enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
20:42 48 il için “sarı” uyarı: Çığ, fırtına, sağanak ve kar yağışına dikkat
13:26 Trump, en kötü ABD Başkanı olarak tarihe geçecek
10:38 Somaliland Hakkında İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan Acil Toplantı
07:57 Araştırmacı Gazeteci | Yazar | Editör Merve Gürbüz: 2025’te Neler Oldu?
07:52 Ekim 2024’te kurulan Jandarma Otoyol Timleri, karayollarında yaşanabilecek her türlü olumsuz duruma karşı tek kolluk kuvveti olarak müdahale ediyor.
07:15 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Sarıyer-Kilyos Tüneli Projesi 2026 yılı içerisinde tamamlanacak
07:05 Kamuda EKPSS üzerinden 1573 engelli vatandaş istihdam edilecek
00:04 Yeni dünya düzeninde Güney Kafkasya’nın artan etkisi…
18:25 Vatandaşını en çok konut sahibi yapan lider!
15:33 Bu sadece saç kesimi değil, vatandaşın cebini “kırpma’ tarifesidir!
14:58 İstanbul Galata Köprüsü’ndeki Filistin’deki katliama “dur” eylemi
00:34 Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 2025’te yanan orman alanı 1 milyon 34 bin hektara ulaşarak kayıtlardaki en büyük kayıp oldu.
00:04 Gazeteci Feyza Gümüşlüoğlu, Körfez ülkeleri açısından 2025’in bilançosunu değerlendirdi…
00:03 Saadet partisi Lideri Mahmut Arıkan; İran, Türkiye için önemli bir ülkedir
00:03 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca, 2026 yılı Çevre cezaları belli oldu…
00:02 Corendon Airlines, 2025 yılı uçuş verilerini kamuoyuyla paylaştı.
00:01 İran: ABD’nin tehditleri BM Şartı’nı açıkça ihlal ediyor
00:00 Filistinli Gazeteci Duha HMİDAN, gündemin öne çıkan haberlerini aktardı
11:06 2026 Yılında Otoyol ve köprü geçiş ücretlerinde yeni bir düzenleme
08:56 Çorum’un yöresel lezzetleri arasında bulunan, kurabiye türü olan Çorum şekerlemesi tescillendi…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Yorum: AB’nin tek taraflı müdehaleleri ve Kıbrıs Türk halkının iradesine saygısızlık”…

Yorum: AB’nin tek taraflı müdehaleleri ve Kıbrıs Türk halkının iradesine saygısızlık”…
21.05.2025
A+
A-

* Avrasya İncelemeleri Merkezi’den (AVİM), Avrupa Birliği, Türkiye – ABD İlişkileri, Kafkasya, Propaganda Çalışmaları ve Terörizm konularında uzman Analist Hazel ÇAĞAN ELBİR, AVİM için “AB’nin tek taraflı müdehaleleri ve Kıbrıs Türk halkının iradesine saygısızlık” başlıklı bir yorum kaleme aldı.

* Detayı haberimizde!…

TÜHA/ TÜRKUAZ İnternational News Agency

Hazel ÇAĞAN-ELBİR (@HazelCagan) / X

Analist* Hazel ÇAĞAN ELBİR, AVİM

ANKARA, 21 MAYIS 2025 – Avrupa Birliği (AB) CELEBRATING 15 YEARS OF AVİM - A JOURNEY OF EXCELLENCE AND ASPIRATIONKomisyonu’nun, Johannes Hahn’ı Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atama kararı, Ada’daki siyasi gerçekleri ve hassas dengeleri hiçe sayan, Rum tarafının uzlaşmaz tutumuna hizmet eden bir provokasyondur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, “AB bizim rızamızı almadan herhangi bir sürece dahil olamaz[1]” şeklindeki sert ve haklı tepkisi, Türk tarafının egemen eşitlik ve uluslararası statü taleplerine olan sarsılmaz bağlılığını bir kez daha ortaya koymaktadır.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, María Ángela Holguín Cuéllar’ı Kıbrıs’taki kişisel temsilcisi olarak yeniden ataması ve Mart 2025’teki Cenevre toplantısında federasyon tezinin gündeme dahi alınmaması, iki devletli çözüm vizyonunun uluslararası alanda giderek kabul gördüğünü göstermektedir. Bu yazıda, AB’nin tek taraflı adımını diplomatik çerçevede eleştirecek, Türk tezlerini savunulacak ve iki devletli çözümün kaçınılmazlığı irdelenecektir.

