Türkiye’nin İlk Yerli AV/EDR Uç Nokta Güvenlik Platformu Milli Savunma Bakanlığı’na Teslim Edildi
* Türkiye’nin İlk Yerli AV/EDR Uç Nokta Güvenlik Platformu, Milli Savunma Bakanlığı’na teslim edildi.
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
ANKARA, 12 MAYIS 2026 – Siber güvenlik mimarilerinde uç nokta güvenliği, özellikle gelişmiş tehditlerin artmasıyla birlikte kritik güvenlik katmanlarından biri haline gelmiş durumda. Geleneksel imza tabanlı yaklaşımların ötesine geçen saldırı teknikleri, uç noktalarda daha fazla görünürlük, davranışsal analiz ve gerçek zamanlı müdahale ihtiyacını beraberinde getiriyor.
Bu ihtiyaç doğrultusunda geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli AV/EDR Uç Nokta Güvenlik Platformu, SAHA 2026 kapsamında düzenlenen törenle Milli Savunma Bakanlığı’na teslim edildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda geliştirilen platform; Yeni Nesil Antivirüs ve EDR (Endpoint Detection and Response) kabiliyetlerini bütünleşik bir mimari altında birleştiriyor.
Neden AV/EDR?
Günümüzde gelişmiş tehdit aktörleri, klasik zararlı yazılım yaklaşımlarının ötesine geçerek süreç manipülasyonu, bellek içi çalıştırma, kimlik istismarı ve davranış tabanlı saldırı teknikleri kullanıyor. Bu nedenle modern uç nokta güvenliği yalnızca zararlı dosyaları engellemekten ibaret değil;
· süreç davranışlarının izlenmesi,
· olay korelasyonu,
· telemetri analizi,
· anomali tespiti,
· olay müdahalesi
gibi çok katmanlı yetenekler gerektiriyor.
EDR yaklaşımı, uç noktalardan sürekli veri toplayarak saldırı zincirinin görünür hale gelmesini ve tehditlere daha hızlı müdahale edilmesini mümkün kılıyor.
Platformun Teknik Yaklaşımı
C-Prot AV/EDR platformu;
· yüksek hacimli telemetri toplama,
· gerçek zamanlı olay analizi,
· davranışsal tehdit tespiti,
· merkezi yönetim,
· hızlı müdahale mekanizmaları üzerine inşa edildi.
Platformun temel hedeflerinden biri, uç noktalarda derin görünürlük sağlayarak gelişmiş tehditlerin erken aşamada tespit edilmesi ve operasyonel müdahale süresinin minimize edilmesi
oldu. Yeni Nesil Antivirüs ve EDR yeteneklerini tek ajan mimarisi altında birleştiren platform, yüksek telemetri ve gelişmiş tehdit tespit kabiliyetleri ile özellikle kritik altyapılar ve veri hassasiyeti yüksek kurumlar için konumlandırıldı.
Ayrıca çözüm, Pardus başta olmak üzere yerli ve milli işletim sistemleri ile tam uyumlu çalışacak şekilde geliştirildi.
Stratejik Önemi
Uç nokta güvenliği ve EDR teknolojileri; yüksek mühendislik, sürekli veri işleme ve gelişmiş tehdit istihbaratı gerektiren ileri seviye güvenlik sistemleri arasında yer alıyor. Bugün bu alanda çözüm geliştirebilen ülke sayısı oldukça sınırlı. Başta ABD, İsrail, Rusya ve Çin olmak üzere yalnızca belirli ülkeler ileri seviye EDR teknolojileri geliştirebiliyor. Türkiye’nin bu alanda yerli bir çözüm geliştirmiş olması, yalnızca teknik bir kazanım değil; kritik sistemlerin güvenliğinde dışa bağımlılığın azaltılması açısından stratejik bir eşik anlamına geliyor.
Bu platform aynı zamanda Türkiye’yi yalnızca bu teknolojileri kullanan değil, geliştirebilen ülkeler arasında konumlandıran önemli bir mühendislik kazanımı niteliği taşıyor.
