enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
26°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Sağanak Yağışlı
24°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
23°C

Azerbaycan ve Ermenistan sınır bölgesi TOVUZ’da çatışmalar ve nedenleri

Azerbaycan ve Ermenistan sınır bölgesi TOVUZ’da çatışmalar ve nedenleri
27.07.2020
0
A+
A-

TÜHA HABER / SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörlüğü Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER, 12 Temmuz’da Azerbaycan ve Ermenistan sınır bölgesi olan Tovuz’da çatışmaların vuku bulduğunu hatırlatarak, Ermenistan’ın hudut gerisinden askeri ve sivil yerleşim bölgelerine yaptığı roketatar ve top atışlarına Azerbaycan tank ve top atışları ile karşılık verdiğini söyledi.

Mehmet Çağatay Güler (@mehmetcagatayg) | TwitterMehmet Çağatay GÜLER, Çatışma 12 Temmuz ile sınırlı kalmamış, ilerleyen günlerde aralıklarla devam ettiğini belirterek, saldırılar sonucunda Ermenistan resmi rakam vermezken bölgeden alınan bilgilere göre biri subay yedi askerin etkisiz hale getirildiğine dikkat çekti.

Buna mukabil Azerbaycan tarafında biri tümgeneral dört subay, toplamda ise 11’i asker, 1’i sivil olmak üzere 12 kişinin şehit olduğunun altını çizen Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER, Bu noktada saha kaynakları Azerbaycan’ın Tovuz bölgesi komuta kademesi konvoyunun vurulması sonucu general ve diğer subayların hayatlarını kaybettiğini ifade etmektedir” dedi.

“Olayların ardından Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov görevden alınmış ve yerine eski Eğitim Bakanı Ceyhun Bayramov atanmıştır” diyen  Mehmet Çağatay GÜLER, Tovuz bölgesinin jeopolitik açıdan kritik bir öneme sahip bulunduğunu, İlk olarak Azerbaycan’ın önemli enerji hatlarının bu bölgeden geçtiğinin altını çizdi.

Mehmet Çağatay GÜLER, “Örneğin Türkiye’ye giden Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum boru hatları bu bölgeden geçmektedir. Aynı zamanda Bakü-Supsa petrol boru hattı yine bu hat üzerinden Gürcistan kıyılarına uzanmaktadır” dedi.

Gerek Türkiye’nin enerji arz güvenliği gerekse Azerbaycan’ın enerji talep güvenliği, taşıma ve aktarım güvenliği açısından bu bölgenin önemli bir coğrafi konuma sahip bulunduğunu belirten  Mehmet Çağatay GÜLER, aynı şekilde Azerbaycan’ın ekonomik istikrarı ve sürdürülebilir kalkınması açısından bu hatlar üzerinden elde edilen gelirlerin oldukça önemli olduğunu ve Enerji hatlarına ek olarak Bakü-Tiflis-Kars demir yolu gibi kritik taşıma ve lojistik hatlarının da aynı şekilde bu bölgeden geçtiğini açıkladı.

Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER, “Dolayısıyla bu hat kesildiği takdirde ve bu bölgeden sağlanan lojistik sekteye uğratıldığında Azerbaycan
için Türkiye’ye ve Avrupa’ya açılan alternatif bir rotanın bulunması zarureti doğacaktır” dedi.

“Benzer şekilde ülkenin kuzeyinden Gürcistan’a yeni bir maliyet gerektiren farklı bir hat oluşturulması da gerekecektir” diyen Mehmet Çağatay GÜLER,
eğer Tovuz bölgesinden geçen bağlantı kesilirse Azerbaycan’ın o zaman Ermenistan, Rusya veya İran’a mahkum olacağını ve kısacası bölgenin jeopolitik olarak büyük önem arz etttiğini hatırlattı.

Araştırma Asistanı GÜLER, İkinci olarak saha kaynaklarından edinilen bilgiye göre Tovuz’un dağlık ve engebeli yapısının sınır ötesinden diğer ülkedeki sivil yerleşim yerlerini ve askeri üsleri vurmayı kolaylaştırdığını, çatışmaya uygun bir alan sağladığının vurgu yaptı.

10 Nitekim 2014’te aynı bölgede çıkan çatışmayı ve sonucunda yaralanan siviller göz önünde bulundurulduğunda saldırının aslında yeni bir tercih değil eski bir stratejiye dayandığının ifade edilebileceğini ifade eden Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER, Ermenistan’ın bu bölgeyi yirmi altı yıldır Dağlık Karabağ bölgesinde devam eden çatışmaya ikinci bir cephe
olarak düşündüğünü bildirdi.

Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER, Üçüncü olarak bu bölgenin Gazah ve Gence rayonları üzerinden Bakü’ye açıldığını hatırlatarak, dolayısıyla ticaret ve ulaşım konularında da stratejik bir noktada bulunduğunu ve Dördüncü olarak ise bu çatışmaların Tovuz’da cereyan etmesinin siyasi nedenlerinin de yyer aldığını açıkladı.

Ermenistan başka bölgelerde de çatışma çıkartarak bu sayede uluslararası kamuoyunun ve bölgede faaliyet gösteren uluslararası kuruluşların da dikkatlerini Dağlık Karabağ üzerindeki ihtilaftan uzaklaştırmaya çalıştığına işaret eden Mehmet Çağatay GÜLER, “Karabağ sorununa farklı boyutlar katarak siyasi çözümün önüne geçmeyi, uluslararası hukuka aykırı attığı adımlardan dikkatleri farklı noktalara çekmeyi planlamaktadır” dedi.

Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER,  Karabağ ile Tovuz çatışmalarını harita üzerinde incelende iki bölgenin mekansal hiçbir ortak noktasının olmamasının hem bu argümanı desteklemekte hem de provokasyon ihtimallerini artırdığının altını çizdi.

“Söz konusu provokasyon Ermenistan’a ne kazandırmaktadır” sorusunun bu minvalde cevaplanmasının büyük önem arz eden kritik noktalardan bir tanesi olduğunu belirten Mehmet Çağatay GÜLER, Erivan yönetiminin Azerbaycan’a yönelik gerçekleştirilen saldırılardan ve zaman zaman baş gösteren çatışmalardan iki şekilde istifade ettiğini söyledi.

Mehmet Çağatay GÜLER, “Bunlardan ilki iç politikada gündem değiştirme aracı olarak kullanılmasıdır, ikincisi de yönetime olan halk desteğinin artırılmasıdır. Tovuz saldırılarını ele alacak olursak çıkış nedeninin ilk kategoride değerlendirilebileceğini görmekteyiz. Zira koronavirüs salgınının neden olduğu ekonomik buhrana ek olarak ortaya çıkan yönetilmesi güç sağlık koşulları Erivan yönetimini birçok veçhede zor durumda bırakmıştır” dedi.

“Halk arasında yönetime olan güven azalmış, sağlık imkanlarının yetersizliği nedeniyle önü alınamayan tıbbi sorunlar ile baş edilmeye çalışılmıştır” diyen Mehmet Çağatay GÜLER, tam da bu zamanda çatışmanın baş göstermesinin Ermenistan’ın iç politikadaki sorunları unutturma politikası izlediğine işaret ettiğinie vurgu yaptı.

Mehmet Çağatay GÜLER, yapısalcı bir yaklaşım olsa da her iki ülkenin de birbirini güvenlik tehdidi olarak nitelendirmesi ve bu tehdit algısı üzerinden halkın kolayca kontrol edilebilmesi iç siyasette hakim olan gündemin bu konu sayesinde rahatça değiştirilmesine neden olmaktadır” ifadesini kullandı.

“İkinci kategoriye baktığımızda ise 2017’de Ermenistan’da gerçekleştirilen parlamento seçimlerinden tam bir yıl önce Erivan yönetimi Azerbaycan ile yüzlerce insanın hayatını kaybettiği dört gün süren bir çatışmaya girmiştir ve tüm ekonomik sıkıntılara rağmen koltuk sayısını korumayı başarmıştır” diyen Mehmet Çağatay GÜLER,  “Her ne kadar arkasında başka nedenler gösterilse de halk desteğinin artırılması ve milliyetçilik duyguları üzerinden halkın konsolide edilmesi çatışmanın sebepleri arasındadır” dedi.

“Beşinci olarak çatışmaların nedenlerini değerlendirdiğimizde altı çizilmesi gereken en önemli faktör (yukarıda belirtilen diğer tüm nedenlerin ötesinde)
Rusya’dır” diyen Mehmet Çağatay GÜLER, “Gerek Çarlık Rusyası veya Sovyet Rusyası döneminde gerekse günümüzde bu iki ülke Rusya açısından jeopolitik öneme sahiptir” açıklamsında bulundu.

Mehmet Çağatay GÜLER, bu minvalde ilk olarak Rusya’nın bu iki ülkenin siyasetlerine müdahale etme nedenlerinin başında her iki ülkeye de yapılan
silah satışının geldiğine dikkat çekerek,  Azerbaycan’ın silah ithalatının yarısından fazlasını Rusya’dan yaptığının altını çizdi.

