Uluslararası Deneyimler Çerçevesinde Türkiye’de Bakım Sigortasının Kurumsal Tasarımı
* Bu analiz bakıma muhtaçlık riskine karşı toplumsal dayanışma esasına dayalı, hak temelli ve zorunlu bir “ulusal bakım sigortası” sisteminin kurulmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.
* İşte detayı!…
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
Doç. Dr. Zeki KARATAŞ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü
Sosyal Hizmet Bölümü, Sosyal Hizmet Anabilim Dalı Öğr. Göv. Doç. Dr. Zeki KARATAŞ, SETA için kaleme aldığı “Uluslararası Deneyimler Çerçevesinde Türkiye’de Bakım Sigortasının Kurumsal Tasarımı” başlıklı yazısında, Türkiye’nin, doğurganlık hızındaki düşüşler ve ortalama yaşam süresinin uzamasıyla hızla bir “demografik dönüşüm” sürecinin analizini yaptı.2024 itibarıyla yaşlı nüfus oranı yüzde 10,6 seviyesine ulaşmıştır. Bu yapısal değişim yaşlılık, kronik hastalık ve engellilik gibi riskler nedeniyle uzun dönemli bakıma muhtaç birey sayısını artırırken aileler ve mevcut sosyal yardım bütçeleri üzerindeki mali yükü sürdürülemez kılmaktadır. Türkiye’de bakım ihtiyacını prim ödeyerek hak edilen zorunlu bir sosyal sigorta kolu olarak ele alan bir güvence mekanizması bulunmamaktadır. Mevcut destekler (evde bakım yardımı gibi) gelir testine dayalı ve dar kapsamlı sosyal yardımlardan ibarettir.
Bu analiz bakıma muhtaçlık riskine karşı toplumsal dayanışma esasına dayalı, hak temelli ve zorunlu bir “ulusal bakım sigortası” sisteminin kurulmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bakım sigortası, sağlık sigortasından ayrı ve sürekli bağımlılık durumuna odaklanan yeni bir sosyal güvenlik kolu olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda dünyadaki örnekler arasında primli sosyal sigortanın öncüsü Almanya ve karma finansman modelini uygulayan Japonya incelenmiştir.
Türkiye için önerilen model uluslararası deneyimleri esas alarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde ihdas edilmeli, zorunlu ve karma finansmanlı (işçi, işveren primi ve devlet katkısı) olmalıdır. Model evde bakımın önceliği ilkesini benimseyerek hak sahiplerine hem nakdi yardım (bakım ücreti) hem de profesyonel ayni hizmetler sunmalıdır.
En kritik politika önerisi ise bakım hizmeti veren informal aile bireyi bakıcıların sosyal güvencelerinin (emeklilik ve kaza sigortası) sistem tarafından karşılanarak kayıt dışılığın önlenmesi ve hizmet kalitesinin standardize edilmesidir. Sistemin uzun vadeli mali sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla emeklilerin de prim ödemesi ve SGK bünyesinde bir “bakım ihtiyat fonu” oluşturulması esastır. Bu model demografik riskleri yönetme, sosyal adaleti sağlama ve tüm vatandaşlara insan onuruna yakışır bir yaşam güvencesi sunma hedefini taşımalıdır.
Modern toplumların en temel başarılarından biri olan ortalama yaşam süresinin uzaması aynı zamanda yeni ve karmaşık sosyal riskleri de beraberinde getirmiştir. Tarihsel olarak hastalık, kaza, işsizlik ve emeklilik gibi dört temel risk kolu üzerine kurulan sosyal güvenlik sistemleri, günümüzde “uzun dönemli bakıma muhtaçlık” riskini beşinci ve hayati bir güvence kolu olarak tanımlamak zorunda kalmıştır.
Yaşlılık, kronik hastalıklar veya engellilik neticesinde ortaya çıkan sürekli bakım ihtiyacı, bireyin yaşam kalitesini ve bağımsızlığını tehdit etmekle kalmayıp aynı zamanda aileleri aşırı mali ve duygusal yük altında bırakarak toplumsal dayanışmayı zorlamaktadır. Türkiye bu küresel eğilimin en hızlı yaşandığı ülkelerden biridir. Nüfus yapısı, yüksek doğurganlık hızına sahip genç bir yapıdan hızla yaşlanan bir demografik dönüşüm sürecine girmiştir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 65 ve üzerinde yaşa sahip yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı son yıllarda sürekli
artış göstermiş ve bu eğilimin önümüzdeki on yıllarda katlanarak devam edeceği öngörülmektedir. Bu hızlı yaşlanma süreci önümüzdeki dönemde bakıma muhtaç birey sayısının da kaçınılmaz olarak artacağına işaret etmektedir.
Geleneksel olarak bakım hizmetlerinin ana sağlayıcısı olan aile yapısı kentleşme, çekirdek aileye geçiş ve özellikle kadınların iş gücüne artan katılımı gibi sosyokültürel değişimler nedeniyle bu ağır yükü tek başına taşıyamaz hale gelmiştir. Bakıma muhtaçlık durumunun yüksek maliyeti halihazırda bu riski yönetmekte yetersiz kalan ve gelir testine dayalı sosyal yardım mekanizmalarına aşırı yük bindirmektedir. Bu da hem hizmet kapsamını daraltmakta hem de kayıt dışı ve güvencesiz bakımı yaygınlaştırmaktadır.