On his first official visit to Chile, the European Commissioner for Budget and Administration, Johannes Hahn, will deepen relations between the two partners in the financial sphere | EEAS

Johannes Hahn

AB’nin Taraflılığı ve Diplomatik Teamüllere Aykırı Tutumu

AB’nin, Johannes Hahn’ı Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak ataması, “uzlaşı arayışına katkı” gibi sunulsa da, atama açıklamasındaki ifadeler, Rum tarafının tüketilmiş federasyon tezini yeniden canlandırma çabasını açıkça desteklemektedir. Rum tarafının, Ada’daki iki halkın eşit statüsünü yok sayan bu dayatmacı yaklaşımı, yıllardır çözümsüzlüğün temel nedeni olmuştur. AB’nin, Kıbrıs Türk halkının rızasını almadan ve Türk tarafının egemen eşitlik taleplerini göz ardı ederek sürece müdahil olması, diplomatik etik ve uluslararası hukuk ilkelerine aykırıdır. Bu adım, AB’nin 2004 yılında, Annan Planı’nı reddeden Rum tarafını tek taraflı olarak tam üye yaparak kaybettiği tarafsızlığını bir kez daha teyit etmektedir. Hahn’ın atanması, AB’nin Rum liderliğinin sözcüsü konumuna düşerek, BM’nin “yeni atmosfer” olarak tanımladığı diyalog sürecini baltalama girişimidir.

AB’nin bu hamlesi, BM Genel Sekreteri’nin Holguín Cuéllar’ı yeniden atayarak sürdürdüğü yapıcı sürece gölge düşürmektedir. Mart 2025’te Cenevre’de gerçekleşen gayriresmi toplantı, federasyon tezinin tamamen gündemden kalktığı ve iki devletli çözüm vizyonunun tartışıldığı bir dönüm noktası olmuştur. Türkiye ve KKTC’nin, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü taleplerini net bir şekilde ortaya koyduğu bu toplantıda, Ada’daki iki ayrı halk ve iki ayrı yönetimin varlığı uluslararası toplum nezdinde bir kez daha vurgulanmıştır. AB’nin, bu yeni gerçekliği görmezden gelerek federasyon tezine destek vermesi, sadece çözümsüzlüğü derinleştirmekle kalmayıp, uluslararası diyalog zeminine de zarar vermektedir.

Kıbrıs Türk Halkının İradesi ve İki Devletli Çözümün Kaçınılmazlığı

Cumhurbaşkanı Tatar’ın, “Kıbrıs Türk halkının iradesi ve egemenlik hakkı yok sayılamaz” şeklindeki açıklaması, Türk tarafının tarihsel ve hukuki haklılığına dayanmaktadır. 1960 Anlaşmaları, Ada’da iki egemen halkın varlığını tescil etmiş, ancak Rum tarafının 1963’ten itibaren uyguladığı şiddet ve dışlama politikaları, Kıbrıs Türklerini ortaklıktan koparmıştır. 1974’te Rum tarafının Yunanistan’a ilhak girişimi, Türkiye’nin garantör devlet olarak müdahalesini zorunlu kılmış ve 1983’te KKTC’nin kuruluşu, Türk halkının kendi kaderini tayin hakkının bir tezahürü olmuştur. Bugün, Tatar’ın liderliğinde savunulan iki devletli çözüm vizyonu, bu tarihsel haksızlıkların telafisi ve Ada’daki siyasi gerçeklerin bir yansımasıdır.

Mart 2025 Cenevre toplantısı, bu vizyonun uluslararası alanda yankı bulduğunu kanıtlamıştır. Türkiye’nin tam desteğiyle, KKTC’nin federasyon modelini reddederek iki devletli çözümü önerdiği 2021’deki BM toplantılarından bu yana, Ada’daki iki ayrı halk ve yönetim gerçeği giderek kabul görmektedir. Cenevre’deki son toplantıda, federasyon tezinin konu bile edilmemesi ve tartışmaların pratik iş birliği alanlarına odaklanması, Türk tarafının tezlerinin haklılığını tescillemiştir. Açılacak yeni geçiş noktaları, mayın temizliği, çevre ve iklim sorunları, tampon bölgede güneş enerjisi üretimi gibi konular, iki taraf arasında eşit statüye dayalı işbirliğinin mümkün olduğunu göstermektedir. Ancak, bu iş birliği, Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü taleplerinin tanınması şartına bağlı olacaktır.