Bakü yönetiminin silah envanterinde bulunan Rus yapımı ürünlerin, Rusya’dan ithal edilen zırhlı araçlar ve tankların  Moskova yönetimine ekonomik gelir sağlarken aynı zamanda siyasi nüfuz kaynağı da oluşturduğuna vurgu yapan Mehmet Çağatay GÜLER, Söz konusu tek kaynağa bağımlılığın Azerbaycan’ın konvansiyonel savaş gücünü de düşürdüğünü ifade etti.

Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER, durumun Ermenistan için de farklı olmadığına dikkat çekerek,  Rusya’nın başkent Erivan’a iki saat mesafede olan Gümrü kentinde askeri üssü bulunduğunu ve Ermenistan’da resmi verilere göre Gümrü Askeri Üssü dahil Ermenistan’da 5 binden fazla Rus askeri olduğunu söyledi.

Söz konusu üslenme ve askeri varlık bölgede Rusya’ya ciddi bir nüfuz alanı açtığını hatırlatan Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER,  “Bölgedeki Rus askeri varlığı Erivan yönetimi tarafından Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı güvenlik aynı zamanda daha ucuz silah alma imkanı olarak görülmektedir. Ermenistan bir nevi arkasına Rusya’yı alarak Türk gücüne karşı güvenliğini tesis etmeyi hedeflemektedir” dedi.

Mehmet Çağatay GÜLER, Güvenlik üzerinden bölgede yürütülen politikalar ve bu bağlamda bakıldığında söz  konusu çatışmanın devamının, iki ülkenin birbirini güvenlik ve beka meselesi olarak algılamalarının, Rusya’ya bölgedeki siyasi, askeri ve ekonomik nüfuzunu tahkim etme şansı vererek büyük güç statüsüne
katkı sağladığının belirtti.

“Moskova yönetimi bölgede oluşturulan güvensizlik üzerinden yalnızca ekonomik ve siyasi güç elde etmemekte aynı zamanda çatışmanın sürdürülmesi ile birlikte bölgede Batı ülkelerinin ve kurumlarının nüfuz elde etmesini de engellemektedir” diyen Mehmet Çağatay GÜLER, “Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasını müteakip NATO, eski Sovyet coğrafyasını hedef alan politikalar belirlemeye başladı. Özellikle NATO’nun Azerbaycan ve Ermenistan’ın da dahil olduğu Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi’ni (KAİK) 1992’de kurması ve bu konseyin 1997’de Avrupa-Atlantik Ortaklık Konseyi olarak devam etmesi, aynı şekilde 1994’te Barış için Ortaklık programını devreye alması Rusya tarafından ulusal güvenlik tehdidi olarak algılanmıştır. Nitekim 1992’de başlayan Dağlık Karabağ’a yönelik Ermenistan işgali ile KAİK süreci uyuşmaktadır” dedi.

SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörlüğü Araştırma Asistanı Mehmet Çağatay GÜLER,  NATO’nun ardından AB’nin de bölgeye yönelik Avrupa Komşuluk Politikası altında stratejiler geliştirmesinin  aynı şekilde Rusya’ya karşı bir genişleme politikası ve güvenlik meselesi olarak kabul edildiğinin altını çizdi.

Mehmet Çağatay GÜLER, tüm bu dış politika stratejilerinin aslında günümüzde süregelen çatışmanın belirleyici nedenleri arasında yer aldığını, Literatürdeki tanımından yola çıkarak “donmuş çatışma”ya dönüşen Dağlık Karabağ sorunu ve durumun bölgede oluşturduğu istikrarsızlık ve barıştan yoksun durumun söz konusu kurumların ve bu kurumları yöneten devletlerin bölgedeki politikalarını baltaladığını, bahse konu kurumların iş birliği ve yatırım imkanlarını uzaklaştırdığını ve sonuç olarak da Rusya için güvenlik tehdidini ortadan kaldırdığını kaydetti.

HABER : Ataner YÜCE

***

MEHMET ÇAĞATAY GÜLER
SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörlüğü’nde araştırma asistanı olarak çalışmaktadır. Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Avrasya Çalışmaları Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini birincilikle tamamlamıştır. Roma La Sapienza Üniversitesi’nde
Siyaset Bilimi eğitimi almıştır. Hamburg Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tez araştırmalarında bulunmuştur. Building a Nuclear Empire: Nuclear
Energy as a Russian Foreign Policy Tool in the Case of Turkey adlı kitabın yazarı olan Mehmet Çağatay İtalyanca, Rusça ve İngilizce bilmektedir. Rus iç ve dış
politikası, Kafkasya, Orta Asya siyaseti, Avrasya jeopolitiği, enerji ve su politikaları konularında çalışmaktadır.

[TÜHA Haber Ajansı, 27 Temmuz 2020] 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.