enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
18:25 Vatandaşını en çok konut sahibi yapan lider!
15:33 Bu sadece saç kesimi değil, vatandaşın cebini “kırpma’ tarifesidir!
14:58 İstanbul Galata Köprüsü’ndeki Filistin’deki katliama “dur” eylemi
00:34 Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 2025’te yanan orman alanı 1 milyon 34 bin hektara ulaşarak kayıtlardaki en büyük kayıp oldu.
00:04 Gazeteci Feyza Gümüşlüoğlu, Körfez ülkeleri açısından 2025’in bilançosunu değerlendirdi…
00:03 Saadet partisi Lideri Mahmut Arıkan; İran, Türkiye için önemli bir ülkedir
00:03 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca, 2026 yılı Çevre cezaları belli oldu…
00:02 Corendon Airlines, 2025 yılı uçuş verilerini kamuoyuyla paylaştı.
00:01 İran: ABD’nin tehditleri BM Şartı’nı açıkça ihlal ediyor
00:00 Filistinli Gazeteci Duha HMİDAN, gündemin öne çıkan haberlerini aktardı
11:06 2026 Yılında Otoyol ve köprü geçiş ücretlerinde yeni bir düzenleme
08:56 Çorum’un yöresel lezzetleri arasında bulunan, kurabiye türü olan Çorum şekerlemesi tescillendi…
08:47 Demir-Çelik sektöründen Türkiye ihracatına 2.3 milar dolarlık güçlü katkı
08:38 Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: 180 kültür varlığı 2025’te Türkiye’ye iade edildi
08:36 Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, TSK Spor Gücü Kır Koşusu Takımını Kabul Etti
08:04 Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’den, CHP Kongre ve Kurultay davalarına yeni karar
07:58 Güzelliğin Karanlık Yüzü: Denetimsiz Estetik
07:46 Hatay Sörf Merkezi LC Waikiki sponsorluğunda yılın son sörf şenliğini gerçekleştirdi
07:19 Uyuşturucuya Karşı Sadece Operasyon Yetmez!
07:19 Türkiye’de bir ilk: Derince’den yükselen “Noterli” devrim!
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Utanıyorum!

Utanıyorum!
12.11.2023
A+
A-

TurizmGündem.com yazarı Birgül AKGÜL, “Utanıyorum” başlıklı yazısında 17 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Singapur-Tokyo arasında 7 limanı kapsayan gemi seyahatinden söz ediyor. Yazının detayları şöyle:

17 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Singapur-Tokyo arasında 7 limanı kapsayan gemi seyahatine çıktım. Bu ikinci kruvaziyer tatilimdi. İlkinden çok etkilenmiştim, bu rotanın yeniden düzenlenmesini ise uzun zamandır bekliyordum. Katılabildiğim için çok mutluyum.

Ben de bir turizm emekçisiyim, zaman zaman hakkını savunduğum turizm çalışanlarından biriyim. Gençlik yıllarımdan bu yana çalışıyorum lakin hayallerimin peşinden koşmayı da ihmal etmiyorum. 14 yaşımda tanıştığım turizm sayesinde seyahat etmek benim için olmazsa olmaz bir durum, nefes almak kadar doğal bir süreç ve hak haline geldi.

Türk vatandaşına seyahat hayal bile değil

Turizm çalışanları barınma sorunu yaşarken, hala ama hala kötü maaş politikaları ile boğuşurken gördüğüm yerleri yazmaya utanıyorum.

Her kesimden arkadaşı, tanıdığı olan, kah lüks mekanlarda oturmuş kah yer sofrasına kurulmuş, çadırda da villada da kalmış biriyim. Farklılıklardan besleniyorum. Sevdiklerim, her meslekten insanlar hayalindeki tatili yapabilsin istiyorum. Az mı tanıştık İngiltere’de musluk tamircisi olup Marmaris’e tatile gelen turistlerle. Bizim tamircimiz, işçimiz, köylümüz neden yurt dışına tatile gidemesin?

“Ne tatili, ne seyahati Birgül, herkes senin gibi gezmeyi sevmek zorunda değil” diyebilirsiniz. Bu basit bir gezme merakı veya sevgi değil ki? Bu olması gereken, çok normal bir durum. Bu bir hak.