UN chief's personal envoy on Cyprus to visit Island soon

María Ángela Holguín Cuéllar

AB’nin Çifte Standardı ve Uluslararası Topluma Mesaj

AB’nin, Hahn’ı atarken Türk tarafının rızasını almaması, zamanlama açısından da manidardır. Holguín Cuéllar’ın ay sonunda Ada’ya yapacağı ziyaret öncesinde atılan bu adım, BM sürecini gölgeleme niyetini taşımaktadır. Tatar’ın, BM ile yakın temaslarını sürdüreceğini ve Holguín ile uzlaşılan 6 inisiyatif çerçevesinde yapıcı çalışmalara devam edeceğini belirtmesi, Türk tarafının diyalogdan kaçmadığını, ancak dayatmalara boyun eğmeyeceğini ortaya koymaktadır. Türkiye’nin, çözümsüzlüğün sorumlusu olarak Rum tarafının siyasi ve ekonomik gücü Türklerle paylaşmayı reddetmesini işaret etmesi ise, Ada’daki gerçekliğin uluslararası toplum tarafından anlaşılmasını sağlamıştır.

AB’nin, “birlik dayanışması” kisvesi altında Rum tarafını koşulsuz desteklemesi, uluslararası toplum için bir dayatma olarak görülebilecektir. Türkiye’nin, BM’nin daha gerçekçi yaklaşımını memnuniyetle karşıladığı ve üçüncü taraflardan, özellikle AB’den, Rum tarafına arka çıkmayı bırakarak BM’nin iş birliği çabalarına destek vermesini istediği bir dönemde, AB’nin bu tek taraflı adımı, tarafsızlığını tamamen yitirdiğini göstermektedir. Ada’da kalıcı bir çözüm, iki halkın eşit statüde, karşılıklı saygıya dayalı müzakereleriyle mümkündür. AB’nin, Türk tarafının egemenlik hakkını yok sayarak attığı bu adım, çözümsüzlüğü derinleştirmekte ve uluslararası toplumun güvenilirliğine zarar vermektedir.

Ersin Tatar kimdir, kaç yaşında ve nereli? - Son Dakika Haberleri Milliyet

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, AB’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi atamasına yönelik tepkisi, Türk tarafının ilkeli ve kararlı duruşunun bir yansımasıdır. Mart 2025 Cenevre toplantısı, iki devletli çözüm vizyonunun uluslararası alanda giderek kabul gördüğünü kanıtlamışken, AB’nin federasyon tezine destek veren tek taraflı hamlesi, diplomatik teamüllere aykırı olduğu kadar, çözümsüzlüğün devamına hizmet eden bir hatadır. Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkı ve iradesi, hiçbir dış aktörün dayatmasıyla yok sayılamaz. AB’nin bu yaklaşımı en hafif tabiriyle “haddini aşmak olarak” değerlendirilebilecektir.

Uluslararası toplum, Türk tarafının iki devletli çözüm vizyonunu ciddiye almalı; AB ise, Rum tarafının baskılarından kurtularak tarafsızlığını yeniden kazanmalıdır. Türk tarafı, BM çerçevesinde yapıcı bir şekilde diyalog sürecine katkıda bulunmaya hazır olduğunu bir kez daha göstermiştir. Şimdi sıra, AB’nin çifte standartlarını sorgulayarak, Ada’daki iki halkın eşit statüsüne saygı gösteren bir yaklaşım benimsemesindedir. Aksi takdirde, AB’nin Kıbrıs meselesindeki rolü, Rum tarafının gölgesinde bir figüran olmaktan öteye gidemeyecektir. AB, Kıbrıs meselesi gibi hassas konularda gerekli duyarlılık ve titizliği göstermekten uzak kaldıkça, korkulur ki uluslararası platformlardaki itibar erozyonunun önünü alamayacaktır.

*Görsel: Hazel ÇAĞAN ELBİR


[1] KKTC Enformasyon Dairesi, “Cumhurbaşkanı Tatar: ‘Kıbrıs Türk Halkının İradesi ve Egemenlik Hakkı Yok Sayılamaz’,” 15 Mayıs 2025, https://pio.mfa.gov.ct.tr/cumhurbaskani-tatar-kibris-turk-halkinin-iradesi-ve-egemenlik-hakki-yok-sayilamaz/.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.