Kritik Sistemlerde Uç Nokta Güvenliği
Modern savunma sistemleri artık yalnızca fiziksel platformlardan oluşmuyor. Haberleşme altyapıları, görev sistemleri, kontrol istasyonları ve çeşitli akıllı bileşenler büyük ölçüde yazılım tabanlı mimariler üzerinde çalışıyor. Dolayısıyla bu sistemlerin güvenliği; uç noktaların korunması, olayların izlenmesi, tehditlerin analiz edilmesi ve saldırılara hızlı müdahale edilmesi ile doğrudan ilişkili hale geliyor. Bu nedenle kritik altyapılarda kullanılan siber güvenlik katmanlarının yerli ve kontrol edilebilir olması stratejik önem taşıyor.
5 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen Siber Güvenlik Kurulu toplantısında da vurgulandığı üzere; kritik altyapıların korunması, veri egemenliği ve yerli teknolojilerin geliştirilmesi, Türkiye’nin öncelikli güvenlik başlıkları arasında yer alıyor.
Teslim Töreninde Öne Çıkan Mesajlar
SAHA 2026 kapsamında gerçekleştirilen teslim törenine Savunma Sanayii Başkanlığı Başkan Yardımcısı Hüseyin Avşar, MSB Muhabere ve Bilgi Sistem Dairesi Başkanı Tuğgeneral Mustafa Murat Kabukçu, SSB Siber Güvenlik ve Bilişim Sistemleri Daire Başkanı Murat Çizgel, HAVELSAN Genel Müdür Yardımcısı Kemal Kaptaner ve ilgili kurum ve kuruluşlardan temsilciler katılım sağladı. Törende yapılan konuşmalarda, özellikle kritik altyapılar ve savunma sistemlerinde kullanılan siber güvenlik teknolojilerinin yerli olarak geliştirilmesinin stratejik önemi vurgulandı.
C-Prot Yönetim Kurulu Başkanı S. Bilgehan Üstündağ, modern savunma sistemlerinin büyük ölçüde yazılım tabanlı hale geldiğine dikkat çekerek, bu sistemleri koruyan siber güvenlik katmanlarının da yerli olması gerektiğini ifade etti.
SSB Siber Güvenlik ve Bilişim Sistemleri Daire Başkanı Murat Çizgel, uç nokta güvenliği ve EDR teknolojilerinin günümüz güvenlik mimarisinin en kritik bileşenlerinden biri haline geldiğini ifade ederek, bu seviyede bir teknolojinin Türkiye’de yerli olarak geliştirilmiş olmasının stratejik önem taşıdığını vurguladı.
MSB Muhabere ve Bilgi Sistem Dairesi Başkanı Tuğgeneral Mustafa Murat Kabukçu ise sistemlerdeki zararlı faaliyetlerin artık yerli bir çözüm ile tespit edilip engellenebilecek olmasının önemli bir kazanım olduğunu belirtti.
HAVELSAN Genel Müdür Yardımcısı Kemal Kaptaner, konuşmasında, kritik kurumlarda kullanılan siber güvenlik teknolojilerinin yerli çözümlerle güçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, savunma ekosisteminde yerli siber güvenlik teknolojilerinin yaygınlaşmasının stratejik değer taşıdığını ifade etti.
Savunma Sanayii Başkanlığı Başkan Yardımcısı Hüseyin Avşar ise uç nokta güvenliğinin kritik önemine dikkat çekerek, bu alanda yerli bir çözüm eksikliğinin uzun süredir hissedildiğini belirtti. Avşar, geliştirilen platformun başta Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı olmak üzere kritik kurumlarda kullanılmaya başlanmasının önemli bir adım olduğunu ifade ederek, çözümün ülke genelinde yaygınlaştırılması için destek vereceklerini vurguladı.
Geliştirilen AV/EDR platformunun önümüzdeki süreçte savunma sanayii ile birlikte enerji, finans, kamu hizmetleri ve diğer kritik altyapı alanlarında yaygın olarak kullanılması hedefleniyor.
Bu teslimat, Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki yerli mühendislik kapasitesinin gelişimi açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor.