltmaktadır. Dolayısıyla bir havzada etkin orman yönetimi, etkin su yönetimi demektir. Böylece hem yüzey ve yeraltı suyunun miktarı ve kalitesi, hem de toprak korunmaktadır”.

Ekosistemin dengesini bozan asıl etki yangından sonra oluşmakta

Orman yangınlarını tetikleyen sebeplerden birinin de meteorolojik kuraklık sonucu oluşan sıcak hava kütleleri ve nem oranındaki azalma olduğunu belirten YILDIZ ve ÖZGÜLER, “Ancak sadece meteorolojik koşullar yangın üzerinde etkili olmamakta, aynı zamanda yangın da doğal koşullar üzerinde bazı değişikliklere neden olabilmektedir. Yanarak veya çeşitli şekillerde kaybolan orman varlığı doğrudan veya dolaylı olarak hidrolojik döngüde etkili olmaktadır. Orman yangınları o bölgede yağmur damlalarının toprağa daha büyük bir enerji ile düşmesine, terleme ve buharlaşmanın azalarak akışın artmasına, toprağın geçirgenliğinin azalmasına ve hızlı yüzeysel akışa neden olarak su kaynaklarının miktar ve kalitesinde değişimlere ve erozyona yol açar” şeklinde dikkat çekti.

Dursun YILDIZ ve Hamza ÖZGÜLER, yanmış ormanlardaki toprakların su tutma kapasitesinin % 10-15 arasında bir azalma gösterdiğinin saptandığına değinerek, uzmanların, çıkan büyük yangınların vejetasyonun ortadan kalkması ile birlikte bölgesel olarak enerji dengesini ve mikro amaçla kullanılan suların 5000-10000 tonu geçmeyeceğinin görüldüğünü, dağlık alanlarda helikopterlerin, uçaklardan daha hızlı şekilde su alıp orman yangınına taşıma yapabildiğini ifade etti.

“Bu helikopterler uçakların su ikmali yapabildiği su kaynaklarını kullanabilmekte ayrıca Orman Genel Müdürlüğü tarafından yangına hassas bölgelerde her 5 km’de bir tane olacak şekilde yapılan, 400 ila 1200 ton kapasitesi olan havuz ve göletlerden de su ikmali yapabilmektedir” şeklinde konuşan YILDIZ ve ÖZGÜLER, “Uçakların 1 saatte iki defa 5’er tondan 10 ton su ikmali yapabilmesine karşın helikopterlerin yanan alanlara saatte yaklaşık 12 dalış (sorti) gerçekleştirebildiği ve böylece 2,5 ton su taşıyabilen helikopterlerin yangına bir saatte yaklaşık 30 ton su bıraktığı bilinmekte” olduğunu aktardı.

Dursun YILDIZ ve Hamza ÖZGÜLER, yangınla mücadele helikopterlerinin su taşıma kapasitesinin son yıllarda 7,5-10 tona kadar ulaştığını da belirterek, Orman yangınları ile karasal mücadelede tatlı suyun yangın bölgelerine taşınıp çok geniş alanlarda yaygın olarak kullanılabilmesinin, dağlık ormanlık arazi şartları ve yangın koşulları nedeniyle güç ve bu nedenle orman yangınlarına havadan müdahalenin öneminin çok büyük olduğunu söyledi.

Orman yangınları ile mücadelede su kaynaklarının söndürme ve soğutmada önemli bir rol oynamalarına rağmen bir plan dahilinde kullanıldıklarında etkisinin arttığın dile getiren Su Politikaları Uzmanı ve İYTE Öğretim Görevlisi Dursun YILDIZ ve Meteoroloji Yük Müh. Hamza ÖZGÜLER, “Bu nedenle diğer söndürme çalışmaları ile birlikte yeterli miktarda en uygun zamanda ve planlı bir şekilde kullanılırlar. Tüm bu nedenlerle orman yangını süresince su kullanımı dönemsel ve planlı olarak gerçekleşmektedir, bu da su kaynakları üzerinde genellikle kayda değer bir baskı oluşturmamaktadır” dedi.

Ormanların, Hidrolojik Çevrim ve Su Yönetimi Ormanların hidrolojik çevrimin çok önemli bir parçası olduğuna değinen YILDIZ ve ÖZGÜLER, Ormanların su döngüsünü koruyup kuvvetlendirmesinin, atmosferik nemin soğutulması ve dağıtılması konularında çok önemli işlevleri bulunduğunu, Orman ekosistemlerinin, insanlara çok sayıda ekosistem ürün ve hizmetleri sunduğunu, özellikle su çevrimi ve toprak koruma fonksiyonlarının yanısıra ormanların tarım, içme ve kullanma suyu, turizm gibi farklı sektörleri de desteklediğini hatırlattı.

Dursun YILDIZ ve Hamza ÖZGÜLER, “Ormanlar, su akışını ve zamanlanmasını düzenler, su kalitesini iyileştirir ve böylece hem su kaynaklarını besler hem de korurlar. Ormanlarda, sel ve taşkın riski diğer arazi kullanımlarına göre düşüktür(5). Orman ekosistemlerinde daha az sediment ve kirletici taşındığı için su kalitesi de yüksektir. Bütüncül olarak su kaynağı havzasına bakıldığında, ormanlardan gelen su en kaliteli sudur. Ernst (4)’e göre yaklaşık %60’ı orman örtüsü olan bir alanda orman örtüsündeki her %10 oranındaki artış, su temininin bakım ve kimyasal giderlerini yaklaşık %20 oranında azaltmaktadır. Dolayısıyla bir havzada etkin orman yönetimi, etkin su yönetimi demektir. Böylece hem yüzey ve yeraltı suyunun miktarı ve kalitesi, hem de toprak korunmaktadır(5). klimayı da etkileyebileceğini ileri sürmektedir. Yapılan çalışmalar arazinin yüzey karakteristiklerindeki değişimlerin o bölgedeki mikro klimayı etkilediğini göstermekte” olduğunu ifade etti.

“Özet olarak ifade etmek gerekirse, orman yangınları birçok çevresel değişimi de beraberinde getirmektedir” şeklinde konuşan YILDIZ ve ÖZGÜLER, “Bu değişim yangının şiddetine, süresine, sıklığına, çıktığı yere, şekline ve büyüklüğüne bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bu değişimin derecesi de mevsimlere, yanıcı madde tipine, arazi ve toprak özelliklerine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Doğanın kendini yenileme özelliği yangından bir dönem sonra harekete geçebilmektedir. Ancak, bozulan ekosistem dengelerinin tümüyle yeniden oluşması çok uzun zaman almaktadır” diye kaydetti.

***

HABER : Ataner YÜCE

Kaynaklar
[1] http://siperyangin.com.tr/yangin-nasil-baslar
[2]https://www.amerikaninsesi.com/a/orman-yanginlari-iklim-degisiminin-bir-sonucu-/5977570.html
[3] http://climatechange.boun.edu.tr/orman-yanginlari-sebepleri-ve-sonuclari/
[4] Ernst, C., 2004. Protecting the Source. Land Conservation and the
Future of America’s Drinking Water. Report by The Trust for Public
Land and the American Water Works Association. San Francisco,
CA. Postel, S., Thompson, B. 2005. Watershed protection: Capturing
benefits of nature’s water supply services. Natural Resources Forum 29. Pp 98-108.
[5] Pamukçu Albers, P., Demirbaş Çağlayan, S., Çalışkan, B.K., Kılıç,
M., Lise, Y., Zeydanlı, U.,Oliver, C. D. 2020. Ormanların Hidrolojik Fonksiyonlarının Orman Amenajman Planlarına Entegrasyonu Kılavuzu.
Doğa Koruma Merkezi, Ankara, 136 sayfa.

[TÜHA Haber Ajansı, 01 Ekim 2021] 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.