enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
14:41 Bayrampaşa Belediyesi’nde yolsuzluk soruşturması: 12 gözaltı
14:05 Bahçeli: “Terörsüz Türkiye adımlarının hızlanmasıyla provokasyonlar da tehlikeli ölçüde tırmandı”
13:43 Adalet Bakanı Tunç, “Bayrağımıza yönelik saldırıyla ilgili soruşturmanın devam ettiğini ve 14 kişi gözaltına alındı”
13:14 TRT’nin ‘Gökkuşağı Faşizmi’ belgeseli LGBT lobisini tedirgin etti
13:03 Kurtulmuş: Bayrağımıza uzanan her el tüm milletimize ve asırlık kardeşliğimize uzanmıştır
12:35 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2025 yılındaki faaliyetleri kitapta derlendi
12:24 9 ilde 9 organize suç örgütüne operasyon: 89 şüpheli yakalandı
11:34 İletişim Başkanı Duran, Suriye Enformasyon Bakanı Mustafa ile görüştü
11:21 Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüştü
10:48 Yılmaz: Bayrağımıza gerçekleştirilen saldırı hiçbir şekilde cezasız kalmayacak
00:36 Von der Leyen’den Davos’ta ‘Avrupa bağımsızlığı’ vurgusu
00:20 Avrupa’nın çıkmazı: Ukrayna’yı Putin’den, Grönland’ı Trump’tan korumak
00:19 Erzurum’da sokak kedileri unutulmadı!
00:09 Hollanda-Türk İş Dünyası nereye koşuyor ve yeni bir sayfa mı açılıyor?
18:39 Türk bayrağına yönelik alçak provokasyona soruşturma başlatıldı
11:47 Kocaeli’nde kar ve yağışlar önce dereleri, sonra Sapanca Gölü’nü güldürdü
00:59 Uykusuzluk depresyona yol açıyor
00:57 ABD Başkanı Trump, Grönland’ı ilhak girişimi hakkında NBC’ye değerlendirmelerde bulundu
00:40 Esenboğa Havalimanı’nda 3. pist ve yeni kule hizmete girdi
00:40 İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Para Politikasında Zorlu Denklem

Para Politikasında Zorlu Denklem

Kur artışı ve kredi büyümesinden kaynaklanan enflasyon tehdidi azaldı. Bakır ve diğer birçok emtianın fiyatı da artış trendinde. Şirketlerin üretim maliyeti artarken bir yandan da bu alana destek politikalarının geliştirilmesi gerekiyor.

Doç. Dr. Nurullah GÜR & SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü

Para politikasında son iki aydır ciddi bir değişim yaşanmıyor. Ama TCMB’nin çözmesi gereken denklem zorlaşıyor. Faizler yükselince kur artışı ve kredi büyümesinden kaynaklanan enflasyon tehdidi azaldı. Arz koşulları ise enflasyonu sıkıştırıyor. Bakır ve diğer birçok emtianın fiyatı artış trendinde. Kuraklık, küresel gıda fiyatlarını yükseltiyor.

Bir taraftan da soğuk hava koşulları petrol üretimini sınırlandırdı ve petrol fiyatları 60 doların üzerini gördü. Küresel iklim değişikliğinin hava koşullarını nasıl dengesizleştirdiğine ve bunun hayatımızı nasıl etkilediğine dair ibretlik bir örnek yaşıyoruz. Neticede şirketlerin üretim maliyetleri artıyor. Bir de enflasyonu mayıs ayına kadar olumsuz etkilemeye devam edecek baz etkisi var. Enflasyonun yılın ilk yarısında yüzde 14 civarında seyretmesi muhtemel. Yüzde 17’lik politika faizine rağmen, arz enflasyonu karşısında TCMB’nin eli kolu bağlı. Bu koşullar, yılın ilk yarısı için olası bir faiz indiriminin önünü kapatıyor.

Enflasyonla mücadele ve özellikle finansal istikrar için eylül, kasım ve aralık toplantılarında faizi artırmak kaçınılmazdı. Ama yüksek reel faizin komplikasyonları olduğunu da unutmayalım. Faizler artınca, dışarıdan sıcak para geldi. TL’deki kan kaybı durdu.

Sıcak Para Çözüm Değil

Ancak, kurun bir anda bu kadar aşağıya gelmesi de iyi değil. Kurdaki oynaklık, reel sektörü bazen kurun seviyesinden daha fazla zorluyor. İhracatçılar endişelerini dillendirmeye başladılar bile. Parası döviz mevduatında olanlar, kur düştüğünde panik satışı yapmıyor. “Bu seviyeden satarsam zarar ederim, biraz bekleyim yükselince satarım” diye düşünen bir kitle var. Kurun geldiği seviyeyi döviz alımı için fırsat olarak görenler de mevcut. Üç yıldır döviz piyasasında süren dalgalanmalardan dolayı yatırımcıların zihinlerindeki bu sıkışmışlığın ve spekülatif fırsat arayışının önüne geçemiyoruz. Sıcak paraya bel bağlanmaz. Bu tipteki yabancı sermaye, kısa vadeli yüksek getiri peşinde koşar ve yatırım kararlarında dengeli bir tutum sergilemez. Ani sermaye çıkışlarının baş aktörleridir. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler 2021’de sıcak para için oldukça cazip. Zira küresel likidite bol ve gelişmiş ülkelerde faizler çok düşük.

Gelişmiş ülkelerde 2023’e kadar faizlerin yükselmesi beklenmiyor. Yine de dikkatli olmak lazım. Biden’ın açıkladığı 1.9 trilyon dolarlık mali teşvik paketinin Amerikan ekonomisini aşırı ısındıracağını ve enflasyonu tetikleyebileceğini düşünenler var. Bu senaryo gerçekleşirse, FED şu anki planından sapıp 2022’nin ikinci yarısından itibaren faiz artışını gündemine alabilir. Faizleri belki fiili olarak artıramazlar ama faiz artışına dair sözlü yönlendirmeye erken başlayabilirler. Bu bile gelişmekte olan ülkeler için bir tehdit olabilir. Para politikasını şekillendirirken bu ihtimali hesaba katmalıyız.

Reel Sektöre Destek Şart

Fiyat istikrarını ve finansal istikrarı sağlamaya çalışırken bir taraftan da salgının ekonomik aktivite üzerindeki zorlayıcı etkilerini düşünerek reel sektöre destek olmalıyız. Bunları aynı anda gerçekleştirmek gerçekten zorlayıcı. Başarıya yaklaşmak için farklı politikaların birbirini desteklemesi gerekiyor.

  • Maliye politikaları yoluyla reel sektörün üretim maliyetlerini düşürmeye yönelik verilen destek bir süre daha sürdürülmeli. îEkonomi ve hukuk alanındaki yapısal reformlar bir an önce hayata geçirilerek, sıcak paradan ziyade uzun vadeli yabancı sermayeyi Türkiye’de yatırım yapmaya ikna etmeliyiz.
  • TCMB, TL’deki değer kazancını fırsat bilerek rezerv biriktirme sürecini hızlandırmalı.
  • Yılın ikinci yarısında faizleri indirmek için ortam oluşabilir. Bu ortamın oluşması durumunda faiz indirimleri kademeli ve dengeli biçimde gerçekleşmeli. Son 15 yılda yaşadığımız tecrübeler, önden yüklemeli faiz indirimlerinin de gereğinden fazla uzun tutulan yüksek reel faizin de ekonomiye zarar verdiğini gösterdi.

[TÜHA Haber Ajansı, 27 Şubat 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.