Türkiye’de Bölgesel Tehdit ve Savunma Sanayi Politikası
* Günümüzde insan hakları ihlalleri sürekli artmakta ve uluslararası boyutta hukuksuzluk baş göstermektedir. Dünyanın her yerinde terör eylemleri devam etmektedir.
-Yunus Emre DADALI-
* İşte detayı!…
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Yunus Emre DADALI, Araştırmacı
ANKARA, 27 OCAK 2026 – Politik Stratejiler Araştırma Merkezi’den (POLSAM) Araştırmacı Yunus Emre DADALI, POLSAM için kaleme aldığı “Türkiye’de Bölgesel Tehdit ve Savunma Sanayi Politikası” başlıklı yazısında, günümüzde insan hakları ihlallerinin sürekli arttığını ve uluslararası boyutta hukuksuzluğun giderek baş gösterdiğine dikkat çekti.
Dünyanın her yerinde terör eylemlerinin devam ettiğinin altını çizen Yunus Emre DADALI, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, uzun yıllardır olduğu gibi günümüzde de terör eylemleriyle anılmayı sürdürdüğünü ve bunun yanı sıra Sudan, Hindistan ve Çin’in de halkın bir bölümüne ( Müslüman yoğunlukta) ağır baskılar uygulandığını belirtti.
(POLSAM) Araştırmacı DADALI, Çin tarafından Sincan Uygur bölgesinde Türk Müslümanlara yönelik ağır insan hakları ihlali bulunurken, Sudan’da Birleşik Arap Emirlikleri desteğiyle HDK ( Hızlı Destek Kuvvetleri) sivil halkı öldürdüğünü, Hindistan’da ise bazı kesimler tarafından Müslüman olduğu gerekçesi ile devlet ve halkın bir kısmı tarafında ötekileşme ve şiddet görebildiğini söyledi.
İsrail’in, masum insanların ölümüne yol açan eylemlerin “meşru müdafaa” olarak nitelendirdiğini ve bu tutumuyla günümüz terörizmine öncülük eden ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Yunus Emre DADALI, şunları söyledi:
“Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu çıkarları doğrultusunda uyuşturucu ticareti suçlamasıyla tutuklaması (petrol rezervlerine el koyma amacıyla), Donald Trump’ın İran’daki iç karışıklıklara müdahale edileceğine yönelik açıklamaları (protestoların ortaya çıkmasındaki CIA ve MOSAD müdahaleleri hariç tutulduğunda) ve Grönland konusunda Danimarka üzerinde kurduğu baskı, ABD’nin ilerleyen süreçte yeni bir küresel düzen kurma niyetinde olduğu şeklinde yorumlanabilir. İsrail’in ve Amerika’nın bu davranışları diğeri dünya ülkelerine yapılan bir tehdit olduğu kadar Türkiye’yi de tehdit etmektedir”.
(POLSAM) Araştırmacı Yunus Emre DADALI, diğer taraftan Suriye’deki Amerika ve Avrupa tarafından desteklenen YPG ve SDG’ nin terör eylemlerinin Suriye’nin ulusal güvenlik sorunu olduğu kadar Türkiye’nin de ulusal güvenlik sorunu olduğuna dikkat çekti.
Bu terör grupların PKK’nın Suriye uzantıları olduğunu hatırlatan Yunus Emre DADALI, “Uluslararası toplumun bu gelişmelere sessiz kalması, tehlikenin boyutunu artırmakta ve gelecekte diğer ülkelerin de ABD’nin öngörülemez savaş politikalarından etkilenebileceğini göstermektedir. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin insan hakları ve uluslararası hukuka aykırı uygulamaları karşısında, tüm ülkelerin gerekli önlemleri alması gerekmektedir” dedi.
DADALI, Türkiye’nin bu küresel gelişmeler karşısında aldığı en önemli önlemlerden birinin savunma sanayine yaptığı yatırımların olduğunu ve günümüzde güç unsurunun, doğrudan savunma sanayi kapasitesiyle ilişkilendirildiğini kaydetti.
2000’li yıllarda büyük ölçüde ithalata dayalı bir savunma sanayi anlayışı hâkimken, günümüzde yerli ve millî üretim odaklı bir modele geçildiğinin altını çizen (POLSAM) Araştırmacı Yunus Emre DADALI, “Bu dönüşüm sürecinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın belirlediği uzun vadeli hedefler ile kamu-özel sektör iş birliği belirleyici olmuştur. Bu süreçte niceliksel bir büyümeden ziyade niteliksel bir gelişim yaşanmıştır.2005 yılında yalnızca 250 milyon dolar düzeyinde bulunan savunma sanayi ihracatı, 2024 yılına gelindiğinde 7,15 milyar dolara çıkarak yaklaşık 29 kat artış göstermiştir. ASELSAN, ROKETSAN, MKE, TUSAŞ ve BAYKAR gibi kurumların AR-GE ve üretim faaliyetleri, Türkiye’de savunma sanayinin gelişimine öncülük etmiş ve gayrisafi yurt içi hasılaya önemli katkılar sağlamıştır. Bu bağlamda savunma sanayi, yalnızca askerî bir alan olmaktan çıkarak ulusal kalkınma ve sanayi politikalarının stratejik bir unsuru hâline gelmiştir” şeklinde ifade etti..
Söz konusu kurumların gelişiminin, ülke ekonomisine doğrudan katkı sağladığını ve diğer sektörlerin ilerlemesine de olumlu etkilerde bulunduğunu anlatan DADALI, Türkiye’de ve çevre bölgelerde terör eylemlerinin büyük ölçüde azalmasının ve Türkiye’nin Orta Doğu’da daha etkin bir aktör hâline gelmesinin, savunma sanayinde yaşanan bu gelişmelerle yakından ilişkili olduğuna işaret etti.
(POLSAM) Araştırmacı Yunus Emre DADALI, sözlerini şöyle noktaladı:
“Savunma sanayindeki ilerlemeye yönelik politikaların, kısa ve uzun vadede ülkeye yüksek düzeyde katkı sunması beklenmektedir”.