Türkiye’nin mevcut sosyal güvenlik mevzuatında ise prim ödenerek hak edilen, zorunlu ve bağımsız bir bakım sigortası kolu bulunmamaktadır.
Bu analizin temel amacı Türkiye’nin hızla artan bakıma muhtaçlık riskini yönetebilecek, maliyet etkinliği yüksek, hak temelli ve sürdürülebilir bir ulusal bakım sigortası modelini politika yapıcıların dikkatine sunmaktır.
Analiz bu yeni sosyal güvenlik kolunun gerekliliği, temel hedefleri ve sağladığı sosyal güvenceyi teorik çerçevede tartışarak başlamaktadır. Ardından bakım sigortası alanında uluslararası alanda öncü kabul edilen ve farklı finansman modellerini temsil eden Almanya (primli sosyal sigorta) ve Japonya (karma finansmanlı sistem) deneyimlerini detaylı bir şekilde incelemektedir.
Bu karşılaştırmalı analizler ışığında Türkiye’nin sosyoekonomik ve idari yapısına uygun, evde bakımı önceliklendiren, karma finansmanlı ve SGK bünyesinde ihdas edilecek kapsamlı bir ulusal bakım sigortası model önerisi sunmaktadır.
Sonuç bölümünde ise mevcut durumu değerlendirerek sistemin tesisi için gerekli yasal ve yapısal adımlara dair somut politika önerileri geliştirmektedir.
Nihayetinde bu analiz bakım sigortasının sadece bir sosyal harcama kalemi değil aynı zamanda yaşlı, engelli ve süreğen hastalığı nedeniyle bakıma muhtaç olan vatandaşların insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürme hakkının teminatı ve modern bir sosyal devletin temel gerekliliği olduğu tezini savunmaktadır.
BAKIMA MUHTAÇLIĞIN UZANTISI OLARAK BAKIM SİGORTASI
Bakım sigortasının nüfusun yaşlanmasıyla da ilgili olduğu inkar edilemez. Bununla birlikte her yaşlı değil de bakıma muhtaç yaşlı (ve engelli) için ayrıca önemli bir güvence sistemi olduğu not edilmelidir.
ANA HATLARIYLA BAKIM SIGORTASI
Bakım sigortası, sosyal güvenlik sistemleri içerisinde kurulan, zorunlu veya isteğe bağlı bir sigorta kolu olup bireyin yaşamının herhangi bir döneminde yaşlılık, kronik hastalık, kaza ya da engellilik gibi öngörülemeyen riskler neticesinde ortaya çıkan uzun dönemli “bakıma muhtaçlık” durumunda sürekli ve kapsamlı fiziksel ve/veya bilişsel desteğe olan gereksinimi güvence altına almaktadır.
Bakım sigortası bakıma muhtaçlık riskinden kaynaklanan maddi kayıpların ve gider artışlarının telafisini hedefleyerek hak sahiplerine insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürme imkanı sunmaktadır. Genellikle zorunlu sağlık sigortası kapsamında değerlendirilse de sağlık sigortasından temelde ayrılan bağımsız birsosyal sigorta koludur.
Sağlık sigortası hastalığın tanı, teşhis ve tedavi süreçlerini finanse ederek iyileşmeye odaklanırken bakım sigortası ise hastalığın tedavi edilmesi mümkün olmayan sonuçlarına odaklanmaktadır.
Bakım sigortası beslenme, hareket ve öz bakım gibi günlük aktivitelerde sürekli yardıma ve en az altı ay sürmesi beklenen sürekli bağımlılık durumuna karşı güvence sağlamaktadır.
Sağlık sigortası tıbbi iyileşmeyi hedeflerken bakım sigortası ise kişinin kendi kendine yeterli olamama durumunda ortaya çıkan, sürekli ve tekrarlanan destek gereksinimlerini karşılayarak bireyin bağımsızlığını sürdürmeyi ve yaşam kalitesini korumayı amaçlamaktadır. (devam edecek-BAKIMA MUHTAÇLIK)
***
Yazar hakkında
ZEKİ KARATAŞ
1993’te Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nden mezun oldu. Bir yıl özel bir huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde idareci olarak çalıştıktan sonra on yıl Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kuruluşlarda sosyal hizmet uzmanı ve idareci olarak görev yaptı. 2011’de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. 2012’de Recep
Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak atandı. 2016’da Selçuk Üniversitesi Sosyal Hizmet Ana Bilim Dalı’nda doktorasını tamamladı. 2021’de sosyal hizmet alanında doçent oldu. Halen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olup üniversitenin Engelli Öğrenci Birimi koordinatörlüğünü de yürütmektedir. Çocuk koruma sistemi, evde bakım hizmetleri, aile danışmanlığı, manevi sosyal hizmet, madde kullanım bozukluğu ve adli sosyal hizmet alanlarında yayınlanmış kitap, kitap bölümü, makale ve bildirileri bulunmaktadır.