enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:05 Katil, soykırımcı, terör örgütü ve lanetli İsrail’e, Türkiye ve 7 ülkeden kınama
00:04 ICE’a Tepki Büyüyor
00:04 ABD-Ukrayna-Rusya Üçlü Müzakereleri Devam Edecek
00:03 Uluslararası Deneyimler Çerçevesinde Türkiye’de Bakım Sigortasının Kurumsal Tasarımı
00:02 Kocaeli’n ‘Körfezray Metro Projesi’nde saha çalışmaları planlanan takvime göre hızla devam ediyor…
00:02 ABD’de Politik Çekişmeler ve Ermeni Diasporasının Etkisi: Dr. Mehmet Öz örneği
00:01 ‘Kürtlere Karşısınız’ Söylemi Neye Hizmet Ediyor?
00:01 TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, “Türk hukukuna göre Türkiye’de otel ve tur pazarlamak seyahat acentalarının işi”
00:00 “Habib-i Neccar”ın böyle dimdik ayakta olduğunu görenler Antakya’nın yeniden hayata döndüğüne kalben inanıyor”
14:41 Gazze Şeridi’nin dünyaya açılan ve Mısır sınırında yer alan Refah Sınır Kapısı’nın “deneme” amaçlı açıldığı duyuruldu…
06:53 Uluslararası kuruluşların ve Birleşmiş Milletler’in “Vicdani ve Alaki” sorumlulukları
06:29 ABD, İran’a Askeri Operasyona mı Hazırlanıyor?
05:41 “Kendimize güvenirsek her şeyi başarabiliriz”
04:33 DEVA Partisi’nden açıklama: Suriye’de en ağır bedeli kadınlar ve çocukların ödüyor
00:53 TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’ndan ‘Kahvaltı Haberleri’
00:36 Karabağ’da kalan Ermenilerin nakli ve tahrike yönelik propagandalar
00:30 RTÜK Başkanı Daniş: TRT, ülkemizin sesi, hafızası ve ortak değeri olmaya devam ediyor
00:22 Meteoroloji’den kritik uyarı: Sel, su baskını ve fırtınaya dikkat
00:16 İletişim Başkanı Duran: TRT, Türkiye’nin hakikatini ve değerlerini temsil ediyor
00:09 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Kahramanmaraş’ta, partisinin İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuştu
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Zirve Öncesi Türkiye-AB İlişkileri ve Türkiye’nin Irini’ye Cevabı

Zirve Öncesi Türkiye-AB İlişkileri ve Türkiye’nin Irini’ye Cevabı
01.12.2020
A+
A-

TÜHA HABER / Avrupa Parlamentosu, daha önce defalarca yaptığı gibi, Türkiye’ye karşı “taraflı” ve “düşmanca” bir karara imza attı. Bağlayıcılığı olmasa da, iki hafta sonra yapılacak AB liderler zirvesinde alınacak kararları etkileyecek şekilde, Türkiye’ye karşı yaptırım uygulanması çağrısı yapıldı.

             Prof. Dr. Kemal İNAT

Son bir hafta içerisinde Türkiye-AB ilişkilerinde iki önemli olumsuz gelişme yaşandı.

Önce “tartışmalı” Irini Operasyonu çerçevesinde görev yapan bir Alman savaş gemisinin Libya’ya ticari ürün taşıyan Türkiye bayraklı Roselina-A isimli gemiye “hukuksuz” ve “provokatif” müdahalesi ve sonrasında Türkiye’nin AB, İtalya ve Almanya’nın Ankara’daki diplomatik temsilcilerini Dışişleri Bakanlığına çağırıp protesto notası vermesi gerginliği yaşandı.

22 Kasım 2020 | Türk bandıralı "Roselina-A" gemisi, taşıdığı insani yardım malzemeleri ile İstanbul'dan demir alarak Libya'ya hareket etti. Yunan komutan tarafından sevk ve idaresi gerçekleştirilen İrini Harekatı'nda görevli Alman fırkateyni gemiyi Doğu Akdeniz'de Mora Yarımadası'nın güneybatısında uluslararası hukuka aykırı şekilde durdurdu ve gemiye askerleri çıkartarak arama yaptı.
22 Kasım 2020 | Türk bandıralı “Roselina-A” gemisi, taşıdığı insani yardım malzemeleri ile İstanbul’dan demir alarak Libya’ya hareket etti. Yunan komutan tarafından sevk ve idaresi gerçekleştirilen İrini Harekatı’nda görevli Alman fırkateyni gemiyi Doğu Akdeniz’de Mora Yarımadası’nın güneybatısında uluslararası hukuka aykırı şekilde durdurdu ve gemiye askerleri çıkartarak arama yaptı.

Ardından Avrupa Parlamentosu, daha önce defalarca yaptığı gibi, Türkiye’ye karşı “taraflı” ve “düşmanca” bir karara imza attı. Bağlayıcılığı olmasa da, iki hafta sonra yapılacak AB liderler zirvesinde alınacak kararları etkileyecek şekilde, Türkiye’ye karşı yaptırım uygulanması çağrısı yapıldı.

Her iki gelişmenin de, Avrupa’daki Erdoğan ve AK Parti karşıtı kesimlerin Türkiye’ye karşı çok sert kararlar çıkmasını istedikleri liderler zirvesi öncesinde yaşanması bir tesadüf olmasa gerek. Yine bu girişimlerin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” açıklamasının hemen ardından gelmesi de düşündürücü.

