enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:13 Şubatın ilk haftası hava nasıl olacak?
00:11 İran Dışişleri Bakanı ​​​​​​​Arakçi: Ülkesinin ABD ile nükleer müzakereye hazır olduğunu daha önce de bildirdiğini açıkladı…
00:08 TRT ortak yapımı sessiz fedakarlığın gölgesinde bir kadın hikayesi: “Kanto”filmi, 6 Şubat’ta beyazperdede
00:07 Yeşilay Şile Şube Başkanı Şengül: Bağımlılıkla Mücadelede Toplumsal Sorumluluk Şart…
00:07 Bakan Fidan: ABD ve İran’ı müzakere masasına çağırıyoruz
00:06 Bakan Vedat Işıkhan, AK Parti Ordu İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuştu…
00:06 “Ankara 28 yıldır plansız, ranta dayalı büyüyor!”
00:05 İletişim Başkanı Duran: “Ülkemizi geleceğe taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz”
00:05 Basın İlan Kurumu ile Kredi Garanti Fonu arasında iş birliği protokolü imzalandı…
00:03 379 FETÖ iltisaklı sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi
00:03 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülke hayrına yaptığımız her işin önüne takoz koymaya çalıştılar
00:02 Belçika’daki dev Audi fabrikası kapandı…
00:01 Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’dan (PFDK) haberler…
00:01 Suriye devlet televizyonu: Şam yönetimi ile terör örgütü YPG arasında, yeni bir mutabakata varıldığını duyurdu
00:00 Yargıtay Başkanlığı’nca, deprem temalı ceza ve hukuk çalıştayları İzmir’de düzenlenecek
21:24 Son dakika gelişmesi… Fatih Ürek’ten acı haber geldi: Fatih Ürek 59 yaşında hayatını kaybetti.
13:12 Küresel Gazeteciler Konseyi’nden (KGK) Londra’da diplomasi turu 
11:26 İletişim Başkanı Duran, “Bağımlılık konusunda medya kuruluşlarına, habercilere, dizi ve film yapımcılarına ciddi sorumluluklar düşüyor”
10:53 MSB kaynakları: TSK’nın Barış Pınarı’ndaki bölgelerden çekildiği yönündeki haberler doğru değil
00:55 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata yurdumuz Orta Asya’nın refahına gerekli katkıyı yapmada kararlıyız”
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Siyasetin Merkezi ve Sahiplenme Siyaseti

Siyasetin Merkezi ve Sahiplenme Siyaseti
A+
A-

Siyasetin bir merkezi vardır. Bu merkezi, sosyolojinin çoğunluğunun değer dünyası belirler. Merkezi temsil eden siyasi partinin siyaset üretme kapasitesine göre, bazı dönemlerde çekim merkezi güçlenir.

Nebi Miş | Yazar | Kriter Dergi

Doç. Dr. Nebi MİŞ & SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü

Demokrasiye geçilmesinden bu yana siyasetin merkezini muhafazakar-mütedeyyin toplum kesimleri belirlemiştir. Merkezdeki partinin iktidarı, demokratik mücadele ile aşındırılmayınca, maalesef geçmişten bugüne siyaset ve demokrasi dışı yöntemler devreye sokulmuştur.

Tüm müdahalelere rağmen, 1950’den bu yana ekseriyetle siyasetin sağında yer alan merkez partileri millet tarafından iktidara getirilmiştir. Demokrat Parti’den, Adalet Partisi’ne, ANAP’tan, AK Parti’ye kadar burada bir değişiklik olmamıştır.

AK Parti döneminde, çekim faktörleri yüksek bir seviye devam ettiği için siyasetin merkezi daha da güçlenmiştir. Siyasetin merkezinin güçlenmesinde, Erdoğan’ın siyasi liderliği ve siyasette değişimi yönetmesi belirleyici olmuştur.

23 yıllık AK Parti’nin siyasal ömründe bir çok kez “siyasette boşluk” tartışmaları başlatılarak yeni partilere ihtiyaç olduğu kampanyası yapılmıştır. Hatta 2017’den itibaren bu tartışma gerçekçi olmayan ve mühendislik siyasetini içeren bir mahiyete büründürülmüştür.

Belirli özellikleri öne çıkarılan bazı siyasetçilerin AK Parti’den ayrılmasına siyasi zemin hazırlanmış ve böylece iki farklı parti kurulmuştur. AK Parti tabanın önemli bir kısmının bu partilere yöneleceği söylenmiş, yine bu partiler üzerinden, sağ muhafazakar ve mütedeyyin seçmenlerin CHP siyasetine alıştırılmasına yönelik özel bir gündem oluşturulmuştur.

Bu dönemde, muhayyel bir muhafazakar – mütedeyyinlik tanımı yapılarak yine hayali olarak kurgulanan seçmen blokları ayrıştırılmıştır. AK Parti’yi destekleyenler, negatif tanımlamalarla ötekileştirilerek hesaplaşılacaklar olarak kodlanmıştır. Yeni kurulan partilerin bir tabanı olmamasına rağmen varmış gibi gösterilerek, buraya oy verecek muhafazakar-mütedeyyinler de helalleşilecekler olarak tasnif edilmiştir.

SaadetDeva ve Gelecek partilerinin bu kesimler nezdinde “kullanım değeri” sonlanınca da muhafazakar mütedeyyin kesimler yeniden hedef haline getirilmiştir. Bir önceki yazı da belirtmiştim, bir taraftan sosyal medya üzerinden profesyonelce üretilen manipülatif içerikler bu kesimlerin üzerine yıkılmaya çalışılırken, diğer taraftan seküler ve muhalif çevrelerin tepkisini dindar ve muhafazakâr toplum kesimlerine yönlendirilmektedir.

Son günlerde, nefret söylemi, karalama kampanyası, toptan hedef haline getirme girişimlerine karşı, geçmişte “helalleşme blokunda” yer alan ne bir parti ne de bir aktör ya da medya temsilci tek bir cümle bile kurmuyor. Bu kesimleri seçim dönemlerinde sahiplenen Saadet, Gelecek, Deva, Yeniden Refah, hatta İyi Parti başkanları ve temsilcileri kendi dertleri ile meşguller. Bu konularda çıkıp tek kelime bile etmiyorlar.

Sosyoloji değişiyor. Muhafazakar ya da mütedeyyin kesimler de doğal olarak bu değişimin bir parçası. Bir partinin başarısı, sosyoloji ile siyaseti uyumlaştırmasına bağlıdır. Siyasetin ağırlık merkezi, önce kendi sosyolojisine sahip çıkmayı gerektir. Erdoğan, bunu başarabildiği için bu kadar uzun süredir iktidardadır.

Son bir söz; siyasette bu kadar değişim ve dönüşüm olmasına rağmen, bazen bu çevrelerin de aynı yerde çakılı kalamayacaklarını düşünüyoruz. Ama bu test alanları bu düşüncemizi her defasında yanlışlıyor. Kendi ülkesini ve insanlarını aşağılayan zihniyet bir türlü değişmiyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.