Seyahat edebilen toplumlar gelişiyor, empati kurabiliyor, farklı medeniyetlerle tanışıyor, kendindeki iyi ve kötü yönleri mukayese edebiliyor. O hep yeren, toplum şöyle-toplum böyle denerek üst perdeden yapılan muhabbetler var ya, işte onların temelinde Türk insanına dünya vatandaşı olma hakkı verilmemesi yatıyor. Gezecek, görecek, etkileşime geçecek ve paylaşacak. Hepsi bu. Tekrarlıyorum: Seyahat lüks değil, hak!

Amma velakin pasaport bedelinin bile fahiş olduğu ülkemizden kalkıp dünyanın farklı yerlerine gidebilmek, ülke nüfusumuzun çok büyük bir çoğunluğu için hayal edilebilir bile değil artık. Öncelik yalnızca geçim derdi oldu. Mesela özel okul diye saçma bir düzen yaratıldı, benim tura verdiğim parayı arkadaşım çocuğunun okuluna veriyor. Birlikte anı değil, birbiri ile yarışan velilerle yaptıkları saçma diyalogları biriktiriyorlar. Bu hale bilinçli şekilde getirildik. Yıllar içinde sistematik bir şekilde devlet eğitiminin içi boşaltıldı. Okulda dayak, hijyen sorunu, taciz haberleri ile algı yönetimi yapıldı, korkutulan ebeveynler özel okul girdabına itildi, çırpındıkça da batıyor, onları yutan bu döngüden çıkamıyorlar.

Vize ücretleri ve retler kâbus gibi

Geçtiğimiz günlerde 10 yıllık İngiltere ticari vizem için 44.000 TL ödendi. 1.600 dolar civarı bir bedel. Faturayı görünce ben yine boş durmadım, utandım. Hayatım başkalarının ayıplarına utanmakla geçiyor; neden olmadığım saçmalıkların utancını yaşamakla….

Almanya VIP vize randevusu dışında randevu vermiyor, bedeli 390 euro. Gemide günübirlik Vietnam-Nha Trang gezisi vardı. Tur öncesi aldığım vize için 100 dolar ödedim.

Peki biz ne kadar vize ücreti alıyoruz?

Çoğu zaman hiç. Neden? Çünkü biz vize ücreti alırsak kimse bize gelmez sanıyoruz. Peki, benim vize ücreti ödediğim ülkeden ben neden vize ücreti almıyorum? Tamam, o güçlü ekonomi, tamam ben turizmciyim, tamam o gelmezse ülke batar, tamam turizm olmasa ülke ekonomisi ayakta kalamaz! Evet turistin ülkeme gelmesini istiyorum ancak bedava da olmasın arkadaş. Benden para alandan ben de sembolik de olsa para alayım. 10 euro bile alsak nerden baksan 300 TL, birkaç aya 400 TL…Tamam kapıda yığılma da yaşanmasın onun da çözümü var; bize bazı ülkelerin uyguladığı gibi biz de e-vize uygulayabiliriz. Gelmeden vizelerini alırlar. Geçişte QR kod ile okutup geçerler.

Adını ilk kez duyduğum Afrika’da bir bölge olan Eritre bile bizden vize istiyor. Bu vize saçmalıklarını boykot ettiğim için son 5 yıldır tatillerimi vizesiz bölgelere gerçekleştiriyorum. Muaf tuttuklarımız bizden çatır çatır vize istiyor, üstelik gerekçesiz şekilde ret verip Türk vatandaşlarının yüzbinlerce eurosunu iç ediyorlar. Eşitlik ilkesi ile vize uygulayana-vize uygularım denmeli.

Dışişleri ve Turizm bakanlıklarına sesleniyorum. Devlet memuru öğretmenimize bile vize reddi verilirken biz neden bu kadar muafiyet sunuyoruz?

Dünya Gazetesinden aldığım bölümü aynen paylaşıyorum:

‘‘Türkiye’ye “ret” yıllar içinde düzenli arttı.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ne (PACE) sunduğu rapor, Schengen ülkelerinin Türkiye’den yapılan başvurularını reddetmesinin yıllar içinde düzenli şekilde arttığını gösteriyor. 2014’te her 100 başvurudan sadece 4’ü ret yerken; oran 2018’de yüzde 10.45’e, 2020’de yüzde 13.78’e, 2021’de yüzde 19’a yükseldi. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, 2023’te ret verilen vize başvurusunun yüzde 50’ye yaklaştığını öne sürdü.’’

Gezdiğim, gördüğüm, yediğim içtiğim bende kalsın.

Benim değil, Türk insanını bu hale getirenlerin utanması dileklerimle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.