22 Kasım 2020 | Türk bandıralı "Roselina-A" gemisi, taşıdığı insani yardım malzemeleri ile İstanbul'dan demir alarak Libya'ya hareket etti. Yunan komutan tarafından sevk ve idaresi gerçekleştirilen İrini Harekatı'nda görevli Alman fırkateyni gemiyi Doğu Akdeniz'de Mora Yarımadası'nın güneybatısında uluslararası hukuka aykırı şekilde durdurdu ve gemiye askerleri çıkartarak arama yaptı.

22 Kasım 2020 | Türk bandıralı “Roselina-A” gemisi, taşıdığı insani yardım malzemeleri ile İstanbul’dan demir alarak Libya’ya hareket etti. Yunan komutan tarafından sevk ve idaresi gerçekleştirilen İrini Harekatı’nda görevli Alman fırkateyni gemiyi Doğu Akdeniz’de Mora Yarımadası’nın güneybatısında uluslararası hukuka aykırı şekilde durdurdu ve gemiye askerleri çıkartarak arama yaptı.

Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik yaklaşımı analiz edilirken en fazla dikkat edilmesi gerekli nokta, bu konuda yekpare bir politika ve tavrın olmadığı gerçeğidir. Nasıl Avrupa ülkeleri Türkiye’ye yönelik politikalarını şekillendirirken bir farklılaştırmaya gidiyorlar ve ülkemizdeki bütün aktörlere aynı gözle bakmıyorlarsa, bizim de Avrupa ile ilişkilerimizde bu farklı bakışları dikkate almamız gerekir.

Bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye politikası çok müdahaleci ve sertken bazılarının daha iş birliği odaklı olduğu görülüyor. Bunun yanında Türkiye konusunda en sert politika izleyen ülkelerde bile bu politikayı sorgulayan ve Ankara ile ilişkilerde iş birliğini öne çıkaran rasyonel kesimlerin var olduğunu da unutmamak ve onlarla iş birliği yollarını aramak gerekiyor.

Ancak 2000’lerin ikinci yarısından itibaren, gerek Almanya ve Fransa gibi AB ülkelerinin Türkiye’nin üyeliği konusundaki karşı çıkışları ve gerekse Türkiye’nin daha fazla bağımsızlığı öne çıkaran politikası nedeniyle Ankara ile Brüksel arasında yaşanan sorunların Avrupa’daki Türkiye karşıtı çevrelerin sayısını artırdığını da ifade etmek gerekir.

Bu gerçekler ışığında son gerginlik konularına değinmek gerekirse, her iki olayda da AB zirvesi öncesinde Türkiye ile ilişkileri gerginleştirip zirveden Türkiye konusunda ağır yaptırım kararları çıkmasını isteyen çevrelerin parmağı olabileceğini bilmek ve ona göre davranmak gerekir. Türkiye kuşkusuz gerek Libya gerekse Kıbrıs konularında kendi haklı çıkarlarının gereğini yapmaya devam edecek, ama bunu yaparken AB’yi bir bütün olarak karşısına almaktan kaçınacak ve Avrupa’daki provokasyon peşindeki aktörlerin haksız karar ve eylemlerini göz önüne sermeyi sürdürecektir.

Bu yüzden, Irini Operasyonu çerçevesinde yaşanan gerginlikte Türkiye uluslararası hukuku esas alan bir yol izliyor.

Ankara öncelikle, Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti (UMH) ile gerekli görüşmeler yapılmadan oluşturulan Irini Operasyonu’nun meşruiyetini sorgulayan bir açıklama yaptı. Zira BM Güvenlik Konseyinin Libya’ya silah ambargosu uygulanması konusundaki 2292 sayılı kararı, üye devletlerin “tek başlarına ya da bölgesel iş birliği” çerçevesinde “UMH ile gerekli görüşmeleri yaparak” silah ambargosunun uygulanmasına yönelik olarak Libya’ya giden ya da bu ülkeden ayrılan gemileri inceleyebileceklerini düzenliyor.

İkinci olarak, çarşamba günü yapılan MGK toplantısında bu meselenin görüşülmesinin ardından Dışişleri ve Millî Savunma Bakanlıkları arasında oluşturulan çalışma grubunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasında değindiği “sahadaki verilecek cevabın” ne olacağı netleşmeye başladı. Buna göre Türkiye, 2292 sayılı Güvenlik Konseyi kararında kararlaştırılan silah ambargosunun denetlenmesi konusunda kendi savaş gemilerini sahaya gönderecek. AB’den farklı olarak Ankara’nın bu adımı, Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararına uygun olarak UMH ile gerekli görüşmeleri yaparak atacağına kuşku yok. Bu şekilde Türkiye hem Hafter tarafına silah taşıyan gemileri engellemeyi hem de Batı Libya’ya ticari malzeme götüren Türk bayraklı gemilerin Roselina-A’nın yaşadığına benzer tacizlerle karşılaşmasını denetlemeyi amaçlıyor.

Üçüncü olarak Türkiye, yapılan incelemede boya ve insani malzeme taşıdığı anlaşılan Roselina-A’nın meşruiyeti tartışmalı Irini Operasyonu’na mensup bir savaş gemisi tarafından hukuksuz bir şekilde uzun süre yolundan alıkonulmasının yol açtığı ekonomik ve siyasi zararların giderilmesi için gerek diplomatik gerekse hukuksal yolları kullanmaya kararlı görünüyor. Zira söz konusu eylem yol açtığı ekonomik zararın yanında, Türkiye’nin prestijine zarar vermeyi amaçlayan bir girişimdi.

Fransa’nın Hafter’e silah desteğine göz yuman Almanya’nın Türkiye’nin ticaret gemilerine karşı müdahalesi başka nasıl tanımlanabilir ki?

[TÜHA Haber Ajansı, 01 Aralık 2020]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.