enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
14:42 ABD, İsrail, İran savaşından son gelişmeler…TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’nda
13:32 Bakan Uraloğlu: “Türkiye’nin ilk hızlı tren fabrikası bu yıl içerisinde hizmete alınacak”
13:18 Haluk Özsevim: AKRA Gran Fondo, sadece bir yarış değil, bir yaşam tarzı
00:29 Rusya’dan İran füzeleri iddiası
00:27 İran Krizi ve Türkiye’nin Diplomatik Rasyonalitesi: Normsuzluk Çağında İtidal
00:05 Mısırlı Yazar-Araştırmacı Prof. Ahmed El-Cendi yazdı: İsrail-ABD, İran savaşı sürecinde İsrail Türkiye’den Ne İstiyor?
11:36 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
08:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
08:17 Turizme savaş darbesi
07:31 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
07:12 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
00:58 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:42 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
00:41 İstiklal Marşı Siyaseti: Milli Menfaat ve Muhalefet
00:41 ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti…
00:28 Kürşad Zorlu, “Türkiye güçlü olursa Azerbaycan elbette güçlü olur”
00:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz”
00:08 Made in EU Nedir?
00:06 Ömer Çelik: İHA/SİHA kabiliyetlerimizi geliştirmemiz beka meselesidir
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Geçmişten Kimler Ders Almalı?

Geçmişten Kimler Ders Almalı?
A+
A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “yeni siyasi iklim ve uzlaşı arayışı” ile ilgili genel ilkeler olarak şunları söyledi: “Şiddeti övenlere, şiddeti bir hak arama yolu olarak görenlere, yedeğine silahı, terörü alarak siyaset yapmaya kalkanlara müsamaha ile yaklaşamayız.

Nebi Miş | Yazar | Kriter Dergi

Doç. Dr. Nebi MİŞ & SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü

 Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Bahçeli bu yeni yaklaşımınçözüm süreci“ne benzer “yeni bir süreç” olmadığını söyleseler de, özellikle medyada bu yeni yaklaşım çözüm sürecine referansla ele alınıyor. Aynı kavram setlerine atıf, o dönemin aktörlerinin benzer söylemleri, DEM ve terör elebaşı Öcalan’a biçilen rol gibi temalar öne çıkarılıyor.

Bu yeni yaklaşımdan hayırlı bir sonuç çıkması için eğer geçmiş çözüm sürecine bir atıf yapılacaksa, bu süreci kimin hangi saikle bitirdiğinin, çözüm sürecini heba edenlere o dönemde kimlerin nasıl destek verdiğinin açıkça konuşulması gerekir.

Bir önceki çözüm sürecinde, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan siyasi risk alarak iyi niyetle tarihi adımlar attı. Kürtlerin sorun olarak yıllardır dile getirdiği başlıklarda devrim niteliğinde değişimler yaşandı. Kürtçe siyasi propagandadan, devlet televizyonunda Kürtçe yayınların başlamasına ve Kürtçe seçmeli ders imkânına kadar birçok başlıkta demokratik açılımlar yapıldı.

Bugün, yeni çözüm sürecinin başladığını söyleyenler, söz konusu dönemde atılan adımları ve iktidarın çabalarını önemsizleştirdiler. Çözüm sürecini; HDP’nin, Kandil’deki terör elebaşlarının ve İmralı’nın bakış açısı üzerinden tartıştılar. HDP’ye demokratik baskı yapmak yerine, onun siyasi ajandasının taşıyıcılığına soyundular. HDP’nin çözüm sürecini istismar etmesini görmezden geldiler. 6-7 Ekim olaylarındaki rolüne ve hendek ve çukur eylemlerinde şiddeti meşrulaştıran söylemlerine karşı çıkmadılar.

Bunun yerine, Gezi Parkı şiddet eylemleri, MİT TIR’ları kumpası, 17-25 Aralık FETÖ’cü darbe girişimi gibi devletin kurumsal yapısını çökertmeye çalışan antidemokratik girişimleri hükümete karşı araçsallaştırdılar.

Seçilmiş hükümete yönelik içeriden ve dışarıdan koordineli olarak yürütülen müdahalelere sahip çıktılar. Hükümetin söz konusu müdahaleleri etkisiz hale getirmek için attığı adımları ve mücadele siyasetini “otoriterleşme” olarak gösterdiler.

Bu konuda öyle ileri gittiler ki, 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimine “kontrollü darbe” diyen muhalefete, yaptığının yanlış olduğunu bile söylemediler. En nihayetinde her türlü gelişmeye, “hükümete ve Erdoğan’a nasıl zarar verebilir” mantığı ile yaklaştılar.

Gelinen süreçte, Cumhur İttifakı’nın uzattığı bu eli mecrasının dışına çıkararak ve büyük beklentiler oluşturarak, gelecekte “biz demiştik” demek için yığınak yapan bir çevre var. Yine meseleye, iktidarı sıkıştırmak ve Cumhur İttifakı içinde bir ayrışma olabilir mi beklentisi ile yaklaşanlar var.

Bugüne kadar çözüm yerinin Meclis olduğunu söyleyen CHP’li aktörler, kendi yaklaşımını ve çözüm perspektifini ortaya koymak yerine topu taca atıyor. Bütün sorumluluğu iktidara yüklemeye çalışıyor. Eğer çözümün yeri TBMM ise, siyasi partilerin burada ortaya koyacağı somut öneriler olmalı. Kuşkusuz iktidardaki partiler de buna dahil.

Özellikle, çözüm sürecini sonlandıran HDP ve o dönemde bu partinin süreci sonlandırmak için attığı adımlara destek veren sol ve liberal çevreler bu süreçte aynı hatayı yapmamalıdır. Bu yeni yaklaşımı istismar ederek, iktidara nasıl bir zarar vereceğini hesaplayanlara karşı dikkatli olunmalıdır. Uzatılan eli heba etmemesi için DEM’e demokratik baskı önem arz etmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.